AŞK ŞİİRLERİNE
İLHAM VEREN
KADIN VE ERKEKLER

Şairlerin aşk dolu şiirleri içinde pek çok kişi kendi hissettiği ve belki tarif edemediği duygularla bir bağ kurar. Onları bu kadar özel ve vazgeçilmez kılan, okuyanı için her daim anlamlı olmalarına sebep olan da bu sahicilik, samimiyet ve aynı zamanda duygudaşlıktır. Sevgiliye aşk şiirleri ile seslenmek isteyenlere ilham olması dileğiyle aşk şiirlerine ilham olan kadın ve erkekleri hatırlayalım istedik.

Aşk dolu şairlerden aşk dolu şiirler

Aşk sözleri bazen ardı ardına sıralanıp en güzel aşk şiirleri için bir araya gelir. Âşık oldukları kişiye duydukları aşkın esaretinde güzel sözler ile bunu ifade eden şairlerin pek çoğunu biliriz; ama bu şiirlerin ortaya çıkmasına vesile olan kişi kimdir dendiğinde çok azımız bundan haberdardır. Oysa onlar olmasa belki bu şiirler de olmazdı. Türk şiirinde birbirinden güzel şiirleri ile kalplerde yer etmiş şairlerin başında Cemal Süreya gelir. Onun Tomris Uyar’a duyduğu aşkın en güçlü ifadelerinden birisi olan ve Sevda Sözleri kitabında yer alan Sayım şiiri “Ayışığında oturduk / Bileğinden öptüm seni” diyerek başlar.

Tomris Uyar sadece Cemal Süreya’nın değil, Turgut Uyar ve Edip Cansever’in de ilham perisidir. Turgut Uyar’ın Büyük Saat kitabında “Bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur” diye seslendiği kişi de yine odur. Cansever’in Yerçekimli Karanfil kitabında yer alan ve “Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç” diye başlayan şiiri ise yine kendisine yazılmış bir doğum günü hediyesidir.

Mevhibe Beyat ismi belki tanıdık gelmeyecektir; fakat Özdemir Asaf’ın Lavinia’sını bilmeyen yoktur. Hele ki şairin kendisi için yazdığı “Sana gitme demeyeceğim / Gene de sen bilirsin / Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim / İncinirsin” dizelerini... Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Mari Gerekmezyan’a yazdığı Karadut şiiri, hüsranla sonlanan bir aşkın sırrını taşır: “Ağaç isem dalımsın salkım saçak / Petek isem balımsın a gülüm / Günahımsın, vebalimsin” diyen Eyüboğlu’nun şiiri Dol Karabakır Dol kitabındadır.

Nazım Hikmet’in şiirlerine de ilham olan pek çok kadın var. Bunlar arasında biri var ki o en çok ismini duyduğumuz Piraye... Hikmet’in hapisteyken “Ne güzel şey hatırlamak seni: Bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin ve saçlarında” diye seslendiği mektuplardan oluşan Piraye’ye Mektuplar kitabı bu büyük aşkın kanıtı gibidir. Sezai Karakoç, “Açma pencereni perdeleri çek / Monna Rosa seni görmemeliyim / Bir bakışın ölmem için yetecek” dediği Muazez Akkayam’a adanmış Mona Rosa - Şiirler 9 bir diğer örnektir.

Dünya edebiyatında aşk şiirleri

Dünya edebiyatına baktığımızda da söz konusu durumun pek değişmediğini görmek mümkündür. Sevgi sözcükleri kadar hayal kırıklıkları ile de dolu bu sevgi şiirleri arasında bulunan şiirlerden biri modern korku edebiyatının ustalarından sayılan Edgar Allan Poe’nun Annabel Lee’ye yazdığı aynı isimli şiiri bir karasevda anlatısıdır. Yazarın bu ve başka şiirlerini merak ediyorsanız Bütün Şiirleri derlemesini okuyabilirsiniz. “Mutlu aşk yoktur” sözüyle de tanınan Fransız şair Louis Aragon ise Elsa’ya yazdığı şiirlerinden birinde büyük aşkına şöyle der: “Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de / Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm.” Bu gözler Elsa’nın Gözleri kitabına da ilham olmuştur.

Nobel ödüllü Şilili şair Pablo Neruda’nın Matilde’sine yazdığı şiirlerin derlemesinden oluşan Ayaklarına Dokunurum Gölgede mevzu bahir aşk şiirleri olduğunda es geçilmemesi gereken bir diğer kitaptır. Şair Matilde’ye bir şiirinde şöyle seslenir: “Sevgimin iki canı var seni sevmeye / Bu yüzden sevmezken seviyorum seni / ve bu yüzden severken seviyorum seni.”

Yüreklere dokunan aşk şiirlerini sadece erkekler yazmamıştır. Bazen de erkeklerin ilham olduğu aşklar kadın şairlere şiirler yazdırmıştır. Hüzün dolu bir hayata sahip Sylvia Plath’ın acı dolu Aşk Mektubu şiirinde “Kolay değil ifade etmek yaptığın değişikliği / Eğer hayattaysam şimdi, o halde ölmüştüm” diye sitem ettiği kişi ünlü şair Ted Hughes’tır. Plath’ın ölümünden sonra yayınlanan Ariel ve Seçme Şiirler kitabı Ted Hughes ile yaşadığı duygu dünyasına dair fazlaca fikir verir.

Fars edebiyatının en etkili sanatçılarından kadın şair Furuğ Ferruhzad’ın bir başkasıyla evliyken editörü Nasir Hodayar’a duyduğu aşkla yazdığı Günah şiiri “Ey bağrı can bağışlayan, seni / Seni ey aşığım benim divanem!” diye son bulur. Hodayar ile ilişkisi ise acı ve keder dolu bir son bulacaktır. Belki de bu yüzden kitabının ismi Yaralarım Aşktandır olur. Son olarak dünya edebiyatının iki büyük aşığı Paul Celan ve Ingeborg Bachmann’a değinelim. İkisi de birbirine ilham olan bu hazin aşk öyküsünün karakterlerinin mektuplarından oluşan Kalp Zamanı kitabı hem II. Dünya Savaşı sonrasının Avrupa’sına ayna tutar hem de bu iki güçlü şairin birbirine ilham olan aşklarını belgeler.

x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız