Sepette İndirim
757,88 TL1.010,50 TL
--- Ses-Türk Edebiyatı Klasikleri 41 ---
"…Saza vuran eli yavaşladı, gözleri kapandı, boğazı gerildi ve yüzü kırmızılaştı. Biz hayretle onu seyrederken, ince dudaklarının arasından beyaz dişler göründü ve delikanlı aya hitap eder gibi şarkısına devam etti:Ayın şavkı vurur sazım üstüne,Söz söyleyen yoktur sözüm üstüneGel ey hilâl kaşlım, dizim üstüne,Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni."
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kağnı-Türk Edebiyatı Klasikleri 37 ---
Kağnı’daki öykülerin ilki hariç diğer on ikisi 1935-1936 yılları arasında yazılmış ve yayımlanmıştır. Sabahattin Ali’nin sistemle anlaşmazlıkları, çatışmaları ve hapishane yaşamı içinde mahkûmlardan dinledikleriyle ilişkili bu öyküler, onun dil ve anlatım bakımından ustalaştığının tartışmasız kanıtıdır.“…Sinop Hapishanesi’ne gönderilmek üzere teslim edilecektim. Bunu okuyunca çöker gibi oldum. Bir deniz kenarında yapyalnız duran bir hapishane gözlerimde canlandı ve içinde bir tek bile tanıdığım olmayan o yalı şehrini düşündüm... ‘Gurbet hapishanesi!’ dedim...”Sabahattin Ali (1907-1948) İstanbul Muallim Mektebi’ni 1928’de bitirdi. Yozgat’ta ortaokul öğretmenliği yaptıktan sonra Maarif Vekâleti’nin açtığı sınavı kazanarak 1928’de Almanya’ya gitti.İki yıl Potsdam ve Berlin’de öğrenim gördü; Aydın’da ve Konya’da Almanca öğretmenliği yaparken siyasi gerekçelerle tutuklandı. 3 ay Aydın’da ve 1 yıl da Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı. Çıktıktan sonra Ankara’da Almanca öğretmenliği, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda çevirmenlik, öğretmenlik ve dramaturgluk yaptı. 1945’te bakanlık emrine alındı. 1946’da İstanbul’a gitti. Aynı yıl Aziz Nesin’le haftalık mizah gazetesi Markopaşa’yı çıkarmaya başladı. Burada yayımlanan pek çok yazısı soruşturmaya uğradı. 4 aylık mahkûmiyetin ardından 1948’de kamyonla taşımacılığa başladı.Sürekli izlenmekten duyduğu tedirginlikle kamyonuyla Kırklareli’nden Bulgaristan’a kaçmak istedi ve bu sırada öldürüldü. Mezarının nerede olduğu halen bilinmemektedir. Edebiyata Çağlayan, Servetifünun, Resimli Ay, Yedi Meşale, Varlık gibi dergilerde şiir, öykü ve eleştiri yazılarıyla başladı.İlk romanı Kuyucaklı Yusuf’u (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) izledi. Yapıtlarında kendi haline bırakılmış Anadolu insanını, köy-kent çelişkisini, ağır ekonomik koşullar altında ölen, öldüren, hapislere düşen insanları ele aldı. Karakterlerini, toplumsal yapının kendinden kaynaklanan çatışmalara yönelerek anlatmasıyla gerçekçi edebiyat akımımızın öncülerinden oldu. Pek çok türde ürün veren Sabahattin Ali’nin öyküleri sanatında ayrı bir önem taşır. 60’ı aşkın öyküsü Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses (1937), Yeni Dünya (1943), Sırça Köşk’te (1947) kitaplaşmıştır. Sabahattin Ali’nin yapıtlarına Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kürk Mantolu Madonna-Türk Edebiyat Klasikleri 29 ---
Kürk Mantolu Madonna’da Sabahattin Ali gözlerini çevirmenlik yapan bir memurun yaşamına çevirir. Havran’da doğup büyüyen Raif Efendi sonunda sanat okumaya karar verir ve kasabasından ayrılır. Önce İstanbul’a, oradan Berlin’e kadar uzaklaşır. Kendini bildi bileli düşünceleri dilsizdir; ya konuşmaya değer bulmaz ya da paylaşmaya sevk edecek bir başkasıyla karşılaşmamıştır. Sonunda Berlin’de karşısına çıkan Maria Puder bu sessizliğin bozulmasını sağlar. Raif Efendi yalnızlığından silkinir ve bu tatlı sevdaya bırakır kendini.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Değirmen-Türk Edebiyat Klasikleri 34 ---
Değirmen Sabahattin Ali’nin ilk hikâye kitabıdır. Bu ilk denemeler arasında aşk tema olarak baskındır. Duygulu ve hayalci anlatımına temiz bir dil eşlik eder. Aynı zamanda gerçekçi, toplumcu bir tavır da sezilir. İnsanı ve doğayı içi içe belirleyen o güçlü anlatımın ilk örnekleri Değirmen’de belirmeye başlar.
Sabahattin Ali (1907-1948) İstanbul Muallim Mektebi’ni 1928’de bitirdi. Yozgat’ta ortaokul öğretmenliği yaptıktan sonra Maarif Vekâleti’nin açtığı sınavı kazanarak 1928’de Almanya’ya gitti. İki yıl Potsdam ve Berlin’de öğrenim gördü; Aydın’da ve Konya’da Almanca öğretmenliği yaparken siyasi gerekçelerle tutuklandı. 3 ay Aydın’da ve 1 yıl da Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı. Çıktıktan sonra Ankara’da Almanca öğretmenliği, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda çevirmenlik, öğretmenlik ve dramaturgluk yaptı. 1945’te bakanlık emrine alındı. 1946’da İstanbul’a gitti. Aynı yıl Aziz Nesin’le haftalık mizah gazetesi Markopaşa’yı çıkarmaya başladı. Burada yayımlanan pek çok yazısı soruşturmaya uğradı. 4 aylık mahkûmiyetin ardından 1948’de kamyonla taşımacılığa başladı. Sürekli izlenmekten duyduğu tedirginlikle kamyonuyla Kırklareli’nden Bulgaristan’a kaçmak istedi ve bu sırada öldürüldü. Mezarının nerede olduğu halen bilinmemektedir. Edebiyata Çağlayan, Servetifünun, Resimli Ay, Yedi Meşale, Varlık gibi dergilerde şiir, öykü ve eleştiri yazılarıyla başladı. İlk romanı Kuyucaklı Yusuf’u (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) izledi. Yapıtlarında kendi haline bırakılmış Anadolu insanını, köy-kent çelişkisini, ağır ekonomik koşullar altında ölen, öldüren, hapislere düşen insanları ele aldı. Karakterlerini, toplumsal yapının kendinden kaynaklanan çatışmalara yönelerek anlatmasıyla gerçekçi edebiyat akımımızın öncülerinden oldu. Pek çok türde ürün veren Sabahattin Ali’nin öyküleri sanatında ayrı bir önem taşır. 60’ı aşkın öyküsü Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses (1937), Yeni Dünya (1943), Sırça Köşk’te (1947) kitaplaşmıştır. Sabahattin Ali’nin yapıtlarına Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yeni Dünya-Türk Edebiyatı Klasikleri 36 ---
Sabahattin Ali Yeni Dünya’da 1936-1942 yılları arasında çeşitli dergilerde yayımlanan hikâyelerini bir araya getirir. O her bir karakterini arayıp bulmuş, sanatında gerçeği esas almış ve kimi zaman gerçeğin kurgudan daha çıldırtıcı olabileceğini bizlere göstermiştir. Bunun en inandırıcı örneklerinden biri “Yeni Dünya” öyküsüdür. Taşra eğlencelerinin eskimiş, artık yüzüne bakılmayan bir çengisidir Yeni Dünya ve bu isme ancak bir Sabahattin Ali öyküsünde rastlanabilir.Sabahattin Ali (1907-1948) İstanbul Muallim Mektebi’ni 1928’de bitirdi. Yozgat’ta ortaokul öğretmenliği yaptıktan sonra Maarif Vekâleti’nin açtığı sınavı kazanarak 1928’de Almanya’ya gitti. İki yıl Potsdam ve Berlin’de öğrenim gördü; Aydın’da ve Konya’da Almanca öğretmenliği yaparken siyasi gerekçelerle tutuklandı. 3 ay Aydın’da ve 1 yıl da Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı. Çıktıktan sonra Ankara’da Almanca öğretmenliği, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda çevirmenlik, öğretmenlik ve dramaturgluk yaptı. 1945’te bakanlık emrine alındı. 1946’da İstanbul’a gitti. Aynı yıl Aziz Nesin’le haftalık mizah gazetesi Markopaşa’yı çıkarmaya başladı. Burada yayımlanan pek çok yazısı soruşturmaya uğradı. 4 aylık mahkûmiyetin ardından 1948’de kamyonla taşımacılığa başladı. Sürekli izlenmekten duyduğu tedirginlikle kamyonuyla Kırklareli’nden Bulgaristan’a kaçmak istedi ve bu sırada öldürüldü. Mezarının nerede olduğu halen bilinmemektedir. Edebiyata Çağlayan, Servetifünun, Resimli Ay, Yedi Meşale, Varlık gibi dergilerde şiir, öykü ve eleştiri yazılarıyla başladı. İlk romanı Kuyucaklı Yusuf’u (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) izledi. Yapıtlarında kendi haline bırakılmış Anadolu insanını, köy-kent çelişkisini, ağır ekonomik koşullar altında ölen, öldüren, hapislere düşen insanları ele aldı. Karakterlerini, toplumsal yapının kendinden kaynaklanan çatışmalara yönelerek anlatmasıyla gerçekçi edebiyat akımımızın öncülerinden oldu. Pek çok türde ürün veren Sabahattin Ali’nin öyküleri sanatında ayrı bir önem taşır. 60’ı aşkın öyküsü Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses (1937), Yeni Dünya (1943), Sırça Köşk’te (1947) kitaplaşmıştır. Sabahattin Ali’nin yapıtlarına Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Sabahattin Ali - Bütün Şiirleri - Türk Edebiyat... ---
Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgârlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır.
Şehirler bana bir tuzak;
İnsan sohbetleri yasak;
Uzak olun benden, uzak,
Benim meskenim dağlardır.
Sabahattin Ali(1907-1948) İstanbul Muallim Mektebi’ni 1928’de bitirdi. Yozgat’ta ortaokul öğretmenliği yaptıktan sonra Maarif Vekâleti’nin açtığı sınavı kazanarak 1928’de Almanya’ya gitti. İki yıl Potsdam ve Berlin’de öğrenim gördü; Aydın’da ve Konya’da Almanca öğretmenliği yaparken siyasi gerekçelerle tutuklandı. 3 ay Aydın’da ve 1 yıl da Konya ve Sinop cezaevlerinde yattı. Çıktıktan sonra Ankara’da Almanca öğretmenliği, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda çevirmenlik, öğretmenlik ve dramaturgluk yaptı. 1945’te bakanlık emrine alındı. 1946’da İstanbul’a gitti. Aynı yıl Aziz Nesin’le haftalık mizah gazetesi Markopaşa’yı çıkarmaya başladı. Burada yayımlanan pek çok yazısı soruşturmaya uğradı. 4 aylık mahkûmiyetin ardından 1948’de kamyonla taşımacılığa başladı. Sürekli izlenmekten duyduğu tedirginlikle kamyonuyla Kırklareli’nden Bulgaristan’a kaçmak istedi ve bu sırada öldürüldü. Mezarının nerede olduğu halen bilinmemektedir. Edebiyata Çağlayan, Servetifünun, Resimli Ay, Yedi Meşale, Varlık gibi dergilerde şiir, öykü ve eleştiri yazılarıyla başladı. İlk romanı Kuyucaklı Yusuf’u (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) izledi. Yapıtlarında kendi haline bırakılmış Anadolu insanını, köy-kent çelişkisini, ağır ekonomik koşullar altında ölen, öldüren, hapislere düşen insanları ele aldı. Karakterlerini, toplumsal yapının kendinden kaynaklanan çatışmalara yönelerek anlatmasıyla gerçekçi edebiyat akımımızın öncülerinden oldu. Pek çok türde ürün veren Sabahattin Ali’nin öyküleri sanatında ayrı bir önem taşır. 60’ı aşkın öyküsü Değirmen (1935), Kağnı (1936), Ses (1937), Yeni Dünya (1943) ve Sırça Köşk’te (1947) kitaplaşmıştır. Sabahattin Ali’nin yapıtlarına Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
*Dağlar ve Rüzgâr *Kurbağanın Serenadı *Öteki Şiirler
(Tanıtım Bülteninden)
--- Sırça Köşk-Türk Edebiyatı Klasikleri 35 ---
Sabahattin Ali’nin 1944-1947 yılları arasında yazdığı hikâyelerden derlediği Sırça Köşk, hayatını altüst eden, kendisini ölüme kadar götüren o keskin devrede yaşadığı ve hayatını şiddetle etkilemiş olayları da yansıtmaktadır. Ayrıca Sinop Cezaevi’nde karşısına çıkan mahkûmun başından geçenler gibi Rıfat Ilgaz’ın emniyetteki bir sorgusu da bu hikâyelere girmiştir. Sırça Köşk’te biyografik ve otobiyografik parçalarla yazarın kendine döndüğünü söylemek yanlış olmaz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kuyucaklı Yusuf-Türk Edebiyat Klasikleri 32 ---
“Sabahattin Ali Kuyucaklı Yusuf’ta bir Anadolu kasabasını, bütün insani ve sosyal gerçekliğiyle verir: Soylu insanlarıyla, bayağı insanlarıyla; sevgilerle, nefretlerle; umutla umutsuzlukla… (…) Okuduğum Türk romanları içinde ayrıntıların en mükemmel, en ustaca kullanıldığı romanlardan biri. O pek önemsizmiş gibi görünen küçük küçük ayrıntılar romana tam bir somutluk kazandırıyor; romandaki dünya, çerçevesini kırıp dışarıya fırlıyor, sizin dünyanıza karışıyor.” –Fethi NaciNazilli’de başlayan ve Edremit’e taşınan bu hüzünlü roman, bir “tabiat insanı” olarak Yusuf’un kasaba eşrafı ve halk arasında giderek sertleşen güç gösterileri içinde temiz kalma, aşkını koruma, aslında var olma savaşını anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- İçimizdeki Şeytan-Türk Edebiyat Klasikleri 31 ---
İçimizdeki Şeytan’ın Ömer, Macide ve Bedri’sinin bugün de aramızda olduklarını söylemek yanlış olmaz. Balıkesir’de kendi kendisini yetiştirmeyi bilmiş, gerçeği söylemekten caymayan Macide; Macide’ye rastlayana kadar alıştığı düşünmesiz, iradesiz ve bir avuç sahte aydının elinde savrulan yaşamında “şeytan”la ortaklığını ilan edip duran Ömer ve bu ikilinin imkânsız aşkının koruyuculuğuna soyunmuş, şefkatli, güvenilir dost Bedri. Kimi zaman dışarıdan kimi zaman içeriden konuşarak bir arada kalmaya çabalıyorlar. İçimizdeki Şeytan Ömer karakterinde dile gelen düşünüşler, savunmalar, kolaycı, tüketici ilişkiler sürdükçe tazeliğini koruyacak.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
