Sepette İndirim
2.421,38 TL3.228,50 TL
--- Kambur ---
Kambur
Türk edebiyatına 1990’lı yıllardan itibaren güçlü bir giriş yapan yazar ve şair Şule Gürbüz, kaleme aldığı ilk eser olanKamburile ülkemizde postmodern roman akımının güçlü kalemleri arasında gösteriliyor. Yazarın 1992 yılında 18 yaşındayken yayımladığı eser, özgün anlatımı ve güçlü diliyle ilk baskısının üzerinden geçen yaklaşık 30 yıla rağmen adından söz ettirmeye devam ediyor.
Kambur, Sizi Düşünmeye ve Keşfetmeye Çağırıyor
Kitap, adını başkahramanı ve anlatıcısının sırtındaki kamburdan alıyor. Hem gerçek anlamıyla kullanılan hem de yaşamın yükünü ifade eden bu ad, okurlarına bilinçsizce yaptıkları davranışları sorgulamak için geniş bir kapı aralıyor. Eserinde beklentilerin bireyin omuzlarına nasıl büyük bir yük bindirdiğini ifade eden yazar; tüm bunları okurlarına ustaca işlenmiş bir dil ve katmanlı bir anlatımla aktarıyor.
Eser, kambur bir adamın ağzından bir yıllık bir zaman dilimini ele alıyor. Kitaptaki olaylar, hakkında kambur olmasından başka herhangi bir şey bilinmeyen başkahramanın bir cenazeye katılmasıyla başlıyor. Çevresinde olup bitenleri başkahramanın dilinden müthiş bir gözlem yeteneği ile aktaran yazar, insanın kendisiyle ve yaşamla olan çarpık ilişkisini tüm gerçekliğiyle yansıtıyor. Bilinç akışına benzer bir teknikle kaleme alınan kitap, olay örgüsü ve kurgudan ziyade düşünce ve anlatım şeklini ön plana çıkarıyor. Yazarın henüz çok genç bir yaşta kaleme aldığı bu esere, olgun üslubu ve düşünsel derinliğinden dolayı siz de hayran kalacaksınız.
Şule Gürbüz Kimdir?
Hayatını yazar, şair ve mekanik saat ustası olarak sürdüren Şule Gürbüz, 1974 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İspanyol Dili ve Edebiyatı ile Sanat Tarihi bölümlerinde lisans eğitimi alan Gürbüz, İngiltere’deki Cambridge Üniversite’sinde ise Felsefe eğitimi aldı. 1997’den itibaren Dolmabahçe Sarayı’nda antika saat tamirine başlayan yazar, günümüzde Milli Saraylar Müdürlüğü bünyesinde mekanik saat ustası olarak çalışmaya devam ediyor. Yazarın, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından verilen “Kamu Yayıncılığı Ödülü” (2011 -Saat Kitabı) ve “Oğuz Atay Öykü Ödülü” (2012 -Zamanın Farkında) bulunuyor.
En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!
Türkiye’nin yıldızı parlayan yazarları arasında yer alan Şule Gürbüz ile siz hala tanışmadınız mı? Öyleyse siz deKamburkitabını sipariş verin, sepete özel avantajlı fiyatlar ve çok daha fazlasından yararlanmaya hemen başlayın!
--- Coşkuyla Ölmek ---
“Beklemek, bir şeyin yoluna ve haline girmesini beklemek, beklerken olacak olanın olması için gereken her türlü başka hale geçişlere, kalışlara tahammül etmek ne zor şeydi. Başı da, ortayı da, sonu da bilip beklemek ne tahammülü güç şeydi. Tanrı’nın da yaptığı bu muydu? Baş, orta, son belli, helak kaçınılmaz, ancak önemli olan o zamanı geçirmek, o zamandan geçmek. Ve geldiğinde gelmemiş gibi, bilmemiş gibi, yaşamamış gibi gelmek, rüyayı görüp uyanmak ve ‘Neyse rüyaymış,’ demek ve aynı yerden uyumaya devam etmek. Yaşamaya da, ölmeye de yazık. Bu ölüm için yaşamaya, bu yaşamak için ölmeye yazık. Mezarlıklara, servilere, süsenlere, nisan sonunda açan katırtırnaklarına, telaşlı karıncanın adımlarına yazık, mezar taşına konup da bağıran karganın sesine yazık, ölüme ağlayan şaire, yaşam var zanneden filozofun nefesine yazık, şen taklalarla ilk senelerinde koşup zıplayan, ağaçlara tırmanırken seyredilip seyredilmediğini kontrol eden kedinin tırnaklarına yazık, ağdaki balığa, lokantada onu bekleyen anguta, önce ön iki ayağını sonra arkadakileri ovuşturup bu hareketinden büyük kâr ve kisve uman karasineğe yazık, hortumunu sallayan koca file, sanatlı sıçrayışı ile dahi boşluğu dolduramayan yunusa yazık, grafon kâğıdından gelincik ve petunyalara, en pürüzsüz çakıl taşına, kum olmuş zavallıya, sağdan sağdan yürüyen eşeğin inadına, yol kenarlarındaki ısınmış dikenlere, kozalağın içindeki fıstığa, duvara yapışmış yosuna yazık, bu topu binyıllardır çevirip duran sema-i muğlâka, titreyen kanatlara, açılan göğe ve onun katmanlarına, havanın, suyun olduğu, olmadığı yerlere yazık.”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Öyle Miymiş? ---
Ne yaptık biz sahi burda bunca vakit, dört mevsim, oğul uşak, bez tarak? Ne yapacaksın bir düzen var, ilahî düzen, yaprak düşüyor, güzelim kuşlar huzurda el pençe bekliyor, insan kendisi tokken başkalarının da hep bir şekilde doyurulduğunu sanıyor, yemiştir bir şey diyor, doymuştur, içmiştir, içmez olur mu, yoksa ölür diyor, ama ertesi gün ölü mü diri mi bakmıyor. Aslan elleri önde eceli arkasında yatmış yarı aç ama heybetli, oğlan beş bin yıl evvelin hatalarını yapıyor, ama aklına derslerde de okusa, kitaplarda da kavuşamıyor, o da anlaşılan geçiyor, kız üç bin sene öncenin heveslerinde, senin kıza bak dirilse bir Asurlu gülecek, ey Mezopotamya, eski krallık, asma bahçeleri, kuleler, yenisi ve iyisi yapılamazken bunca yıkılmak niye?
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
198
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Zamanın Farkında ---
"Hayatı anlayamamak kadınları anlayamadığını söyleyen adamın sözü kadar perişan bir ifade gelir bana. Be nabekâr, kadını anlayıp da ne yapacaksın, yapacağın değişecek mi? Peki hayatı ne yapacaktım? Onu anlayayım diye psikanaliz mi öğrenecektim, Jung'ları, Laing'leri okuyup şizofreni yolculuklarına mı çıkacaktım, şeyhleri ayrı, doktorları ayrı mı etekleyecektim, kendimle ilgili hem de bu dünyama ait bir söz söyleyecekler diye kulak mı kabartacaktım? Söz doğru olsa zaten kaçardım, yalan olsa bayılır tekrarını duyayım diye yapışırdım da bunun neye faydası olurdu? Zavallı Reich gibi dolaplar yapıp içine mi girseydim, o pos bıyıklı filozof gibi coşkunluk seline mi kapılsaydım, ikinci benlik, birinci benlik öndeki, arkadaki, birincinin sesi, ikincinin ayak sesi diye huzursuzluk ve yetersizlikten tuhaf ama kibirli bir dünya mı inşa etseydim, kibrimin nedenini anlatacağım diye canım mı çıksaydı, birinin ruhu az öteye kıpırdayabilsin diye elli sene gırnata mı çalsaydım, zaten öbür dünyada göreceğim cini, mekiri, meleği göreceğim diye gece üçlerde kalkıp namaza mı dursaydım, avizeler sallanıyor, başım secdeden bir saatten evvel doğrulamıyor diye sonra kime anlatsaydım, arabayla on iki saatlik yolu kendimden geçerek iki saatte almış olsam bile varacağım yere on saat evvelden gelip de ne yapsaydım?"
Sayfa Sayısı:
199
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
--- Kıyamet Emeklisi - Birinci Cilt ---
“Rüyalar doğru çıkar, üç yol var denince önce kendine bakacaksın ve herhalde üç kat merdiven çıkacak ya da ineceğim diyeceksin, kendi kendinin yorumcusu böyle olunur. Para gelecek denince önce cebini yoklayacaksın, hiç mi yok, demek ki canın çıkarsa şöyle bir elli kuruş gelecek, zaten elli kuruşun varsa çoktan hak ettiğin ama bir türlü eline geçmeyen bir liranın yirmi beş kuruşu eline geçecek. Bir kadın mı gördün, emin ol ki o seni görmedi. Ama seni de gören biri var işte o gelecek, ama sen onu gelenden saymadığın için geldiğini bile anlamayacaksın. Bekleyeceksin, sabrın da kıt olduğundan senden daha evvel beklemeye başlamış birini hah diye alacaksın, daha eskinin hiç sesi çıkmaz, o yüzden onu mazlum, kendini galip zannedeceksin.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
