Sepette İndirim
5.971,28 TL6.971,28 TL
--- Salgın - Madalyonun Ters Tarafı ---
“Ayıp, gülünç ne demek? Asıl ayıp ve gülünç olan şey böyle uydurma fikirlere kapılarak yüreğimizden gelen halis bir üzüntüyü yutmaya uğraşmaktır. Mademki yüreğin ağlıyor... Gözünü ağlatmaktan menetmişsin ne çıkar, ne değişir? Görülüyor ki yemek, içmek, uyumak gibi bu da bir ihtiyaç... Kimden sıkılıp da tatlı canını sıkıntıya sokuyorsun a budala... Bırak, şu kötü gözyaşları kana kana aksın... Belki biraz da ferahlarsın...”
Salgın & Madalyonun Ters Tarafı, usta yazar Reşat Nuri Güntekin’in iki hikâyesini bir araya getiriyor.
“Salgın” ile bürokratik yapının tükenmişliğine dair çarpıcı bir anlatı sunan usta yazar, “Madalyonun Ters Tarafında” ise insan hayatının kırılganlığına dair hüzünlü bir hikâyeyi satırlara taşıyor.
İki uzun hikâyenin bir araya geldiği eser, Reşat Nuri Güntekin’in gözlem yeteneğinin çarpıcı bir örneği olarak öne çıkıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Çalıkuşu - Gençler İçin Türk Klasikleri ---
Çalıkuşu
Türk edebiyatının en çok sevilen klasikleri arasında gösterilen Çalıkuşu, Reşat Nuri Güntekin tarafından 1922 yılında kaleme alınmıştır. Savaşın son yıllarına denk gelen roman, dönemin toplumsal vaziyetini de gözler önüne serer niteliktedir. Cumhuriyet’in ilk yıllarına da yer vermesi dolayısıyla eser, önemli bir döneme adeta ışık tutar. Öte yandan yazar, kitabında savaşı anlatmaktan geri kaçınmış, bunun yerine romanı bir aşk hikayesi etrafında kurgulamayı tercih etmiştir. Bundaki en büyük etkenlerden biri ise kuşkusuz toplumdaki buhranlardır.
Savaş sonrası Türkiye’nin toplumsal ve ekonomik durumunu tahlil edebileceğiniz bu roman, geri kalmışlığın eğitimde getirdiği sıkıntıları da gün yüzüne çıkarıyor. Toplum eleştirisinin sıkça yapıldığı eser, diğer taraftan sizi aşk, gurur, kıskançlık, ihanet, gurbet ve affetme üzerine de düşünmeye davet ediyor. Bir çırpıda okuyacağınız Feride ve Kamran’ın aşkı, Çalıkuşu romanında sizi bekliyor.
Güzelliği ile Herkesi Büyüleyen Kıpır Kıpır Bir Çalıkuşu: Feride
Romanın baş kahramanı Feride’dir. Feride, çok küçük yaşlarda anne ve babasını kaybeder. O andan itibaren teyzesi Besime Hanım, kendisine sahip çıkar ve onu Fransız yatılı okuluna gönderir. Feride oldukça yaramaz, yerinde duramayan, kıpır kıpır bir kızdır. Bu nedenle arkadaşları okulda kendisine “Çalıkuşu” adını takmıştır. Yaz tatillerinde teyzesinin evine giden Feride, oğlu Kamran’a aşık olur. Başlarda bunu kabullenmese de zamanla hislerinin çocukluktan ziyade gerçek bir aşk olduğunu anlayacaktır.
Bir zaman sonra Kamran’ın da Feride’ye aşık olduğu anlaşılır ve bu iki aşık nişanlanırlar. Düğün günü Feride, kendisine gelen bir mektupla yıkılır. Çünkü içerisinde Kamran’ın İsviçre’de iken Münevver adında bir kızla ilişkisi olduğu ve ona evlenme sözü verdiği yazılıdır. Bunu öğrenen Feride, düğün günü her şeyi bırakıp kaçar. Artık Feride’nin Anadolu’daki öğretmenlik görevi başlamıştır.
Kendisini pek çok zorluklar bekleyen Feride, her şeyin üstesinden gelebilecek midir? Çocukluk aşkı Kamran’ı unutabilecek midir, yoksa bir gün kavuşacaklar mıdır?
Bunları Biliyor muydunuz?
Reşat Nuri Güntekin, ilk zamanlar bu eseri “İstanbul Kızı” adıyla dört perdelik bir tiyatro oyunu olarak kaleme almıştır. 1922’de Vakit gazetesinde yayınlandıktan sonra büyük ilgi gören eser, bir roman olarak kalmıştır.
En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!
Türk edebiyatında ses getiren yazarların, unutulmaz eserleri sizi bekliyor. Sepete özel indirimlerden yararlanmak için beklemeyin!
--- Gizli El ---
“Daima çatık ve iki düz çizgiden ibaret kaşları, konuştuğu şeylere göre kalkıyor, iniyor, kısalıyor, şakaklara doğru uzanıyor, kuyruklarının biri yahut ikisi yukarı kalkıyor, gözler içlerinden geçen çeşit çeşit renklerle kâh büyüyor kâh yumularak küçük bir ışıktan ibaret kalıyor. Yanaklarında, burnunun kenarlarında saniyeden saniyeye değişen çizgiler beliriyor. Rahat durmayan elleri şakaklarından birinin cildini geriyor, ince ince kan damarlarını meydana çıkarıyor…”
Yazıldığı dönemde sansüre takılanGizli El, Birinci Dünya Savaşı devrindeki toplumsal yapının çarpıklığına dair ustaca gözlemler barındırıyor. Saygın olma ve toplumda yer edinme hırsı yüzünden ruhunda çalkantılar yaşayan Şeref ile onun antitezi gibi olan genç Seniha’nın aşkı, ustaca işlenmiş gerilim unsurları ve iç monologlarla zenginleşiyor. Savaş döneminde, “gizli bir el”den gördüğü yardımla vagon ticareti yaparak varsıllaşan başkarakterin yaşamı etrafında şekillenen anlatı; aşk, alçakgönüllülük ve asalet gibi insana dair duyguların yanı sıra yabancılaşma, sömürü ve vurgunculuk gibi toplumsal konulara da temas ediyor.
Reşat Nuri Güntekin’in kaleme aldığı ilk roman olanGizli El, usta yazarın edebi yolculuğunun başlangıç döneminin mahsullerinden biri olarak öne çıkıyor.(Tanıtım Bülteninden)
--- Anadolu Notları ---
Romancı, oyun yazarı (25 kasım 1889-7 Aralık 1956) istanbul'da doğdu. Çanakkale Lisesinde okudu. Yüksek öğremini tamamladıktan sonra (1912) Bursa ve istanbul Liselerinde edebiyat, felsefe, pedagoji öğretmenliği ve müdürlük görevlerinde bulundu. Milli Eğitim Müfettişliği, Paris Kültür ateşeliği yaptı. UNESCO'da Türkiye'yi temsil etti.Romanları, hikayeleri, tiyatro eserlerinin yanı sıra çeşitli çevirileri de vardır.
Sayfa Sayısı:
120
Baskı Yılı:
2002
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
--- Harabelerin Çiçeği ---
“Harabelerin rutubetli yerlerinde, renkli su damlalarından terekküp etmiş gibi görünen bir nevi yeşil çiçekler açar. Onlar, şafakla doğarlar, biraz sonra, bir damla su gibi akarlar, kaybolurlar. Bu harabe çiçeklerinin talihleri, insanların talihine benzer: Doğarlar, ağlarlar, ölürler.”
Reşat Nuri Güntekin, birbirinden etkileyici üç farklı hikâyeyi kaleme aldığıHarabelerin Çiçeği’nde, insan ve toplumun iç içe geçtiği derin temaları işliyor. Büyük usta, bu hikâyelerde okuru yaşamın acımasız gerçekleriyle yüzleştirirken aşk, dostluk ve ihanet gibi konuları da başarıyla ele alıyor. İlk hikâyeHarabelerin Çiçeği, geçmişinin izlerini taşıyan ve izole bir yaşam süren Süleyman’ın kaybettiği aşkının peşinden gitmeye devam ettiği içsel yolculuğunu anlatıyor.Eski Ahbap, geçmişe dayanan arkadaşlıkların zamanla nasıl şekillendiğini ve dostlukla ihanet arasındaki o ince çizgiyi gözler önüne seriyor. Üçüncü hikâyeBoyundurukise aile baskılarının kişinin bireysel özgürlük uğraşını ne derece sekteye uğrattığını ortaya koyuyor.
Reşat Nuri Güntekin, akıcı anlatımı sayesinde her bir hikâyede okuru insan yaşamına dair derin düşüncelere sevk ediyor.(Tanıtım Bülteninden)
--- Acımak ---
Reşat Nuri Güntekin 1928 yılında yayınlanan bu eserinde; çalışkan başarılı fakat zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra Öğretmen ile babası Mürşit'in bakış açılarından dramatik yaşam öykülerini anlatıyor.
Yazar, cumhuriyet öncesinde yeni mezun, idealist genç bir mülkiyelinin iş ve sosyal yaşamdaki çatışmalarını ve uyumsuz ilişkilerini anlatırken, dönemin memuriyet yaşamına, köhne yapısına ait önemli ipuçları da veriyor. Şehirden kasabalara sürüklenirken, ardında birer birer ilkelerini de bırakan genç adam hatalı bir evlilikle korkunç bir sona doğru sürükleniyor.
Acı ve sefaletle dolu ortamdan tesadüfle sadece kızı Zehra'yı kurtarabiliyor. Acımak; aile içi ilişkileri ve sorumluluklarını, adeta ders verir gibi gözler önüne seriyor.
Sayfa Sayısı:
127
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
--- Yaprak Dökümü ---
“Bütün hayatını çocuklarına iyi fikirler ve iyi bir ahlak vermeye sarf etmişti. Acaba yeni zamanların bu havası onları da sarsacak, ihtiyar babaya son deminde bir yaprak dökümü mü seyrettirecekti?”Reşat Nuri Güntekin, kültürel çözülmenin ve kuşak farkının felakete sürüklediği bir ailenin tasvirini yaptığı Yaprak Dökümü ile gönüllere dokunan bir anlatıya imza atıyor. Usta yazarın, toplumsal yapının çekirdeği olan “aile” kavramına eğildiği romanı, dönemin sosyolojik örgüsüne dair de bir bakış sunuyor. Osmanlı’nın son döneminden bir aydın profili olarak karşımıza çıkan Ali Rıza Bey’in, Modernleşme karşısındaki neredeyse paranoyakça tutumu, giderek kendisine yabancılaşmasına sebep oluyor. Bu gidiş, hem Ali Rıza Bey’in hem de aile bireylerinin tek tek kuruyup solmasına ve dalından kopmasına ortam hazırlıyor. Güntekin’in, kültürel çözülmeyi realist bir bakış açısıyla ele aldığı romanı, bireye ve toplumsal ilişkilere dair derinlikli gözlemler de barındırıyor.Türk edebiyatının en önemli temsilcilerinden Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Yaprak Dökümü, insani ilişkilere dair ustalıklı anlatımıyla romancılığımızın yapıtaşları arasında yer alıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Değirmen ---
“Meseleden korkarsan mesele büyür ve seni yerdi. İdare adamı için yapılacak şey, bilakis düşünmeden, korkmadan meselenin üstüne yürümekti. Kötü mü gidiyor bir iş? Başındaki adamı kulağından yakalayıp atar ve geçersin. Yine mi kötü gitmekte devam ediyor? Bunu bir kere, bir kere daha tekrar edersin. Ta ki artık kötü gitmeyinceye kadar.”
Reşat Nuri Güntekin’den bir devrin sosyal ve toplumsal yapısına ironik bir bakış…
Kaymakam Halil Hilmi Efendi’nin bireysel trajedisinin fonunda Osmanlı bürokrasinin tükenmişliğini ortaya koyan usta yazar, Değirmen ile zamanın ötesinde bir romana imza atıyor. Küçük bir kasabadaki küçücük bir hadisenin büyüyerek bir memleket meselesi hâline gelmesini mizahi bir dille aktaran anlatıya, aradan geçen yıllarda memleket idaresinde pek de bir şeyin değişmediğine dair bir duygu eşlik ediyor. Hayal ile gerçeklik arasında salınan karakterlerin pasifliği ve korkaklığı, bir dönemin bunalımlı yıllarının altında yatan sebepleri de açığa çıkarıyor.
Türk edebiyatının ulu çınarının son dönem romanlarından olan Değirmen, güldürü ögelerine yer veren kurgusuyla öne çıkıyor.(Tanıtım Bülteninden)
--- Yaprak Dökümü - Livaneli Kitaplığı ---
Türk edebiyatının büyük ustası Reşat Nuri Güntekin’den aile bağlarına, fedakârlığa ve hayal kırıklıklarına dair duygu yüklü bir roman.
İstanbul’un geleneksel yaşamı ile Batı’dan esen modernleşme rüzgârları arasındaki çatışmayı ustalıkla işleyenYaprak Dökümü, devrin sosyolojik yapısına dair de bir tasvir sunuyor. Dönemin aydın profili olarak resmedilen Ali Rıza Bey’in ahlakçı tutumu ile aile üyelerinin özgürlük anlayışlarının çatışmaya başladığı nokta, bireyin hem kendisine hem de çevresine yabancılaşmasına giden yolun başlangıcı oluyor. Güntekin’in aile içi ilişkileri odak noktası yapan romanı, toplumsal yapının çekirdeğini oluşturan kurumu realist bir perspektifle ve cesurca ele alıyor. Kültürel çözülmenin ve kuşak çatışmasının felakete sürüklediği bir ailenin dramını lirik bir anlatıyla sunan roman, Reşat Nuri külliyatının özgün örneklerinden birini teşkil ediyor.
Reşat Nuri Güntekin’in unutulmaz eseriYaprak Dökümü’nün güncel edisyonunu, usta edebiyatçımız Zülfü Livaneli’nin önsözü ve özenli bir baskıyla okurun ilgisine sunuyoruz.(Tanıtım Bülteninden)
--- Acımak - Livaneli Kitaplığı ---
Zehra, genç Cumhuriyet’in toplum tahayyülüne uygun idealist bir öğretmen olarak Anadolu’da bir kasabada görev yapmaktadır. Onu tanıyanlar üstün meziyetlerini saya saya bitiremezler ancak tek bir eksiği olduğunu ifade ederler: Acımak duygusu. Peki ama Zehra Öğretmen neden kimseye acıyamamaktadır?Türk edebiyatının büyük çınarı Reşat Nuri Güntekin, Acımak’ta, duyguları ile mantıkları arasındaki dengeyi tutturamayan insanların hikâyesini anlatıyor. Memleket manzaralarına yer verilen hikâyede kişi ile toplum yapısındaki uyumsuzluklar bir baba-kız hikâyesi üzerinden resmediliyor. Meşrutiyet yıllarından Cumhuriyet’in ilk dönemine uzanan roman, anlatım tekniği ve sıra dışı kurgusuyla da özgün bir yerde duruyor. Güntekin, roman boyunca Mürşit Efendi ve Zehra Öğretmen’in hikâyesinin arka planında; bürokratik yapının getirdiği sıkıntılar, Anadolu insanının geri kalmışlığı, ahlaki erozyon ve nihayet bunun aile yapısına yansımaları gibi pek çok toplumsal soruna da temas ediyor.Reşat Nuri Güntekin’in nefret ile sevmek arasındaki ince çizgiyi ustalıkla tasvir eden ölümsüz eseri Acımak’ı, Livaneli kitaplığı içerisinde ve gözden geçirilmiş bir basımla okurun ilgisine sunuyoruz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Olağan İşler & Küçük Hikayeler ---
“Evet, hayatı ziyan olmuştu. Mamafih, o da hayatında bir kere sevmişti. Hem de gayet gizli, gayet ıstıraplı ve her şeyde olduğu gibi gayet ihmalkâr bir surette.”
Reşat Nuri Güntekin’in Olağan İşler’de ustalıkla bir araya getirdiği öyküler, sıradan insanların gündelik hayatına ışık tutarken, o hayatların ardında saklı kalan incelikleri ve sürprizleri ortaya çıkarıyor. Yazar, toplumun farklı kesimlerinden karakterleri yalın ama derinlikli bir dille anlatıyor; kimi zaman duygu yükü, kimi zaman ironik, kimi zaman da sarsıcı bir finalle okuru yüzleştiriyor. Onun kaleminde “olağan” görünen işlerin aslında ne kadar olağandışı olduğu gözler önüne seriliyor.
Kitabın ikinci bölümünde ise Güntekin’in Batı edebiyatından yaptığı seçkin çeviriler yer alıyor. Maupassant’tan Daudet’ye uzanan bu öyküler, hem Batı edebiyatının güçlü damarını Türkçeye kazandırıyor hem de yazarın kendi öykü anlayışını besleyen kaynakları tanıtıyor.Böylece Olağan İşler, yalnızca bireysel hikâyelerden oluşan bir derleme olmak yerine edebiyatlar arası bir köprü ve kültürel bir buluşma noktası hâline geliyor.(Tanıtım Bülteninden)
--- Sönmüş Yıldızlar ---
“Nihayet bir gün sizi gördüm. Yabancı bir erkekle beraberdiniz. Kapalı bir arabanın içinde yüzünüzü kaim bir peçe altında saklayarak önümden geçtiniz. O vakit, gönlümün ümitsiz karanlığında titreyen o tek yıldız da söndü Perihan Hanımefendi. Gözlerimin kurumuş menbaında kalan son gözyaşı damlasını da sizin ölen hayaliniz için döktüm. Artık, şimdi mesudum.”
Sönmüş Yıldızlar’da, geçmişte gösterişli bir hayat yaşamış ancak zamanla hayalleri yıkılmış insanların hikâyeleri anlatılıyor. Her bir hikâyede dönemin insan ilişkileri ve duygusal çatışmaları ustalıkla işleniyor. Elbette hayal kırıklıklarının ve değişen duyguların muhasebesi eşliğinde…
Satırlar mektuplarla ilerlerken, her bir mektup bir duygu alışverişini, bir yüzleşmeyi ve bir hesaplaşmayı barındırıyor. Türk Edebiyatının ulu çınarı Reşat Nuri Güntekin okuru sönmüş yıldızlara benzeyen insanların iç dünyasında uzun bir yolculuğa çıkarıyor.(Tanıtım Bülteninden)
--- Damga ---
“Dünya ile alakamı kesmeme karşı gönlümde ayrı bir âlem açılıyordu. Hiçbir kaydı, hiçbir yorgunluğu olmayan bir âlem… İnsan, mesafeleri kendi vücuduyla mı geçiyor, yoksa onlar kendiliğinden mi ayaklarına geliyor belli değil.”
Türk romanının modernleşme sürecine önemli katkıları olan Reşat Nuri Güntekin, Damga’da insanların iç dünyasını ve toplumsal baskılarla çatışmalarını ustalıkla anlatıyor. Çocukken halasından dinlediği bir aşk hikâyesinden çok etkilenen İffet Bey, yıllar sonra benzer bir durumla karşılaştığında, yasak bir aşk uğruna hırsız damgası yemeye razı oluyor. Başlangıçta bunu bir fedakârlık olarak görse de zamanla bu damganın yaşamına kazınan bir lekeye dönüştüğünü fark ediyor ve işlemediği bir suçun ağırlığıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. İffet, ismi gibi bir yaşam sürmek isterken sadece kendi hatalarıyla değil, başkalarının suskunluklarıyla da yüzleşiyor.
Damga, yalnız bireysel bir dramın değil, aynı zamanda toplumsal önyargıların sorgulandığı bir roman. Türk edebiyatının usta kalemi Reşat Nuri Güntekin, dönemin sosyal yapısını incelikli bir anlatımla resmederken adalet, gurur ve insan onuru gibi kavramlara vurgu yapıyor.(Tanıtım Bülteninden)
--- Hadiye'ye Mektuplar ---
"Senin mektubunu buldum… Hadiye, buna üçüncü sevinç diyemeyeceğim. Çünkü bu sıraya konacak bir sevinç değildir. Bu fevkalade müstesna bir şeydir. Birdenbire kendimi Herkül kadar kuvvetli buldum. Eğer öteki işlerim fena gitseydi bile ehemmiyeti yoktu. Çünkü ben senden cesaret ve kuvvet aldığım müddetçe yenilmez derecede zeki, kuvvetli ve cesur bir adam olur, her mâniye göğüs gererim.”
Elinizdeki kitap, Reşat Nuri Güntekin’in 1927 ile 1941 yılları arasında, ülkenin dört bir yanından eşi Hadiye Hanım’a hitaben yazdığı mektupları bir araya getiriyor. Güntekin bu mektuplarla bir yandan eşine duyduğu sevgiyi ve gündelik yaşamın zorluklarını edebî bir lezzetle satırlara dökerken bir yandan da devrin sorunlarına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü gibi önemli isimlere dair tanıklıklara yer veriyor.
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
