Paul Auster 18 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Can Yayınları Paul Auster 18 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
11.463,75 TL
12.463,75 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Hayaletler New York Üçlemesi 2 --- Mavi, bir özel dedektif. Müşterisi Beyaz için Turuncu Cadde’de oturan Siyah’ı izleyip hakkında ayrıntılı rapor yazmaya çalışıyor. İnsanların sadece renklerle var olduğu, kimin gerçek, kimin hayal ürünü ya da hayalet olduğu anlaşılmayan bir ortamda gerilim yaratan olaylar sonunda Mavi, neredeyse Siyah’ın yaşamı içinde kaybolma noktasına geliyor. Bir başkasını izleme teması üzerine kurulu polisiye roman şablonu bu kitapta kişinin kendi kendini izlemesi sonucuna vararak genel geçer klişenin dışında bir özgünlük taşıyor. Kişilerin benlik arayışları ve gerçek arasındaki ilişkiler, Paul Auster’ın akıcı diliyle hayata geçiyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Duvar Yazısı --- Duvar Yazısı, okurların New York Üçlemesi, Cam Kent, Yazı Odasında Yolculuklar, Ay Sarayı gibi düzyazı yapıtlarıyla tanıdıkları Paul Auster'ın şair kimliğiyle de tanışmaları için iyi bir fırsat. Auster'ın usta işi romanlarını biçimlendiren incelikli metafiziğin kaynağını, 1960'lardan 1980'lere uzanan dönemde yazılmış bu şiirlerde bulmak olası. O yüzden, Auster'ın şiirleri, tüm yapıtlarının onsuz edilemez bir parçası. Onun romanlarındaki temel izleklerin izdüşümlerini dizelerinde yakalayabilirsiniz. Bir dönem Mallarmé, Breton, Soupault, Char, Desnos, Tzara, Eluard gibi Fransız şairlerden derinden etkilenmiş olan Auster, şiirlerinde, bilinç ile madde, dil ile yaşantı arasındaki ilişkilerin gizlerini arıyor, giderek varoluşun karmaşalarına, benlik ve aşkın gizemlerine uzanıyor; Amerikan şiirinde benzeri olmayan bir şiir evreni kuruyor, postmodern bilince dizeleriyle bir pencere açıyor. Sayfa Sayısı: 104 Baskı Yılı: 2012 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Kilitli Oda New York Üçlemesi 3 --- Paul Auster Kilitli Oda’da kahramanlarını soyut ya da somut kilitli odalara sokarak, özgürlüklerini ancak oradan kaçmakla elde edebilecekleri bir dünya kuruyor. Romanın kahramanı, romancı olmayı isteyen ama o yaratıcı yeteneğe sahip olmayan biri. Umutsuzluğunun son noktasIna geldiği sırada çocukluk arkadaşı olan ama uzun zamandır görmediği bir yazar, geride karısını, çocuğunu ve kilit altında sakladığı roman, oyun ve şiir dosyalarını bırakarak ortadan kayboluyor. Romancı olmaya heveslenen kahramanımız kaybolan kişinin kimliğiyle özlediği şan ve şöhrete kavuşabilir mi? yoksa kendi kurduğu bir tuzağın tutsağı mı olur? Paul Auster polisiye tadındaki bu romanında benliğin kilitli kapılarını zorluyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Baumgartner --- Neden bazı anıları hatırlar, bazılarını unuturuz? Baumgartner, sevgili eşi Anna’nın ölümü sonrasında büyük üzüntü yaşayan yetmiş bir yaşındaki felsefe profesörü Baumgartner’ın emekliliğe ve dünyadan elini eteğini çekmeye hazırlanışını konu ediyor. Roman, Baumgartner ile Anna’nın 1968’deki parasız öğrencilik yıllarında New York’ta bir yandan çalışarak diğer yandan yazarak geçirdikleri günlerin anılarıyla başlıyor, sonraki kırk yılı aşkın sürede yaşadıkları mutlu evliliklerini anlatıyor ve geriye dönüşlerle Baumgartner’ın Newark’taki ilkgençlik günlerini ve kökenlerini tanıtarak dolambaçlı bir şekilde hafıza ve anı sarmalları arasında ilerliyor. Paul Auster’ın sıradan bir yaşamın en küçük, en geçici anlarındaki güzelliğe dair keskin bakışını yansıtan ve birçok yaşamı yakalayan Baumgartner, yazarın son başyapıtı. (Tanıtım Bülteninden) --- Timbuktu --- “İşte ben bunun hayalini kurdum Kemik Bey. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin hayalini. Ruhun kasvetli, karanlık kuytularına biraz olsun güzellik katmak istedim. Bunu bir ekmek kızartıcısıyla yapabilirsin, bir şiirle yapabilirsin, elini bir yabancıya uzatarak yapabilirsin. Nasıl yaptığın hiç önemli değil. Dünyayı bulduğundan daha iyi bir durumda bırakmak. İnsanın elinden gelecek en iyi şey budur.” Timbuktu, Amerikan edebiyatının en yaratıcı yazarlarından Paul Auster’ın en dokunaklı romanı belki de. Yazar, okuru Brooklyn’li evsiz barksız bir şair olan Willy ve onun can yoldaşı, sırdaşı Kemik Bey’le birlikte bir insanlık yolculuğuna çıkarıyor. “Pek çok insanın köpek muamelesi gördüğü bu dünyada, Paul Auster bir köpeğin öyküsünü anlatmayı seçmiş. Bu kısa ve olağanüstü kitabı okurken Kemik Bey gibi düşünmemizi, duyumsamamızı, dahası hayal etmemizi sağlamış. Böylece kendi türümüzün dışına çıkarak kendimize yepyeni bir gözle, hayatımızı paylaştığımız bu sevecen ve yarı gizemli hayvanın gözünden bakmamıza olanak tanımış.” Salman Rushdie --- Kış Günlüğü --- Her yazar, kitaplarına kendini de saklar. Ama gün gelir satır aralarında anlatmaktan vazgeçer kendisini. Artık yaş kemale ermiştir. Yaşadıkları, yaşayamadıkları, düşleri, gerçekleri... Hesaplaşma zamanıdır. Paul Auster'ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı Kış Günlüğü, sıradan bir yaşamöyküsü değildir, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşamdır. Yazar bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklar:"Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur." --- Son Şeyler Ülkesinde --- Her türlü üretimin, her türlü yaratımın durduğu geleceksiz bir şehir ya da bir ülke. Her şeyin yok olduğu ve bir daha geri gelmediği bir yer. Elinizi attığınız şeylerin son şeyler olduğunu bildiğiniz bir ortam. Evsiz kalıp sokaklarda çöplerden bulduklarını yiyen ya da çöpten bulduklarını satarak geçinen insanların yaşadığı bir şehir. Hırsızlığın artık suç sayılamayacak kadar yaygınlaştığı, zaten suç sayacak karar mercilerinin bile kalmadığı, bütün umutların tükendiği, insanların ölümü kurtuluş olarak gördüğü, artık kimsenin çocuk doğurmadığı bir cehennem. Paul Auster, benzersiz bir anlatımla, geleceğe göndermeler yaparak, yaşamakta olduğumuz dünyanın yozlaşması, çıkar kavgaları, savaş çığlıkları sonucunda karşılaşacağımız kâbusun izdüşümünü aktarıyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Lulu Köprüde --- Caz müzisyeni Izzy Maurer, New York’taki bir gece kulübünde bir kaza kurşunuyla vurulur ve yaşamı tümüyle değişir. Izzy, gizemli bir taşın büyüsüne kapılarak, ruhunun tuhaf ve ürkütücü labirentinde masalsı bir yolculuğa çıkar. New York Üçlemesi, Şans Müziği, Ay Sarayı, Brooklyn Çılgınlıkları gibi romanlarıyla son dönem Amerikan edebiyatının en saygın yazarlarından biri olan Paul Auster, sonradan Duman ve Surat Mosmor gibi senaryolarıyla sinemaseverlerin gönlünde de taht kurmuştu. Lulu Köprüde ise, Auster’ın senaryosunu yazmakla yetinmediği, ilk kez yönetmenliğini de üstlendiği bir yapıt. Lulu Köprüde, masal tadında bir gerilim anlatısı, ama her şeyden önce aşkın insanı sağaltan güçlerinin öyküsü. Auster’ın bu benzersiz senaryosunu, kendisiyle yapılmış kapsamlı bir söyleşi eşliğinde sunuyoruz. Hem tüm Auster okurları hem de sinema tutkunları için.(Tanıtım Bülteninden) --- Karanlıktaki Adam --- Uçsuz bucaksız Amerika kırsalının bir beyaz gecesinde daha, dünyayı kafamın içinde döndürerek yeni bir uykusuzluk nöbetiyle boğuşurken karanlıkta tek başınayım...72 yaşındaki eski kitap eleştirmeni August Brill, geçirdiği bir araba kazasından sonra kızı ve torunuyla birlikte oturmaktadır. Uykusuz bir gecede, anımsamak istemediği düşünceler ve olayları, karısının ölümünü, torununun erkek arkadaşının Irak'ta vahşice öldürülüşünü kafasından kovmak için, kendi kendine öyküler anlatır. ABD'nin Irak'la değil de, kendi kendisiyle savaşta olduğu bir öykü kurar. Bu hayalî ABD'de, ülke kanlı bir iç savaşa sürüklenmiştir. Gece ilerledikçe, Brill'in öyküsü gittikçe yoğunlaşacak, unutmak istedikleri bir bir geri gelecektir...Amerikan edebiyatının son döneminin en saygın birkaç yazarından biri olan Paul Auster, tüm dünyayla aynı günlerde yayınladığımız yeni romanı Karanlıktaki Adam'da, belki de bugüne kadarki en politik yapıtını sunuyor okurlara --- Kehanet Gecesi --- "O ana kadar mavi deftere yazmak bana zevkten başka bişey vermemişti, gitgide yoğunlaşan, çılgınca bir doyum duygusu. Sözcükler kafamdan sanki biri onları bana yazdırıyormuş gibi çıkmıştı; düşlerin karabasanların ve özgür düşüncelerin billur diliyle konuşan bir sesin söylediği cümleleri kopya eder gibiydim. Ama 20 eylül sabahı, yani söz konusu günden 2 gün sonra o ses ansızın susuverdi. Defterimi açtım, önümdeki sayfaya baktığımda kaybolduğunu farkettim, ne yaptığımı artık bilemiyordum. Bowen'i o odaya sokmuştum. Kapıyı kitleyip ışığı söndürmüştüm; şimdiyse onu oradan nasıl çıkartacağımı hiç mi hiç bilemiyordum." İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 248 Baskı Yılı: 2004 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 334 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Yalnızlığın Keşfi --- Can Yayınları arasında çıkan kitaplarıyla tanıdığınız Paul Auster'dan ilginç bir anı-roman daha sunuyoruz. Yalnızlığın Keşfi adlı bu anı-romanın Görünmeyen Bir Adamın Portresi başlıklı bölümünde, yazar, babasının ölümünden sonraki duygularını ve anılarını anlatıyor. İkinci bölüm olan Anı Kitabı'nda ise mercek kendi babalık konumuna çevriliyor. Kendisinden ve gerçeklerden kaçan, 'varolmama'yı seçen babasının düz ve yavan kişiliği ile dünyayı sorgulayan ve onu kavramaya çalışan kendisi, romanın yaşamsal eksinini oluşturuyor. Yazar, baba-oğul söylencelerine yaptığı göndermelerle bu ilişkiyi yeniden irdelerken, yaşam, ölüm, bellek, dil üzerine de düşünmekte, öykülemenin ve yazmanın doğasındaki müthiş yalnızlığı keşfetmeye çalışmaktadır.Sayfa Sayısı:207Baskı Yılı:1999Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları --- Sunset Park --- Brooklyn, Paul Auster'ın her köşesini özümsemiş olduğu kendi coğrafyası. Son romanı da, Florida'da başlamakla birlikte yine gelip Brooklyn'in Sunset Park semtinde düğümleniyor. Çocukça bir ağız dalaşının kaldırılamayacak kadar ağır bir vicdan yüküne dönüşmesi sonucunda, doğup büyüdüğü yerden, içinde yetiştiği ortamdan, ailesinden ve arkadaşlarından, kendi geçmişinden ve hatta geleceğinden kaçan bir gencin acılı öyküsü. Pişmanlık, avarelik, aşk, umut kıvılcımları, günlük yaşamın çetin koşullarında bulunan geçici çözümlerin bir araya getirdiği kişilerin dayanışması... Bu kişilerden her birinin kendi kişiliğinin penceresinden dünyaya bakışı... Sunset Park, Paul Auster'ın bütün diğer kitapları gibi bir solukta okunacak bir çağdaş edebiyat başyapıtı."Tutkulu bir edebiyat... Yaşadığımız zorlu ve belirsizliklerle dolu çağda, Auster bize aşkın, sanatın ve her şeye rağmen hayatta kalabilmenin mucizesini anlatıyor."Donna Seaman, Booklist "Auster'dan yine ustalıkla yazılmış bir metin... Sevginin gücüne, kaybetmenin acısına, pişmanlığın ve öfkenin yarattığı dinmek bilmez sızıya dair unutulmayacak bir hikâye." --- Görünmeyen --- Paul Auster'ın yeni romanı Görünmeyen, dünya eleştirmenlerinin değerlendirmesinde yılın en iyi kitapları arasına alınmakla kalmadı, yazarın en önemli romanı olarak da tanımlandı. Paul Auster bu romanında gerçekle bellek, yazarlıkla kimlik arasındaki belirsiz sınırı irdeleyerek "Amerika'nın en görkemli yaratıcı yazarlarından biri" tanımını gerçekten hak ettiğini bir kez daha kanıtlıyor. 1967 baharında New York'ta başlayan roman, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris'e ve Karayip Adaları'na kadar uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. Şair olmak isteyen üniversiteli Adam Walker, siyasal bilimler profesörü Rudolf Born ve sevgilisi Margot ile başlayan aşk üçgeni, Walker'ın ablasını, Born'un üvey kızını da içine alan dörtgenlere, beşgenlere dönüşüyor. Vietnam savaşına öfkeli 68 Kuşağı'nı, enseste kadar varan coşkulu bir cinsel açlığı, sürekli bir adalet arayışını felsefi göndermelerle ören Görünmeyen, bir solukta okuyacağınız ve unutamayacağınız bir başyapıt. --- Leviathan --- Daha önce "Ay Sarayı", "Yalnızlığın Keşfi", "Son Şeyler Ülkesinde", "Şans Müziği", "Kırmızı Defter" adlı kitaplarını yayınladığımız Paul Auster'in son romanı simgesel bir ad taşıyor: LEVIATHAN (Tevrat'taki efsane ejderi). "Leviathan", bir kadının bulduğu bir adres defterinden kendisine bir kimlik seçmesiyle başlıyor. Ya da birden, hiç beklenmedik, sarsıcı bir ölümle. Ya da Aaron oturup en sevdiği arkadaşı Benjamin Sachs'ın öyküsünü anlatmaya başlayınca. Aaron, evliliğini kıskandığı, zekasına hayran olduğu Sachs'ın öyküsünü anlatmak istiyor, çünkü Sachs'la ilgili soruşturmayı yürütenler onun için bir öykü uydurmadan önce kendisi doğruyu yakalamak istiyor. Belki bir kaza sonucu balkondan düşen ya da bilerek kendisi atlayan Sachs ortadan kaybolmuştur. Arada bir ortaya çıkarak deli saçması şeyler söyleyip sır olur. İlk kitaplarından bu yana bize rastlantı ile yazgının toslaştığı dünyalar yaratan, insanlardan uzak kahramanların ardısıra bizi gizemli, yürek burkucu yolculuklara çıkanan Paul Auster, bu yedinci romanında dostluk ve ihaneti, cinsel tutku ve yabancılaşmayı konu alıyor. Amerika'nın en özgün yazarlarından biri olan Paul Auster'dan bir polisiye gerilimine sahip ürpertici, ürpertici olduğu kadar eğlendirici, iç gıdıklayıcı ve içten içe yankılanan bir roman. --- Yükseklik Korkusu (Vertigo) --- “Su üzerinde ilk yürüdüğümde on iki yaşındaydım.” Orta Batı’dan gelen yetenekli çekici genç Walt’ın hikâyesini anlatan Yükseklik Korkusu bu sözlerle başlar. Walt, karizmatik Yehudi Usta’dan eğitim almak için o bölgedeki esrarengiz bir eve götürülür.  Burada hem uçma yetisi kazanacak hem de beraberinde gelen şöhret ve yıldızlık mertebesine hazırlanacaktır. Aynı zamanda hem Babe Ruth, Charles Lindbergh gibi figürlerin cirit attığı 1920’lerin Amerika’sının renkli bir panoramasını sunan hem de kinayeli bir mesel anlatan Yükseklik Korkusu çetin, büyüleyici bir roman – gücünün en üst seviyesinde olan bir yazarın kaleme aldığı gerçek özgünlüğe sahip bir eser. “Modern Amerika masalının ustasından harikulade bir hikâye anlatıcılığı örneği.” The Independent “Birçok hayranı için, Ay Sarayı , Şans Müziği ve New York Üçlemesi ’nin usta yazarı Auster’ın, harikulade ilginç yedinci romanında havada yürümek gibi mantıksız bir önermeyi inandırıcılıkla ve ciddiyetle ele alması sürpriz olmamalı.” Publishers Weekly (Tanıtım Bülteninden) --- Yanılsamalar Kitabı --- Karısıyla iki küçük oğlunu bir uçak kazasında yitiren David Zimmer, yaşayan bir ölüye dönüşmüştür, kederini alkole gömerken günlerini kendine acıyarak geçirmeyi sürdürür. Bir gece televizyon izlerken, sessiz film döneminin komedi oyuncularından Hector Mann üzerine bir belgesele rastlayınca hayata bakışı bir anda değişir. Altmış yıl önce ansızın ortadan kaybolan ve o zamandan beri kendisinden haber alınamayan bu gizemli oyuncunun filmlerinin peşine düşen, Avrupa ve Amerika'da dolaşan David, sonunda onun hakkında bir kitap yazar. Kitap yayınlandıktan hemen sonra aldığı ve başka bir dünyadan gelmişe benzeyen ilginç bir mektupla hayatı geri dönülmez biçimde değişecektir. Soluk kesici bir tempoda ilerleyen bu şaşırtıcı roman, okuru gülünçle trajik olanın, gerçekle hayalin, şiddetle yumuşaklığın birbirinin içinde eridiği bir imgeler evreninde dolaştırıyor. Önceki romanlarında olduğu gibi rastlantıların insan yaşamında oynadığı rolün altını çizen, bütün olayların birbirine bağlanıp çözüldüğü "Yanılsamalar Kitabı", Amerika'nın en güçlü ve özgün yazarlarından Paul Auster'ın, içeriği en yoğun, duygusal yanı en zengin romanlarının başında geliyor. --- Ay Sarayı --- Ay Sarayı, yeni Amerikan romanının en ilginç, en yetenekli yazarlarından biri sayılan Paul Auster'ın çok beğenilen bir romanı. Romanın başkişisi olan Marco Stanley Fogg, artık kıpırdamamaya, çalışmamaya, yemek yememeye ve bütün bunların doğuracağı tehlikeleri göze almaya karar verir. Böylece, nereye kadar gidebileceğini bu süreç içinde neler olup biteceğini merak eder. 60'lı yılların çocuğu olan Fogg, yorulma nedir bilmeden geçmişinin anahtarlarını arar, yazgısının temel bilmecesinin yanıtlarını bulmaya çalışır. Manhattan'ın kanyonlarından Utah'ın çöllerine yolculuk yapan Fogg, şaşırtıcı ve zengin olaylarla ve kişiliklerle karşılaşır. Roman, insanların Ay'da ilk kez yürüdükleri yaz mevsiminde başlayıp zaman içinde ileri geri hareket ederek üç kuşağı kapsar. Rastlantı ve belleğin yönlendirdiği Ay Sarayı'nda trajedi ve kefaret ödeme, lirizm ve mizah iç içedir. Bugüne kadar yayımladığı romanlarıyla yaşadığı çağın en iyi, en özgün romancılarından biri olmaya aday gösterilen ve müthiş bir hayal gücüne sahip olduğunu, daha sonra yazdığı Yükseklik Korkusu adlı romanında da kanıtlayan Paul Auster'ın en eğlenceli yapıtlarından olan Ay Sarayı'nın keyifle okunacağına inanıyoruz. (Tanıtım Bülteninden) --- 4 3 2 1 --- 4 3 2 1Paul Auster’ın kaleminden çıkan muhteşem bir edebî eser okumaya hazır mısınız? Akıl almaz kurgusu ve akıcı diliyle dikkat çeken "4 3 2 1," sizi farklı yaşamlara davet ediyor. Başkarakter Archie Fergunson’ın adımlarını takip ederken, "Seçimlerinizin hayatınızdaki rolü nedir?", "Küçük detaylar büyük olaylara sebep olabilir mi?" gibi sorulara cevap arayacağınız eser; sizi etkisi altına alacak. Gelin, tesadüfler ve tercihlerle şekillenen bu sürükleyici kitabı birlikte inceleyelim."4 3 2 1" adlı kitabı neden okumalısınız?Paul Auster, 4 3 2 1 eserinde küçük dokunuşların ve tesadüflerin insan hayatını bambaşka yollara yönlendirmesini konu ediniyor. Yedi bölümden oluşan kitaptaki her bir hikâye, dört farklı şekilde ele alınıyor. Başkarakter Fergunson’ın hikâyesi, 4 versiyonda da değişim gösteriyor. Arkadaşları, gittiği okullar ve verdiği kararlar kahramanımızın hayatındaki ihtimalleri şekillendirerek onu bambaşka yollara sürüklüyor. Sanat, spor ve edebiyatla iç içe olan Fergunson; alternatif yaşamlarında da bu eğiliminden vazgeçmiyor. Edebî bir eser olan e-kitap, aynı zamanda tarihî olaylara da değiniyor. Vietnam Savaşı, 1968 üniversite olayları, Soğuk Savaş, Kennedy ve Martin Luther King suikastları gibi dönemin önemli siyasi olaylarına da dikkat çekiyor. Döneme panoramik bir bakış açısı sunan kitabı okurken siz de alternatif yaşamlar hakkında kendinizi sorgulayacak, macera dolu bir yaşamın farklı anlarına tanıklık edeceksiniz. Hayatta doğru seçim diye bir kavramın olup olmadığını sorgulatan ve seçimlerimizin yaşamımızı ne derece etkilediğini sade ve duru bir üslupla ele alan Auster, kalbinize dokunacak bir esere imza atıyor. Olağanüstü kurgusuyla elinizden bırakmak istemeyeceğiniz 4 3 2 1 e-kitap formatıyla okuyucuyla buluşuyor. Kendi yaşadığı, bildiği dünyayı anlattığını dile getiren Paul Auster; ömrü boyunca bu kitabı yazmayı beklediğini söylüyor.Bunları Biliyor muydunuz?1947 yılında ABD’de dünyaya gelen yazar, yazarlığa başladığı yıllarda Paul Benjamin adıyla polisiye türünde bir roman kaleme alır. Daha sonra Paul Auster olarak pek çok başarılı roman yazar. 2006 yılında Asturias Prensi Edebiyat Ödülü’ne layık görülür. Yazarın kendi hayatından esinlenerek oluşturduğu 4 3 2 1, birçok kez okurla buluşturulur. 2021 yılında Can Yayınları tarafından basılan eser, 1128 sayfadan oluşur. Kitabın orijinal dilinden Türkçeye çevirisini Seçkin Selvi üstlenir. Eser, e- kitap formatıyla da okuyucuya sunulur.Bu kitabı sevenler için diğer önerilerimizPaul Auster'in 4 3 2 1 adlı kitabını beğendiyseniz yazarın Son Şeyler Ülkesinde ve Lulu Köprüde isimli eserlerini de inceleyebilirsiniz. Ayrıca hayal gücünüzü genişletecek, iyi bir kurgu sunan farklı eserleri okumak isterseniz Sabahattin Ali'nin imzasını taşıyan Kürk Mantolu Madonna ile Gabriel García Márquez'in Yüzyıllık Yalnızlık adlı kitaplarına da göz atabilirsiniz. e-Kitap formatında sunulan bu eserlere hızlı erişim ve uygun fiyat avantajıyla sahip olabilirsiniz.

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.