İnsanı bir roman yazmaya, bir beste yapmaya, yeni bir kuram geliştirmeye ya da dünyaya daha önce kimsenin bakmadığı bir yerden bakmaya iten şey nedir? Yetenek mi, tutku mu, hırs mı? Yoksa hepimizin içinde, hayatı anlamlandırmak ve kendimizi yeniden kurmak isteyen daha derin bir dürtü mü var?
İngiliz psikiyatrist Anthony Storr, Yaratma Dürtüsü'nde yaratıcılığın kökenlerini insan ruhunun en karmaşık ve en verimli alanlarında arıyor. Sanatçıların, bilim insanlarının ve düşünürlerin yaşamlarından hareketle yaratıcı süreci yalnızca ortaya çıkan eserler üzerinden değil, o eserleri mümkün kılan içsel ihtiyaçlar, çatışmalar ve arayışlar üzerinden inceliyor.
Yaratıcılık Bir Arıza Değil
Yaratıcı insanların mutlaka mutsuz, dengesiz ya da yaralı olduğu düşüncesi uzun zamandır çekiciliğini koruyor. Storr ise bu kolay açıklamayı sorguluyor. Yaratıcılığın kimi zaman kayıplardan, çatışmalardan ya da içsel gerilimlerden beslendiğini kabul ederken yaratma eylemini doğrudan ruhsal sorunlara indirgemeyi reddediyor.
Ona göre yaratmak insanın iç dünyasını düzenlemesinin, dağınık deneyimlerine anlam vermesinin ve kendisiyle dünya arasında yeni bir bağ kurmasının yollarından biri. Bir başka deyişle, mesele yalnızca acının sanata dönüşmesi değil, insanın hayat karşısında kendisine ait bir bütünlük yaratabilmesi.
Leonardo'dan Kafka'ya: Aynı Dürtü, Bambaşka Yollar
Leonardo da Vinci, Mozart, Darwin, Einstein, Newton, Balzac, Wagner ve Kafka gibi isimlerin yaşamlarından örnekler sunan Storr, yaratıcılığın tek bir kişilik tipine ya da tek bir psikolojik açıklamaya sığmadığını gösteriyor. Her yaratıcı zihnin kendine özgü çatışmaları, ihtiyaçları ve çalışma biçimleri var fakat hepsinde görünenin ötesine geçme ve deneyime yeni bir biçim kazandırma isteği beliriyor.
Psikolojiyi biyografi, sanat ve kültür tarihiyle buluşturan Yaratma Dürtüsü, yalnızca sanatçıların ya da bilim insanlarının nasıl ürettiğini anlatmıyor. İnsan zihninin neden sürekli bağlantılar kurduğunu, neden anlam aradığını ve neden elindeki dünyayla yetinmeyip yenilerini tasarladığını da araştırıyor.
Çünkü yaratmak, bazen bir başyapıt ortaya koymaktan önce, insanın kendisine ve hayata yeni bir biçim verebilmesidir.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
