--- Beş Ahlak Yazısı ---
Umberto Eco, ahlaksal hesaplaşma niteliği taşıyan beş yazısını "Beş Ahlak Yazısı" adı altında toplamış. Kitabın ilk yazısı, "Savaşı Düşünmek", Körfez Savaşı'ndan yola çıkarak, geleneksel savaşlarla modern savaşların bir karşılaştırılması ve modern savaşı anlama çabası. "Ebedi Faşizm", Mussolini İtalya'sında faşizmi yaşayan çocuk Eco'nun anılarından faşizmin "ebedi" niteliklerini çözümlemeye geçen yetişkin Eco'nun neredeyse değişmez faşist belirtileri ortaya koyuşu. Üçüncü yazı "Basın Hakkında", İtalya basınının 1950'lerden bu yana geçirdiği dönüşümü ele alan, ama basına ilişkin genel değerlendirmeler içeren bir yazı. Dördüncü yazı, "Öteki Sahneye Girdiğinde", herhangi bir dinsel inanç sistemine bağlı olmaksızın bir insanın nasıl bir ahlak yaratabileceğinin araştırılması -kısacası, Türkiye açısından son derece güncel bir konu olan "laik ahlak'ın temellendirilmesi çabası. Ve son yazı "Göçler, Hoşgörü ve Hoşgörülemezlik" 2000 yılının en temel uluslararası sorunu göç olgusunu, Batı-Doğu toplumları arasındaki geleceğe yönelik ilişkilerin nasıl bir gidiş göstereceğini düşünme çabası. Türk toplumunu da yakından ilgilendiren beş sorun, beş ahlaksal hesaplaşma.
--- Ortaçağı Düşlemek ---
Bu yapıt Umberto Eco'nun Sette Anni di desiderio Sugli specchi travels in hyperraeality adlı yapıtlarından seçmelerle oluşturulmuş küçük bir derlemedir. Yazıların seçiminde gerek tür gerek konu bakımından çeşitliliği gözetmeye çalıştım:
--- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti ---
Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
Umberto Eco’nun Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti’si, tıpkı Italo Calvino’nun Amerika Dersleri gibi, uluslararası saygınlığı olan yazar ve biliminsanlarının her yıl Harvard Üniversitesi’nde sundukları altı konferansın metinlerinden oluşuyor. Anlatı konusundaki kuramsal çalışmalarıyla da tanınan Umberto Eco, bu kez bir kuramcıdan çok iyi bir okur kimliğiyle çıkıyor karşımıza. Kırmızı Şapkalı Kız masalından Nerval’in Sylvie’sine, Dumas’nın Üç Silahşörler’inden Tolstoy’un Savaş ve Barış’ına, Kafka’nın Dönüşüm’ünden Agatha Christie’nin polisiyelerine, bir anlatı ormanının gizleri arasındaki gezintide okurlarına yol arkadaşlığı yapıyor.
--- Yanlış Okumalar ---
Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi yoğun içerikli romanların yazarından zekice yazılmış bir keyifli parodiler toplamı "Yanlış Okumalar", Striptiz üzerine yazılan bir denemeden Nabokov'un Lolita'sına, insanın ayda ilk yürüyüşünden bir yayınevine gelen ve sözde editörce geri çevrilen Homeros'un, Marcel Proust'un ya da Dante'nin ünlü yapıtlarına kadar çeşitli konuları işlediği hicivlerden, benzeklerden derlenen ve önceki yıllarda İtalya'nın Il Verri dergisi için kaleme alınmış olan bu yazılar için Eco, "Benzeği benimsememin, derinde yatan bir nedeni vardı," diyor. "Neo-avangard yapıt günlük yaşamın ve yazın'ın dilini tersyüz etme özelliğini içinde taşıyorsa da komik ve groteskin de bu programın bir parçası olması gerekirdi."...
Sayfa Sayısı:
168
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Somon Balığıyla Yolculuk ---
Can Yayınları arasında çıkan "Yanlış Okumalar" adlı kitapla birlikte ikili bir dizi oluşturdu. Kitabın ilk baskısının önsözünde, "Sanki parodinin patikalarını izlemek yeterince ciddi bir iş değilmiş gibi neredeyse özür diledim," diyor Eco, "ama sonra bunun aslında kutsal bir görev de olduğuna emin olarak haklı bir gözü peklikle sürdürdüm bu işi." Ve devam ediyor: "Parodinin yapması gereken budur işte: Aşırıya kaçmaktan korkmamalıdır. Yerini bulursa, başkalarının daha sonra gülümsemeden -ve yüzleri kızarmadan- ısrarla, katı bir ciddiyet içinde yapacakları bir şeyi önceden canlandırmış olacaktır yalnızca."
--- Günlük Yaşamdan Sanata ---
Umberto Eco, her ne kadar romancılığıyla ön planda olsa da, roman yazmadan önce de sanatı, kültürel ve bilimsel tartışmaları gazete ve dergilerde yayımladığı yazılarla yönlendiriyordu. Günlük Yaşamdan Sanata, Eco’nun Antik Yunan’dan Ortaçağ’a, Rönesans’tan bilişim çağına uzanan derin birikimiyle göz kamaştıran bir kitap.
Umberto Eco, en çetrefil konuları her kesimden okurun kolayca anlayabileceği bir dille anlatır. Ancak ona özgü ironi, sanatın günlük yaşamın hemen hemen her alanıyla bağlarını kurcaladığı bu denemelere müthiş bir okuma keyfi katıyor: Ortaçağ, medya, gösteri kültürü, idam cezası, Coca-Cola... Çağdaş yaşamın tüm göstergeleri, Eco’nun hayranlık verici yorumlarıyla yeni değerlendirmelere açılıyor.
--- Ortaçağ Estetiğinde Sanat Ve Güzell ---
Her kültürün güzellik ve sanata ilişkin bir görüşü olmuş, ama her kültür bu görüşe açık bir kuramsal çerçeveye oturtmamış. 'Estetik' kavramı XVIII. yüzyılda Avrupa'da doğmuştur. Bu yüzden estetiğin tarihini ele alan birçok kitap, bu tarihten önce geliştirilen güzellik ve sanat kuramlarını pek göz önünde bulundurmamıştır; Ortaçağ dönemi de uzun süre bu anlam kargaşasından büyük ölçüde zarar görmüştür. Ama elli yılı aşkın bir süredir tarihçilerin tutumu değişmiş, Ortaçağ estetiği üzerine son derece ilginç düşünceler üretilmiştir. Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik, uzman olmayan okura da, Kilise Babaları döneminden başlayarak, Yüksek Ortaçağ boyunca ve Rönasans'ın doğuşuna kadar süren bir tartışmanın en önemli noktalarını anlatmakta, bu çağın dönüm noktası niteliğindeki yönlerini sunmakta, Ortaçağ insanının zihniyetini, beğenisini, yönelimlerini daha iyi anlama olanağı sağlamaktadır. Umberto Eco'nun, çok daha sonra yazdıklarına da ışık tutan bu önemli çalışmasının gerek telif, gerek çeviri yapıtlarla Türkiye'de de bir ilgi odağı haline gelen Ortaçağ kültürünün anlaşılmasına katkıda bulunacağına inanıyoruz.
--- Tez Nasıl Yazılır? ---
Mühim olan, yaptığımız işi keyifle yapmaktır. Eğer sizi ilgilendiren bir konu seçtiyseniz, eğer tezinize gerçekten kısa da olsa üzerinde yoğunlaşacağınız bir zaman ayırdıysanız (…) o zaman tezin bir oyun gibi yaşamınızda yer alacağını fark edeceksiniz, bir bahis, bir hazine avı gibi bir şey olduğunu anlayacaksınız.
Umberto Eco’nun 1977’de yayımlandığından bu yana yirmiye yakın dile çevrilmiş olan bu eseri, çiçeği burnunda tez öğrencileri, akademisyen adayları ve tez danışmanları için önemli bir rehber niteliğinde. Eco’nun İtalya’da öğrenciler için kaleme aldığı bu kitap, “iyi bir araştırma yapmak için gereken kurallar dünyanın her yerinde aynı” olduğundan Türkiye’de de başucu kitabı olmaya aday.
Tez Nasıl Yazılır? kendine özgü mizahi üslubuyla metnin derli toplu ve anlaşılır şekilde kaleme alınması için nelere dikkat edilmesi gerektiğine ışık tutuyor. Ayrıca bilgi fişleriyle çalışma yöntemini aktarması ve Eco’nun kendi tezi için aldığı notları içermesiyle tarihî bir belge olma özelliğine de sahip. Ancak bunların da ötesinde, bilimsel etiğin ne olduğunu ve ne olmadığını bizlere hatırlatması açısından son derece önemli bir yapıt.
--- Edebiyata Dair ---
Kendime sıkça sorduğum bir soru var: Bugün bana birileri yarın kozmik bir felaketin evreni yok edeceğini söylese, yani bugün yazdığımı yarın okuyacak hiç kimse kalmazsa, yine de yazar mıyım?
İlk anda buna hayır yanıtı veriyorum. Kimse beni okuyamayacaksa neden yazayım ki? İkinci anda yanıtım evet oluyor ama sadece galaksilerin yaşadığı felakette birkaç yıldızın hayatta kalabileceğine ve yarın bir gün birilerinin benim göstergelerimin sırrını çözebileceğine yönelik umutsuz inancım yüzünden. O halde, Kıyamet’in eşiğindeyken bile yazmanın hâlâ bir anlamı var.
Umberto Eco’nun 1980’lerden başlayarak 2000’lerin başına kadar kaleme aldığı denemelerinin yer aldığı Edebiyata Dair, Dante, Nerval, Cervantes, Borges, Shakespeare, Joyce, Wilde gibi Batı edebiyatına yön vermiş pek çok yazarın metinleri üzerinden edebiyat sorunsalını irdeler: Neden yazarız? Edebiyatın toplumsal ve bireysel yaşamlarımızda üstlendiği işlevler nelerdir? Edebiyat ile tarihsel olayların gelişim süreçleri arasında ne tür etkileşimler bulunur? Kurmaca dünyaların doğası nedir? Uzam, sözcüklerle nasıl temsil edilir? Metinler kendi aralarında nasıl söyleşir...
Edebiyata Dair, Eco’nun salt kuramcı kimliğiyle değil, aynı zamanda kendi deneyimlerini “samimiyetle” paylaşan bir romancı olarak da rehberlik ettiği, edebiyat evreninde bir keşif yolculuğu…
--- Önceki Günün Adası ---
Önceki Günün Adası, batan bir gemiden kurtulup bir başka gemiyle “karaya” çıkan Roberto de la Grive’nin öyküsü. On yedinci yüzyılda geçen bu öykü, Roberto’nun sevdiği kadına yazdığı mektuplar ve gemide tuttuğu notlarla ulaşıyor bugüne. Roberto’nun ıssız gemide geçirdiği günler boyunca eski yaşantısıyla ilgili anımsamaları, bir dönemin siyaset, sevgi, bilim, toplum hayatını yeniden kurarak tarih, toplum, insan ilişkilerini değerlendiriyor. Üç aşamalı bir anlatı piramidiyle (Yazar/ Roberto/ Roberto’nun mektuplarını yorumlayan Anlatıcı) şekillenen öykü, bir yandan gizemli izler bırakarak sürekli Roberto’dan kaçan bir Davetsiz Konuk’un varlığıyla gerilim kazanırken, bir yandan da hem birinci elden tarihsel anlara ve mekânlara ulaşabiliyor hem de Anlatıcı kanalıyla on yedinci yüzyıl ile yirminci yüzyıl arasında karşılıklı bakış açıları oluşturuyor. Umberto Eco’nun her zamanki ustalığıyla yarattığı dünyaları değerlendirmek, tadına doyulmaz bir okuma zevki.
--- Televizyona Dair ---
Televizyona Dair Umberto Eco’nun, 20. yüzyılın kitle iletişim evrenine damgasını vuran, “konuşan o tuhaf kutu”ya ve üretimlerine adadığı yazılarını okurla buluşturuyor. Araştırmacı, yazar, filozof, köşe yazarı, göstergebilimci, yayıncılık dünyasının önemli aktörü olmanın yanı sıra İtalyan radyo televizyonu RAI’nin kamu hizmeti yayıncılığında da görev almış Eco’nun televizyona, televizyon diline, televizyonun devreye soktuğu iletişim biçimlerine ve bu iletişim biçimlerini destekleyen teknolojilere, televizyonun ürettiği hayal gücüne, bunun sonucunda ortaya çıkan kültürel, estetik, etik, eğitsel ve özellikle de politik neticelere yönelik yazıları yaklaşık 60 yıl gibi geniş bir zaman aralığında kaleme alındı: İtalya’da ilk televizyon yayınlarının başladığı 1956 yılından televizyonun toplumsal kültür üretiminde ve dönüşümünde baskın denemeyeceği bir döneme, ekranın internet ve sosyal ağlarla birleştiği 2015 yılına uzanan yazıları kapsayan bu kitap, Umberto Eco külliyatının önemli bir halkasını oluşturuyor.
“Eco, kendisini inanılmaz derecede kızdırmasına rağmen yine de bu olağanüstü iletişim aracına tutkundur. Öyle ki röportajların pek çoğunda, günün son saatlerini geçmişin hangi deviyle geçirdiği, akşamları ne yaptığı sorulduğunda neredeyse hep aynı yanıtı vermiştir: Ailece Komiser Columbo ya da Don Matteo izleyerek.”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Foucault Sarkacı ---
Umberto Eco’nun ilk romanı Gülün Adı gibi, ikinci romanı Foucault Sarkacı da, bildiğimiz roman türlerinden hiçbirine girmiyor. Onu bir bilim-roman ya da Eco-roman diye nitelemek belki de daha uygun. Foucault Sarkacı, çok katlı, çok değişik düzlemlerde okunabilecek bir roman. Bu durum da romana değişik açılardan yaklaşmamıza olanak veriyor. Foucault Sarkacı, irrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin şunca sayfalık serüveni; pozitif bilimin yanı sıra, uzantıları günümüze dek süregelen gizli bilimlerin, Ortaçağ’ı da kapsayan çok uzun bir zaman dilimi içinde bilim-büyü kardeşliğinin öyküsü. Okurların, bu çetin ama keyifli okuma serüveninden nice hazlar derleyecekleri umuduyla...
--- Umberto Eco 2.Seti - 5 Kitap Takım ---
Set İçindekiler
Foucault Sarkacı
Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti
Beş Ahlak Yazısı
Günlük Yaşamdan Sanata
Ortaçağı Düşlemek
(Tanıtım Bülteninden)
--- Gülün Adı ---
Dünya edebiyatına damgasını vuran eserlerden biri olan Gülün Adı, yayımlandığı tarihten itibaren beğeniyle okunuyor. Tarihî polisiye türünde bir roman olan Gülün Adı, okuyucularını Orta Çağ Avrupası’na götürüyor. Eser, İtalya’daki bir manastırda gerçekleşen cinayetlerin etrafında şekilleniyor. Benzersiz olay örgüsü ve betimlemeleriyle dikkat çeken roman, başından sonuna kadar her sayfasında merak duygusunu canlı tutuyor. Gülün Adı; türü, konusu ve işleniş biçimi açısından yetişkin okuyuculara hitap ediyor. Gelin, çarpıcı ve sürükleyici hikâyesiyle okuyucularını etkilemeyi başaran bu eşsiz eseri daha yakından inceleyelim.
"Gülün Adı" adlı kitabı neden okumalısınız?
Rahip Adson’ın anlatımıyla can bulan roman, 1327 tarihinde İtalya’da gerçekleşen bir cinayetin soruşturmasıyla başlıyor. Cinayetin aydınlatılması için görevlendirilen Rahip William, beraberinde getirdiği yardımcısı Dom Adso ile olayı araştırmaya başlıyor. Genç keşişlerden minyatürcü olan Adelmo’nun ölümünü soruşturan William, ilk incelemelerinde durumun intihar olabilme ihtimali üzerinde duruyor. Çalışmaları sürerken Yunanca Çevirmen Venantiustu’nun öldüğü ortaya çıkıyor. William, bu ölümü incelerken ilginç ipuçları yakalıyor. Soruşturma kütüphaneye dayanınca William ve Adso engellemeyle karşılaşıyorlar. Bir şekilde kütüphaneye girmeyi başarınca da Venantiustu’nun bıraktığı bir şifreli bir kâğıt buluyorlar. Bu sırada kütüphane yardımcısının ölüm haberi geliyor. Rahip Wiliam, en sonunda birbirinden farklı bu üç cinayetin arasındaki sır dolu bağlantıları, faili ve ilginç nedeni çözüyor. Roman, karanlık bir çağda kilisenin içinde bulunduğu durum hakkında okuyucusuna fikir veriyor. Sıra dışı hikâyesiyle bağnazlık ve yasaklamaların korkunç sonuçlarını gözler önüne seriyor.
Bunları biliyor muydunuz?
Gülün Adı'nı İtalyan Bilim İnsanı ve Yazar Umberto Eco kaleme alır. Yazarının ilk romanı olarak bilinen eser, 1980 yılı itibarıyla yayımlanmaya başlar. Roman, İtalyanca aslında "Il nome della rosa" adıyla yayımlanır. Şadan Karadeniz tarafından Türkçeye çevrilen romanın toplam 736 sayfası bulunur. Can Yayınları tarafından 1999 yılında basılan kitap, Çağdaş Dünya Yazarları Dizisi'nde yer alır. Roman, 1981 Strega Ödülü ve 1982 Medicis Ödülü gibi birçok ödüle layık görülür. Dünya genelinde çok satanlar listelerinde yer bulan eser, 1990 yılında İngiltere’de "Tüm Zamanların En İyi 100 Polisiye Kitabı Listesi"ne ve 1999 yılında Fransız gazetesi Le Monde'un "Yüzyılın 100 Kitabı Listesi"ne girmeyi başarır. Roman, 1986 yılında "Der Name der Rose" (IMDb: 7.7/10) adıyla beyaz perdeye uyarlanır. Jean-Jacques Annaud’un yönetmen koltuğuna oturduğu filmde Sean Connery, Christian Slater gibi yıldız isimler rol alır.
Bu kitabı sevenler için diğer önerilerimiz
Gülün Adı isimli eseri beğenenlerdenseniz Umberto Eco’nun yazdığıAntik YakınDoğu,Felsefe Tarihi,Prag Mezarlığı,Düşman Yaratmak,Ertelenmiş Kıyamet,Antik Roma,Baudolino,Foucault Sarkacı,Cecü'nün Yer Cüceleri,16.Yüzyıl-Rönesans Çağıgibi farklı türlerden eserleri okuyabilirsiniz.
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
