Sepette İndirim
7.095,75 TL8.095,75 TL
Narsisizm Üzerine
Narsisizm sözcüğü, gündelik dilde çoğunlukla kişinin kendine hayran olduğu anormal duygu durumunu anlatmak için kullanılır. Ancak, bilimsel terim olarak, çok daha vahim bir duruma işaret eder: Narsist, cinsel nesnesinin bedenini nasıl görüyor ve ona nasıl davranıyorsa kendi bedenini de öyle görür ve ona öyle davranır. Bu kişilik bozukluğu bireyin tüm cinsel yaşamına sirayet etmiş bir sapkınlık olması bakımından önemlidir ve bu nedenle tüm sapkınlıkların incelenmesinde karşılaşılması beklenen nitelikleri sergiler. Psikanalitik gözlemler daha sonra narsistik davranışın ayrı ayrı özelliklerinin, diğer bozukluklardan mustarip birçok bireyde bulunduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, narsisizmin çok daha geniş bir ölçekte ele alınabileceğini ve insanların normal cinsel gelişiminde bir rol oynamış olabileceğini varsaymak makuldür.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitle Psikolojisi
Kitle psikolojisi, kitle eylemlerinde su yüzüne çıkar; bireyi, bir kabilenin, bir ulusun, bir kastın, bir sınıfın, bir kurumun üyesi ya da belli bir zamanda bir araya gelip belli bir amaç için örgütlenmeye gitmiş bir insan kitlesinin parçası gibi ele alır. Kitlenin bir parçası haline gelen, egemenliği altına giren bireyin bilinçli kişiliği kaybolur. Kitle psikolojisinin oluşması, bireysel psikolojinin kaybolmasına, duyguların bireysel olmaktan çıkıp kolektif hale gelmesine yol açar. Aklın ve zekânın öneminin azaldığı, bireyin kitlesel ölçütlere uyum sağlayarak davranışlarında bunları sergilediği bu durumda toplumca benimsenmiş değerlere, inançlara bireysel ve grupsal düzeylerde karşı çıkıldığında toplumsal dışlanmanın gerçekleştiği, şiddetin baş gösterdiği görülür.Bir organizmadaki hücreler nasıl bir araya gelerek tek bir varlık oluşturmuşsa, psikolojik kitle de bir an için birbiriyle kaynaşmış aynı türden öğelerin oluşturduğu geçici bir varlıktır. Freud bu çalışmasında, kitle ruhunun, yani kolektif ruh yaşamının tanımından başlayarak telkin yoluyla bireyin o ruha yapıştırılmasını, kilise ve ordu gibi iki yapay kitlenin egemenliğini, bireyin toplumla özdeşleşmesini ele alıyor.
Bir Yanılsamanın Geleceği-Neden Savaş
Dogma olarak bildiğimiz dinsel tasarımlar aslında yaşantıların verileri midir yoksa yanılsama mıdır? Çocukların cinsellik dışı varlıklar olduğuna ilişkin, ancak psikanalizin çürütebildiği inanç yanılsama diye nitelendirilebilir mi? İlk çocukluk döneminde dinsel dogmaların etkisini üzerlerinde hissetmemiş kuşaklarda usun içgüdüsel yaşamı güçlük çekmeden egemenlik altına alabileceğini düşünmek bir yanılsama mıdır?
Bir Yanılsamanın Geleceği’nde Freud, tüm bu sorulara yanıt bulmasının yanı sıra din hakkındaki fikirlerini de eleştirel bir bakış açısıyla ifade ediyor. Bu araştırma kapsamında dinsel dogmaların gerçeklik değerini sorgulamaya yer veriyor, psikolojik yapıları bakımından bunların yanılsama sayılıp sayılmayacağını açıklıyor. Bu bağlamda yanılsamaları insanlığın en güçlü, en eski ve en acil isteklerine sağlanan doyumlar olarak nitelendiriyor.
FreudBir Yanılsamanın Geleceğiile daha önce birçok kez ele aldığı uygarlık sorunlarını detaylı bir şekilde incelediği bir çalışma dizisi oluşturdu. Buradaki düşüncelerini bir kez daha aktardığıKültürdeki Huzursuzluk(1930), ardından Einstein ile savaş üzerine mektuplaşmalarını içerenNeden Savaş(1933) ve 1934’ten beri üzerinde çalıştığıMusa ve Tektanrıcılıkbu dizide yer alan en önemli çalışmalarıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Amatör Psikanalizi
Psikanalizin doğasını pek çok eserinde derinlemesine kaleme alan psikanaliz ekolünün kurucusu Freud, bu sefer, uzman olmayanların, bir başka deyişle "alaylıların" psikanaliz yapmaları konusundaki düşüncelerini paylaşıyor. Freud bu kitapta, tıbbi eğitimin psikanalistler için gerekli olmadığını söylerken amatör psikanalizine liberal bir bakış açısı getiriyor. Psikanalistlerin hekim olup olmama gereklilikleri üzerine yayımlanmış bu eser, hiç şüphe yok ki konunun tarih içindeki ele alınış biçimleri bakımından son derece önemli.
Çocukta Fobinin Analizi
İleriki sayfalarda anlatılan küçücük bir hastaya ait hastalık ve tedavi hikâyesi aslında benim gözlemlerime dayanmıyor. Tedavi planını bütünüyle ben yürüttüm ve çocukla bir kez yüz yüze konuştum, ama tedaviyi aslen çocuğun babası gerçekleştirdi ve kendisine, aldığı notları yayımlamama izin verdiği için teşekkür borçluyum. Babanın yaptıkları bununla bitmiyor. Söylemek istediğim, bir çocuğu babasından başka hiç kimsenin bu türden itiraflarda bulunmaya razı edemeyeceği. Freudun 1909 yılında çocukluk nevrozu üzerine yazdığı hatta kendi deyimiyle aktardığı bu analiz, yazıldığı dönemde hem çok ses getirmiş hem de farklı açılardan tartışmalara neden olmuştur. Bu tartışmalar daha çok zavallı çocuğun, daha o yaşta masumiyetinin elinden alındığı yönünde gelmiştir. Ancak 1922 yılı ilkbaharında Küçük Hans 19 yaşında bir genç adam olarak gelip Freudu bulduğunda tüm bu endişelerin yersizliği bir kez daha ortaya çıkmış, Küçük Hans yıllar sonra bu analizi başka birisinin hikâyesi gibi okuduğunu ve herhangi bir takıntısı ya da sorunu olmadan büyüdüğünü dile getirmiştir. Küçük Hans Vakası, Freudun ele aldığı diğer dört hastalık vakasıyla birlikte onun çalışmaları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.
Bir Çocukluk Nevrozu Hikayesi
"Kurt Adam Vakası, hiç kuşkusuz Freud'un ele aldığı en önemli vakalardan biridir. Genç ve zengin bir Rus olan hasta, 18 yaşından itibaren duyduğu rahatsızlıklar nedeniyle Freud'a gelir. 1910-1914 yılları arasında süren tedavinin ardından Freud vakayı kaleme alır ancak bir süre yayımlamaz. Daha önce ele aldığı Küçük Hans'ın at fobisiyle, genç adamın kurt fobisi Freud için karşılaştırılabilir niteliktedir.Vakanın Freud için asıl önemi ise, çocuk cinselliğinin varlığına yönelik kuşkuları bertaraf etmesi, böylece kuşku duyan Adler ve Jung'u eleştirmesi için Freud'a sağlam kanıtlar sunmuş olmasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Musa ve Tektanrılıcılık
"Bir halkın, oğullarının arasında en büyüğü saydığı bir adamı elinden almak, severek ya da kolayca yapılacak bir şey değildir, özellikle kendiniz de bu halktansanız. Fakat gerçeklik arayışında, hiçbir güç, sözde milli çıkarlar uğruna bizi yolumuzdan alıkoyamaz ve konuyu açıklığa kavuşturmaya çalışırken tüm bunların bizim dağarcığımıza da faydası olabileceği beklentisi içinde olabiliriz elbet."Freud'un, Totem ve Tabu'dan 25 yıl sonra yazdığı ve en tartışmalı kitaplarından biri olan Musa ve Tektanrılı Din, Musa'nın Yahudi olmadığı, gerçekte Eski Mısır asıllı olduğu, Mısırlı bir tektanrıcı olan Akhneton'un yakın takipçisi hatta bizzat kendisi olabileceği iddiaları üzerine temelleniyor. Bu iddiaları açıklayan üç ana bölüme ilave olarak ele alınan son bir bölümde ise, tarihsel olaylarla ilgili hipotez üretme aracı olarak psikanalitik teori üzerinde duruluyor.Yahudi halkının birçok özelliğini anlama, özellikle de dinin yapısına yeni bir bakış kazanma fırsatı yakalayan ve önceki kitapları Totem ve Tabu ve Bir Yanılsamanın Geleceği'nde dile getirdiği düşüncelerden yola çıkan Freud, Musa ve Tektanrılı Din'de bu düşüncelerini "daha adil bir formül ile" geliştiriyor. Bulgusu ise şöyle: "Dinin gücü gerçekliğine dayanır, ancak bu gerçeklik maddi değil, tarihidir."
(Tanıtım Bülteninden)
Cinsellik Üzerine
İnsanın ve hayvanın cinsel gereksinimlerini açıklamak için, biyolojide “cinsel bir dürtü”nün varlığından söz edilir. Aynı şekilde, açlığı anlatmak için de bir beslenme dürtüsünün olduğu varsayılır. Bununla birlikte halk dilinde cinsel gereksinim için açlığa karşılık gelen bir kelime yoktur. Halkın görüşü, cinsel dürtünün niteliği ve karakterleri üzerine bazı kesin düşünceler içerir. Freud, bu noktada müdahale etme gereği duyar ve cinsel bastırmaların çocuklar üzerinde nasıl evrildiğini sergiler. Freud’un anlaşılmasında kilit rolü oynayan ve büyük gürültüler kopararak sert tartışmalara yol açan Cinsiyet Üzerine, her aydının hatta her anne babanın mutlaka okuması gereken temel yapıtlardan biridir.
Totem ve Tabu
Freud'a göre ilkel insan bizim çağdaşımız sayılır. Tarihöncesi çağlardaki insanların geçirdiği evreler, gündelik yaşamlar, sanatları, oluşturdukları söylenceler ve mitlerde gelişim sürecimizin önceki basamakları hakkında ciddi izlere rastlar, onlarda kendimize benzerlikler buluruz. Bugün bazı topluluklarda izlerine rastlansa da Freud'un deyimiyle dinsel-sosyal bir kurum olan totemizmin etkilerinin azalmasına karşılık, tabu konusu farklı biçimlere bürünerek de olsa azımsanmayacak derecede yakınımızda durur. Freud'un eserini kaleme alırken belirttiği gibi Totem ve Tabu, bu alanda ele alınan ilk ciddi çalışma olmasının yanıı sıra, psikanalizin bakışı? açısıı ve bulgulamalarıyla toplum psikolojisinin kemikleşmiş? sorunlarına yönelik bir çözümleme denemesi; etnologlar, filologlar, folklorcular ve psikanalistler için kendi ilgi alanlarıyla bağlantıı kurabilecekleri bir köprü inşaasıdır.
(Tanıtım Bülteninden)
Günlük Yaşamın Psikopatolojisi
Hepimiz hata yapıyoruz, bir şeyleri unutuyoruz ya da hatırlayamıyoruz, irili ufaklı kazalar yaşıyoruz, bir şey söyleyecekken dilimiz sürçüyor, anlamlı veya anlamsız başka bir şey söylüyoruz. “Olur böyle şeyler,” deyip doğal karşılıyoruz. İnsanlık hali evet, olur, ama her hata, her dil sürçmesi, her unutkanlık Freud’a göre zihnimizin derinliklerine, bilinçdışımıza açılan birer kapıdır. Eğer belli bir kişinin evine gitmek üzere sokakta yürürken kendinizi başka birinin evinin önünde buluyorsanız, bu sadece bir dalgınlık olamaz. Fiziksel ya da nörolojik bir kusurunuz olmadığı halde ikide bir düşüyorsanız, bu kazaların ardında pek çok şey gizli olabilir. Gündelik hayatta yaşadığınız bu tür aksaklıklar üzerinde kendi başınıza ya da bir uzmandan yardım alarak düşünmeniz size hayatınıza dair çok önemli ipuçları sağlayabilir, böylece sorunlarınızın farkına varmanız ve onları çözmeniz mümkün hale gelebilir. Sigmund Freud birbirinden ilginç vaka öyküleriyle de desteklediği bu kitabında insan ruhuna daha farklı bir açıdan ışık tutuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Psikanaliz Üzerine - Yeni Araştırmalar ve Bulgular
Freud'un 1915-1917 yılları arasında geniş bir dinleyici kitlesine vermiş olduğu temel psikanaliz konferansları üzerinden kaleme aldığı Psikanalize Giriş'in son kısmı olan bu kitap, Freud'un psikanaliz üzerine son araştırmalarını ve bulgularını içeriyor. Bu yeni derslerin diğerlerine olan bağlılığı, onlardaki sayısal dizilimi sürdürüp 29. Ders'ten başlamasıdır. Freud bu eseri ile, o zamanlarda daha henüz yeni bir alan olan psikanalize ilgi göstereceğini beklediği "aydınlar topluluğuna" yönelmektedir.
Kendisinin de aktardığı gibi bu derslerde, sadelik, tamlık ve bütünlük görünümü uyandıracak diye özverilerde bulunmaktan kaçınmak, sorunları bütün çıplaklığıyla ortaya koymak, boşlukları ve güven duygusu uyandırmayan noktaları yadsımamak başlıca amacı olmuştur. Psikanaliz Üzerine Yeni Araştırmalar ve Bulgular, Freudcu analiz konusunda bilinmesi gereken temel ve özlü bilgiler içermesi bakımından vazgeçilmez değerde bir anahtar kitap olma özelliği taşımaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
272
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Say Yayınları
Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize...
Psikanaliz Üzerine Beş Konferans ve Psikanalize Toplu Bakış, Freud'un Massachusetts, Worcester'daki Clark Üniversitesi'nin yirminci kuruluş yıldönümü şenliği dolayısıyla Eylül 1909'da verdiği beş konferansın metinlerini içermesinin yanı sıra, kendi çalışmaları neticesinde psikolojik kuramlar ve yöntemler ailesi olarak yapılandırdığı psikanalizi derinlemesine ele alıyor; psikoterapi ve ruhsal tedavi yöntemlerinin ne olduğunu, nasıl yapıldığını detaylıca açıklıyor. Genel olarak psikanalizin psikoloji kapsamına giren ve girmeyen alanlar için önemine, tekniğine, psikanalizin günlük yaşamdaki yerine ve duygusal bozuklukların zekâ gücü üzerindeki etkilerine değinen bu metinler, "psikanaliz nedir?" sorusuna Freud'un dilinden net bir yanıt veriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
280
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Say Yayınları
Kültürdeki Huzursuzluk
“İnsan türünün kader sorusu, kültürünün gelişmesinin, insanların bir arada yaşamalarından kaynaklanan saldırganlık ve kendini imha etme dürtüsüne hâkim olmasının mümkün olup olamayacağı ve olursa, bunun ne ölçülerde mümkün olacağı sorusuymuş gibi geliyor bana. Bu bağlamda belki de tam da içinde bulunduğumuz dönem özel bir ilgiyi hak ediyor. İnsanlar şu noktada, doğa güçlerine hâkim olarak bu güçlerin yardımıyla birbirlerinin kökünü son insana kadar kazımakta hiç de zorlanmayacak hale geldiler. Bunun farkındalar, günümüzdeki huzursuzluklarının, tedirginliklerinin, mutsuzluklarının, endişeli hallerinin hatırı sayılır bir kısmı buradan kaynaklanıyor.” Dilimize, farklı isimlerle de çevrilmiş olan Kültürdeki Huzursuzluk, Freud’un yol haritasında neredeyse sona en yakın duraklardan birisidir. Denilebilir ki, Freud bu kitapta, Psikanalizin, –hiç de itiraf edilmemiş– bir kültür incelemesi olarak görülmesini de vasiyet eder.
Aşk ve Cinselliğin Psikolojisi
Freud bu kitapta, aşk ve cinsellikte rol oynayan karmaşık bilinçdışı dinamikleri derinlemesine inceliyor. Modern uygarlığın talep ettiği katı cinsel ahlak anlayışının, bireylerin doğal cinsel dürtülerini bastırmasına yol açarak modern sinir hastalıklarının temel kaynağını oluşturduğunu ileri sürüyor. Şefkat ile şehvet arasında oluşan kopukluğun yarattığı psişik iktidarsızlığı ele alarak, cinsel nesnenin aşağılanması ihtiyacının doğuşu üzerinde duruyor. Bu eser, çocukluk saplantılarının yetişkinlikteki romantik tercihleri ve yaygın cinsel sorunları nasıl şekillendirdiğini bilimsel bir titizlikle ortaya koyarak insan doğasının bilinmez ve derin yönlerine ışık tutan eşsiz bir belgedir.
(Tanıtım Bülteninden)
Espriler ve Bilinçdışıyla İlişkileri
Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'un Espriler ve Bilinçdışıyla İlişkileri adlı bu eseri, esprinin insana neden haz verdiğini ve bu zihinsel çabanın ardında neden psikolojik bir mekanizmanın işlediğini açıklamaya yönelik bir girişimdir. Freud sıkıştırma, çift anlamlılık ve yineleme gibi espri tekniklerinin, çoğunlukla saldırgan veya bastırılmış cinsel nitelikli düşüncelerin sosyal bakımdan kabul edilebilir şekilde dışa vurulmasına olanak verdiğini savunur. Espriyi komik ya da gülünç olandan ayıran budur. İyi bir esprinin hem amacı hem de sonucu kahkahadır. Espri, normalde bu tür düşünceleri bastırmak için harcanacak zihinsel enerjiyi serbest bırakır; kahkaha da bunun sonucunda ortaya çıkar.
(Tanıtım Bülteninden)
Nevrozlar
Freud'un 1916-1917 yılları arasında geniş bir dinleyici kitlesine vermiş olduğu temel psikanaliz konferansları üzerinden kaleme aldığı Psikanalize Giriş'in nevrozlarla ilgili kısmı olan bu kitap, toplam 16 ders niteliğindeki bölümden oluşuyor.
Nevrotik semptomların da en az yanılgılar ve düşler kadar anlam taşıdığını ve bu semptomların onları açığa vuran insanların yaşamlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor. Saplantı nevrozu, travma nevrozu, direnme ve bastırma, cinsel yaşamın etkileri, korku, narsizm ve aktarım gibi başlıklar üzerinden psikanalizin çerçevesini genişletirken, sağlıklı insanlarda da görülen nevrotik belirtileri örnekler üzerinden ortaya koyuyor.
Freud'un, psikanalizi öğretmek amacıyla hazırlamış olduğu bu değerli eserde, 30 yıllık araştırmalarının özetiyle beraber geliştirmekte olduğu psikanaliz kuramının temellerini bulacaksınız.
Sayfa Sayısı:
304
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Say Yayınları
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
