Sepette İndirim
17.197,75 TL18.197,75 TL
--- Enişte Risalesi ---
“Enişte dönen bir şeydir. Karısının zemininde, kendisine yönelen bakışlara göre, bakışların etkisiyle, bakışlar nezdinde bir topaç gibi dönerken, birbirinden farklı görüntüler sergiler, farklı işaretler gönderir, farklı estetik duyumlara yol açar, farklı hisler uyandırır. (…) Enişte aile ortamının yanar döneridir. (…) Mütemadiyen ölçülür, biçilir. Enişte, her daim alıcı gözlerin, mütecessis bakışların, duraksız temaşaların, tehlikeli nazarların, delici merakların hedefidir. Herkes perspektifine göre eniştede bir şeyleri merak eder. Enişte, içinde mahremi fokurdayan bir kazandır akrabaların algısında. Kimse enişteye kayıtsız kalamaz.”Ahmet Tulgar
Enişte “müessesesi”ne, tıpkı bu müessesenin kendisi gibi “çok yönlü” bakışlar: Biraz sosyolojik ilgi, biraz popüler kültür analizi, yakın tarihten bir “millî enişte” örneği, ince gözlemler içeren denemeler, bol enişte “deneyimi” ve hatırası…
Aile ilişkileri “formatına” göre kurulan toplumsal ilişkilere, aile kurumunun makamlarıyla tanımlanan “sosyal tiplere” dair bir küçük panorama, aynı zamanda. Veya, isterseniz, her biri nevi şahsına mahsus bir dizi enişte tipinin resmigeçidi.
Yine Mustafa Çiftci ile Tanıl Bora’nın derlediği Yengeler Cumhuriyeti’ne hısım bir kitap.
Emre Akdere, Cihan Aktaş, Tolga Arvas, İmdat Avşar, Tanıl Bora, Funda Şenol Cantek, Mustafa Çiftci, Kadir Dede, Rita Ender ve Jared Conrad-Bradshaw, Bağış Erten, Çağatay Hakan Gürkan, Giray Kemer, Metin Solmaz, Ahmet Tulgar, Taçlı Yazıcıoğlu’nun yazılarıyla…
(Tanıtım Bülteninden)
--- Çizgi Açığı - Futbol Yazıları Çizileri ---
"Simon Kuper'in 'Futbol asla sadece futbol değildir' şiarı bize çok rehberlik etti ama oyunun yitişine karşı, bazen artık 'Futbol sadece futboldur,' diyesimiz geliyor."
Böyle diyor, elinizdeki kitabın yazarı-çizeri. Fakat futbol sadece futboldur derken bile, yeşil sahayı sınırlayan çizgilerin içinde oynanan topla bırakamıyoruz işi. Çünkü bir futbol maçı oynanırken, o açtaki her futbolcunun, her hakemin, teknik direktörün, o maçı seyreden, yaşayan her taraftarın o 90 dakika boyunca kendi hikâyesi yazılıyor. Tribünde onbir kurgulayanlar, radyo başında takımının gol haberini bekleyenler, meramlarını pankartlarla ifade etmek isteyenler… Tanıl Bora'nın futbolun rekabet merkezinden uzaklaşarak yazdığı bu "yan" hikâyelerin bir kısmını topladık bu kitapta. Ve Turgut Yüksel'in eşsiz çizgilerinin arasına yerleştirdik.
Futbolun, "kazanma" duygusunu tatmin etmeye hapsedilmiş 90 dakikalık bir itiş kakış olmadığını hatırlamak için bir fırsat: Röveşata golleri gibi estetik güzelliklerin yanı sıra, almasını bilen için, içinde sonsuz haz barındıran bir dünyanın kapısını açıyor Turgut Yüksel ve Tanıl Bora.
Futbol, futbol sahasını sınırlayan çizgilerle sınırlı değildir kuşkusuz.
Sayfa Sayısı:
190
Baskı Yılı:
2013
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Karhanede Romantizm ---
Bir gün Gençlerbirliği maçına yolunuz düşerse, sürekli bağıran, kırmızı-siyah el örmesi atkısıyla "huşu" içinde takımını seyreden adama dikkat edin. O iflah olmaz romantik, nasıl bir "kârhane"de olduğuna hiç aldırmadan, yağmur demez, çamur demez gider biricik Gençler'inin maçlarına. Yetmez, arkadaşlarını da götürür. O da yetmez, etrafındakileri futbola kazandırır. Bununla da kalmaz: Yazar! Renkler, formalar, futbolcular, sevinçler, taraftarlar... velhasıl futbolu sevmek üzerine... O kadar ki bazen terim yaratır ("oligarşi"), bazen kültür dokur ("çocukları maça götürmek"), bazen de zapta geçirir (takım tutma biçimleri). Tam da "sahalarımızda görmek istediğimiz" yazılardır bunlar. Okuyana sıcaklık ve heves verir. Zaten memleket entelektüellerinin futbol yazmaya "girişmelerinin" müsebbibi de -bazen pişmanlık duymasına rağmen- odur. Entelektüel hayatı boyunca yazdığı, derlediği, çevirdiği, editörlüğünü yaptığı onca kitaba, makaleye, derlemeye inat, futbol üzerine çiziktirmekten "ayrıca" hoşlanır.
Kârhane'de Romantizm yaklaşık 10 yıllık bir dönemde Tanıl Bora'nın futbol kültürümüze yaptığı katkıların bir derlemesi. Oyunun saf haline vurgu yapan, "oyunla oynayan", romantik, bir o kadar da realist, naif nostaljinin tuzağına düşmeyen, hakiki denemeler bunlar. Eduardo Galeano'vari bir "futbol dilencisi"nin içdökümü...
Oysa futboldan nefret etmek için onlarca sebep sayılabilir bu aralar. Toplumsal ve kültürel hayattan çaldığı rol, giderek vandallaşan enstantaneleri, endüstrisi, "derin" ilişkileri, maçoluğa ve ayrımcılığa meyli en sıkı futbolseverlere bile "illallah" dedirtiyor. Ama "ibadet biçimleri", "tefsirler", hatta "futbol uleması" saçmalıyor diye "imandan" vazgeçilmez ki! İşte bunu hatırlamak için okumak lazım bu kitabı. Huzur için. İman tazelemek için... Futbol dinine yeniden inanmak için...
BAĞIŞ ERTEN
Sayfa Sayısı:
254
Baskı Yılı:
2006
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Milliyetçiliğin Provokasyonu-Yugoslavya ---
Yugoslavya sosyalizmi, İkinci Dünya Savaşı sonrasının dünyasında, aynı toplumsal ve siyasî sistematiğin kutuplaşmış uçlarına dönüşmeye yönelen kapitalizm-reel sosyalizm geriliminde “üçüncü yol” arayışına girenler için bir umut ışığı, önemli bir tecrübe gibiydi. Yugoslavya’nın federal yapısı, “millî mesele”yi, üniter millî devlet sisteminden de Sovyetik merkeziyetçi çokuluslu “imparatorluk” sisteminden de farklı, milliyetçilik dışı bir “üçüncü yol”dan çözmüş görünüyordu. 1990’lara girerken, Yugoslavya’nın sunduğu “üçüncü yol” işaretlerinin “gibi”si bile kalmadı. Ülke, kapitalizmle reel sosyalizmin kaotik bir bileşimi altında eziliyor; milliyetçiliğin en şoven, en fanatik biçimleri altında ölümüne düşmanlığı, vahşeti, kitlesel göçü yaşıyor. “Gibi”si bile olsa “üçüncü yol” umutlarını üreten de Yugoslavya toprağı, Yugoslavya halklarıydı; bu umutları yitirip bütün “yol”ları sonlandıran, tüketen de o... Ama bu ülkenin siyasî altüst oluşlarla, insanî-toplumsal çilelerle dolu yakın tarihinde, hep milliyetçiliğin provokasyonu var - Yugoslavya’nın kaderinde, bu provokasyonu bekleyen, inadına bereketli kaynakları kurutamamanın acısı var. Yugoslavya’nın bugünü de içeren tarihî hikâyesi, sadece coğrafî bakımdan değil, toplumsal-siyasî meseleler ve en temel insanî duyarlılıklar bakımından Türkiye’nin çok yakınında. Yugoslavya’yı “laboratuvar” gözüyle değil yakınlık duygusuyla izlemek, dünyanın gidişatını anlamak ve o gidişatta bir yer, bir taraf tutabilmek açısından önemli.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Zamanın Kelimeleri ---
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)
Yerli ve millî… Yeni Türkiye… Benim esnafım… Kimse kusura bakmasın… Büyük resmi görmek… Fıtrat… Algı operasyonu… Ölü ele geçirme… Hassasiyetlerimiz… Hegemonya… Samimiyet… Hayırlı olsun… Sıkıntı yok… Paralel… Herkesi kucaklamak… Kadim… Medeniyet denen… Kurumları yıpratmak… Restorasyon… Marjinal… Fitne… Sadakat… İtibar… Çift başlılık… Durmak yok… Sen kimsin… Biz, yaparız!... Gereği yapılır… Bedel… Kurunun yanında yaş… Manidar… Üst akıl… İltisak… İhbar celbi… Kayyım… Hiç farkı yoktur… İstifa… Merhamet… Olağanüstü… Şehitler ve şahitler… Bizim kültürümüzde yok… Malazgirt… Bayrak… Mehter… Dokunulmazlıklar… Öfke etiği… Kınama etiği… Mağdur… En doğal hakkım… Tahrik hakkı… Güruh… İbn Haldun… Felaket…
Tanıl Bora, Zamanın Kelimeleri’nde yakın tarihin siyasal hayatında döne dolaşa tekrarlanan deyim ve söyleyişlerin, sloganların, kalıp sözlerin izini sürüyor. Sorgulanmadan kullanılan kelimelerin ve söz kalıplarının, kimi zaman nasıl “iktidarın lâfları” olmaktan da çıkıp doğallaştığını, hatta bazen muhalefetin de ezberine yerleştiğini ortaya koyuyor. Kelimelerin, lâfların cari anlamlarına ve işlevlerine bakmanın, zihniyet repertuarı oluşturmaya yarayabilecek bir yanı var. Bir ideolojik anlam haritası çizme çabası. Yanı sıra, bu kalıp sözlerdeki başka imaları, bazen yitik anlamları aramaya açılıyor.
--- Sayfiye ---
Sayfiye, vaatlerle, ümitlerle dolu bir kelime. Yıl boyu özlemi çekilen bir zaman: sayfiye hayatı. Ömür boyu uğruna didinilen hayal: sayfiyede bir yer. Osmanlı'dan günümüze, adım adım, Türkiye'de sayfiye kültürünün gelişmesinin tarihi... Edebiyatta sayfiyenin sıcaklığı ve serinliği...
Türlü çeşitli sayfiye mekânları: Devletin sayfiyesi/Sayfiyedeki başkent: Yalova... Turizmin eski yıldızı Erdek, yeni yıldızı Belek... Yavaşlığın huzuru: Bozcaada... Diyarbakırlıların sayfiyesi: Hazar Gölü... Karadeniz sayfiyesi: Akçakoca... Sonra, kamu kurumlarının tatil kampları...
Mekânlara ve yaz zamanına sinmiş sayfiye ruhu: Arzu- hayal kırıklığı; huzur-hicran; yavaşlık, tembellik, serbestlik-eğlenme stresi; aile evi rejimi-gençlik ateşi; ebedî çocukluk-erken ihtiyarlık...
Tanıl Bora'nın derlemesinde Cihan Aktaş, Mehmet Ö. Alkan, Sema Aslan, Onur Baştürk, Aslı Biçen, Tuncay Birkan, Gaye Boralıoğlu, Özge Calafato Baykan, Onur Cankoçak, Behçet Çelik, Zeynep Dadak, Murat Daltaban, Feridun Düzağaç, Mahir Ünsal Eriş, Borga Kantürk, Merve Kayan, Kıvanç Koçak, Murat Meriç, Murat Metinsoy, Levent Şentürk, Emel Uzun ve Sedat Yurtdaş'ın katkıları yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
304
Baskı Yılı:
2014
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- ''Boşuna mı Okuduk?'' Türkiye'de Beyaz Yakalı İ... ---
"Diploma = iş" denklemi gitgide geçersizleşiyor. Genç işsizliği ve 'okumuşların' işsizliği, dünyada da Türkiye'de de istisnai olmaktan çıktı. Zamanımız kapitalizminde işsizliğin yapısal niteliği aşikâr hale gelirken, tahsilli, kalifiye çalışanlar yani "beyaz yakalılar" da güvencesizleşme sürecinin kurbanı oluyor, imtiyazlarını kaybediyorlar. İnsanlara atfedilen ve onların kendilerine atfettikleri 'anlamın' iş durumuna göre belirlenegeldiği bir yaşam dünyasında, işsizlik sadece iktisadi olmayan derin bir kriz kaynağıdır. Elinizdeki araştırma, Türkiye'de beyaz yakalı işsizliğinin sosyal-psikolojik yanına odaklanıyor. İşsizliğin bir sosyal deneyim olarak nasıl yaşandığına ve "hissedilen işsizliğe" bakıyor. Üniversite mezunu işsizler işsizlikle nasıl baş ediyor, hangi yöntemlerle iş arıyorlar? Ne gibi ayrımcılık mekanizmalarına tâbi kaldıklarını düşünüyorlar? Güvencesizleşen hayatta, nelere -mesela aileye- ne kadar güvenebiliyorlar? İşsizlik deneyiminden duygusal olarak nasıl etkileniyorlar? Kendilerini nasıl ifade ediyor/edemiyorlar? İşsizlik deneyiminin orta sınıf 'değerleri' ve 'kimliği' ile etkileşimi nasıldır? Beyaz yakalı işsizler, işsizlik sorununun kaynağını nerede görüyorlar? Neye, kime kızıyorlar? İşsizlik, onları 'bir şeyleri düşünmeye', 'bir şeyler yapmaya' sevk ediyor mu? KPSS 'belası', ataması yapılmayan öğretmenlerin sıkıntıları ve mücadeleleri, 'kullan-at' tarzı istihdamın belli başlı örneklerinden banka çalışanlarının işsizlik deneyimleri ile ilgili gözlemler de bu sorgulamaya eşlik ediyor. Beyaz yakalı işsizleri dinleyen ve onları konuşturan bir kitap...
Sayfa Sayısı:
352
Baskı Yılı:
2011
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Yeni Dünya Düzeni'nin Av Sahası-Bosna Hersek ---
“Oyunlar oynuyoruz. Üçüncü kez üzerinde kucaklaşabileceğimiz ve gözyaşları içinde sözbirliği, kardeşlik, birlik için yemin edebileceğimiz yıkıntıları hazırlıyoruz... Bugünkü Bosna gibi bir memlekette nefret etmeyi bilmeyen ya da çok daha zor olanı, nefret etmeyi bilinçli olarak istemeyen, bir yabancı gibidir, düşmandır ve kimi zaman da işkence edilendir...”Drina Köprüsü romanıyla bilinen Bosnalı yazar İvo Andriç’in 1920’lerde kaleme aldığı notlarından
(Tanıtım Bülteninden)
--- DevletOcakDergah ---
Türkiye'nin siyasi-toplumsal hayatında 1960'lardan beri önemli bir varlığa sahip olan Ülkücü Hareketin yapısına, düşünce dünyasına ilişkin tahlil ve araştırmalar yok denecek kadar az. 1980'lerde, Ülkücü-Sol çatışması durulduktan sonra da 'Ülkücü Hareket' hem solda hem sağda içeriği belirsiz bir kavram olmaya devam etti. Soldaki genel kabule göre 'faşist' nitelikli bu hareketin, aynı sıfatla anılan 12 Eylül rejimiyle ilişkisi, ondan farkı neydi? Ülkücü kadroların başta ANAP olmak üzere diğer sağ partilerdeki etkinliği MHP'nin misyonunun onlara taşınması anlamına mı geldi? Ülkücü hareketin mafyavari yapılarla, 'kontrgerilla' denen karanlık güçlerle, devletle ilişkisi nasıl görülmeli? Devlete, İslama, milliyetçiliğe, toplumsal düzene vb. bakışı nasıldı ve ne gibi değişimler yaşadı? Ülkücü Hareketin 1980'lerdeki yeniden biçimlenme süreci, bu sorulara cevap bulabilmek açısından çok zengin ve canlı bir malzeme sundu. Ülkücü Hareketi bu bunalımlı dönemin altüst oluşu içinde tahlil eden Devlet-Ocak-Dergah, alanında ilk çalışma özelliğini koruyor. Ülkücülerin 1990'larda BBP'nin doğuşu ile bölünmesinin ve MHP'nin yükselişinin ön verilerini sunan kitap; sadece Ülkücü Harekete değil, bütün olarak bilgiye, toplumu değiştirebilmek için gerçekten anlamayı gözeten bir yaklaşım denemesi aynı zamanda.
Sayfa Sayısı:
606
Baskı Yılı:
2004
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Hasan Ali Yücel ---
Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli eğitim bakanı Hasan Âli Yücel hakkında etraflı bir biyografi.
Yücel'in özdeşleştiği etkili bakanlık icraatı, başta hümanist kültür mirasıyla ilgili çeviri seferberliği ve Köy Enstitüleri tecrübesi, kitabın uzun bir bölümünü oluşturuyor. Fakat sadece o değil. Yücel'in milliyetçilik anlayışı, Kemalizm yorumları, dindarlığı anlama ve yaşama biçimi, geniş yer tutuyor.
Bu arada onun üslûbuna ve meşrebine özel bir ilgiyle eğilerek... Hasan Âli Yücel'in düşman imgesi olarak, anti-komünist tehdit ve nefret söyleminin gözde bir malzemesi olarak gördüğü işlev de ele alınıyor.
Çalışma esasen bir entelektüel biyografi özelliği taşıyor; yazdıklarına, söylediklerine yoğunlaşarak, Yücel'in düşünce dünyasında bir gezinti.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Devlet ve Kuzgun-1990'lardan 2000'lere MHP ---
MHP için 1991-2003 dönemi, özel bir dönemdi. Büyük bir popülerleşmenin tadına vardı... “Marjinallikten”, “merkez partisi” konumuna terfi etti... Tarihinin en büyük oy oranına erişerek hükümet ortağı oldu... Sonra 2002 sonunda yeniden parlamento dışı kalarak ağır bir krize girdi... Bu dönem aynı zamanda, hareketin kurucu ve simge-lideri Alparslan Türkeş’in ölümünün ve Türkeş-sonrası bir MHP’nin oluşumunun gerçekleştiği bir dönemdi. Devlet Ocak Dergâh adlı kitaplarında ülkücü hareketin 12 Eylül 1980 sonrasındaki yaklaşık 10 yıllık krizli dönemini ele alan Tanıl Bora ve Kemal Can, Devlet ve Kuzgun’da, MHP’nin 1991 sonrası bu özel dönemini inceliyorlar.
Kitap, bir cephesiyle, 1990’lı yılların ‘ruhunu’ teşrih masasına yatırmaktadır. 1990’lı yıllar, Türkiye’de milliyetçiliğin yeni bir bahar yaşadığı bir dönemdi. ‘Yeni’ MHP, bu dönemin ruhuyla/havasıyla yeniden şekillendi ve bizzat o ruhun/havanın oluşumuna katkıda bulundu. Türkiye’ye yeni bir modernleşme dalgasının çarptığı bu dönem, sadece MHP’nin değil ‘toplam’ Türk milliyetçili¤inin yeniden biçimlenmesinde özel bir öneme sahiptir. Dolayısıyla, kitabı, Türkiye’nin yakın siyasal tarihinin mühim bir onyılının siyasal iklimine dair bir inceleme olarak da okumak mümkündür. Bu iklim çerçevesinde, MHP/ülkücü hareketin ötesinde genel olarak Türkiye’de milliyetçiliğin ‘işleyişine’ dair bir tartışma olarak da okumak mümkündür.
... Milliyetçi zihniyet nazarında Kürt Meselesinin nasıl görüldüğüne, ‘Türk Dünyası’ perspektifine, devlet telâkkisine, ülkücü ideolojiye, 90’ların ‘pop’ milliyetçiliğine ilişkin bölümlerde ya da diyelim ‘ülkücü mafya’ meselesine ilişkin kimi alt-bölümlerde, kronolojik bağlamından özerk olarak da bir anlam ve önem ifade eden müstakil konular incelenmektedir.
Sayfa Sayısı:
559
Baskı Yılı:
2004
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Demirel ---
Süleyman Demirel... Türkiye’nin 1960’lardan 2000’lere uzanan siyasal tarihinin en önemli figürüydü. Bu tarihsel dönemde DP’nin Su İşleri Müdürlüğü’nden Cumhurbaşkanlığı’na uzun bir yol kat etti. Neredeyse “hep başbakan”dı. Kurduğu 7 hükümetin 2’si askerî darbeyle devrildi; her iki darbeyi de atlatıp siyasal hayatına devam edebildi. 1960’ların, 1970’lerin, 1980’lerin ve 1990’ların siyasi zeminini tahkim etmişti; iktisadi hayatının da fikir babasıydı. Anti-komünizmle sarmalanmış bir sağ siyaset aklının, propaganda biçiminin ve demagojiyi de ihmal etmeyen bir söyleyişin ya da söylemeyişin erbabıydı. Ancak hiç kuşkusuz kendine mahsus bir dilin ve kelamın da sahibiydi. Milliyetçi ve muhafazakâr hoşnutsuzlukları devletle barıştırarak, “devlet fikri”nin adamlığına uzanan bir siyasal kariyere ulaştı. “Devlet aklı”nın mühendisliğini yaptı!
Tanıl Bora’nın kaleme aldığı Demirel biyografisi, bir şahsın hayat hikâyesiyle sınırlı olmayan, Türkiye’nin 1940’lardan 2000’lere kadarki sosyal, siyasal, kültürel, zihinsel tarihinin çarpıcı bir anlatımını sunuyor. Siyasal dünyanın da, gündelik hayatın da, milletin de, devletin de dönüşümünün Demirel portresinden yansımasına bakıyor; Demirel’in dilinden ve elinden dökülen bir tarihin yanı sıra, o tarihin o dilden neler çektiğini de kapsamlı bir şekilde inceliyor. Tanıl Bora’nın kaleme aldığı bu biyografi, anekdotlarla örülü bir Demirel öyküsü değil, bir fenomen etrafında ülkenin en önemli siyasal döneminin tarihini anlatıyor – üstelik çok uzun bir dönemin!
(Tanıtım Bülteninden)
--- Cereyanlar-Türkiye'de Siyasi İdeolojiler ---
Cereyanlar, Türkiye’de siyasî ideolojilerin özelliklerini; birbirlerini etkileme ve birbirlerinden etkilenme süreçlerini; cereyanlar içindeki figürlerin ideolojik seyahatlerini; muarız bellediklerine dair kurguladıkları dili; ideolojileri popülerleştirme tekniklerini ve siyasî ideolojilerin gündelik hayatta nasıl karşımıza çıktıklarını ustalıkla işlenmiş bir biçimde gözler önüne seriyor.
Tanıl Bora, “cereyanlar”ı şu başlıklar altında tartışıyor: Geç Osmanlı Zihniyet Dünyası, Batıcılık, Kemalizm, Milliyetçilik, Türkçülük ve Ülkücülük, Muhafazakârlık, İslâmcılık, Liberalizm, Sol, Feminizm ve Kürt Siyasal Hareketi. Sadece başı sonu belli metinlere değil, sözlere ve jestlere de bakıyor, “kimin söylediği”ne değil “ne söylediği”ne odaklanıyor. Böylece, siyasî düşünceleri sarmalayan ideolojik muhtevayı ve “iklim”i de ortaya koyuyor.
Cereyanlar’ı bir siyasal düşünceler kitabı olmanın ötesine taşıyan ve Türkiye’nin düşünsel ethosunu anlamamızı sağlayan heyecanlı bir metin haline getiren de bu: Olayları anlatmak ve analiz etmekle yetinmeyip bunların arkasındaki düşünce oluşumlarını ele alması. Son derece zor bir işin altından başarıyla kalkan bu kitabı okurlarımıza sunmaktan kıvanç duyuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Tanıl Bora Birikim Kitapları Seti - 8 Kitap Takım ---
Set İçerisindekiler:
Türkiye'nin Linç Rejimi
Yeni Dünya Düzeninin Av Sahası: Bosna Hersek
Medeniyet Kaybı: Milliyetçilik ve Faşizm Üzerine Yazılar
Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya
Zamanın Kelimeleri: Yeni Türkiye'nin Siyasî Dili
Milliyetçiliğin Kara Baharı
Türk Sağının Üç Hali
Sol, Sinizm, Pragmatizm
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
