Bir kaşık sadece yemeğe ortak kılmaz insanı; bir sofrayı, bir kültürü ve koca bir mirası paylaşmanın ilk adımıdır. Ahilik kültüründe ustanın çırağına ilk iş aletinden önce kaşığını vermesi boşuna değildir; çünkü bu topraklarda kazanmayı öğrenmeden önce bölüşmeyi bilmek gerekirdi. Eski mutfakların 'Aşı yemeği kepçeden tanır' diyen bilgeliği, bir yemeği sadece pişirmenin değil, onu başkalarıyla paylaşmanın kıymetini anlatır. İşte elinizdeki Memleket Sofrası, tam da bu felsefeyle tasarlandı. Kapağında Selçuklu yıldızının merhametten sadakate, cömertlikten şükrana uzanan sekiz erdemli köşesini ve bu köşelere uzanan sekiz tahta kaşığı göreceksiniz. Etrafını saran buğday başakları bereketin, Anadolu kilim işlemeleri ise binlerce yıldır aynı dili konuşan toprağın birliğinin simgesidir.
Bu eser, masa başında yazılmış sıradan bir yemek kitabı değil. Anadolu Ajansı ekiplerinin Ramazan boyunca Türkiye'nin dört bir yanındaki dağ köylerine, balıkçı kasabalarına, bağ bozumu vadilerine uzanarak hazırladığı dev belgesel serisinin somut bir meyvesi. Karatay Belediyesi'nin katkılarıyla hayat bulan bu çalışma, unutulmaya yüz tutmuş tariflerin izini sürerken yaşayan mutfak hafızamızı kayıt altına aldı.
Kitapta tam 98 özel reçete var: 12 şifalı çorba, 70 kadim ana yemek ve 16 geleneksel tatlı. Sayfaları çevirdiğinizde Hatay'ın tuzlu yoğurt çorbasından tepsi kebabına, Kars'ın kaz yemeğinden Edirne'nin mutancanasına, Gaziantep'in yuvalamasından Karadeniz'in hamsili pilavına, Akdeniz'in zeytinyağlılarından İç Anadolu'nun bozkır lezzetlerine uzanan zengin bir coğrafya sizi karşılıyor. Üstelik Kedi Batmaz, Şöce Böce, Piçik ya da Düzce'nin tescilli melengücceği gibi adını belki de ilk kez duyacağınız ama ardında yüzlerce yıllık sırlar barındıran yerel reçeteler de bu derlemenin içinde yer alıyor.
Memleket Sofrası'nın en dinamik yanı ise dijital dünya ile kurduğu köprü. Tariflerin pek çoğunda bulunan QR kodları akıllı telefonunuzla okuttuğunuzda, Anadolu Ajansı'nın Ramazan belgeselindeki video kayıtlarına anında ulaşıyorsunuz. Yani sadece yazılı bir tarif okumakla kalmıyor; o yemeğin piştiği ocağın sesini duyuyor, usta ellerin ve yöre analarının samimi anlatımını doğrudan izleyebiliyorsunuz. Aynı zamanda günümüz dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu sıfır atık, israf etmeme ve mevsiminde malzeme kullanma ilkeleri de kitabın ruhunu oluşturuyor. Anadolu'nun kıtlık dönemlerinde bile sofraya bereket koymayı başarmış o sade bilgeliği; coğrafi işaretli ürünler, hazırlık ve pişirme süreleri, kaç kişilik olduğu ve vegan, vejetaryen ya da glütensiz seçenekleriyle tam bir rehbere dönüşüyor.
Bu çalışma yalnızca mutfak meraklıları için değil; köklerine dönmek, tabağındaki yemeğin arkasındaki insanı ve toprağı hissetmek isteyen herkes için kalıcı bir başucu eseri. Anadolu'yu bilenlere tanıdık bir sıcaklık, bilmeyenlere ise gönülden ve açık bir davet.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
