Reşat Nuri Güntekin 31 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

İnkılap Kitabevi Yayınevi Reşat Nuri Güntekin 31 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
19.056,75 TL
20.056,75 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Salgın - Madalyonun Ters Tarafı --- “Ayıp, gülünç ne demek? Asıl ayıp ve gülünç olan şey böyle uydurma fikirlere kapılarak yüreğimizden gelen halis bir üzüntüyü yutmaya uğraşmaktır. Mademki yüreğin ağlıyor... Gözünü ağlatmaktan menetmişsin ne çıkar, ne değişir? Görülüyor ki yemek, içmek, uyumak gibi bu da bir ihtiyaç... Kimden sıkılıp da tatlı canını sıkıntıya sokuyorsun a budala... Bırak, şu kötü gözyaşları kana kana aksın... Belki biraz da ferahlarsın...” Salgın & Madalyonun Ters Tarafı, usta yazar Reşat Nuri Güntekin’in iki hikâyesini bir araya getiriyor. “Salgın” ile bürokratik yapının tükenmişliğine dair çarpıcı bir anlatı sunan usta yazar, “Madalyonun Ters Tarafında” ise insan hayatının kırılganlığına dair hüzünlü bir hikâyeyi satırlara taşıyor. İki uzun hikâyenin bir araya geldiği eser, Reşat Nuri Güntekin’in gözlem yeteneğinin çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Çalıkuşu - Gençler İçin Türk Klasikleri --- Çalıkuşu Türk edebiyatının en çok sevilen klasikleri arasında gösterilen Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında kaleme alınmıştır. Savaşın son yıllarına denk gelen roman, dönemin toplumsal vaziyetini de gözler önüne serer niteliktedir. Cumhuriyet’in ilk yıllarına da yer vermesi dolayısıyla eser, önemli bir döneme adeta ışık tutar. Öte yandan yazar, kitabında savaşı anlatmaktan geri kaçınmış, bunun yerine romanı bir aşk hikayesi etrafında kurgulamayı tercih etmiştir. Bundaki en büyük etkenlerden biri ise kuşkusuz toplumdaki buhranlardır. Savaş sonrası Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik durumunu tahlil edebileceğiniz bu roman, geri kalmışlığın eğitimde getirdiği sıkıntıları da gün yüzüne çıkarıyor. Toplum eleştirisinin sıkça yapıldığı eser, diğer taraftan sizi aşk, gurur, kıskançlık, ihanet, gurbet ve affetme üzerine de düşünmeye davet ediyor. Bir çırpıda okuyacağınız Feride ve Kamran’ın aşkı, Çalıkuşu romanında sizi bekliyor. Güzelliği ile Herkesi Büyüleyen Kıpır Kıpır Bir Çalıkuşu: Feride Romanın baş kahramanı Feride’dir. Feride, çok küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeder. O andan itibaren teyzesi Besime Hanım, kendisine sahip çıkar ve onu Fransız yatılı okuluna gönderir. Feride oldukça yaramaz, yerinde duramayan, kıpır kıpır bir kızdır. Bu nedenle arkadaşları okulda kendisine “Çalıkuşu” adını takmıştır. Yaz tatillerinde teyzesinin evine giden Feride, oğlu Kamran’a aşık olur. Başlarda bunu kabullenmese de zamanla hislerinin çocukluktan ziyade gerçek bir aşk olduğunu anlayacaktır. Bir zaman sonra Kamran’ın da Feride’ye aşık olduğu anlaşılır ve bu iki aşık nişanlanırlar. Düğün günü Feride, kendisine gelen bir mektupla yıkılır. Çünkü içerisinde Kamran’ın İsviçre’de iken Münevver adında bir kızla ilişkisi olduğu ve ona evlenme sözü verdiği yazılıdır. Bunu öğrenen Feride, düğün günü her şeyi bırakıp kaçar. Artık Feride’nin Anadolu’daki öğretmenlik görevi başlamıştır. Kendisini pek çok zorluklar bekleyen Feride, her şeyin üstesinden gelebilecek midir? Çocukluk aşkı Kamran’ı unutabilecek midir, yoksa bir gün kavuşacaklar mıdır? Bunları Biliyor muydunuz? Reşat Nuri Güntekin, ilk zamanlar bu eseri “İstanbul Kızı” adıyla dört perdelik bir tiyatro oyunu olarak kaleme almıştır. 1922’de Vakit gazetesinde yayınlandıktan sonra büyük ilgi gören eser, bir roman olarak kalmıştır. En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun! Türk edebiyatında ses getiren yazarların, unutulmaz eserleri sizi bekliyor. Sepete özel indirimlerden yararlanmak için beklemeyin! --- Gizli El --- “Daima çatık ve iki düz çizgiden ibaret kaşları, konuştuğu şeylere göre kalkıyor, iniyor, kısalıyor, şakaklara doğru uzanıyor, kuyruklarının biri yahut ikisi yukarı kalkıyor, gözler içlerinden geçen çeşit çeşit renklerle kâh büyüyor kâh yumularak küçük bir ışıktan ibaret kalıyor. Yanaklarında, burnunun kenarlarında saniyeden saniyeye değişen çizgiler beliriyor. Rahat durmayan elleri şakaklarından birinin cildini geriyor, ince ince kan damarlarını meydana çıkarıyor…” Yazıldığı dönemde sansüre takılanGizli El, Birinci Dünya Savaşı devrindeki toplumsal yapının çarpıklığına dair ustaca gözlemler barındırıyor. Saygın olma ve toplumda yer edinme hırsı yüzünden ruhunda çalkantılar yaşayan Şeref ile onun antitezi gibi olan genç Seniha’nın aşkı, ustaca işlenmiş gerilim unsurları ve iç monologlarla zenginleşiyor. Savaş döneminde, “gizli bir el”den gördüğü yardımla vagon ticareti yaparak varsıllaşan başkarakterin yaşamı etrafında şekillenen anlatı; aşk, alçakgönüllülük ve asalet gibi insana dair duyguların yanı sıra yabancılaşma, sömürü ve vurgunculuk gibi toplumsal konulara da temas ediyor. Reşat Nuri Güntekin’in kaleme aldığı ilk roman olanGizli El, usta yazarın edebi yolculuğunun başlangıç döneminin mahsullerinden biri olarak öne çıkıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Anadolu Notları --- Romancı, oyun yazarı (25 kasım 1889-7 Aralık 1956) istanbul'da doğdu. Çanakkale Lisesinde okudu. Yüksek öğremini tamamladıktan sonra (1912) Bursa ve istanbul Liselerinde edebiyat, felsefe, pedagoji öğretmenliği ve müdürlük görevlerinde bulundu. Milli Eğitim Müfettişliği, Paris Kültür ateşeliği yaptı. UNESCO'da Türkiye'yi temsil etti.Romanları, hikayeleri, tiyatro eserlerinin yanı sıra çeşitli çevirileri de vardır. Sayfa Sayısı: 120 Baskı Yılı: 2002 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Harabelerin Çiçeği --- “Harabelerin rutubetli yerlerinde, renkli su damlalarından terekküp etmiş gibi görünen bir nevi yeşil çiçekler açar. Onlar, şafakla doğarlar, biraz sonra, bir damla su gibi akarlar, kaybolurlar. Bu harabe çiçeklerinin talihleri, insanların talihine benzer: Doğarlar, ağlarlar, ölürler.” Reşat Nuri Güntekin, birbirinden etkileyici üç farklı hikâyeyi kaleme aldığıHarabelerin Çiçeği’nde, insan ve toplumun iç içe geçtiği derin temaları işliyor. Büyük usta, bu hikâyelerde okuru yaşamın acımasız gerçekleriyle yüzleştirirken aşk, dostluk ve ihanet gibi konuları da başarıyla ele alıyor. İlk hikâyeHarabelerin Çiçeği, geçmişinin izlerini taşıyan ve izole bir yaşam süren Süleyman’ın kaybettiği aşkının peşinden gitmeye devam ettiği içsel yolculuğunu anlatıyor.Eski Ahbap, geçmişe dayanan arkadaşlıkların zamanla nasıl şekillendiğini ve dostlukla ihanet arasındaki o ince çizgiyi gözler önüne seriyor. Üçüncü hikâyeBoyundurukise aile baskılarının kişinin bireysel özgürlük uğraşını ne derece sekteye uğrattığını ortaya koyuyor. Reşat Nuri Güntekin, akıcı anlatımı sayesinde her bir hikâyede okuru insan yaşamına dair derin düşüncelere sevk ediyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Acımak --- Reşat Nuri Güntekin 1928 yılında yayınlanan bu eserinde; çalışkan başarılı fakat zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra Öğretmen ile babası Mürşit'in bakış açılarından dramatik yaşam öykülerini anlatıyor. Yazar, cumhuriyet öncesinde yeni mezun, idealist genç bir mülkiyelinin iş ve sosyal yaşamdaki çatışmalarını ve uyumsuz ilişkilerini anlatırken, dönemin memuriyet yaşamına, köhne yapısına ait önemli ipuçları da veriyor. Şehirden kasabalara sürüklenirken, ardında birer birer ilkelerini de bırakan genç adam hatalı bir evlilikle korkunç bir sona doğru sürükleniyor. Acı ve sefaletle dolu ortamdan tesadüfle sadece kızı Zehra'yı kurtarabiliyor. Acımak; aile içi ilişkileri ve sorumluluklarını, adeta ders verir gibi gözler önüne seriyor. Sayfa Sayısı: 127 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Yaprak Dökümü --- “Bütün hayatını çocuklarına iyi fikirler ve iyi bir ahlak vermeye sarf etmişti. Acaba yeni zamanların bu havası onları da sarsacak, ihtiyar babaya son deminde bir yaprak dökümü mü seyrettirecekti?”Reşat Nuri Güntekin, kültürel çözülmenin ve kuşak farkının felakete sürüklediği bir ailenin tasvirini yaptığı Yaprak Dökümü ile gönüllere dokunan bir anlatıya imza atıyor. Usta yazarın, toplumsal yapının çekirdeği olan “aile” kavramına eğildiği romanı, dönemin sosyolojik örgüsüne dair de bir bakış sunuyor. Osmanlı’nın son döneminden bir aydın profili olarak karşımıza çıkan Ali Rıza Bey’in, Modernleşme karşısındaki neredeyse paranoyakça tutumu, giderek kendisine yabancılaşmasına sebep oluyor. Bu gidiş, hem Ali Rıza Bey’in hem de aile bireylerinin tek tek kuruyup solmasına ve dalından kopmasına ortam hazırlıyor. Güntekin’in, kültürel çözülmeyi realist bir bakış açısıyla ele aldığı romanı, bireye ve toplumsal ilişkilere dair derinlikli gözlemler de barındırıyor.Türk edebiyatının en önemli temsilcilerinden Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Yaprak Dökümü, insani ilişkilere dair ustalıklı anlatımıyla romancılığımızın yapıtaşları arasında yer alıyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Değirmen --- “Meseleden korkarsan mesele büyür ve seni yerdi. İdare adamı için yapılacak şey, bilakis düşünmeden, korkmadan meselenin üstüne yürümekti. Kötü mü gidiyor bir iş? Başındaki adamı kulağından yakalayıp atar ve geçersin. Yine mi kötü gitmekte devam ediyor? Bunu bir kere, bir kere daha tekrar edersin. Ta ki artık kötü gitmeyinceye kadar.” Reşat Nuri Güntekin’den bir devrin sosyal ve toplumsal yapısına ironik bir bakış… Kaymakam Halil Hilmi Efendi’nin bireysel trajedisinin fonunda Osmanlı bürokrasinin tükenmişliğini ortaya koyan usta yazar, Değirmen ile zamanın ötesinde bir romana imza atıyor. Küçük bir kasabadaki küçücük bir hadisenin büyüyerek bir memleket meselesi hâline gelmesini mizahi bir dille aktaran anlatıya, aradan geçen yıllarda memleket idaresinde pek de bir şeyin değişmediğine dair bir duygu eşlik ediyor. Hayal ile gerçeklik arasında salınan karakterlerin pasifliği ve korkaklığı, bir dönemin bunalımlı yıllarının altında yatan sebepleri de açığa çıkarıyor. Türk edebiyatının ulu çınarının son dönem romanlarından olan Değirmen, güldürü ögelerine yer veren kurgusuyla öne çıkıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Yaprak Dökümü - Livaneli Kitaplığı --- Türk edebiyatının büyük ustası Reşat Nuri Güntekin’den aile bağlarına, fedakârlığa ve hayal kırıklıklarına dair duygu yüklü bir roman. İstanbul’un geleneksel yaşamı ile Batı’dan esen modernleşme rüzgârları arasındaki çatışmayı ustalıkla işleyenYaprak Dökümü, devrin sosyolojik yapısına dair de bir tasvir sunuyor. Dönemin aydın profili olarak resmedilen Ali Rıza Bey’in ahlakçı tutumu ile aile üyelerinin özgürlük anlayışlarının çatışmaya başladığı nokta, bireyin hem kendisine hem de çevresine yabancılaşmasına giden yolun başlangıcı oluyor. Güntekin’in aile içi ilişkileri odak noktası yapan romanı, toplumsal yapının çekirdeğini oluşturan kurumu realist bir perspektifle ve cesurca ele alıyor. Kültürel çözülmenin ve kuşak çatışmasının felakete sürüklediği bir ailenin dramını lirik bir anlatıyla sunan roman, Reşat Nuri külliyatının özgün örneklerinden birini teşkil ediyor. Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz eseriYaprak Dökümü’nün güncel edisyonunu, usta edebiyatçımız Zülfü Livaneli’nin önsözü ve özenli bir baskıyla okurun ilgisine sunuyoruz.(Tanıtım Bülteninden) --- Acımak - Livaneli Kitaplığı --- Zehra, genç Cumhuriyet’in toplum tahayyülüne uygun idealist bir öğretmen olarak Anadolu’da bir kasabada görev yapmaktadır. Onu tanıyanlar üstün meziyetlerini saya saya bitiremezler ancak tek bir eksiği olduğunu ifade ederler: Acımak duygusu. Peki ama Zehra Öğretmen neden kimseye acıyamamaktadır?Türk edebiyatının büyük çınarı Reşat Nuri Güntekin, Acımak’ta, duyguları ile mantıkları arasındaki dengeyi tutturamayan insanların hikâyesini anlatıyor. Memleket manzaralarına yer verilen hikâyede kişi ile toplum yapısındaki uyumsuzluklar bir baba-kız hikâyesi üzerinden resmediliyor. Meşrutiyet yıllarından Cumhuriyet’in ilk dönemine uzanan roman, anlatım tekniği ve sıra dışı kurgusuyla da özgün bir yerde duruyor. Güntekin, roman boyunca Mürşit Efendi ve Zehra Öğretmen’in hikâyesinin arka planında; bürokratik yapının getirdiği sıkıntılar, Anadolu insanının geri kalmışlığı, ahlaki erozyon ve nihayet bunun aile yapısına yansımaları gibi pek çok toplumsal soruna da temas ediyor.Reşat Nuri Güntekin’in nefret ile sevmek arasındaki ince çizgiyi ustalıkla tasvir eden ölümsüz eseri Acımak’ı, Livaneli kitaplığı içerisinde ve gözden geçirilmiş bir basımla okurun ilgisine sunuyoruz. (Tanıtım Bülteninden) --- Olağan İşler & Küçük Hikayeler --- “Evet, hayatı ziyan olmuştu. Mamafih, o da hayatında bir kere sevmişti. Hem de gayet gizli, gayet ıstıraplı ve her şeyde olduğu gibi gayet ihmalkâr bir surette.” Reşat Nuri Güntekin’in Olağan İşler’de ustalıkla bir araya getirdiği öyküler, sıradan insanların gündelik hayatına ışık tutarken, o hayatların ardında saklı kalan incelikleri ve sürprizleri ortaya çıkarıyor. Yazar, toplumun farklı kesimlerinden karakterleri yalın ama derinlikli bir dille anlatıyor; kimi zaman duygu yükü, kimi zaman ironik, kimi zaman da sarsıcı bir finalle okuru yüzleştiriyor. Onun kaleminde “olağan” görünen işlerin aslında ne kadar olağandışı olduğu gözler önüne seriliyor. Kitabın ikinci bölümünde ise Güntekin’in Batı edebiyatından yaptığı seçkin çeviriler yer alıyor. Maupassant’tan Daudet’ye uzanan bu öyküler, hem Batı edebiyatının güçlü damarını Türkçeye kazandırıyor hem de yazarın kendi öykü anlayışını besleyen kaynakları tanıtıyor.Böylece Olağan İşler, yalnızca bireysel hikâyelerden oluşan bir derleme olmak yerine edebiyatlar arası bir köprü ve kültürel bir buluşma noktası hâline geliyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Sönmüş Yıldızlar --- “Nihayet bir gün sizi gördüm. Yabancı bir erkekle beraberdiniz. Kapalı bir arabanın içinde yüzünüzü kaim bir peçe altında saklayarak önümden geçtiniz. O vakit, gönlümün ümitsiz karanlığında titreyen o tek yıldız da söndü Perihan Hanımefendi. Gözlerimin kurumuş menbaında kalan son gözyaşı damlasını da sizin ölen hayaliniz için döktüm. Artık, şimdi mesudum.” Sönmüş Yıldızlar’da, geçmişte gösterişli bir hayat yaşamış ancak zamanla hayalleri yıkılmış insanların hikâyeleri anlatılıyor. Her bir hikâyede dönemin insan ilişkileri ve duygusal çatışmaları ustalıkla işleniyor. Elbette hayal kırıklıklarının ve değişen duyguların muhasebesi eşliğinde… Satırlar mektuplarla ilerlerken, her bir mektup bir duygu alışverişini, bir yüzleşmeyi ve bir hesaplaşmayı barındırıyor. Türk Edebiyatının ulu çınarı Reşat Nuri Güntekin okuru sönmüş yıldızlara benzeyen insanların iç dünyasında uzun bir yolculuğa çıkarıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Damga --- “Dünya ile alakamı kesmeme karşı gönlümde ayrı bir âlem açılıyordu. Hiçbir kaydı, hiçbir yorgunluğu olmayan bir âlem… İnsan, mesafeleri kendi vücuduyla mı geçiyor, yoksa onlar kendiliğinden mi ayaklarına geliyor belli değil.” Türk romanının modernleşme sürecine önemli katkıları olan Reşat Nuri Güntekin, Damga’da insanların iç dünyasını ve toplumsal baskılarla çatışmalarını ustalıkla anlatıyor. Çocukken halasından dinlediği bir aşk hikâyesinden çok etkilenen İffet Bey, yıllar sonra benzer bir durumla karşılaştığında, yasak bir aşk uğruna hırsız damgası yemeye razı oluyor. Başlangıçta bunu bir fedakârlık olarak görse de zamanla bu damganın yaşamına kazınan bir lekeye dönüştüğünü fark ediyor ve işlemediği bir suçun ağırlığıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. İffet, ismi gibi bir yaşam sürmek isterken sadece kendi hatalarıyla değil, başkalarının suskunluklarıyla da yüzleşiyor. Damga, yalnız bireysel bir dramın değil, aynı zamanda toplumsal önyargıların sorgulandığı bir roman. Türk edebiyatının usta kalemi Reşat Nuri Güntekin, dönemin sosyal yapısını incelikli bir anlatımla resmederken adalet, gurur ve insan onuru gibi kavramlara vurgu yapıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Hadiye'ye Mektuplar --- "Senin mektubunu buldum… Hadiye, buna üçüncü sevinç diyemeyeceğim. Çünkü bu sıraya konacak bir sevinç değildir. Bu fevkalade müstesna bir şeydir. Birdenbire kendimi Herkül kadar kuvvetli buldum. Eğer öteki işlerim fena gitseydi bile ehemmiyeti yoktu. Çünkü ben senden cesaret ve kuvvet aldığım müddetçe yenilmez derecede zeki, kuvvetli ve cesur bir adam olur, her mâniye göğüs gererim.” Elinizdeki kitap, Reşat Nuri Güntekin’in 1927 ile 1941 yılları arasında, ülkenin dört bir yanından eşi Hadiye Hanım’a hitaben yazdığı mektupları bir araya getiriyor. Güntekin bu mektuplarla bir yandan eşine duyduğu sevgiyi ve gündelik yaşamın zorluklarını edebî bir lezzetle satırlara dökerken bir yandan da devrin sorunlarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü gibi önemli isimlere dair tanıklıklara yer veriyor. --- Bir Kadın Düşmanı --- Yazarın, farklı kapak tasarımıyla daha önce yayımlanan diğer romanları gibi bu eser de ilk baskısı veya tefrikasından yararlanılarak yayına hazırlanmıştır. Okurun dönemin dilini ve Güntekin'in üslubunu anlayabilmesi açısından, editoryal müdahale yapılmayıp sadece baskı hataları düzeltilmiş ve gerekli dipnotlar eklenmiştir. Sayfa Sayısı: 172 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Tanrı Misafiri --- "Zaten insanın bedbahtlığı fazla hassas, fazla şair ruhlu olmasından ileri gelir. Kadınlar için de öyle değil mi? Mesela, ince ruhlu bir kadın düşününüz ki, kocası alelade bir iş adamı. Aklı fikri parada, o necabetsiz, sefil, kirli madende...”Reşat Nuri Güntekin’den toplumsal yaşama, tutuculuğa, kadın erkek ilişkilerine ve nihayet aşka dair hikâyeler…Nesilden nesle aktarılan romanlarıyla tanınan usta yazar, öykülerinde döneminin ahlaki normlarına dair ustaca gözlemlerini satırlara taşıyor. Nüktedan üslubunu sade bir anlatımla birleştiren Güntekin, Tanrı Misafiri ile her yaştan okura hitap etmeyi başarıyor.Kâh bir yolcu treninin kompartımanları arasında kâh Nişantaşı’nda bir konağın salonunda geçen hikâyeler, Reşat Nuri Güntekin’in farklı bir edebi türdeki maharetini gözler önüne seriyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Kızılcık Dalları --- Kızılcık Dalları'nda, bir evlatlığın başına gelen olayları, kendi diliyle eşleşen bir masal diliyle anlatışı göze çarpar. Mutlu bir aile yaşantısına özlem, büyük bir anlam zenginliğiyle dile getirilmiştir. Kızı erken yaşta ölen bir ninenin, yüreği yanarak ve kızının yadigarına bakarak hatırladıkça çoğalan o mazlum yakarışları başarıyla verilmiştir. Yazar, besleme kızcağızın anılarının dibindeki kimsesizlik ve çaresizliği, hayatındaki o büyük drama bağlayarak, bu romanın eksenine yerleştiriyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Miskinler Tekkesi --- “Nafile didişip boğuşmalar, kinler neye yarıyor? Bu kadar yüzsüzlük, arsızlık, hayasızlık ne için? Hele bir yığın hiçler uğruna birbirini kırıp incitmek niçin? Hasılı, kâh bir alaturka tekbire kâh bir alafranga mızıkanın ahengine uyarak önde sallana sallana gidenin hâlini ibretle düşününce insanın sırtında nesi varsa çıkarıp yola öyle devam edeceği gelir.” Reşat Nuri Güntekin’den toplumun “ötekilerini” sahneye taşıyan sıra dışı bir klasik… Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan bir zaman dilimini kapsayan Miskinler Tekkesi, miskin tabiatını atalarından devralan başkişinin hikâyesi etrafında şekilleniyor. İç çatışmalarla başlayan hayatında bir çeşit içgüdüyle dilenciliğe yönelen başkişi, bu durumdan kurtulmak için çokça mücadele veriyor ancak mutlak olarak özüne dönüyor. Farklı dönemlerin sosyokültürel şartlarına eleştirel bir gözle yaklaşan usta yazar, bu romanla toplumu oluşturan bireylerin gündelik yaşamını tarihi bir perspektifle satırlara taşıyor. Reşat Nuri Güntekin’in son dönem romanları arasında yer alan Miskinler Tekkesi, samimi üslubu ve gözlem gücündeki çarpıcılıkla ön plana çıkıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Gökyüzü --- “Nihayet, ihtiyarlık, yani ikinci çocukluk geliyor, vücut kuvvetten düşüyor; damarlar sertleşiyor, fikirler titriyor, bulanıyor. İşte o zaman gökyüzü bizi tekrar kendine doğru çekmeye, kulağımıza gizli seslerini duyurmaya ve ezelî masalıyla, vehimleriyle, boş ümitleriyle bizi büyük uykuya hazırlamaya başlıyor.” Reşat Nuri Güntekin,Gökyüzü’nde bir devrin muhasebesini yapıyor. Geçmişiyle hesaplaşmaya giren bir aydının “titreyen fikirlerini” masaya yatırıyor. Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan romanda eski ile yeni arasındaki çatışma ustalıkla çiziliyor. Gökyüzü’nde okura şu sorular yöneltiliyor: Fikir insanlarının yaptığı hataları hoş karşılayabilir miyiz? Onları hürmete layık emekliler olarak görebilir miyiz? Cumhuriyet dönemi edebiyatımızın unutulmaz kalemlerinden Reşat Nuri Güntekin bu sorulara yanıt vermekle kalmıyor, 1930’ların Türkiye’sinden bugüne bir selam gönderiyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Son Sığınak --- Reşat Nuri Güntekin'in son eseri olan bu kitapta, çocukluk günlerinin unutulmaz anıları, yolculuklar, umutsuz aşklar, yaşanan acılar, kaçırılmış mutluluklar ve ilginç olaylar yer alıyor. Ünlü romancının, özellikle tiyatro sevgisiyle dolu geçen yılları ustalıkla sergilediği bu kitabı okurken, siz de bir tiyatro grubuyla birlikte oradan oraya dolaşacak ve insan olduğunuza bir kez daha sevineceksiniz. Sayfa Sayısı: 230 Baskı Yılı: 1995 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Eski Hastalık --- “Sevmek, daha doğrusu aşk, eski zamanların bir gülünç hastalığı idi... Romanlar, şarkılar bunu tatsız nağmelerle mütemadiyen körükleyip dururlardı. Umumi harbin bunca zararlarına mukabil bir faydası, bu aşkı yeryüzünden silip süpürmek oldu... Harp sonu nesli dediğimiz yeni insanlarda artık bu gülünç masala tesadüf etmiyoruz... Bu zamanda ezkaza âşık olduğunu söyleyene rast gelinirse, cüzzamlı gibi insanlar arasından ayırıp bir yere kapamak lazım gelecek...” Züleyha her şeyi geride bırakıp yeni bir hayata başladığında başına geleceklerden habersizdi. Elim bir kaza onu korkunç bir skandalın ortasına doğru sürüklerken kendini hatıralarla çevrili mavi bir yolculuğun içinde buldu. Artık kaçacak yeri yoktu. Şimdi Yusuf’la ve geçmişle yüzleşme vaktiydi. Bu iki gururlu insan başlarında bir eski hastalıkla bu yolculukta birbirine mahkûmdu. Türk edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük romancılarından Reşat Nuri Güntekin’in, ustalık eserlerindenEski Hastalık, aşk, tutku, sadakat ve vefa kavramları üzerine derin bir anlatı sunuyor. Psikolojik tahlillerle insanın iç dünyasındaki tüm çelişkiler ortaya dökülürken kadın-erkek ilişkileri de realist bir gözle ele alınıyor. İşgal yıllarını, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini ve Cumhuriyet’in doğum sancılarını arka planına alan bu kırık aşk hikâyesi okura döneminin çok ötesinde bir bakış kazandırırken yüksek bir edebî haz da vadediyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Yeşil Gece --- “‘Asırların yaptığı bir zihniyeti yıkmak ve yenisini yapmak için gene asırlar lazım,’ diyenlere pek hak vermemeli. Milletin asıl büyük bir kısmı bu Komiser Kâzım Efendi’ye benziyor. Onları yataklarında sayıklatıp terleten kâbuslarından uyandırmak için müşfik bir elle hafifçe silkeleyip sarsmak kâfidir. Gün ışığı, dünya ışığı gözbebeklerine değdiği gibi gönülleri, beyinleri de çabucak aydınlanıyor... Bu memleketin halkı hiçbir zaman -görünüşe aldanarak zannettiğimiz gibi- tam mutaassıp, tam hurafe ve İsrailiyat hastası olmadı. Softanın pençesinden kendini hiçbir zaman kurtaramamakla beraber softaya karşı daima emniyetsizlik ve nefret gösterdi...” Reşat Nuri Güntekin’den tutuculuğa ve bağnazlığa görkemli bir reddiye… Usta romancı Yeşil Gece’de medrese çıkışlı Öğretmen Şahin Efendi’nin gericiliğe ve sömürüye karşı verdiği mücadelenin arka planında, büyük bir değişimin eşiğinde olan toplumsal düzendeki sarsıntıları incelikle işliyor. Osmanlı’nın yıkılış döneminden, Milli Mücadele ve nihayet Cumhuriyet yıllarına uzanan bir zaman dilimini kapsayan anlatı, psikolojik çözümlemeleri ve sosyal zamana dair keskin gözlemleriyle öne çıkıyor. Cumhuriyet devrinin büyük romancısı Reşat Nuri Güntekin Yeşil Gece’de, dünün olduğu kadar bugünün ve yarının hikâyesini de anlatıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Leyla İle Mecnun --- “Mektep kitaplarına geçmiş basit bir hakikattir ki manzaralar, çehreler, hatıralar insandan uzaklaştığı nispette güzelleşir, şairaneleşir; türlü bulutlara, sislere, renklere bürünür…” Reşat Nuri Güntekin, Leylâ ile Mecnun’da klasik bir aşk hikâyesini anlatmaktan öte farklı karakterler üzerinden insani değerlere anlamlı göndermeler yapıyor. Hikâyeler, anılar, mektuplar ve tiyatro oyunlarından oluşan eser, aile bağları, aşk ve dostluk gibi kavramları bazen güldürerek bazen de hüzünlendirerek sorgulatıyor. Günlük hayatın gölgesinde kalan duyguları, sıradan anlarda saklı olan derinliği ve zaman değişse de aynı kalan insanları anlatıyor. Edebiyatımızın usta kalemi Reşat Nuri Güntekin, güçlü gözlem yeteneği ve kendine has üslubuyla okuru, aşkın efsanesinden alıp hayatın gerçekliğine bırakıyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Anadolu Notları - I-II --- Yazar, Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişliği sırasında, uzun yıllar boyu Anadolu'da yaptığı gezilerin sağladığı gözlemlerinden bir bölümü bu kitapta toplamıştır. Özellikle Anadolu'da sık sık rastlanan tuluat tiyatrolarına da değinilen kitap, yazarın çeşitli yazılarından oluşuyor. Sayfa Sayısı: 287 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Ateş Gecesi --- Ateş Gecesi, Reşat Nuri Güntekin'in önemli romanlarından biridir. Yazar, Ege bölgesinde yaşanan unutulmaz bir aşkın çevresinde, döneminin gerçeklerini de ustalıkla yansıtmıştır. Çalıkuşu'ndaki Feride gibi, Akşam Güneşi'ndeki kahraman Jülide gibi, Güntekin'in bu kitabında da Afife'yi tanıyacak ve çok seveceksiniz. Sayfa Sayısı: 326 Baskı Yılı: 2008 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Kan Davası --- “Küçük yaşımdan beri, vukuatın beni içine attığı kargaşalarda ‘Niçin? Kiminle?’ diye düşünmeden, hakkın daima kendi tarafımda olmasından bir an şüphe etmeden dövüştüm. Fakat bu seferkini, sebepsiz bir işgüzarlık yapayım derken bir kan davasına karışmayı cinayetlerin en tiksindiricisi gibi görerek ilk defa kandan iğreniyorum.” Reşat Nuri Güntekin’den ironik bir toplumsal eleştiri romanı. Kan Davası, Cumhuriyet döneminin idealist öğretmeni Ömer’in hikâyesinin arka planında Anadolu’daki köy yaşamına ve çekilen sıkıntılara dair gerçekçi bir bakış sunuyor. İki köy arasındaki kan davası üzerinden toplumsal baskıyı ustaca işleyen anlatı; dostluk, yalnızlık ve sevgi gibi en insani duygulara dokunan anlatımıyla dikkat çekiyor. Reşat Nuri Güntekin’in ölümünden sonra yayımlanan Kan Davası, usta yazarın edebi yolculuğunun son eserlerinden biri olarak öne çıkıyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Cumhuriyetimiz & Paris Notları --- “Başkalarını bilmem. Fakat ufak tefek teessürler ve can sıkıntılarında hatta biraz yaygaracı olduğum hâlde büyük acılarda sessiz ve ketum olurum. Teselliden kaçarım. Benim gibi duymasına ne imkân ne de sebep olmayan kimselerin dert ortaklığı iddialarına tahammül edemem. Ateş düştüğü yeri yakar.” Reşat Nuri Güntekin’in gazete ve dergilerde yayımlanan yazıları ilk kez bu kitapta bir araya geliyor. Usta yazar, 1938 ila 1949 yılları arasında kaleme aldığı yazılarda edebiyat, dil ve eğitim gibi konuların yanında günlük siyasi ve sosyal konulara da temas ediyor. Cumhuriyet ilke ve inkılâplarının yanında saf tutan Güntekin, günlük hayattan pek çok karakteri edebi bir lezzetle okurun karşısına çıkarıyor. Reşat Nuri’nin Paris seyahatinde kaleme aldığı “Yolcu Notları” ve “Seyahat Notları” üst başlıklı gezi yazısı dizileri ise genç bir Cumhuriyet aydınının gözünden dönemin Avrupa’sına bir bakış olanağı sunuyor. Reşat Nuri Güntekin,Cumhuriyetimiz & Paris Notları’nda farklı bir yazın türündeki maharetini gözler önüne seriyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Dudaktan Kalbe --- “Sevda şimdi kalbimden dudaklarıma çıktı... O artık birini ötekinin unutturduğu buselerle bir nağme, bir tebessüm gibi yalnız dudaklarımda yaşayacak... Mamafih belki mesut olmak için de asıl çare budur: Sevdayı dudaklardan öteye bırakmamak, zehir gibi kalbe inmesine meydan vermemek.” Reşat Nuri Güntekin’den dudak ile kalp arasındaki çatışmanın gölgesinde kırık bir aşk hikâyesi… Dudaktan Kalbe, aşkın bugün dahi çözülemeyen gizemli yönlerine dair etkileyici bir yolculuk vaat ediyor. Entrik unsurlarla zenginleşen roman, aşkın saflığı ile şehvet arasındaki kaçınılmaz çatışmaya dair güçlü bir anlatı sunuyor. Hayata mağlup başlayan Kenan’ın kendisine yabancılaşması ve yaşam karşısında içine düştüğü yanılgıyı fark etmesiyle dramatik bir boyut kazanan hikâye, çok katmanlı yapısıyla da ön plana çıkıyor. Reşat Nuri Güntekin’in en çok okunan eserlerinden biri olanDudaktan Kalbe, Türk edebiyatının nadide aşk romanları arasında özel bir yerde duruyor.(Tanıtım Bülteninden) --- Akşam Güneşi-İnkılap --- Reşat Nuri Gültekin bütün eserleri 4 Akşam Güneşi Sayfa Sayısı: 336 Baskı Yılı: 2000 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Kavak Yelleri --- Yazarın, farklı kapak tasarımıyla daha önce yayımlanan diğer romanları gibi bu eser de ilk baskısı veya tefrikasından yararlanılarak yayına hazırlanmıştır. Okurun dönemin dilini ve Güntekin'in üslubunu anlayabilmesi açısından, editoryal müdahale yapılmayıp sadece baskı hataları düzeltilmiş ve gerekli dipnotlar eklenmiştir. Kavak Yelleri ilk kez 1950 yılında Yeni İstanbul gazetesinde 1 Haziran-7 Eylül tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Ancak yazarın ölümünden sonra 1961 yılında kitap halinde yayımlanmıştır. Sayfa Sayısı: 495 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: İnkılap Kitabevi --- Çalıkuşu --- “Yüzlerinden yalancı maskeleri sıyırmak, azametli gösterişler altında gizlenen çirkinlikleri, hiçlikleri meydana çıkarmak Çalıkuşu’nun en büyük eğlencesiydi.” Çalıkuşu Feride’nin genç kız ruhundaki tatlı muammanın, bitmez tükenmez neşesinin ve türlü zorluklara güler yüzle göğüs germesindeki kararlılığın ruhlara temas eden hikâyesi, aşka ve kadın-erkek ilişkilerine dair klasik anlatıya güçlü bir itiraz niteliği taşıyor. Reşat Nuri Güntekin’in bir asır önce kaleme aldığı fakat bugün dahi değerinden hiçbir şey kaybetmemiş olan eseri, üslubundaki yalınlık ile kuvvetin yanı sıra toplumu ve Anadolu insanını tasvir etmekteki maharetiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir edebi lezzet sunuyor. Feride’nin şahsında sevginin türlü zorlukları aşabilecek bir güç barındırdığına şahitlik ederken, Anadolu’daki geri kalmışlığa, bürokratik yapının kusurlarına ve taşradaki kapalı yaşam tarzına da canlı bir bakış atmak mümkün oluyor. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ifadesiyle Güntekin, Çalıkuşu’nda Türk edebiyatının ilk ideal kahramanını yaratmış ve ilk karakter romanımızı ortaya çıkarmıştır. Karaosmanoğlu buradan hareketle Reşat Nuri’nin ilk idealist yazarımız olduğunu da ifade etmiştir. Henüz hayattayken Türk yazınının büyük ustaları arasına adını yazdıran Reşat Nuri Güntekin’in en ünlü romanı Çalıkuşu, edebiyatımızın ölümsüz eserleri arasında müstesna bir yere sahip. (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.