Sepette İndirim
10.581,50 TL11.581,50 TL
--- Ergenlik Dönemim ---
Elbette ben de bazılarına karşı duygu kırıntıları hissettim, baştan sona aşk acısı çektiğim oldu ama tüm hayatımı ele geçirecek türde bir aşk yaşamadım. Adeta büyümüş de küçülmüş bir çocuktum, yetişkinlerin gülünç hallerinden mümkün olduğunca uzak durmak istedim hep.
Yukio Mişima’nın 1957 yılında
Myojo
dergisine dikte ettirdiği anılarından oluşan
Ergenlik Dönemim
, yazarın çocukluk yıllarından itibaren Japon eğitim sistemine, savaş yıllarının toplum ve birey üzerindeki yıkıcı etkilerine, edebiyatla ve sinemayla kurduğu kişisel bağlara ışık tutuyor. Üstelik geçmişini anlatmakla kalmıyor; düşünsel dünyasını şekillendiren kırılma anlarını, eserlerine yön veren kaynakları ve ölümle yaşam arasındaki gerilimi son derece içten bir dille aktarıyor.
Japonca dışında başka bir dilde ilk kez yayımlanan bu kısa ve yoğun otobiyografik metin, Mişima’nın yüzüncü doğum yılında onun edebiyatına ve dünyasına selam veren eşsiz bir belge niteliğinde.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yıldız - Kısa Modern ---
Rikio gençliğinin baharında bir oyuncu. Ünlü olmaktan ve ona mektuplar gönderen, uzaktan adını haykıran hayranları olmasından görünüşte çok memnun. Kamera karşısında bir süreliğine bir başkasına dönüşen Rikio, setten uzaklaştığındaysa bir yıldız olmanın ne demek olduğunu sorgulamaya ve absürd, yüzeysel varoluşuyla yüzleşmeye başlar. Yukio Mişima’nın bir yakuza filminde rol aldıktan sonra yazdığı Yıldız, Japon edebiyatının sıra dışı yazarından şöhreti ve yabancılaşmayı anlatan çarpıcı bir hikâye.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Güneş ve Çelik ---
Bedenin ciddiyeti ve zarafeti içinde taşıdığı ölüm unsurundan ibaretse, ona giden yol gizlice acıdan, ıstıraptan ve yaşamın kanıtı olan bilincin sürekliliğinden geçerdi.Mişima'nın yazdığı kurgusal metinlere açılan bir pencere olan Güneş ve Çelik, yazarın gençlik yıllarından beri noksan hissettiği entelektüel ve atletik alanda kendini nasıl eğittiğinin ve nasıl geliştirdiğinin kurgusal olmayan öyküsüdür. Mişima erkeklerdeki güzellik algısı, ideal uğruna ölüm ve sürekli antrenmanlarla elde edilen disiplin gibi konuları işlediği bu denemeyi, F-104 savaş jetine binerek gökyüzüne yükselişinin anlatısı ve göklerden düşüşüyle bilinen İkarus'un ağzından yazdığı şiirle taçlandırıyor.#japonedebiyatı #güzellik #disiplin #antrenman #beden #ölüm
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yaban Oynaşması ---
Bu fotoğrafın, o içler acısı olaydan birkaç gün önce çekildiğini düşünmek mümkün değil. Üçünün de yüzünde huzur ve neşe var. Birbirine inanan insanların yüzleri işte böyledir diye düşündürüyor yalnızca.Bir süre özel bir üniversitede ders verdikten sonra anne babasından kalan seramik işini devam ettirmekte karar kılan İppey, bir yandan da edebiyat eleştirileri yazmaktadır. Dükkânında yarızamanlı çalışmaya başlayan Koğci ise, İppey’in de mezun olduğu üniversitede öğrencidir. Birlikte içki içtikleri bir akşam İppey, eşi Yuğko’dan uzun uzun bahsedince Koğci, henüz tanışmadığı halde kadını arzulamaya başlar. Bu tutkusu, olayların seyrini değiştirecek tehlikeli boyutlara varacaktır.Japon No oyunlarından ilham alan ve İkinci Dünya Savaşı sonrası, İzu Yarımadası’ndaki İro köyünde geçen Yaban Oynaşması ilk kez 1961’de, haftalık bir dergide on üç parça halinde yayımlanmıştır.“20. yüzyılın en iyi avangard Japon yazarlarından biri.”The New Yorker
(Tanıtım Bülteninden)
--- Şölenden Sonra ---
Batıda gökyüzü sessizce ışıldıyor, bir şekilde idealizmin sonunun geldiğini çağrıştırıyordu. Boş ideallere ışık tutan bir fener gibi, batan güneş yüzlerce, binlerce mum yakmış, uzaklarda batıyordu.Kazu, Tokyo’nun önde gelenlerinin uğrak mekânı Setsugoan’ın sahibi; hırslı, başarılı, hayat dolu ve çekici bir kadın. Noguçi ise siyasi arenada adını duyurmuş, prensipleri ve onuru için yaşayan eski bir bakan. Bir akşam, bu iki farklı dünyanın temsilcisi bir araya gelir ve böylece, ikisi için de inişler ve çıkışlarla dolu bir ikinci bahar başlar. Kazu’nun tutkulu, yalnızlık korkusuyla sarmalanmış ama özgür dünyası, Noguçi’nin sakin ve kurallara bağlı dünyasıyla çarpışınca, aşk ile siyasi çıkarlar arasında kurdukları hassas denge hepten bozulur.İnsan ilişkilerinin karmaşıklığına odaklanan Şölenden Sonra, Mişima’nın ustalıkla ilmek ilmek işlediği karakterleriyle sevgi ile güç arasındaki derin uçurumu gözler önüne sererken, okura İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya’sının değişen yüzünü keşfetme imkânı da tanıyor.“Romanın başkahramanı Kazu, Mişima’nın son derece seçkin kariyeri boyunca yarattığı en muazzam ve en derin karakter.”The New Yorker
(Tanıtım Bülteninden)
--- Denizi Yitiren Denizci ---
Marguerite Yourcenar’in “Ince, bicak agzi gibi dondurucu bir kusursuzlukta,” diye tanimladigi Denizi Yitiren Denizci, dehseti siirsel bir anlatimla butunlestiren, benzersiz bir kitaptir. “Kusursuz arinma, ancak yasami kanla yazilmis bir siir dizesine donusturerek mumkundur,” diyen Misima bu kitapla gorusunu orneklemis olur. Misima’nin en etkileyici eserlerinden biri olan kitap sogukkanli siddeti ustalikla anlatirken, hic kuskusuz yazarin cocuklugunda bilincaltini etkilemis baskilari da yansitir. Roman, dul bir kadin, on uc yasindaki oglu Noboru ve kadinin ikinci esi olan denizcinin oykusunu anlatir. Yasitlariyla bir cete kuran Noboru, ilk tanistiginda denizler fatihi bir kahraman olarak gordugu denizcinin annesiyle evlenerek siradan birine donusmesinin sokunu atlatamaz. Rakuyo’nun varligiyla butunlesmis olan bu adam, geminin ayrilmaz parcasi olan bu adam, kendini o guzel butunden koparmis, kendi istegiyle duslerinden gemileri ve denizi silip atmisti.Noboru, tatil boyunca..
(Tanıtım Bülteninden)
--- Dalgaların Sesi ---
Bereket Denizi dörtlemesi, Bir Maskenin İtirafları, Yaz Ortasında Ölüm, Denizi Yitiren Denizci gibi eserlerinden tanıdığımız Yukio Mişima, Dalgaların Sesi'nde farklı bir yönüyle çıkıyor okurun karşısına. Romanlarında insan doğasının karanlık yönlerini deşen, onlarla cesurca hesaplaşan Mişima, bu kez kalemini ışığa çevirerek sevginin farklı veçheleri etrafında kuruyor öyküsünü.Dalgaların Sesi'nde, Şarkılar Adası olarak da bilinen Uta-Jima adasında genç balıkçı Şinji ile varlıklı Miyata ailesinin güzel kızları Hatsue arasındaki ilk aşk öykülenir; cesur, heyecanlı, duru iki gencin masalsı bir dille kaleme alınmış öyküsüdür bu. Aynı zamanda, zamanın ve mekânın ötesindeki bu korunaklı dünyada gelenekleriyle ve doğayla bağlarını koruyan dalgıç kadınların, balıkçı erkeklerin öyküsüdür Dalgaların Sesi. Ve elbette denizin, dalgaların ve fırtınanın da.(Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı:208Baskı Yılı:2015Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Aşka Susamış ---
Aslan, kafesinden çıktığı anda, eski, vahşi aslan olduğu zamandakinden daha geniş bir dünyaya sahip olur. Hapsedildiği sürede onun için iki dünyadan başka dünya yoktur. Diğer bir deyişle kafesin içindeki dünya ile kafesin dışındaki dünya. Artık özgür kalmıştır. Kükrer.
İnsanlara saldırabilir. Onları yiyebilir. Yine de tatmin olamaz, çünkü ne kafesin içinde, ne de kafesin dışında bir üçüncü dünya yoktur.
Etsuko dört duvar arasında bir hayat sürmektedir. Gözü hep dışarıda olmuş kocası tifodan öldüğünde genç yaşta dul kalan kadın kendini kayınpederinin evinde bulmuş, yaşlı adamın rahatsız edici ilgisine boyun eğmeye mecbur kalmıştır. Tek tesellisi, evin hizmetçisi Saburo’ya olan aşkıdır. Ancak bu genç adamın sevgisini kazanmak için yaptıkları felaketini hazırlayacaktır. Yukio Mişima’nın ilk romanı Bir Maskenin İtirafları’ndan sonra yayımladığı Aşka Susamış, yazarın hayatı boyunca kalemine rehberlik etmiş sapkın ve saplantılı arzuyu ve sarsıcı şiddeti sahneye koyan, okuru yakalayan ve bırakmayan bir eser.
“Mişima’nın romanları çevresine korkunç ve iflah olmaz bir tuhaflık yayar; sanki sapkınlar için kurulmuş bir arafta geçiyor gibidirler.”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Bir Maskenin İtirafları ---
Yukio Mişima, yalnızca Japon edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli, üzerinde en çok tartışılmış yazarlarından biri. Her yapıtıyla Japon ruhunu, bir yandan ürkütücü acımasızlığı, öte yandan sonsuz kırılganlığıyla dile getirmiş, müthiş gözlem gücüyle, derin, evrensel bir eser yaratmıştır. Bir Maskenin İtirafları, bu "uçurum yazar"ın en ünlü romanlarından, otobiyografik özellikler taşıyan bir kült metin. Mişima, bir ergenin kendi bedeni üzerinden giriştiği yaşam ve ölümle hesaplaşma sürecini, insan zihninin en uçlardaki serüvenlerinden birine dönüştürüyor. Ölüm, kan ve intihar saplantısı, modern yaşamın reddi, eşcinsellik gibi temalar üzerinde yoğunlaşıyor, her satırıyla ürpertici bir yolculuğa çıkarıyor okurunuSayfa Sayısı:200Baskı Yılı:2015Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Satılık Hayat ---
Hayatımı satıyorum. Benden dilediğiniz şekilde istifade edebilirsiniz. 27 yaşında bir erkeğim. Mahremiyetinizin ve kişisel bilgilerinizin korunması teminatım altındadır. 27 yaşındaki reklam metni yazarı Hanio Yamada başarısız intihar girişiminden sonra yerel bir gazeteye ilan vererek yaşamını satılığa çıkarır. Çok geçmeden de çeşitli müşteriler tarafından aranmaya başlar fakat kendisine iletilen talepler giderek tuhaflaşırken hayatı da son derece absürd olaylarla dolu bir dedektif hikâyesine dönüşür.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yaz Ortasında Ölüm ---
Yukio Mişima, XX. yüzyıl Japon edebiyatnın hırçın çocuğuydu. Nobel Ödülü adayları arasında sık sık adı geçtiği halde aşırı milliyetçi, narsist, anti-humanist nitelemeleriyle suçlandı. Ancak bu eleştirilerin temelinde, yazarın gereğince anlaşılamamış olması vardır. Mişima, İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’nın yaşadığı dramatik yıkım sırasında yitip giden bir kuşağın haykıran sesidir. Yazarın yaşamı, bu kayıp kuşağın kendini yeniden keşfetmesinin öyküsüdür.Mişima, Japon savaşçı sınıfının “hiçlik”e dayalı felsefesi ile yazarlığını ustalıkla birleştirir. 25 Kasım 1970 günü canlı yayın yapan kameralar önünde geleneksel Japon yöntemiyle karnını deşerek intihar etmesi de, aynı zamanda usta bir oyun yazarı olan Mişima’nın yaşamını canlı sahne performansı ile sonlandırdığı şeklinde değerlendirilebilir.Sayfa Sayısı:256Baskı Yılı:2015Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Meleğin Çürüyüşü ---
"Meleğin Çürüyüşü" ile birlikte "Yukio Mişima"nın dünyaca ünlü "Bereket Denizi" dörtlemesi tamamlanıyor. Japonya'nın yirminci yüzyıl deneyiminin bir özeti olarak nitelenen dörtlemenin, eleştirmenler, bir epik, toplumsal bir belge, bir sızlanma, bir ağıt olduğu kanısındalar. "Bahar Karları"ndaki genç öğrenci, "Kaçak Atlar"ın saygın hakimi, "Şafak Tapınağı"ndaki filozof Honda, son roman olan "Meleğin Çürüyüşü"nde 1960'lı yıllarda yaşamının sonuna yaklaşmış yaşlı ve zengin bir adamdır. Dörtlemeyi noktalayan son sahnede Honda, Geşu Tapınağına tırmanırken "Bereket Denizi" dörtlemesi de son eğretilemesel anlatımını bulur: Yalnızca Honda'nın ölümünü değil Mişima'nın kendisinin intiharını haber veren çırılçıplak güneş ışığı seli bir boşluğu aydınlatmaktadır. Bütün düşüncelerini, duygularını bu dörtlemeye aktardıktan sonra kendini bomboş hissettiğini dostlarına söyleyen Mişima, dörtlünün son sözcüğünü yazdığı 25 Kasım 1970 sabahı intihar etmişti.Sayfa Sayısı:228Baskı Yılı:2014Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Altın Köşk Tapınağı ---
Bu gizemli altın kuş ne gündoğumunda ötüyor ne kanat çırpıyordu, kendinin bir kuş olduğunu unuttuğuna kuşku yoktu. Ancak onun uçmuyor olduğunu düşünmek de yanlıştı aslında. Diğer kuşlar gökyüzünde uçarken bu kırmızı altından Anka kuşu parlayan kanatlarını açmış, sonsuza dek zamanın içinde uçmaktaydı. Zaman onun kanatlarına çarpıyordu. Kanatlarına çarpıp geri süzülüyordu.
Kekeme olduğu için hayatı boyunca yalnızlık çeken Mizoguçi, babasının ölümünden sonra Altın Tapınak’ın başkeşişine emanet edilir. Tapınağın güzelliğini bir saplantı haline getiren Mizoguçi’nin bu güzelliğe sahip olma tutkusu onu yıkıcı bir yola sürükleyecektir.
Ali Volkan Erdemir’in güzel çevirisiyle Türkçeye kazandırılanAltın Köşk Tapınağı,1950’lerde yaşanan gerçek bir olayı konu alıyor. Şiirsel üslubu ve dramatik sahneleriyle dünya edebiyatına damgasını vuran Mişima’nın sık sık ele aldığı şiddet, tutku, din ve tarih gibi konular bu romanda kusursuzca harmanlanıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Şafak Tapınağı ---
"Şafak Tapınağı", Japon yazar "Mişima"nın bütün dünyada çok beğenilmiş "Bereket Denizi" adlı dörtlemesinin üçüncü kitabı. Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı sonrası yıllarını, Japonya'ya özgü niteliklerin birer birer yok olmaya başladığı yılları anlatıyor. Dörtlemenin ilk romanı "Bahar Karları"nın genç yaşta ölen duygusal kahramanı Kiyoaki'nin sırdaşı, vicdanı; dizinin ikinci romanı "Kaçak Atlar"ın bağnaz İsos'sının tarihçisi olan akılcı ve başarılı avukat Honda bu üçüncü romanda sahnenin ortasında gelmektedir...Sayfa Sayısı:319Baskı Yılı:2015Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Yasak Renkler ---
"Herkes aynı. İnsanların hepsi aynıdır," diye sesini yükseltti yaşlı yazar. "Ancak bunun tersini düşünmek gençlere özgü bir ayrıcalıktır."Hayata ve kadınlara karşı derin bir öfke besleyen yaşlı ve varlıklı bir yazar ile olağanüstü güzelliğiyle dikkat çeken fakat sevme yeteneğinden yoksun genç bir adamın yolları bir noktada kesişir. Bu kesişme bir dostluktan çok daha fazlasına evrilirken yalnızca iki hayatı değil, çevrelerindeki tüm düzeni sarsacak bir oyuna dönüşecek; cinsellik, iktidar ve özgürlük kavramlarını dönemin Japon toplumunun dar kalıpları içinde sorgulamaya açacaktır.Yukio Mişima'nın henüz 26 yaşındayken yazdığı ve en cesur romanlarından biri olan Yasak Renkler güzelliğin bir silah, arzunun ise hem kurtuluş hem de yıkım olabileceğini gözler önüne seriyor."Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri."The New York Times#japonedebiyatı #güzellik #aşk #intikam #gençlik #yaşlılık #özgürlük
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kaçak Atlar ---
Bereket Denizidörtlemesinin ikinci kitabı olanKaçak Atlar, vatansever bir grubun hazırladığı ayaklanmayı anlatıyor. Değişen toplumsal düzenin kafa karışıklığı yarattığı ve siyasi otoriteye şiddet eylemleriyle karşılık verildiği 1930’larda geçen roman, Japon fanatizminin köklerini ve doğasını irdeliyor. Yukio Mişima,Kaçak Atlar’da Japonya’nın toplumsal temellerinin sarsıldığı yılları, yüzyıllardır süregelen kültürel ruhun yankılarıyla harmanlayarak etkileyici bir biçimde betimliyor. Tarih, fikirler ve karakterler itibarıyla dörtlemenin ilk kitabıBahar Karları’yla bağını koruyanKaçak Atlar, tek başına da okunabilecek bir roman.
“Bu kitaplara,” diyor Yukio Mişima, “yaşamla ve bu dünyayla ilgili hissettiğim ve düşündüğüm her şeyi yansıttım.”Bereket Denizi, Japonya’yı asırlar boyunca besleyen kültürel unsurların birer birer yok edilişinin destansı hikâyesi. Hayatı da romanları kadar çarpıcı olan Yukio Mişima’nın sayfalarında gezindikçe, bir kültürle birlikte bu kültüre inanmış yazarın da kendi sonuna doğru nasıl ilerlediğini görebiliyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Bahar Karları ---
..."Bahar Karları" yazarın "Bereket Denizi" adlı dörtlemesinin ilk kitabı. Yapıtları "Proust", "Gide" ve "Sartre"ın yapıtlarıyla karşılaştırılan, cesaret ve erkeksi niteliklerle olan tutkusyla Hemingway'e benzetilen Yukio Mişima, bu kitabında 1912 yılında Tokyo'da İmparatorluk Sarayının köklü soylu sınıfının kapalı çevresinde, sırtlarında geleneğin ağır yükünü taşımayan zengin ailelerin, paraları sayesinde toplumsal ve siyasal güç aramalarını anlatır...Sayfa Sayısı:378Baskı Yılı:2015Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
