--- Aldanan Kadın ---
Rosalie eşini kaybetmiş, kırık bir aşktan geri kalan boşluğu resim yaparak gidermeye çalışan kızı ve lise öğrencisi oğluyla birlikte sakin bir yaşam sürmektedir. Oğluna İngilizce dersi vermek için eve gelen genç Amerikalı, onu çok etkiler. Önce kendine bile itiraf etmekten çekindiği duyguları, konuşmalarına ve hareketlerine farkına varmaksızın yansıyınca ilk tepkiyi çocuklarından alır. Ama ne pahasına olursa olsun, doğanın kendisine bahşettiğine inandığı bu aşkın peşinden gitmeye kararlıdır. Aldanan Kadın, yazarın ölmeden önce tamamladığı son öyküsüdür. Thomas Mann, erken dönem çalışmalarından Venedik'te Ölüm'ün ana motiflerini, bu defa yaşlanmakta olan bir kadının duygu dünyasına yerleştiriyor. Eserlerinde yaşam ile ölümün karmaşık diyalektiğiyle hesaplaşan Mann, ölmeden önce tamamladığı bu son öyküsüyle adeta kendi yazınsal döngüsünü de tamamlıyor. Kitap, dönemin kadına bakışını yansıtması açısından da çok ilgi çekici diyaloglar içeriyor.
--- Tonio Kröger ---
"İki dünya arasındayım. Her ikisinde de rahat edemiyorum. Bu yüzden işim zor. Siz sanatçılar benim bir burjuva olduğumu söylüyorsunuz, burjuvalarsa beni tutuklamaya kalkıştı... hangisi beni daha çok incitti bilemiyorum. Burjuvalar aptal; ama güzelliğin hayranları olan sizler, benim ağırkanlı olduğumu, özlemlerim olmadığını söyleyenler, hiçbir özlemim sıradanlığın hazlarından daha tatlı ve dokunaklı olmadığını savunan bir sanatçılık anlayışı da olduğunu unutmamalısınız; hem kökeni ve kaderi itibarıyla öylesine derin ki bu sanatçılık anlayışı..."
Tonio Kröger, Thomas Mann'ın diğer uzun anlatılan "Venedik'te Ölüm", Tristan ve "Mario ve Sihirbaz" gibi, sanatçı ile dışarıda, "orada" duran dünyanın yüzleşmesini konu edinir; Tonio, içten içe, sanatın 'insanlık dışı, insana rağmen' yapılan bir iş olduğunu düşünür. Onun 'hayatı sanatın gölgesiyle lekelenmemiş' çocukluk arkadaşı sarışın Hans Hansen'e ve Hans Hansen'in temsil ettiği her şeye duyduğu özlem, hatta aşk, bu küçük ve güzel 'novella'nın eksenini oluşturur.
Sayfa Sayısı:
95
Baskı Yılı:
1997
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Venedik'te Ölüm ---
20. yüzyılın en büyük Alman romancısı Thomas Mann’ın yazarlık yaşamında, Buddenbrooklar, Büyülü Dağ ve Doktor Faustus gibi büyük romanların yanı sıra Venedik’te Ölüm’ün de benzersiz bir yeri vardır. 1929’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görülen Mann, I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde yayınlanan Venedik’te Ölüm adlı bu uzun öyküsünde, 'sanatçının trajik çıkmazı'nı işler: Yorucu bir çalışmanın ardından gerilimlerinden kurtulmak için Venedik’e giden ünlü yazar Aschenbach, genç Polonyalı Tadzio’nun olağanüstü güzelliği karşısında büyülenir. Salgın hastalık kenti sarınca da, tutkularına yenilerek ölüm isteğine teslim olur. Aşk ve ölüm simgeleri, Mann’ın yazarlık yaşamında bir dönemi kapayan bu yapıtın derin duyarlılığının temel öğelerini oluşturur. Güzellik, belki de sanat, yaşamı yok edici bir işlev yüklenir. Luchino Visconti’nin sinemaya da uyarladığı bu ölümsüz romanı, Behçet Necatigil’in ölümsüz çevirisiyle sunuyoruz
--- Değişen Kafalar ---
Thomas Mann'ın 1940'ta Stockholm'de yayımladığı Değişen Kafalar, XII. yüzyıldan kalma bir Hint efsanesine değişik bir açıdan yaklaşıyor. Şridaman ile Nanda, farklı kastlardan gelmelerine, zihnen ve fiziki olarak birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen, ayrılmaz iki dosttur. Şridaman, Brahman soyuna dayanan tüccar bir aileye mensup narin yüzlü, çelimsizdir; Nanda ise demircilik yapan, inek güden güçlü ve yakışıklı bir gençtir. Birbirlerini tamamlayan bu iki gencin dostluğu, güzel Sita'yla karşılaşmalarıyla yeni bir boyut kazanır. Şridaman ve Sita evlenir. Ancak Sita'nın, seçimiyle ilgili pişmanlıkları vardır. Hayatları, Sita'nın ailesine birlikte yaptıkları bir yolculukta geçen olaylarla çok ilginç bir biçimde yön değiştirir.
Thomas Mann, Değişen Kafalar ile çok nadir bir olaya, kültürlerarası etkileşime neden olur. Hint efsanesinden yola çıkan Mann'ın romanı, Hint oyun yazarı Giris Karnad'ın ödüllü oyunu Hayavadana'yı esinler.
Mann eserinde, kelimenin tam anlamıyla mitolojik bir Hint fantezisi yaratmıştır. Doğu ve Batı, zihin ve beden, dostluk ve aşk, erotizm ve ruhsal uyum gibi motifler üzerine çok şey söyleyen Değişen Kafalar, mitolojik ve fantastik bir öykü.
Sayfa Sayısı:
128
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Efendi ile Köpeği ---
Thomas Mann’ın 1919 yılında yayımlanan ve otobiyografik öğeler barındıran anlatısı, Mann ailesiyle yaşamış av köpeği kırması Bauschan ve sahibi ekseninde temellenir. Yazar, salt büyük bir romancı değil, aynı zamanda daha küçük metin türlerinin de üstadı olduğunu bir kez daha hissettirdiği bu anlatısında olağanüstü canlı, titiz ve ayrıntılı, yer yer mizah yüklü betimlemeleriyle pastoral bir portre çizer okuruna. Okur, Bauschan ve sahibiyle birlikte Münih’te nehir kıyısında ve kentin yeşil alanlarında günlük gezintilere çıkar, Bauschan’ın fiziksel ve karakteristik özelliklerine yakından bakma fırsatına sahip olur; köpek ile sahibinin arasındaki ilişkiye tanıklık eder: Bauschan’ın öyküsü, köpeğin, insanın yaşam alanının bu denli içinde olmasına karşın ona hâlâ ne kadar yabancı olduğunu anlatır.
Modern edebiyata içkin alegori ve parodi unsurlarının izlerini sürebileceğimizEfendi ile Köpeği, kent ile kırsal arasında kalmış, tarihin yok oluşa mahkûm ettiği idilde sığınak arayan bireyin, Birinci Dünya Savaşı’yla değişime uğrayan Avrupa burjuvazisinin yaşam deneyimine ilişkin bir tasvir olarak da okunabilir.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yol Hikayeleri ---
Yol Hikayeleri
--- Mario İle Sihirbaz - Toplu Öyküler 2 ---
Hayalperestlere gerçeklik her zaman hayalden daha hayalî gelir ve daha derinden okşar gururunu.Mario ile Sihirbaz, aralarında çok sevilen ve bu kitaba adını veren “Mario ile Sihirbaz”ın da bulunduğu, Thomas Mann’ın geç dönem öykülerini bir araya getiriyor. Bu kitaptaki öyküler, Zor Saat’te yayımlanan erken dönem öykülerinden farklı bir izleğe sahip. O öykülerde daha çok sanatçı sorunsalına odaklanan yazar, Mario ile Sihirbaz’da gözlem gücünü bu kez keskin insanın en derin, en kuytu duygularını betimlemek için kullanıyor.Mario ile Sihirbaz, kesin, açık ve dolaysız diliyle Alman öykücülüğüne yeni bir üslup getiren Nobel Ödüllü Thomas Mann’ın, hayranlık verici bir olgunluk dönemi eseri.“20. yüzyılın en büyük Alman romancısı.”The Spectator
(Tanıtım Bülteninden)
--- Seçilen ---
1875-1955 yılları arasında yaşamış olan Alman yazarı Thomas Mann, henüz ünlü yapıtı Doktor Fautus'u yazarken sıradışı bir kukla oyunu olarak tasarlamaya başladığı bu mizah dolu öyküsünde, yalnızca Ortaçağın büyüleyici dekorunda geçen saray aşklarını, şövalyeleri, cahil köylüleri ve Papalığın görkemini anlatmakla kalmıyor, ruhbilimsel açıdan, Oedipus kompleksini, insan zaaflarını, arzunun çok yönlülüğünü ve gühan öğesinin nedenlerini, siyasal açıdan da gücü ve güç dağılımını irdeliyor. Sibylla ve Wiligis adındaki kardeşlerin, narsistik ve aynı zamanda hematik öğeleri içeren dışa kapalı aşklarını ve oğullarını Gregoius'un, geçirdiği iç yolculuk sonucunda olgunlaşarak tümü kapsayan evrensel boyutlardaki sevgiye ulaşmasını, incelikli bir biçimde anlatıyor.
Sayfa Sayısı:
254
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Lotte Weimar'da ---
Thomas Mann’ın ilk kez 1939 yılında yayımlanan ünlü romanı Lotte Weimar’da, modern Alman edebiyatının en çarpıcı örneklerinden biri, Mann’ın büyük usta Goethe’ye gönderdiği çok şık bir selam. Roman, konusunu bir başka romandan, Goethe’nin başyapıtı Genç Werther’in Acıları’ndan alıyor.Aradan uzun yıllar geçmiş, Werther’in büyük aşkı Charlotte, Goethe’nin yaşadığı kente, Weimar’a, yaşlı ve zengin bir kadın olarak geri dönmüştür. Charlotte ile Goethe’nin bu buluşması yalnızca çağdaş, metinlerarası bir buluşma değildir kuşkusuz; gençlik, aşk, karşılıksız bırakılan duygular, insanın yaşama bakışının zamanla değişmesi, toplumsal ve ahlaki sorumluluklar... Bütün bunlar iki olgun kahramanın gözünden aktarılır. Böylece Alman toplumunun izleği arasından evrensel değerler yakalanır. Thomas Mann’ın bu önemli romanını okurlarımızın Genç Werther’in Acıları’nı anımsayarak okumaları kuşkusuz büyük kazanç olacaktı
(Tanıtım Bülteninden)
--- Zor Saat - Toplu Öyküler 1 ---
Hayatınızdan tat almak, gerçekten, bilinçli, sanatkârane şekilde tat almak istiyorsanız, asla yeni şartlara alışmaya uğraşmayın. Alışmak ölümdür. Ahmaklıktır. Yaşamaya alışmayın, hiçbir şeyin sıradanlaşmasına izin vermeyin, lüksün tatlılığı için çocukça bir zevki muhafaza edin.Zor Saat, Thomas Mann’ın 1893-1912 yılları arasında kaleme aldığı, aralarında “Küçük Friedemann”, “Tristan” ve bu kitaba adını veren “Zor Saat” gibi ünlü örneklerin de bulunduğu 23 öyküyü içeriyor. Thomas Mann, Alman dilinde öykü anlatımına yeni bir soluk getirmiş, gerçekçi ayrıntıları etkin bir biçimde kullanmıştır. Gördüğü bir resmi ya da dinlediği bir müziği öykünün merkezine yerleştirerek etkileyici ve inandırıcı bir olay örgüsüyle besler. Öyküleri otobiyografik özellikler taşırken evrenselliği de yakalar. Yaşadığı yüzyılın iyi bir gözlemcisi olan yazar, bu gözlemlerini yapıtlarına yansıtmakta ustadır. Öykülerindeki ortak izlekler, “kendinde olmayana sahip olma arzusu” ve “sanatçının çektiği acılar” olarak özetlenebilir. Zor Saat, Almanya’nın en önemli yazarlarından birinin edebî gelişimini gözler önüne seriyor.“20. yüzyılın en büyük Alman romancısı.”The Spectator
(Tanıtım Bülteninden)
--- Majesteleri Kral ---
Majesteleri Kral, iflasın eşiğinde hayalî bir küçük Alman devletinde geçer. Hiçbir şeyin yolunda gitmediği Grimmburg Grandüklüğü'nün veliahtı Prens Albrecht hastalıklı bir insandır ve uzun yaşayamayacağından endişe edilmektedir. O nedenle tahtın ikinci vârisi Klaus Heinrich doğduğunda bütün Grimmburg sevince boğulur. Ne var ki ikinci vâris fiziksel bir kusurla doğmuştur. Zamanla, "aristokrasinin yalnızlığı"nı kendi ruhunda hisseden Klaus Heinrich, "kusurlu" varoluşuna ve doğuştan getirdiği asil haklara bakarak sıradan insanı anlamasının mümkün olmadığını fark eder.
Yayımlanan ikinci romanı olan Majesteleri Kral'da Thomas Mann, XX. yüzyılın başlarında Alman coğrafyasında bir yerlerde, kendi içine kapanmış, hızla değişmekte olan dış dünyaya ayak uyduramayan hayali bir grandüklüğü Ortaçağ'a özgü masal diliyle betimliyor. Yerleştiği arka plan açısından ele alındığında Wilhelm Almanyası'ndan izler taşıdığı görülen Majesteleri Kral, Thomas Mann okurlarının 1924 tarihli Büyülü Dağ'da karşılaşacağı düşünsel eğilimlerin mikrokozmik habercisi olarak yorumlanabilir.
Sayfa Sayısı:
387
Baskı Yılı:
2013
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Dolandırıcı Felix Krull'un İtirafları ---
Etkileyici dış görünüşü, tatlı dili ve karizmatik kişiliğiyle Felix Krull, doğanın cömert davrandığı şanslı azınlıktandır, ne ki bir eksiği vardır: Toplumsal statüsü, yükselme kapılarını açmaya elverişli değildir. Fakat hayal gücünün de yardımıyla yazgı düzeltilebilir; doğanın eksiği, ikincil doğamız olarak şekillenen kültürün ve toplum hayatının içinde rahatlıkla tamamlanabilir. Böylece Krull, haksız olduğunu düşündüğü bir tesadüfle doğuştan kendisinden esirgenen ufak ayrıntıyı, dolandırıcılık kariyerinin basamaklarını hızla tırmanarak telafi etmeye girişir. Thomas Mann, ölmeden kısa süre önce yayımladığı Dolandırıcı Felix Krull'un İtirafları'nda, bir sahtekârın toplum içindeki yükselişine tanık ediyor okuru. Mann'ın bir dönemin ünlü otel hırsızı Romanyalı Georges Manolescu'nun anılarından esinlenerek kaleme aldığı bu son romanı, ancak sanatçıya bahşedilmiş olabilecek türden bir hayal gücünü, ironik bir üslupla suçun konusu haline getiriyor. Mann'ın eserlerinde sanatçının oyun alanı olarak şekillenen gerçeklik ile görünüş arasındaki ince sınır çizgisi, Dolandırıcı Felix Krull'un İtirafları'nda hile, düzen ve entrika aracılığıyla ihlal ediliyor ve kolayca suça dönüşebilecek bir yaşantıya dönüşüyor. Dolandırıcı Felix Krull'un İtirafları, ilk kez Türkçede.
--- Doktor Faustus ---
Thomas Mann, son eseri olarak tasarladığı Doktor Faustus'ta bizi mağrur bir sanatçının, besteci Adrian Leverkühn'ün gerilimli dünyasında dolaştırıyor. Ruhu, yaratma arzusuyla dolup taşsa da, akılcı ve duygusallıktan uzak mizacını dizginleyemeyen Leverkühn'ün gerilimi, yaratma gücünün önündeki en büyük engeldir. Şeytan, Le-verkühn'ü bu zayıf noktasından yakalar: Yaratıcı zihnin dışavurumu olmaksızın anlamsız kalmaya mahkûm bir varoluştan kurtulmanın bedelini, sanatçıyı zührevi bir hastalığın pençesine düşürerek ödetir. Ancak kötülüğün sağlayabileceği bir deha, bir yaratıcılıktır bu ve Thomas Mann'ın estetiğinde halkların faşizmle zehirlenmesini temsil eder. Mann'ın, gelişkin toplum ruhunun insan bedeninde arkaik ilkelliğe teslim oluşu şeklinde yorumladığı, toplumsal alanda tehdidini dün olduğu kadar bugün de hissettiren bu kronik siyasi mesele, romanda estetik ruh ile burjuva yaşamı arasında uçurum oluşturan bireysel düzlemde karşımıza çıkar. Dünya edebiyatının kültleri arasında tartışmasız bir yeri bulunan Mann'ın bu son büyük eseri, Faust miti ile bağlantılı bir sanatçı romanı, bir çağ ya da toplum romanı, müziği dil ile ifade etmeyi amaçlayan deneysel bir roman ya da epik anlatının bütün katmanlarına yayılan sanat kuramına dair bir deneme olarak farklı perspektiflerden okunabildiği için de bu kadar kapsamlı.
--- Buddenbrooklar - Bir Ailenin Çöküşü ---
Buddenbrooklar, 20. yüzyılın en saygın yazarlarından Thomas Mann'ın ilk romanıdır. Ama birçok eleştirmenin gözünde, Venedik'te Ölüm'den de büyük bir romandır Buddenbrooklar.
Mann'ın 1900 yılında, 25 yaşında kaleme aldığı roman, Kuzey Almanya'da yaşayan zengin bir burjuva ailenin ve aile ticarethanesinin birkaç kuşak boyunca geçirdiği değişimi ele alır. Buddenbrooklar, modern yaşama ayak uyduramayan saygın bir ailenin çöküşünün öyküsüdür: Doğumlar, evlenmeler, boşanmalar, ölümler, başarılar, başarısızlıklar...
Orta sınıf yaşamının ustalıklı bir portresini çizen roman, aynı zamanda kaybolan burjuva değerler için bir ağıt niteliğindedir. 1929'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne değer görülen Mann'ın bu dev yapıtı, modern edebiyatın klasikleri arasındadır. Venedik'te Ölüm, Tonio Kröger, Büyülü Dağ, Doktor Faustus gibi yapıtların yazarının bu başyapıtını yeni çevirisiyle sunuyoruz.
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
