Vladimir Nabokov 25 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

İletişim Yayınları Vladimir Nabokov 25 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
17.990,75 TL
18.990,75 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Göz --- .O Kadınla, O Matilda'yı Berlin'deki Emigre varoluşumun ilk yıllarında tanıştım, iki zaman diliminin yirmili yıllarının başlarında: bu yüzyılın ve kendi berbat hayatımın... - Göz, Sayfa 11 "Göz'de, romancılık kariyerinde ilk kez olmak üzere Nabokov birinci tekil şahısta bir roman yazar. Sayfa Sayısı: 77 Baskı Yılı: 2005 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Saydam Şeyler --- 'İnce bir dolaysız gerçeklik cilası, doğal ve yapay maddelerin üzerini kaplar; her kim şimdide, şimdiyle kalmak istiyorsa lütfen onun ince gergin cilasını çatlatmasın.' 'Saydam şeyler, asık suratlı, sakar bir kiŞi olan kahramanımız Hugh Person'ın İsviçre'ye yaptığı dört ziyaret çevresinde gelişiyor. Genç bir yayıncı olan Hugh, R. ile görüşmeye gönderilir. Yolda Armande'ye âşık olur ve defalarca aşağılandıktan sonra, onu arsız bir İskandinavyalı'nın elinden alarak evlenirler. Birlikte New York'a döner. Sekiz yıl sonra -bir cinayet, bir süre delilik ve kısa bir tutukluluğun ardından- Hugh, geçmişinin izlerini yakalamak için yalnız başına duygusal bir yolculuğa çıkar. Yazar, R.'nin edebiyata ilişkin kuramsal görüşlerinde, daha temelde ise gözlemlenebilir nesnelerin değişen dünyasının oluşturduğu fonda, düş, anı ve zaman öğelerini iç içe dokuyarak önplana çıkarıyor.' Sayfa Sayısı: 120 Baskı Yılı: 2010 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Maşenka --- "Pansiyon hem Ruslara özgüydü hem de berbat bir yerdi. Berbattı, çünkü bütün gün ve neredeyse bütün gece Stadtbahn trenlerinin sesi duyulurdu, bu da sanki bütün bina hafifçe sallanıyormuş duygusunu uyandırırdı insanda. Eldivenleri koymak için bir çıkıntısı olan bulanık bir aynanın asıldığı ve meşeden bir konsolun, insanların geçerken kaçınılmaz olarak çarpacağı şekilde yerleştirildiği hol, çıplak ve sıkışık bir koridora açılıyordu. Koridorun her iki yanında da kapılarına siyah kocaman numaralar yapıştırılmış üçer oda bulunuyordu." Maşenka "Nabokov, her zaman benim en sevdiğim yazarlardan biri oldu ve her zaman da öyle kalacak. İnsanlar ancak üç-dört topu havada çevirebilirken, o bunu on tane topla yapabiliyor." Jeffrey Eugenıdes Sayfa Sayısı: 141 Baskı Yılı: 2012 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Nikolay Gogol --- Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olarak kabul edilen Gogol, yalnızca Rus edebiyatının kaderini değiştirmedi, aynı zamanda pek çok yazara da ilham kaynağı oldu. Gogol, bir mizah yazarı olarak ünlendi, 'gerçekçi' olmakla yaftalandı ama aslında hiç anlaşılmadı. Nabokov, bu zihin açıcı çalışmasında Palto, Burun, Müfettiş, Ölü Canlar gibi ünlü, ama aslında okundukça keşfedilen Gogol yapıtlarını inceliyor. Gogol'ü nasıl anlayabileceğimizi gösteriyor. Edebiyatın ne olduğunu ve ne olmadığını bu metinlerden yola çıkarak kendi alaycı, zeki üslubuyla sorguluyor, sorgulatıyor. 'Puşkin'in nesri üç boyutludur; Gogol'ünki ise en azından dört boyutludur. Çağdaşı olan, Öklid'i yerle bir edip, Einstein'ın sonradan geliştireceği kuramların çoğunu bir asır erken keşfeden matematikçi Lobaçevski'yle kıyaslanabilir. Gogol'ün Palto'da sergilediği sanat, paralel doğruların kesişmekle de kalmayıp, solucan gibi kıvrılabileceklerine, karmakarışık hale gelebileceklerine işaret eder; ... kendi kendimizle vardığımız fizik ötesi uzlaşımların da var olmadığı Gogol'ün dünyasında, bütün bunlar gayet tabii şekilde olup biter.' Sayfa Sayısı: 159 Baskı Yılı: 2012 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Laura'nın Aslı --- Kocam da, diye cevapladı kız, yazardır- yani, bir bakıma. Şişman adamlar karılarını döver denir, adam da karısını kâğıtlarını karıştırırken yakalayınca adamakıllı kızgın görünmüştü. Mermer bir kağıt ağırlığını indirdiği gibi bu narin beyaz eli (çırpınır gibi bir hareketle küçük elini gösteriyor) ezecek gibi yapmıştı. Aslında aptal bir iş mektubunu arıyordu kız, adamın esrarengiz müsveddesinin sırrını çözmeye LAURA'NIN ASLI "edebiyatın şiddetle korunan sırları,büyük bir yazarın, otuz yıldan fazladır bir İsviçre kıyısının mahzenlerinin derinlerinde uzanan tamamlanmamış şaheseri" Independent On Sunday Sayfa Sayısı: 158 Baskı Yılı: 2012 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Pnin --- Pninx, 20.yüzyıl edebiyatının en önemli yazarlarından Vladimir Nabokov'un yaşanana,okunana ve yazılana ilişkin kimi soruları güçlü olduğu kadar sıcak, komik olduğu kadar buruk bir karakter aracılığıyla tartıştığı benzersiz bir kitaptır. Sayfa Sayısı: 172 Baskı Yılı: 2002 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- İhtişam --- “Yıldızlı evrenin trapezlerinde uçaninsan düşüncesi, altında uzanan matematikle birlikte, ağla çalışan ama birdenbire ağın aslında orada olmadığını fark eden bir akrobata benzer – Martin bu baş dönmesine kadar giden, yeni bir hesapla korkusunu aşanları kıskanıyordu.” “İhtişam, döneminin genç Avrupalı yazınının en iyi örneklerinde mevcut olan sivri dilli ama bir o kadar da kayıtsız mesafeliliğe sahip.” V.S. PRITCHETT “Kadehimizi Nabokov’a kaldıralım! İhtişam isminin hakkını veriyor. Dili müzik gibi ahenkli, en güzel sahneler adeta bir şampanyanın mantarının patlaması gibi.” -KIRKUS REVIEWS- (Tanıtım Bülteninden) --- İnfaza Çağrı --- "Yasa uyarınca, idam hükmü Cincinnatus C.'ye fısıldanarak bildirildi. Herkes birbirine gülücükler saçarak ayağa kalktı." İnfaza Çağrı (...) "Yaratıcı bilinci dolduran hilelerle imgelerin beraberce kurdukları bir oyun ya da daha doğrusu Cincinnatus'un yaratıcı cinnetinin hikâyesi" Vladislav Hodaseviç "İnfaza Çağrı' bir anlamda Gogol'un da çözemediği meselenin cevabıyla ilgilidir: Gölgeleri nasıl ete kemiğe büründürebilirsin? Ama Nabokov gerçek birinin gölgeler arasında da var olabileceğini kanıtlar." Andrew Field Sayfa Sayısı: 205 Baskı Yılı: 2007 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı --- 'Ben Sebastian’ım ya da Sebastian ben ya da belki ikimiz ikimizin de tanımadığı bir başkayız.' ''Sebastian Knight’ın Gerçek Yaşamı', kayboluşların, kaybedilenlerin, bir yere konulup sonra nereye konduğu unutulan mutluluğun romanı.' John Lancaster 'Nabokov ‘dayanılmazlığın ağırlığını’ bölüştürüyor; anlatıcı, anlatılan kişi ve metnin arasında oluşan üçgen (...) yüzlere yapışan maskelerin, kim tarafından ve nasıl yapıştığının, yapıştırıldığının, yalnızca sözcükleri ve bu yolla oyunları kurmakla kanıksanabilir olduğunu örüyor.' Nilgün Marmara (Kırmızı Kahverengi Defter) Sayfa Sayısı: 216 Baskı Yılı: 2003 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Cinnet --- Yazma gücümden ve fikirleri en yüksek zerafet ve canlılıkla ifade etmekteki harikulade yeteneğimden kesinkes emin olmasam - hikayeme, aşağı yukarı, böyle başlamayı kararlaştırmıştım. Dahası, okuyucunun dikkatini şu gerçeğe çekmeliydim; eğer bu güçten, bu yetenekten, vesaire, yoksun olsa idim, sadece kısa süre önce olup biten kimi olayları anlatmamış olmazdım, anlatacak bir şey de olmamış olurdu, çünkü, mülayim okuyucu, zaten hiçbir şey olmamış olurdu... "Cinnet, cinayet ve delilik hakkındadır; sarsan, kahkahalar attıran inanılmaz cüretkar bir roman." - Martin Amis- "Nabokov'un köksüzlüğü, Hermann Karloviç'inki gibi, mutlaktır. O, karşı çıkmak için bile olsa, herhangi bir toplumla ilgilenmez, çünkü herhangi bir topluma ait değildir." - Jean-Paul Sartre- Sayfa Sayısı: 215 Baskı Yılı: 2003 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Karanlıkta Kahkaha --- Bir zamanlar, Almanya'nın Berlin kentinde Albinus adında bir adam yaşardı. Zengindi, saygındı, mutluydu: günün birinde gencecik bir metres uğruna karısını terk etti: sevdi sevilmedi ve yaşamı felaketle son buldu.Yüzünde usta bir kumarbazın ya da kendinden çok emin bir sihirbazın sinsi tebessümüyle, daha ilk paragrafta "elini açık eden" kaç usta yazar tanıyorsunuz? Sayıları çok değil... Vladimir Nabokov, iyi edebiyatın 'hikâye'den çok 'hikâyeyi anlatan'dan kaynaklandığını savunan ve okurunu hep şaşırtan büyük bir üslûpçu, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarlarından biri. Burjuva evliliğini acımasızca alaya alan Karanlıkta Kahkaha da tıpkı 'Maşenka', 'Göz', 'İnfaza Çağrı' gibi, onun Berlin dönemi romanlarından. 1932'de Kamera Obskura adıyla Rusça yayımlanmış, sonra yazarı tarafından İngilizce'ye çevrilmiş, 1960'ta tekrar gözden geçirilmiş. Bir eleştirmenin deyimiyle "zalimane bir başyapıt" bu; okurunu en "fotoroman" bir durumdan şu "insanlık komedyası" denen şeyin en karanlık uçurumlarına yuvarlıyor.' Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı', 'Edebiyat Dersleri' ve tabii 'Lolita' yazarının bu küçük başyapıtını, yazarın karanlık kahkahasını Türkçe'ye aynı tüyler ürperticilikle aktaran Pınar Kür'ün usta işi çevirisiyle sunuyoruz. (Tanıtım Bülteninden) --- Lujin Savunması --- "... Nabokov'un benzersiz evrenine henüz dalmamış olanlar için, Lujin Savunması mükemmel bir giriştir." John Updike "... muazzam, olgun, modern bir yazar vardı karşımda, büyük bir Rus yazarı, bir anka kuşu gibi devrimin ve sürgünün ateşinden ve küllerinden doğmuştu." Nina Berberova ".. söylemeden edemeyeceğim; bütün Rusça kitaplarım arasında en fazla 'sıcaklığa' sahip olan ve bu sıcaklığı yayan Lujin Savunması'dır." Sayfa Sayısı: 228 Baskı Yılı: 2001 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Arlekenlere Bak! --- “Bu gezinti sırasında ya da belki daha sonralarında, ama kesinlikle aynı bölgede, aniden kopan bir fırtına o Temmuz gününün tüm ihtişamını silip süpürdü. Gömleklerimiz, şortlarımız ve mokasenlerimiz donuk sisin içinde sanki silinip gitmişti. İlk dolu tanesi bir konserve kutusuna, diğeri tam kelime çarptı. Bir kaya çıkıntısının altındaki kovuğa sığındık. Gök gürültülü fırtınalar ıstıraptır benim için. Körolasıca basınçları mahveder beni, şimşekleri beynimi ve göğsümü delip geçer. Bel de bunu biliyordu; koynuma sokularak (kendisinin değil benim rahatlığım için!) her gök gürüldemesinde şakağıma minik bir öpücük kondurdu, sanki bak, geçti işte, güvendesin, demek ister gibi.” ARLEKENLERE BAK! “Arlekenlere Bak!’ın ana karakteri Vadim, Nabokov’un gerçek hayatına dair ayrıntılarla edebi üslubunun hikâyesini iç içe geçiren özgün bir dünya kurar.” DAVID RAMPTON “Arlekenlere Bak! zaman ve mekâna özel ve stilize bir tarzda odaklanmasıyla nadir bir romandır.” SUSAN ELIZABETH SWEENEY (Tanıtım Bülteninden) --- Çarpık Dünya --- Ortalama İnsan partisini kurduğunda bir tür küçük saray ahalisi ve korumaları onu karşılamak için ordaydı. Takipçilerinin her birinin küçük bir kusuru ya da bir eğitimcinin meyve kokteyli içtikten sonra söyleyebileceği gibi “geçmişlerinde bir güvensizlik” vardı: oğlanın biri sürekli yüzündeki çıbanlardan şikâyetçiydi, diğeri marazi bir utangaçlığa sahipti, üçüncüsü yanlışlıkla bebek kız kardeşinin kafasını uçurmuştu; dördüncüsü o kadar kötü kekeliyordu ki, o sözcüğün başındaki bir p ya da b ile boğuşurken gidip kendinize bir çikolata alıp gelebilirdiniz. Modern romanda algılarının çeşitliliği, gücü ve zenginliği bakımından Nabokov’a rakip çıkabilecek bir yazar yoktur. MARTIN AMIS (Tanıtım Bülteninden) --- Rua Dam Vale --- “Bütün romanlarımın en şenliklisi, şu hergelenin cingözüdür. Karmaşık ve esritici oluşunu ne sürgün, ne yokluk, ne özlem etkiledi. 1927 yazında Pomeranya Körfezi’nin kumsallarında yaratıldı, ertesi kış Berlin’de kuruldu ve orada, 1928 yazında tamamlandıktan sonra ekim başlarında, sürgün Rusların yayımevi ‘Slovo’ tarafından Korol’, Dama, Valet adıyla yayımlandı. Yirmi sekiz yaşındaydım. Aralıklı olarak Berlin’de yaşıyordum. Bazı başka aklıbaşında insanlarla birlikte, on yıl dolmadan konuksever, pişman, salkım salkım çiçek açmış bir Rusya’ya hep birlikte döneceğimizden emindik. (...) Rua, Dam Vale’nin konusu yabancı sayılacak bir konu değil elbette. Hatta korkarım, o iki değerli insan, Balzac’la Dreiser, onları utanmadan ti’ye aldığımı ileri süreceklerdir - ama yemin ediyorum, o saçma sapan ürünlerini o yıllarda henüz okumamıştım ve bugün bile o selvi ağaçlarının dibinde neler anlattıklarını anlamış değilim. Ne de olsa, Charlotte Humbert’in kocası da suçsuz sayılmazdı. (...) Romanın adı sorununa gelince. Hepsi kör olan o üç saraydan çıkma kâğıdı tuttum, küçük bir per attım. Bana dağıtılacak iki yeni kart kumarımı haklı çıkarabilir, çünkü bu oyunda talihim yaver gitmiştir hep. Sımsıkı, daracık, yakından, yakıcı sigara dumanının arasından bir file -bir kenar beliriyor: Kurbağa yüreği, Rus pokerindeki deyimiyle. Ve çan sesleri! Umudum, elleri full’ler, kentlerle dolu eski oyun arkadaşlarımın blöf yaptığımı sanmaları.” Sayfa Sayısı: 263 Baskı Yılı: 2000 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Solgun Ateş --- Çok zordur konuşmak sevgili ölülerimizle, rüyalardan bildiğimiz üzere! Endişemizi, kırılganlığımızı, utancımızı görmezden gelirler. Artık eskisi gibi olmayışları insana fena koyar. Uzak bir savaşta ölen okul arkadaşımız, şaşkın değildir bizi kapısında görmekten; işaret eder biraz kaygısız, biraz kederli, bodrum katı odasındaki su birikintilerini. Nabokov dilimizi kullanmayı ve dönüştürmeyi seçmekle, hepimize şeref bahşetmiştir. -Anthony Burgess- (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 286 Baskı Yılı: 2013 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Don Quijote Dersleri --- Vladimir Nabokov, 1951 yılında Harvard Üniversitesi'ne misafir öğretim üyesi olarak geldiğinde, Don Quijote üzerine altı ders vermiştir. Yıllar sonra "Zalim ve kaba, eski püskü bir kitap olan Don Quijote'yi Memorial Hall binasında, muhafazakâr meslektaşlarım dehşet ve utançla seyrederlerken paramparça edişimi keyifle hatırlıyorum" diye yâd ettiği bu derslerde Nabokov, romanın tatlı ve taşlamalı bir güldürü olduğuna dair yerleşik düşünceyi tamamen reddeder. Aksine, Don Quijote'nin "en acımasız ve insanlıkdışı kitaplardan biri" olduğunu söyler. Paramparça ettiği bu kitabı bir "zulüm aksiklopedisi" olarak yeniden inşa ederken, kataloglama görevinde Cervantes'in hayatını, 16. yüzyıl İspanyası'nı, romanın edebiyattaki yankılarını ve yazarın geçmiş edebiyattan faydalandığı her bir unsuru da mercek altına alır. Don Quijote Dersleri bu klasiği okuyacakların başucunda bulundurmaları gereken bir kılavuz, Nabokov severler için de usta bir eleştirmen ile bir edebiyat devinin destansı bir karşılaşması. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 294 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Konuş Hafıza --- "Beşik bir uçurumun üzerinde sallanır ve sağduyumuz bize, varoluşumuzun iki ebedi karanlık arasındaki kısa bir ışık çakmasından başka bir şey olmadığını söyler." KONUŞ, HAFIZA "Nabokov, tarihî olayların detaylarına girerek, onları neşeli anekdotlarla ve etkileyici bir anlatımla birleştirerek, _Konuş, Hafıza'yı bitmeyen bir okuma zevkine dönüştürüyor._Yazarın bilindik üslubu, diğer Nabokov romanlarına dair verdiği ipuçlarına ve imalara lezzet katıyor." HARPER'S "Çağımızın en harikulade otobiyografisi. Nabokov etkileyici bir hassasiyet ve coşkunlukla kayıp dünyayı baştan yaratıyor." THE NEW REPUBLIC "Göz kamaştırıcı... bu kitapta, sonsuza dek kaybolmakta olan bir dünyadan, insanı hayrete düşüren işaretler bulacaksınız." NEW YORK TIMES Sayfa Sayısı: 310 Baskı Yılı: 2011 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Bir Günbatımının Ayrıntıları --- Orman Cini, Burada Rusça Konuşulur, Sesler, Kanat Çarpması, Tanrılar, Talihin İşi, Liman, İntikam, Lütuf, Bir Günbatımının Ayrıntıları, Fırtına, La Veneziana, Bachmann, Ejderha, Noel, Rusya'ya Hiç Gitmeyen Mektup, Kavga, Çorb'un Dönüşü, Berlin Rehberi, Çocuk Masalı, Dehşet, Ustura, Yolcu, Kapı Zili, Bir Onur Meselesi, Noel Hikayesi, Patates Cini, Tırtılcı, Fiyakalı Bir Zat, Kötü Bir Gün. Sayfa Sayısı: 351 Baskı Yılı: 2005 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Lolita --- Her yazar bir roman yazıp o romanı tüm dünyaya tanıtamaz. Bir romanı popüler hâle getirmek için yapılmayanı yapmak gerekir. Bunun için her konuda olduğu gibi kurgu oluştururken de cesarete ihtiyaç duyulur. Cesaret göstermek kendini ve eserini tanıtmak için mükemmel bir fırsat olur. Tıpkı Vladimir Nabokov'un eleştirileceğini bildiği hâlde Lolita eserini yazması gibi. Gelin, eleştirmenleri ikiye bölen Lolita'yı birlikte inceleyelim. "Lolita" adlı kitabı neden okumalısınız? Vladimir Nabokov'un Lolita adlı romanı isminden de anlaşılacağı üzere bir kız çocuğunu konu ediniyor. Yazar, orta yaşlı Humbert Humbert'un küçük bir kız olan Dolores Haze'e duyduğu tutku üzerine yoğunlaşıp bu konu hakkında derinlemesine bir inceleme yapıyor. Roman, Humbert'un karışık zihninin incelenmesi ve Lolita'ya olan tutkusunun sorgulamasıyla başlıyor. Eserde Humbert ve Lolita arasındaki garip ilişki aşk, arzu ve ahlak konuları çerçevesinde anlatılıyor. Humbert'un anı defteri şeklinde kaleme alınan eser, zekice ve şiirsel bir tarzda yazılıyor. Nabokov dili ustaca kullanıyor ve romanı kelime oyunları, semboller ve söz sanatlarıyla süslüyor. Konuyu basit bir şekilde ele almayarak kimi zaman anlaşılması zor bir dil kullanarak çok katmanlı ve karmaşık bir eser oluşturuyor. Yazar tartışmalı bir konu olan pedofiliyi, pedofili olan kişinin gözünden anlatmasıyla fark yaratıyor. Konu her ne kadar rahatsız edici bulunsa da Humbert ve Lolita'nın arasındaki erotik ilişkinin temeli ve onları bu ilişkiye götüren sebepler edebî bir dille işlendiğinden ilgi görüyor. Kitap, aile yapısı ve ebeveynlik konusunda bolca eleştiri barındırıyor. Lolita'nın edebî açıdan zengin bu eserden faydalanmak isteyen her okurun kitaplığında bulunması gerekiyor. Bunları biliyor muydunuz? Vladimir Nabokov'un Lolita'yı ikinci diliyle yazdığını biliyor muydunuz? Nabokov, romanı ana dili Rusça olmasına rağmen İngilizce yazar ve daha sonra Rusçaya çevirir. Roman, konusu nedeniyle birçok yayıncı tarafından reddedilir ve çocuk cinsel istismarının betimlenmesi nedeniyle Fransa ve İngiltere gibi birçok ülkede yasaklanır. Edebiyat eleştirmenleri tarafından 20. yüzyılın en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilen roman 50'den fazla dile çevrilir. 1962 yılında Stanley Kubrick ve 1997 yılında Adrian Lyne tarafından filme uyarlanır. Fatih Özgüven'in çevirisini yaptığı ve İletişim Yayıncılık tarafından yayımlanan eser 364 sayfadan oluşur. Bu kitabı sevenler için diğer önerilerimiz Vladimir Nabokov'un Lolita eserini beğendiyseniz yazarınSolgun Ateş,Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı,Laura'nın Aslı,Lujin SavunmasıveBir Günbatımının Ayrıntıları'na da göz atabilirsiniz. --- Yetenek --- "Sevmediğin bir yerden ayrılırken incecik bir hüzün yaşadın mı hiç ey okur? Kalp kırılmaz sevdiğimiz nesnelerle vedalaşırken olduğu gibi. Islak bakış gözyaşını tutarak çevrede dolanmaz, sanki terk edilen yerden titrek bir yansımayı yanında götürmek ister gibi; ama ruhun en iyi köşesinde canlandırmadığımız, zar zor fark ettiğimiz ve işte sonsuza dek terk ettiğimiz eşyalara karşı bir üzüntü hissederiz." Yetenek Müphemliği, şairaneliği, kelime oyunları ve yapısal özgünlüğüyle, Yetenek Nabokov'un diğer eserleri için bir yol haritası niteliğindedir. Roger Boylan Konusu ve üslubuyla erken dönem romanlarının en zengini. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 367 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Rus Edebiyatı Dersleri --- Amerika'da çeşitli okullarda verdiği Rus edebiyatı derslerinin bir dökümü niteliğindeki bu kitapta Nabokov, 19. yüzyılın en büyük addedilen Rus yazarları -Çehov, Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev, Gorki, Gogol- üzerine konuşurken, romanlarındaki sıra dışı üslubundan yine ödün vermiyor. Nabokov, parlak zihin oyunlarını bu defa da Rus romanlarını didiklemek için kullanıyor. "Rus eleştirmenleri Çehov'un üslubunun, kelime seçiminin vesaire, sözgelimi Gogol'ü, Flaubert'i ya da Henry James'i meşgul eden sanatsal kaygıların hiçbirini açığa vurmadığını belirtirler. Lûgati fakirdir, söz bileşimleri alelade sayılır - gümüş tepside sunulan cafcaflı paragraflar, lezzetli fiiller, turfanda sıfatlar, nane likörü gibi lakaplar yabancıdır ona. Gogol gibi bir söz mucidi değildir Çehov; günlük giysileri içinde gider partilere. Böylece Çehov, bir yazarın söz tekniğinde fevkalade bir canlılık bulunmadan veya cümlelerini eğip bükmeye fevkalade önem vermeden de mükemmel bir sanatçı olabileceğinin iyi bir örneğini teşkil eder." Sayfa Sayısı: 423 Baskı Yılı: 2013 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Terra Incognita - Toplu Hikayeler 2 --- “Gölgeli bir yer bulup çimene uzanmayı severdi, sağ dirseğinden destek alarak doğrulur, uluslararası durum üzerine uzun uzun konuşur ya da kardeşi Piyotr’dan bahsederdi. Piyotr anlaşılan oldukça çekici biriydi –kadınların gözdesi, müzisyen, kavgacı– tarih öncesi bir yaz gecesi Dinyeper Nehri’nde boğulmuştu, muhteşem bir son. Sevgili ihtiyar L.I.’nın anlattıkları ise son derece sıkıcı, gereksiz ayrıntılarla doluydu, koruda dinlendiğimiz bir gün birden gülümseyerek, ‘Piyotr’un bir keresinde köy rahibinin keçisine bindiğinden bahsetmiş miydim?’diye sordu. ‘Evet, evet bahsettin, lütfen tekrar etme!’ diye bağırmak istedim.” TERRA INCOGNITA “Nabokov kısa öyküyü romanın ‘Alp Dağlarının doruğuna çıkmış ufak formu’ olarak tanımlamış ve kısa öykülerin uzun eserlerden daha büyük bir zaman ve aksiyon birliğine sahip olduğunu düşünmüştür.” PRISCILLA MEYER “Nabokov’un öyküleri tek karaktere yoğunlaşan odaklarıyla benzersizdir. Nabokov’un önceliği ancak içeriden bilinebilen bireysel deneyimdir.” BRIAN BOYD (Tanıtım Bülteninden) --- Ada Ya da Arzu --- Ada ya da Arzu'da Nabokov okura, hafızamız sayesinde çocukluğumuzu ya da arkada bıraktığımız "altın çağı" yanımızda taşıyabileceğimizi hatırlatır. Bu bilinen, basit düşünceyi Nabokov olağanüstü bir şiirsellik ve şimdi ile geçmişi aynı anda aynı cümlede yaşatabilme gayretiyle ayakta tutar. (...) Lolita'nın Humbert Humbert'inin cenneti bir çocuğun aşkında yaşaması gibi Van ile Ada da çocuklak aşklarını bütün hayatlarına yayarak cennette yaşamak isterler. Nabokov, ters, zarif ve çok iddialı bir taklayla çocukluğu yaşlılığa taşmayı denemiştir burada. Bu altın çağı yaşadığı günde ne Amerika'da ne de Rusya'da yaşatamayacağını bildiği için Nabokov bu iki ülkenin hatıralarından üçüncü bir hayal ülke, edebi bir cennet yaratmıştır (...) Ada ya da Arzu'da Nabokov'un bütün şakaları, ayrılıkları ve tuhaf güzelliğiyle Türkçe konuştuğunu hayranlıkla görüyoruz. - Orhan Pamuk - Sayfa Sayısı: 576 Baskı Yılı: 2008 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık --- Edebiyat Dersleri --- Edebiyat Dersleri, Nabokov'un Wellesley ve Cornell üniversitelerinde verdiği derslerin notlarından oluşmaktadır. Bu derslerde Nabokov, öğrencileriyle birlikte; Jane Austen'ın Mansfield Parkı'nı, harles Dickens'ın Kasvetli Ev'ini, Gustave Flaubert'in Madame Bovary'sini, Robert Louis Stevenson'un Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ını, Marcel Proust'un Swan'ların Tarafı'nı, Franz Kafka'nın Dönüşüm'ünü ve James Joyce'un Ulysses'ini okuyor. Bu okumalar sonucunda yalnızca Nabokov'un keskin zekâsının ürünü olan eleştirel metinler ortaya çıkmıyor; aynı zamanda yazar, hem okurlara hem de öğrencilere, bir edebiyat metninin nasıl okunması gerektiği ve bir metinden gerçekten nasıl zevk alınacağı konusunda ipuçları veriyor. Edebiyat Dersleri, dünya edebiyatının en çok tartışılan başyapıtlarına, yine en çok tartışılan başka bir büyük yazarın yorumlarını ve eleştirilerini göstermekle kalmıyor; aynı zamanda hem nasıl iyi bir eleştirmen hem de nasıl iyi bir okur olunabileceğine dair Nabokov'un uzun yıllar derslerinde anlattığı notları, çizimleri ve haritaları da sunuyor. Öğrenciler için bulunmaz bir kılavuz, meraklıları için kaçırılmayacak bir başyapıt... (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 514 Baskı Yılı: 2014 Dili: Türkçe Yayınevi: İletişim Yayıncılık

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.