--- Kara Kedinin Gölgesi ---
Kısa sürecek bir şarkı yeterli bana, uzun değil çünkü yolum. "Bu söyler zaten var. Sözleri benim için farklı kılan, anlamlı kılan, senin el yazınla yazılmış olmaları. Belki de bunlar senin değil, benim fikirlerim...
--- Kediler Güzel Uyanır ---
"Beklenmedik bir anda, bir kitapla yaşadığın şaşırtıcı buluşma. Kütüphanede, rafta, çalışma masasında öylece durmakta, seni beklediğini bilmeden; zaten sen de farkında değilsin yaşanacakların. Karşılaşıyorsunuz. O senden daha cesur, sınırları yok. Sonrası kendiliğinden geliyor. Mutlusunuz. Hepsi bu."
Öyküler. Kısa öyküler. Çok kısa öyküler. Yekta Kopan, edebiyatın en değerli parçası kısa öyküyü titizlikle işliyor. İnsanı derinden kavrayan yalın anlatımıyla hayatın tüm karmaşasını içinde taşıyan çekirdek zamanların resmini yapıyor. Cümleler, sözcükler hatta harfler, bu kitapta birer notaya dönüşüyor ve hayatın gizli ahengini sezdiriyor. Kediler Güzel Uyanır usta işi bir kitap.
--- Bana Kuşlar Söyledi ---
Çoğumuz çocukluğa dair tek bir anıya sarılırız bazen. Bir gün, bir kişi, bir olay… Bütün çocukluğumuzu onun çevresinde öreriz. Hani çocukken bir yerimiz yara olduğunda tentürdiyot sürerlerdi üstüne, sonra da yanmasın diye üflerlerdi. Hayatımız boyunca birileri yaralarımıza iyi gelecek bir şeyler sürsün, sonra da acımızı almak için üflesin diye bekliyoruz.Yekta Kopan’ın yeni öykü kitabında çocuklar var. Gerçekle gerçek ötesinin sınır çizgisinde yürürken dengesini bulmaya çalışan çocuklar. Yetişkinlerin sıkıcı ve yoz dünyasına sığamayan, hayata taptaze gözlerle bakan, yaralı olmasına karşın sorgulamaktan asla geri durmayan çocuklar. Cesaretlerini ceplerinde taşıyan çocuklar.Kimi alabildiğine gerçekçi kimi cesurca yaratıcı ve oyunbaz kimi de distopyanın sınırlarında gezinen öyküleri bir araya getiriyor. Bana Kuşlar Söyledi. Ele aldığı çetin meselelere karşın kendine özgü mizahından, derin ironisinden ve yaşam sevincinden asla ödün vermiyor Yekta Kopan. Her şeye rağmen hayatın yanında olmamız hatta elden geldiğince “dans etmemiz” gerektiğini vurguluyor.Çocukların dünyasından bakınca hâlâ umut var.Çocuklar varsa umut var.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yedi Derste Vicdan Muhasebesi ---
Bir cisim ikinci bir cisme bir kuvvet uygularsa ikinci cisim de birinci cisme aynı büyüklükte ancak zıt yönde olan ve tepki kuvveti adı verilen bir kuvvet uygular. Newton'un Üçüncü Yasası-Yekta Kopan, insan'ın iç dengeleriyle dış tepkilerinin çatışması olarak gördüğü insanlık hallerini adeta kahramanlarının bilinçaltına sızarak, düşüncelerini okuyarak, daha da ötesi okuru da bu oyuna alet ederek anlatıyor. Yedi Derste Vicdan Muhasebesi'ndeki öykülerde, anlatıcının iç dünyasında çarpışan, çoğalan, sonu gelmez dünyalara açılan iç monologlar, iç diyaloglar, bir yaşam muhasebesi yapıyor. Yalın, kısa cümlelerle, gündelik yaşamdan alınma sözcüklerle ince ince işlenen anlatımda, günümüz insanının yalnızlığının, içe dönüklüğünün, uyumsuzluğunun altı çizilirrken yüzeyin altında hüzün ve mizah birbirine koşut yürüyor. Kısacık bir zaman dilimi içinde bilinçaltımızdan akıp geçen, geniş ufuklara açılan, pek çok anıyı, yaşanmış ya da yaşanmamış anları içeren dünyalara sokuyor okurunu. Öyke kahramanlarının olduğu kadar okurun bilinçaltını da kurcalıyor. Yekta Kopan'ın öykülerinde zaman, 'özel ve kişisel' bir anlam kazanıyor. İç içe geçen anlarla örülü, bir 'zaman kırılması' içinde akan öykülerin kahramanlarının yaşadığı çelişkiler, hiç de yabancısı olmadığımız duygular uyandırıyor içimizde; hepimizin er-geç varmamız gereken noktaya ulaştırıyor bizi. Belki de çözümün çözümsüzlük olduğunu hatırlatıyor.
--- İki Şiirin Arasında ---
Zam çok fena bir şey. Babam her sabah, “Allah belalarını versin, yine zam yapmışlar şerefsizler!” diyor. Sinirle atıyor gazeteyi yere. “Düzgün koysana şunu!” diyor annem, yerden kaldırıp katlıyor. Ona kalsa boş yere para veriyoruz bu kâğıt parçalarına, zaten hep insanın içini karartan haberler veriyorlar. “Bir zevkim var şu yalan dünyada, ona da karışma kadın!” diyor babam. Annem yeleğinin eteklerini çekiştiriyor. Öyle işte, dünya yalan.Yaşamın uzamış anlarından kurduğu öykülerini okura emanet eden bir yazar Yekta Kopan. Ruhumuza nereden sızdığını bilmediğimiz yüzleşmelerin izdüşümleri onun kaleminden bize ulaştığında kendi hesaplaşmalarımıza dönüşür. Farkına bile varmadığımız küçük anlarımız, yaşamımıza dağılır, genişler, sonra da hep sürer. Ya bir Yekta Kopan öyküsüdür onlar artık ya da unutulmuş bir yerde yazarlarını beklemişlerdir.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Belki Yaz Erken Gelir ---
Kitapçıdasın. Rafların arasında dolanıyorsun.
Bir kitap dikkatini çekiyor. Kapağında bir kadın var. Kumsalda. Devasa bir can simidi tutuyor. Deniz hafiften dalgalı. Kadının nereden gelip, nereye gittiğini anlayamıyorsun. Çocukluğun geliyor aklına. Çocukluk, kilidi kırık bir hatıra defteri.
Tam arka kapağa bakacakken biri giriyor kitapçıdan içeri. Dikkatin dağılıyor. Annenin anlattığı masallar, babanın kahkahası eksik fıkraları eriyip gidiyor. Çocukluğun terk ediyor seni, büyüyorsun.
Öyküler, kısa öyküler, masallar diyor arka kapak yazısında. “Keşke roman olsaydı,” diye düşünüyorsun bir an. Sonra hayatın öykülerin toplamı olduğunu hatırlıyorsun. Hayat dediğin, bütün o harflerin, hecelerin, sözcüklerin buluşmasını beklemek.
Hayat dediğin, bitmeyen bir bekleyiş.
Yazarın adı siliniyor kapaktan. Kendi adını görüyorsun orada, bütün o öyküler senin artık. Kitap sadece senin duyacağın bir melodiyle şarkısını söylemeye başlıyor:
Ben bir öykü kitabıyım.
İçten bir tebessümle okurunu bekleyen.(Tanıtım Bülteninden)
--- Sakın Oraya Gitme ---
Herkes birbirine aynı şeyi söylüyor: Sakın oraya gitme!
Orada tedirgin ruhlar var.
Orada tekinsiz anılar var.
Orada korku, yılgınlık, ölüm var. Özgürlüğüne kastedenler, vicdanına zulmedenler var.
Perdenin ardındakilerle yüzleşmeye cesareti olmayanlar haykırmaya devam edecekler: Sakın oraya gitme!
Yekta Kopan, “Sakın!” diyenlere inat, belleğimizin en karanlık ormanlarına dalıyor.
Böylesi bir macerada öykülerden daha iyi ne aydınlatabilir ki yolumuzu…
İçimde bir şey koptu, koptuğunu hissedebiliyordum, bir şeyler çalkalanıp yükseldi içimden. Deniz kenarında oradan oraya savrulan bir taş kadar özgür olamayan ruhlarımıza üzüldüm. Doğanın muhteşem dengesine çomak sokmaktan zevk alan birilerinin ayak işlerinde geçen ömrümüze üzüldüm. “Bu kadar zor olmamalı özgürlük!” Vidalı kapağı iki tur çevirip mazotun kalanını kafama diktim. Ruhumun bedenimden ayrılıp günbatımına gitmesine izin verdim. Uzandım. Gözlerimi kapadım. Artık tanımadığım bir sesle mırıldandım:
“Seni senden başka kim özgürleştirebilir ki?”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Fildişi Karası ---
Fildişi Karası, genç yazar Yekta Kopan'ın ilk öykü kitabı. Yekta Kopan, 'Hayalet Gemi' dergisi okurlarının yakından tanıdığı bir öykücü. Olaysız öyküye yönelen pek çok genç yazarın aksine, Yekta Kopan, çağdaş bir anlatım içinde, olayı dışlamadan, hatta iyice vurgulayarak, klasik öykünün izini sürüyor. İlginç konularla işlediği öyküleri, yalın, dingin ve dengeli anlatımlarıyla, ustalıkla kullanılan, duru, pırıl pırıl Türkçe'siyle, daha bu ilk kitapta, donanımlı bir yazarla, nitelikli bir öykücüyle karşı karşıya olduğumuzu kanıtlıyor. Yekta Kopan'ın öykülerinde insan ve insanlık halleri, ağırlıklı olarak yer alıyor. Günümüz toplumunda değişen değer yargılarını, birbirine yabancılaşan insanları, uyumsuz evlilikleri, yürümeyen birliktelikleri ve bütün bunları yaşayan bireylerin konumlarını son derece duyarlı bir gözlem gücüyle, son derece nesnel bir yaklaşımla verebiliyor. Bütün öykülerde hissedilen buruk, hüzünlü hava, sıcacık bir anlatımla birleşince, okurun öyküye ve öykü kişilerine doğrudan yakınlaşmasını sağlıyor. Kendine özgü bir öykü evreni oluşturmayı başaran Yekta Kopan'ın, bundan böyle çağdaş Türk öykücüleri arasında adından söz ettireceği belli oluyor.
--- Sıradan Bir Gün ---
Sıradan bir günde başınıza neler gelebilir? Sıradan bir günde kahvaltı yapıp gazetenizi okuyabilir ve işinize gidebilirsiniz. Çalışırken biraz içiniz geçebilir mesela. Bir kahve içip toparlanabilirsiniz. Sıradan bir günde sevdiklerinizle görüşür, evinize market alışverişi yapabilirsiniz. Sıradan bir günde bir cinayete tanıklık edebilir ve hayatınızın sonsuz yolculuğuna çıkabilirsiniz. Sıradan bir gün size bazen kişisel gelişim kitaplarında yazanlardan fazlasını öğretir.
Takma isimle kişisel gelişim kitapları yazan Armağan Gündoğdu’nun hikâyesi bu. Yekta Kopan’ın kaleminden sahte kimlikler, yalanlar ve hesaplaşmalar üstüne sürprizlerle dolu bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
