Zafer Toprak 5 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

İş Bankası Kültür Yayınları Zafer Toprak 5 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
3.251,07 TL
4.251,07 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

Atatürk - Kurucu Felsefenin Evrimi Hürriyet ve istiklâl benim karakterimdir. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evlâdı kalmalıyım. Bu sebeple millî istiklâl bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menâfii [menfaatleri] icab ettirdiği takdirde beşeriyeti teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet muktezâsından [gereklerinden] olan dostluk ve siyaset münasebâtını büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan sarf-ı nazar edinceye kadar bîaman düşmanıyım. Atatürk - 24 Nisan 1921 ,Hâkimiyet-i Milliyye gazetesi yazarıyla söyleşi Cumhuriyet'in kurucu felsefesinin ardında, sosyal ve beşeri bilimler alanında Tanzimat sonrası yüz yıl boyunca birikmiş telif ve tercüme eserler vardı. Aydınlanma felsefesi, Fransız Devrimi, 19. yüzyılın düşün ortamı ve Üçüncü Cumhuriyet Fransası'nın pozitivist, solidarist, seküler dünya görüşü Jön Türkleri ve Kemalist kadroları derinden etkiledi. Milli Mücadele Batı'ya karşı verilmiş, Düvel-i Muazzama alt edilmişti. Ancak çağdaş ve laik bir yapılanma sürecinde Atatürk yine Batı'nın düşün ortamından esinlendi. Cihan Harbi kaotik bir ortam yaratmış, savaş ertesi yeni bir çağ doğmuştu. İmparatorluklar sona ermiş, ulus-devletler çağa damgasını vurmuştu. Osmanlı'nın küllerinden ise Atatürk'ün önderliğinde yeni bir Türkiye doğuyordu. Yüz yıllık gelişimi süreklilikler ve kesintiler bağlamında ele alan Atatürk – Kurucu Felsefenin Evrimi ana kaynaklara iniyor, Atatürk'ün Çankaya kitaplığının ve sofrasının çağdaş Türkiye'nin oluşumunda ne denli önemli işlev gördüğünü ortaya koyuyor. Prof. Zafer Toprak Koç Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi (Emeritüs) öğretim üyesidir. (Tanıtım Bülteninden) Türkiye'de Yeni Hayat - İnkılap ve Travma 1908 ... Meşrutiyet’in Türkçeye kazandırdığı ya da yaygın hale getirdiği iki sözcük “millî” ve “yeni”ydi. “Millî” doğmakta olan ulusal kimliğin veciz bir ifadesiydi; siyasî yönü güçlüydü. “Yeni” ise toplumsalı ifade ediyordu ve toplumun değişik katmanlarına nüfuz edişi II. Meşrutiyet yıllarında gerçekleşti.1908 bir siyasal devrimdi; sosyal bir devrimle pekiştirilmedikçe güdük kalacaktı. “Yeni hayat” bu anlayışın ifadesiydi. Yaşam anlayışında radikal bir dönüşümü simgeleyen “yeni hayat”ın omurgasını ise kadının konumu oluşturdu. Bu nedenle “yeni hayat” kadının dönüşümünü, “yeni kadın”ın inşasını gerektiriyordu.Cihan Harbi sonrası yeni bir ulus inşa edilirken Meşrutiyet’in ilk yıllarından beri gündemde olan “yeni hayat” anlayışı güç kazanmıştı. Cumhuriyet’i Osmanlı’dan yol ayrımına sokan ana eksen buydu.Koca imparatorluklar çökerken bölgesinde kendi iradesiyle yönünü çizen tek ülke Türkiye olmuş, Cihan Harbi’ni yitirmesine karşın Sevr’i tanımamış, direnmiş ve Milli Mücadele ile yeni bir devlet kurmuştu.Diğer yandan, on yılı bulan uzun savaşlar sürecinde insan kaynaklarının, erişkin nüfusunun önemli bir bölümünü yitiren, her açıdan yoksullaşan ülkede Cumhuriyet’in reform kaygıları, seküler bir yaşam özlemi, Doğu kültür normlarını terk edip Batı medeniyetine geçiş süreci ise nesiller arası kopukluklara ve toplumsal uyumsuzluklara neden olacaktı. Türkiye inkılapları ve toplumsal travmayı birlikte yaşayacaktı.Türkiye’de Yeni Hayat 1908-1928 bir anlamda yaşanan bu toplumsal travmanın öyküsü. Prof. Dr. Zafer Toprak, nüfus sorunu başta olmak üzere Cumhuriyet Türkiyesi’nin karşılaştığı darboğazları, savaş mağduru insanların travmalarını, çözümsüzlüklerini, toplumsal katmanların “yeni hayat”a uyumsuzluklarını o günün kaynaklarından yola çıkarak gün ışığına çıkarıyor. (Tanıtım Bülteninden) Türkiye'de Milli İktisat 1908-1918 İkinci Meşrutiyet yıllarının “milli iktisat” politikası Türkiye’nin bağımsızlığa yöneliminde önemli bir başlangıç oldu. Süreç bir yönüyle siyasi bağımsızlığa giden yolda atılan önemli bir adım iken, diğer yönden iki dünya savaşı arasında gündeme gelen “küresizleşme” evresine Türkiye’nin katılımıydı. 19. yüzyılın ülkeyi bağımlı kılan liberal dünyasına bir başkaldırı, ulusal kimlik arayış süreciydi. 1908 Jön Türk devrimi Osmanlı’yı kaotik bir evreye soktu. Aynı zamanda Cihan Harbi sonrası kurulan yeni dünyada Cumhuriyet için laboratuvar işlevi gördü. 1908-1938 dönemi Türkiye’nin “ictimaî inkılâb” diye nitelediği köklü bir dönüşüm evresi, çağdaş Türkiye’nin inşa aşaması oldu. İşte bu süreçte “milli iktisat”la yola çıkılmış, 20’li yıllarda “devlet iktisadiyatı”, 30’lu yıllarda ise “devletçilik” ile ülkenin iktisadi bağımsızlığı gerçekleştirilmişti. Değerli tarihçimiz Prof. Dr. Zafer Toprak’ın son yıllarda peşpeşe yayımladığı ve kısa bir süre içinde Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan yeniden çıkacak olan Türkiye’de Popülizm 1908-1923, Türkiye’de İşçi Sınıfı 1908-1946, Türkiye’de Yeni Hayat 1908-1928, Türkiye’de Kadın Özgürlüğü ve Feminizm 1908-1935, Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji ülkenin bu otuz yıllık evrede geçirdiği köklü dönüşümlerin değişik boyutlarına değiniyor. Bundan kırk yıl önce yazılmış olmasına karşın güncelliğini koruyan ve sürekli güncelleştirilen Türkiye’de Milli İktisat 1908 1918, Cumhuriyet ile birlikte yaşanan devrimin temellerine uzanan bir klasik. (Tanıtım Bülteninden) Türkiye'de Popülizm 1908 - 1923 Bu kitaba yönelik ilk çalışmalarım 1970’li yılların ikinci yarısında başladı. Toplum ve Bilim’in kurucuları arasında yer alırken dergi sayesinde düşünce tarihine yönelik bir dizi makale yayınlama fırsatı buldum. 1977 yılında derginin ilk sayısında yer alan “Türkiye’de Solidarist Düşünce: Halkçılık” başlıklı yazımı sonraları sürekli genişletip geliştirdim. Bu arada doktora tezi çalışmalarım sırasında, Cihan Harbi yıllarında “milli iktisat”ın solidarizmle bağlantılarını görme fırsatım oldu. Solidarizm ise popülizmin kapılarını açtı.Prof. Dr. Zafer ToprakII. Meşrutiyet, altı yüz yıllık bir imparatorluğun çöküş öyküleriyle bunalıma sokulduğu bir dönemde yeni bir yapılanma sürecinin habercisiydi. Bir anlamda Osmanlı’ya özgü “aydınlanma” çağıydı. 19. yüzyıl pozitivizmi ve III. Cumhuriyet Fransası’nın toplumsal düşüncesi, başta Paris’e sığınmış Jön Türkler olmak üzere, Osmanlı aydınını derinden etkilemişti. Diğer bir deyişle Osmanlı Devleti’nin çağdaşlaşma modeli büyük ölçüde Fransız örneğinden esinlendi. III. Cumhuriyet Fransası’nın solidarist toplum anlayışı II. Meşrutiyet yıllarına damgasını vuracak ve Cumhuriyet Türkiyesi ile birlikte çok partili döneme kadar sürgit devam edecekti.Diğer yandan, 19. yüzyılın ikinci yarısında bir köylü toplumu olan Rusya’da aydınlar “halka doğru” gitmişti. Geri kalmış bir ülkede, baskıcı bir rejime karşı modernist bir entelijansiya, nihilizmin ardından popülizme, oradan da Marksizme yönelmişti. Batı’nın dışında yer alan gecikmiş birçok ülkede, Rusya’da “halka doğru” hareketini başlatanlar örnek alındı. Bu, Osmanlı İmparatorluğu için de geçerliydi.Türkiye’de bir ideoloji olarak halkçılığa yönelik görüşler ilk kez Rusya’dan gelen göçmenlerle, özellikle Yusuf Akçura’nın Halka Doğru dergisinde gündeme gelmişti. 20. yüzyılın ikinci yarısında bağımsızlığını kazanan birçok ülkenin aydınlarında görülen popülizm geleneğinin ilk örneklerinden biri Osmanlı popülizmi, ya da halkçılığı oldu. Bu halkçı düşünce Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet Türkiyesi’ne geçişin, ulus-devlet kuruluşunun omurgasını oluşturdu.Prof. Dr. Zafer Toprak, Türkiye’de Popülizm, 1908-1923 ’te Türkiye’de halkçılık düşüncesinin köklerinin izini sürerken, II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e uzanan yılların entelektüel panoramasını da çok geniş bir yelpazede ele alıyor. (Tanıtım Bülteninden) Cumhuriyet ve Antropoloji Cumhuriyet ve Antropoloji Tanzimat sonrası yüz yılı kapsayan bir bilim tarihi. 1930'lu yıllarda gerçekleştirilen bilimsel ve kültürel devrimin geri planında yer alan birikime odaklanıyor.Tarihçilerce "katastrofik" ve "karanlık" bir evre diye nitelenen iki dünya savaşı arası dönem, Türkiye'nin kendi "yeni insan"ını inşa ettiği yıllar oldu. Çağdaş bilim ve eğitim anlayışının temelleri uluslaşmanın ilk evrelerine özgü romantik özlemlerle 1930'lu yıllarda atıldı. Harf devrimi ertesi 1928-1938 evresi bilim anlayışında milat sayıldı. İlköğretimden yükseköğretime antropolojik verilerle yüklü bir geçmiş vurgulandı. Süreç tarih, coğrafya, dilbilim, mantık, jeoloji, biyoloji başta olmak üzere geniş bir bilim yelpazesini kuşattı. Kültür devrimi ise Anadolu insanı üzerine Batı'daki nasırlaşmış önyargıları sorgulayan bir projeye dönüştü. Prof. Dr. Zafer Toprak, Cumhuriyet ve Antropoloji 'de yine çok zengin bir malzeme külliyatına dayanarak, bunalımlı bir evrede doğayla barışık bilimsel kaygıları belgeleriyle dile getiriyor.Prof. Dr. Zafer Toprak Boğaziçi Üniversitesi Emeritüs Öğretim Üyesidir. (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.