--- Hayaletler New York Üçlemesi 2 ---
Mavi, bir özel dedektif. Müşterisi Beyaz için Turuncu Cadde’de oturan Siyah’ı izleyip hakkında ayrıntılı rapor yazmaya çalışıyor. İnsanların sadece renklerle var olduğu, kimin gerçek, kimin hayal ürünü ya da hayalet olduğu anlaşılmayan bir ortamda gerilim yaratan olaylar sonunda Mavi, neredeyse Siyah’ın yaşamı içinde kaybolma noktasına geliyor. Bir başkasını izleme teması üzerine kurulu polisiye roman şablonu bu kitapta kişinin kendi kendini izlemesi sonucuna vararak genel geçer klişenin dışında bir özgünlük taşıyor. Kişilerin benlik arayışları ve gerçek arasındaki ilişkiler, Paul Auster’ın akıcı diliyle hayata geçiyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Duvar Yazısı ---
Duvar Yazısı, okurların New York Üçlemesi, Cam Kent, Yazı Odasında Yolculuklar, Ay Sarayı gibi düzyazı yapıtlarıyla tanıdıkları Paul Auster'ın şair kimliğiyle de tanışmaları için iyi bir fırsat. Auster'ın usta işi romanlarını biçimlendiren incelikli metafiziğin kaynağını, 1960'lardan 1980'lere uzanan dönemde yazılmış bu şiirlerde bulmak olası. O yüzden, Auster'ın şiirleri, tüm yapıtlarının onsuz edilemez bir parçası. Onun romanlarındaki temel izleklerin izdüşümlerini dizelerinde yakalayabilirsiniz.
Bir dönem Mallarmé, Breton, Soupault, Char, Desnos, Tzara, Eluard gibi Fransız şairlerden derinden etkilenmiş olan Auster, şiirlerinde, bilinç ile madde, dil ile yaşantı arasındaki ilişkilerin gizlerini arıyor, giderek varoluşun karmaşalarına, benlik ve aşkın gizemlerine uzanıyor; Amerikan şiirinde benzeri olmayan bir şiir evreni kuruyor, postmodern bilince dizeleriyle bir pencere açıyor.
Sayfa Sayısı:
104
Baskı Yılı:
2012
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Kilitli Oda New York Üçlemesi 3 ---
Paul Auster Kilitli Oda’da kahramanlarını soyut ya da somut kilitli odalara sokarak, özgürlüklerini ancak oradan kaçmakla elde edebilecekleri bir dünya kuruyor. Romanın kahramanı, romancı olmayı isteyen ama o yaratıcı yeteneğe sahip olmayan biri. Umutsuzluğunun son noktasIna geldiği sırada çocukluk arkadaşı olan ama uzun zamandır görmediği bir yazar, geride karısını, çocuğunu ve kilit altında sakladığı roman, oyun ve şiir dosyalarını bırakarak ortadan kayboluyor. Romancı olmaya heveslenen kahramanımız kaybolan kişinin kimliğiyle özlediği şan ve şöhrete kavuşabilir mi? yoksa kendi kurduğu bir tuzağın tutsağı mı olur? Paul Auster polisiye tadındaki bu romanında benliğin kilitli kapılarını zorluyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Baumgartner ---
Neden bazı anıları hatırlar, bazılarını unuturuz?
Baumgartner, sevgili eşi Anna’nın ölümü sonrasında büyük üzüntü yaşayan yetmiş bir yaşındaki felsefe profesörü Baumgartner’ın emekliliğe ve dünyadan elini eteğini çekmeye hazırlanışını konu ediyor.
Roman, Baumgartner ile Anna’nın 1968’deki parasız öğrencilik yıllarında New York’ta bir yandan çalışarak diğer yandan yazarak geçirdikleri günlerin anılarıyla başlıyor, sonraki kırk yılı aşkın sürede yaşadıkları mutlu evliliklerini anlatıyor ve geriye dönüşlerle Baumgartner’ın Newark’taki ilkgençlik günlerini ve kökenlerini tanıtarak dolambaçlı bir şekilde hafıza ve anı sarmalları arasında ilerliyor.
Paul Auster’ın sıradan bir yaşamın en küçük, en geçici anlarındaki güzelliğe dair keskin bakışını yansıtan ve birçok yaşamı yakalayan Baumgartner, yazarın son başyapıtı.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Timbuktu ---
“İşte ben bunun hayalini kurdum Kemik Bey. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmenin hayalini. Ruhun kasvetli, karanlık kuytularına biraz olsun güzellik katmak istedim. Bunu bir ekmek kızartıcısıyla yapabilirsin, bir şiirle yapabilirsin, elini bir yabancıya uzatarak yapabilirsin. Nasıl yaptığın hiç önemli değil. Dünyayı bulduğundan daha iyi bir durumda bırakmak. İnsanın elinden gelecek en iyi şey budur.”
Timbuktu, Amerikan edebiyatının en yaratıcı yazarlarından Paul Auster’ın en dokunaklı romanı belki de. Yazar, okuru Brooklyn’li evsiz barksız bir şair olan Willy ve onun can yoldaşı, sırdaşı Kemik Bey’le birlikte bir insanlık yolculuğuna çıkarıyor.
“Pek çok insanın köpek muamelesi gördüğü bu dünyada, Paul Auster bir köpeğin öyküsünü anlatmayı seçmiş. Bu kısa ve olağanüstü kitabı okurken Kemik Bey gibi düşünmemizi, duyumsamamızı, dahası hayal etmemizi sağlamış. Böylece kendi türümüzün dışına çıkarak kendimize yepyeni bir gözle, hayatımızı paylaştığımız bu sevecen ve yarı gizemli hayvanın gözünden bakmamıza olanak tanımış.”
Salman Rushdie
--- Kış Günlüğü ---
Her yazar, kitaplarına kendini de saklar. Ama gün gelir satır aralarında anlatmaktan vazgeçer kendisini. Artık yaş kemale ermiştir. Yaşadıkları, yaşayamadıkları, düşleri, gerçekleri... Hesaplaşma zamanıdır. Paul Auster'ın kendi hikâyesine dönerek yazdığı Kış Günlüğü, sıradan bir yaşamöyküsü değildir, usta bir kalemden çıkmış roman gibi bir yaşamdır. Yazar bu kitabı neden yazdığını kendi cümleleriyle şöyle açıklar:"Ne de olsa zaman azalıyor. Belki de şimdilik hikâyelerini bir yana bırakıp hayatının anımsadığın ilk gününden bugüne kadar bu bedenin içinde yaşamanın nasıl bir duygu olduğunu incelemeye çalışsan iyi olur."
--- Son Şeyler Ülkesinde ---
Her türlü üretimin, her türlü yaratımın durduğu geleceksiz bir şehir ya da bir ülke. Her şeyin yok olduğu ve bir daha geri gelmediği bir yer. Elinizi attığınız şeylerin son şeyler olduğunu bildiğiniz bir ortam. Evsiz kalıp sokaklarda çöplerden bulduklarını yiyen ya da çöpten bulduklarını satarak geçinen insanların yaşadığı bir şehir. Hırsızlığın artık suç sayılamayacak kadar yaygınlaştığı, zaten suç sayacak karar mercilerinin bile kalmadığı, bütün umutların tükendiği, insanların ölümü kurtuluş olarak gördüğü, artık kimsenin çocuk doğurmadığı bir cehennem.
Paul Auster, benzersiz bir anlatımla, geleceğe göndermeler yaparak, yaşamakta olduğumuz dünyanın yozlaşması, çıkar kavgaları, savaş çığlıkları sonucunda karşılaşacağımız kâbusun izdüşümünü aktarıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Lulu Köprüde ---
Caz müzisyeni Izzy Maurer, New York’taki bir gece kulübünde bir kaza kurşunuyla vurulur ve yaşamı tümüyle değişir. Izzy, gizemli bir taşın büyüsüne kapılarak, ruhunun tuhaf ve ürkütücü labirentinde masalsı bir yolculuğa çıkar.
New York Üçlemesi, Şans Müziği, Ay Sarayı, Brooklyn Çılgınlıkları gibi romanlarıyla son dönem Amerikan edebiyatının en saygın yazarlarından biri olan Paul Auster, sonradan Duman ve Surat Mosmor gibi senaryolarıyla sinemaseverlerin gönlünde de taht kurmuştu. Lulu Köprüde ise, Auster’ın senaryosunu yazmakla yetinmediği, ilk kez yönetmenliğini de üstlendiği bir yapıt.
Lulu Köprüde, masal tadında bir gerilim anlatısı, ama her şeyden önce aşkın insanı sağaltan güçlerinin öyküsü. Auster’ın bu benzersiz senaryosunu, kendisiyle yapılmış kapsamlı bir söyleşi eşliğinde sunuyoruz. Hem tüm Auster okurları hem de sinema tutkunları için.(Tanıtım Bülteninden)
--- Karanlıktaki Adam ---
Uçsuz bucaksız Amerika kırsalının bir beyaz gecesinde daha, dünyayı kafamın içinde döndürerek yeni bir uykusuzluk nöbetiyle boğuşurken karanlıkta tek başınayım...72 yaşındaki eski kitap eleştirmeni August Brill, geçirdiği bir araba kazasından sonra kızı ve torunuyla birlikte oturmaktadır. Uykusuz bir gecede, anımsamak istemediği düşünceler ve olayları, karısının ölümünü, torununun erkek arkadaşının Irak'ta vahşice öldürülüşünü kafasından kovmak için, kendi kendine öyküler anlatır. ABD'nin Irak'la değil de, kendi kendisiyle savaşta olduğu bir öykü kurar. Bu hayalî ABD'de, ülke kanlı bir iç savaşa sürüklenmiştir. Gece ilerledikçe, Brill'in öyküsü gittikçe yoğunlaşacak, unutmak istedikleri bir bir geri gelecektir...Amerikan edebiyatının son döneminin en saygın birkaç yazarından biri olan Paul Auster, tüm dünyayla aynı günlerde yayınladığımız yeni romanı Karanlıktaki Adam'da, belki de bugüne kadarki en politik yapıtını sunuyor okurlara
--- Kehanet Gecesi ---
"O ana kadar mavi deftere yazmak bana zevkten başka bişey vermemişti, gitgide yoğunlaşan, çılgınca bir doyum duygusu. Sözcükler kafamdan sanki biri onları bana yazdırıyormuş gibi çıkmıştı; düşlerin karabasanların ve özgür düşüncelerin billur diliyle konuşan bir sesin söylediği cümleleri kopya eder gibiydim. Ama 20 eylül sabahı, yani söz konusu günden 2 gün sonra o ses ansızın susuverdi. Defterimi açtım, önümdeki sayfaya baktığımda kaybolduğunu farkettim, ne yaptığımı artık bilemiyordum. Bowen'i o odaya sokmuştum. Kapıyı kitleyip ışığı söndürmüştüm; şimdiyse onu oradan nasıl çıkartacağımı hiç mi hiç bilemiyordum."
İnce Kapak:
Sayfa Sayısı:
248
Baskı Yılı:
2004
e-Kitap:
Sayfa Sayısı:
334
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Yalnızlığın Keşfi ---
Can Yayınları arasında çıkan kitaplarıyla tanıdığınız Paul Auster'dan ilginç bir anı-roman daha sunuyoruz. Yalnızlığın Keşfi adlı bu anı-romanın Görünmeyen Bir Adamın Portresi başlıklı bölümünde, yazar, babasının ölümünden sonraki duygularını ve anılarını anlatıyor. İkinci bölüm olan Anı Kitabı'nda ise mercek kendi babalık konumuna çevriliyor. Kendisinden ve gerçeklerden kaçan, 'varolmama'yı seçen babasının düz ve yavan kişiliği ile dünyayı sorgulayan ve onu kavramaya çalışan kendisi, romanın yaşamsal eksinini oluşturuyor. Yazar, baba-oğul söylencelerine yaptığı göndermelerle bu ilişkiyi yeniden irdelerken, yaşam, ölüm, bellek, dil üzerine de düşünmekte, öykülemenin ve yazmanın doğasındaki müthiş yalnızlığı keşfetmeye çalışmaktadır.Sayfa Sayısı:207Baskı Yılı:1999Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Sunset Park ---
Brooklyn, Paul Auster'ın her köşesini özümsemiş olduğu kendi coğrafyası. Son romanı da, Florida'da başlamakla birlikte yine gelip Brooklyn'in Sunset Park semtinde düğümleniyor. Çocukça bir ağız dalaşının kaldırılamayacak kadar ağır bir vicdan yüküne dönüşmesi sonucunda, doğup büyüdüğü yerden, içinde yetiştiği ortamdan, ailesinden ve arkadaşlarından, kendi geçmişinden ve hatta geleceğinden kaçan bir gencin acılı öyküsü. Pişmanlık, avarelik, aşk, umut kıvılcımları, günlük yaşamın çetin koşullarında bulunan geçici çözümlerin bir araya getirdiği kişilerin dayanışması... Bu kişilerden her birinin kendi kişiliğinin penceresinden dünyaya bakışı... Sunset Park, Paul Auster'ın bütün diğer kitapları gibi bir solukta okunacak bir çağdaş edebiyat başyapıtı."Tutkulu bir edebiyat... Yaşadığımız zorlu ve belirsizliklerle dolu çağda, Auster bize aşkın, sanatın ve her şeye rağmen hayatta kalabilmenin mucizesini anlatıyor."Donna Seaman, Booklist "Auster'dan yine ustalıkla yazılmış bir metin... Sevginin gücüne, kaybetmenin acısına, pişmanlığın ve öfkenin yarattığı dinmek bilmez sızıya dair unutulmayacak bir hikâye."
--- Görünmeyen ---
Paul Auster'ın yeni romanı Görünmeyen, dünya eleştirmenlerinin değerlendirmesinde yılın en iyi kitapları arasına alınmakla kalmadı, yazarın en önemli romanı olarak da tanımlandı. Paul Auster bu romanında gerçekle bellek, yazarlıkla kimlik arasındaki belirsiz sınırı irdeleyerek "Amerika'nın en görkemli yaratıcı yazarlarından biri" tanımını gerçekten hak ettiğini bir kez daha kanıtlıyor. 1967 baharında New York'ta başlayan roman, iç içe geçen dört bölüm boyunca Paris'e ve Karayip Adaları'na kadar uzanan karmaşık bir ilişkiler zincirini anlatıyor. Şair olmak isteyen üniversiteli Adam Walker, siyasal bilimler profesörü Rudolf Born ve sevgilisi Margot ile başlayan aşk üçgeni, Walker'ın ablasını, Born'un üvey kızını da içine alan dörtgenlere, beşgenlere dönüşüyor. Vietnam savaşına öfkeli 68 Kuşağı'nı, enseste kadar varan coşkulu bir cinsel açlığı, sürekli bir adalet arayışını felsefi göndermelerle ören Görünmeyen, bir solukta okuyacağınız ve unutamayacağınız bir başyapıt.
--- Leviathan ---
Daha önce "Ay Sarayı", "Yalnızlığın Keşfi", "Son Şeyler Ülkesinde", "Şans Müziği", "Kırmızı Defter" adlı kitaplarını yayınladığımız Paul Auster'in son romanı simgesel bir ad taşıyor: LEVIATHAN (Tevrat'taki efsane ejderi). "Leviathan", bir kadının bulduğu bir adres defterinden kendisine bir kimlik seçmesiyle başlıyor. Ya da birden, hiç beklenmedik, sarsıcı bir ölümle. Ya da Aaron oturup en sevdiği arkadaşı Benjamin Sachs'ın öyküsünü anlatmaya başlayınca. Aaron, evliliğini kıskandığı, zekasına hayran olduğu Sachs'ın öyküsünü anlatmak istiyor, çünkü Sachs'la ilgili soruşturmayı yürütenler onun için bir öykü uydurmadan önce kendisi doğruyu yakalamak istiyor. Belki bir kaza sonucu balkondan düşen ya da bilerek kendisi atlayan Sachs ortadan kaybolmuştur. Arada bir ortaya çıkarak deli saçması şeyler söyleyip sır olur. İlk kitaplarından bu yana bize rastlantı ile yazgının toslaştığı dünyalar yaratan, insanlardan uzak kahramanların ardısıra bizi gizemli, yürek burkucu yolculuklara çıkanan Paul Auster, bu yedinci romanında dostluk ve ihaneti, cinsel tutku ve yabancılaşmayı konu alıyor. Amerika'nın en özgün yazarlarından biri olan Paul Auster'dan bir polisiye gerilimine sahip ürpertici, ürpertici olduğu kadar eğlendirici, iç gıdıklayıcı ve içten içe yankılanan bir roman.
--- Yükseklik Korkusu (Vertigo) ---
“Su üzerinde ilk yürüdüğümde on iki yaşındaydım.”
Orta Batı’dan gelen yetenekli çekici genç Walt’ın hikâyesini anlatan
Yükseklik Korkusu
bu sözlerle başlar. Walt, karizmatik Yehudi Usta’dan eğitim almak için o bölgedeki esrarengiz bir eve götürülür. Burada hem uçma yetisi kazanacak hem de beraberinde gelen şöhret ve yıldızlık mertebesine hazırlanacaktır.
Aynı zamanda hem Babe Ruth, Charles Lindbergh gibi figürlerin cirit attığı 1920’lerin Amerika’sının renkli bir panoramasını sunan hem de kinayeli bir mesel anlatan
Yükseklik Korkusu
çetin, büyüleyici bir roman – gücünün en üst seviyesinde olan bir yazarın kaleme aldığı gerçek özgünlüğe sahip bir eser.
“Modern Amerika masalının ustasından harikulade bir hikâye anlatıcılığı örneği.”
The Independent
“Birçok hayranı için,
Ay Sarayı
,
Şans Müziği
ve
New York Üçlemesi
’nin usta yazarı Auster’ın, harikulade ilginç yedinci romanında havada yürümek gibi mantıksız bir önermeyi inandırıcılıkla ve ciddiyetle ele alması sürpriz olmamalı.”
Publishers Weekly
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
