Sezgin Kaymaz 6 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

İletişim Yayınları Sezgin Kaymaz 6 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
2.709,38 TL
3.612,50 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Nefha --- “Âdem’i kısmen yoldan çıkaracağım derken kendi tastamam yoldan çıkmış, rezil rüsvâ olmuş, sefil zelil olmuş, kelek kepaze olmuş, permeperişan olmuş, rütbesi tenzil edilip nâr-ı semumdan mÜrekkep bir cin olmuş, tekrar tenzil edilip isli pisli bir Şeytan olmuş, bâtılda ısrar edince bir daha tenzil edilip İblis olmuş, hazır olmuşken Âdem’i de iğfâl edip kendine benzetmiş, onunla birlikte Cennet’ten sepetlenmişti.” İsrafil’in ölü kalplere can veren nefesi, yani Nefha... Bu romanda şeytanın hikâyesine can veriyor. Sezgin Kaymaz, şeytanın “diyalektiğini” anlatıyor. Ve meleklerin dramını – zira cennette de hayat zor! Bu aynı zamanda insanın kibriyle, hevesleriyle, kabiliyetleriyle, acizlikleriyle yaşadığı git gellerin, iniş çıkılların, şaşkınlıkların hikâyesi. Neticede, bilinmezliğin hikâyesi. Akıl sır ermez – ama bir yandan da bildik insan hali... Ürpertili - ama yine de şen şatır... Ezeli-ebedi ve ölümsüz olanın kudreti, korkusu – ve adeta ezelî-ebedî bir fanilik neşesi... (Tanıtım Bülteninden) --- Bakale --- “İlk ‘Canım' demek istediğinde ar etmiş dedem, ‘Hanım' dese ‘malım' demiş gibi olur diye korkmuş, ‘Vesile' dese çok resmî, soğuk. Ama kendinden tarafa bakmasını istiyormuş, onu görmesini, onun içini, yüreğini, sevdasını fark etmesini istiyormuş; anlatacak, dökülecek, gerekirse ağlayacakmış. ‘Baksana' dese olmaz, ‘Bak hele...' demiş, devamını getirebilecekmiş gibi. Bakele dönüp bakmış. Dedem bütün söyleyeceklerini unutmuş, öylece kalmış.” En safından aşk, hani, hasretle imtihan edilen… Aşka, dosta, sırdaşa, muhabbete hasret, hasretin çileleri… Gönül yaraları, mutsuzluklar ve mutsuzluğu sıkıp sıkıp mutluluğunu oradan çıkartanlar… Iyi niyetli beceriksizlikler, becerikli kötü niyetler… Ayıbı bilenler, bilmeyenler… Hayırsızlar uğursuzlar… Sezgin Kaymaz, bu kitaptaki kısa hikâyelerinde yine o hasretin, o muhabbetin peşinden gidiyor: Darlığın yokluğun kıtlığın içinden, en beklenmeyecek yerde insaniyet cevheri buluyor, tozunu silkip uzatıyor bize. (Tanıtım Bülteninden) --- Bugün Bize Kim Geldi? --- “Gözlerim yanıyor artık ağlamaktan. Dünyayı sis perdesinin gerisinden görüyorum, üstüne süt dökülmüş gibi görüyorum her şeyi, puantiyeli görüyorum, beyazlı beyazlı. Yumayım diyorum şunları, kurumuş artık, hırş hırş ses geliyor gözkapaklarımdan, fayda etmiyor, pat diye açıyorum tekrar. Hepi topu iki saatlik uykum var günlük, o da gitti elden.Düşünen insan uyuyamaz, gece gündüz İnci’yi düşünüyorum ben, varsa o yoksa o, nasıl uyuyayım?” En sıra dışı insanların sıradan insanlar arasından bulunabileceğini gösteren, sıradan anların içinde sıra dışılığın madenini keşfeden hikâyeler... Zorbalık, dar kafalılık, fesatlık, müzevirlik, “kokan” tipler ve tabii köpekler de eksik değil - her zamanki gibi. Saflıkla, şefkatle, bokta bile hikmet görmeyi bilenlerle ve tabii köpeklerle beraber - her zamanki gibi.Sezgin Kaymaz’ın edebiyatı, “İnsana dair hiçbir şey bana yabancı değildir”in folkloru, bir bakıma... Kitabın sonunda bir de hediye: Okurlarıyla mektup kardeşliği kurmuş bir yazar olarak, o “mektup kardeşlerinden” birine hitaben, biraz da kendini anlatıyor... (Tanıtım Bülteninden) --- Benyusuf --- “İlk başta dilenci midir nedir diyorduk. Adammış, nerden bilelim? Neredeyse sürüne sürüne yürürdü, acı çektiğini düşünürdük ya inadına güleç, ille de güleçti. Bizim gibi sokağın iki başına ikişer taş dikip araba geçinceye kadar top oynayan, asfaltın düz durduğu tek yere kuka kondurup kurtarmalı saklambaç oynayan, yolun ortasına gazoz kapaklarını dizip vuruş karış oynayan çocuklara kıza kıza, elleri götünde hötzöt ede ede geçen, ödümüzü kopartan öbür amcalar gibi değildi hiç. İrkiltmeyen, korkutmayan bir hâlesi vardı başının üstünde.” Aksilik aksiliği de kovalasa, kanalizasyon da patlasa, tamire gelen çocuk kanalizasyon yerine “kanalizyon” da dese, insanlar yine de kendi dillerinde sohbet edebilir, yine de gül gibi geçinip gidebilirler… Benyusuf’taki öyküler, bu duyguyu veriyor insana. İnsan milletinin bu yüzünü gösteriyor. Sezgin Kaymaz’dan, komşuluk eden, gönül gezdiren, tamir eden, sırt sıvazlayan, sohbet eden öyküler. (Tanıtım Bülteninden) --- Düz Dünyacılar --- “Kendi karşısına çıkıverse kendi de kendinden korkardı; çok iriydi bir kere, gördüğün göreceğin en iri köpeği bununla mukayese et, o ince belli çay bardağıysa bu on sekiz bardaklık semaverdi, öyle bir iri, öyle bir iri. Bir hırlasın, elli kiloluk hiltiyle asfalt deliyormuş, bir havlasın, gök gürlemiş sesi çıkarırdı. (...) Korkunçtu, bunu kabul ediyordu, ama şunu da kabul ediyordu, gördüğü oncaeziyete rağmen ne insan ne hayvan, kimseye bir kastı olmamıştı. (...) Fenalık etmekten ısrarla çekinir, mecbur kalmadıkça insan olsun hayvan olsun kimseyeilişmez, bırak ilişmeyi, yan gözle bile bakmazdı.”Üç köpeğin, arafta bir merhumun, bir düz dünyacı meleğin, bir de apartman sakinlerinin hikâyesi bu.Köpeklerden biri “nasıl temiz, nasıl saf, nasıl güzel avanak” bir kara azman... Biri Angara’nın cello bello takımından bir beyaz... Biri yürek yakan bir âfet. Böyle bir üçlü çete.Araftakinin dünyası ahireti birbirine dolanmış, feleğini şaşırmış.Apartman sakinleri ve dahi mahalle halkı, “recm şehvetine” kapılmış, “itlaf ekibi” duasına çıkmışçasına köpek taşlıyor.Düz dünyacı melek, “kurt çakal bir, börtü böcek bir, çalı çiçek bir, dal budak bir, ağaç orman bir, orman insan bir, her şeyin bir” olduğunu anlatıyor sabırla.Bütün bunların birbiriyle ne alakası var peki? İşte, düz dünya hikmeti. (Tanıtım Bülteninden) --- Ateş Canına Yapışsın --- Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet’te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu cana hem iyilikten hem şerden, hem riyadan hem sadakatten koydu. Ona güzel olan ne verdiyse, bir o kadar da kötülük ekledi. Sonra Cennet’teki tüm varlıklara dönüp Âdem’e secde etmelerini buyurdu. Bu buyruğa karşı çıkabilecek kadar kibirli tek bir Cennet varlığı vardı, o da Azazil’di. Âdem gelene kadar Cennet’te kendi özünden bihaber, huzur içinde yaşayan Azazil, “ilk insan”la mücadeleye girecek, yaratılışında var olan ateş canına yapışıp İblis’e dönüşene dek bütün Cennet’e Âdem’den üstün olduğunu kanıtlamaya çalışacaktı. Peki ya bir çamur topağından ibaret olan insan, Cennet bahçesinin çiçeği Azazil’in aklına haramı düşürürse ne olacak? İblis mi insanı kandıracak, yoksa insan İblis’i Cennet’ten kovduracak kadar “şeytan” mı olacak? Sezgin Kaymaz yeni romanı Ateş Canına Yapışsın’da, insanlık tarihinin en eski anlatılarından biri olan “Cennet’ten kovuluş” hikâyesine can veriyor. Hepimizin tanıdığı Cennet’in bildik kahramanları onun kalemiyle yepyeni bir ses kazanıyor. (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.