Sepette İndirim
19.235,22 TL20.235,22 TL
--- Ben Bir Ağacım ---
Mevlut'un Ortaokul Yılları Herkes için Orhan Pamuk "Bu kitapta, şimdiye kadar yazdığım sayfalardan, en kolay anlaşılabilir ve en güçlü olanları seçmeye çalıştım."Çocukluk ve okul hikâyeleri ve tarihten sayfalar Orhan Pamuk, diğer kitaplarından bu parçaları kitaba alırken metinlere dokundu, eski yazılarını değiştirdi, cümleler, paragraflar ekledi, başlıklar koydu. Pamuk'un kırk yıllık yazarlık hayatının en güzel sayfalarından yapılan bu seçme hem onun yeni ve genç okurlarının, hem de yazarın eski takipçilerinin ilgisini çekecek. "Kitabın kalbinde, hakkında hayaller kurmaktan hoşlandığım iki konu var: Tarihin esrarlı yüzü ve çocukluk ve öğrencilik yıllarının hatıraları. Romanlarımda ve düzyazılarımda bu iki kaynağa hep geri döndüm. Her seferinde de iki konunun kafamda iç içe geçtiğini hissettim. Yani: Tarihin çocuksu yanı ile çocukluğun tarihsel yanı."Hiç yayımlanmamış bir hikâye Ben Bir Ağacım'da Pamuk, Osmanlı zamanının bir celladını, bir padişahın kıskançlığını anlatıyor, bir ağacı, bir resmi konuşturuyor ve kendi çocukluk, gençlik ve okul hatıralarını hikâye ediyor. Pamuk'un yeni romanı Kafamda Bir Tuhaflık'ın kahramanı Mevlut Karataş'ın ortaokul yıllarının hikâyesiyle...
--- Gizli Yüz ---
Orhan Pamuk'un yazdığı, Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz, Türk sinemasının sıra dışı, unutulmaz filmleri arasındadır.
Pamuk 'un Kara Kitap'tan alıp geliştirdiği bir hikâyeye dayanan bu film, gösterime girdiği 1991 yılında Antalya Film Festivali'nde En İyi Film ve En İyi Senaryo, Montréal Yeni Sinema Festivali'nde ise En İyi Film Ödülleri'ni kazandı.
Gizli Yüz'ün metnini, filmden seçilmiş fotoğraflarla birlikte, Orhan Pamuk'un senaryonun oluşumunu anlatan önsözüyle birlikte yayımlıyoruz.
"Kimlik, hatırlamak ve aşk konularındaki bu hikâyeyi kurarken, tıpkı bir romanı yazarken olduğu gibi, önceden hesapta olmayan bir yığın yan öğe, konucuk, tema, kişi, eşya, yer, ıvır zıvır kalemimin ucuna kendiliğinden geldiler: Unutulmuş kasabalar, çayhaneler, masalar, saat kuleleri, hayatta karşılaştığım tuhaf insanlar, kasaplar, ortalıkçı kadınlar, Şeyh Galip'ten mısralar, ağaçlar...
Yazmak, o çok söylenen basmakalıp deyişle, bir yolculuğa çıkmaksa eğer, yazmak mutluluğu da yolculuk boyunca karşınıza çıkıveren bu yol arkadaşlarını kendi dünyanıza kazandırabilmenin sevinci olmalı."
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
128
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Babamın Bavulu ---
"Yaşadığı kent İstanbul'un hüzünlü ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbiriyle çatışması ve kaynaşmasının yeni simgelerini buldu."
2006 yılının Aralık ayında Nobel Edebiyat Ödülü'nü alırken sözlerine "Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, elyazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana." diye başlayan ve konuşmasını "bugün babam aramızda olsun çok isterdim." cümlesiyle tamamlayan Pamuk, "Babamın Bavulu" adlı Nobel tarihinin en içten ve en iyi hazırlanmış konuşmalarından biriyle tüm dünyada büyük yankı bırakmıştı.
Babamın Bavulu'nun 2007 Şubat'ındaki ilk baskısı, yazarın aynı adlı Nobel konuşmasının yanısıra, 2005 yılında Alman Yayıncılar veKitapçılar Birliği Barış Ödülü'nü alırken yaptığı "Kars'ta ve Frankfurt'ta" konuşmasıyla, 2006 Nisan'ında Oklahoma Üniversitesi'nde Puterbaugh Ödülü'nü alırken yaptığı "İma Edilen Yazar" konuşmalarını içeriyordu.
Bu yeni basımda ise, Pamuk'un 2012 yılında Avrupa kültürüne katkı yapan yaratıcılara verilen Sonning Ödülü'nü (Danimarka) alırken yaptığı "Avrupa Fikri" adlı konuşması da yer alıyor. Babamın Bavulu, Pamuk'un dünyasına ve yazarlığına adım atmanın en özlü kılavuzu... "Pamuk, roman sanatını biz Batılıların elinden aldı ve bambaşka birşey haline getirdi."
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
88
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Beyaz Kale ---
Nobel ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk’un Beyaz Kale adlı eseri kanuni devrinde geçen 1985 yılında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan tarihî bir romandır. Beyaz Kale,17. yüzyılda istanbul’da geçmektedir.
Hikayede Türkler tarafından esir edilen astronomi, matematik ve tıp konusunda engin bilgilere sahip olan romanın ana karakteri Venedikli; ülkesinde çok iyi eğitim almış, neredeyse bilimin her alanında bilgisi ve eserleri olan, kendini beğenmiş bir karakterdir. Romanın diğer karakteri Hoca; iyi bir eğitim almıştır, parlak zekalıdır, hırslıdır ve okumayı sever. Padişah; avlanmayı seven ve gözlemciliği ön plana çıkan bir karakterdir. Paşa ise sinsidir ve son derece hırslıdır. Manipülatif bir karakterdir.
Kitapta yer alan ana temalar çok çeşitlidir. Bu temalardan biri efendi ve köle ilişkisidir. Bilginin gücü, kitapta kullanılan temalardan bir diğeridir. Osmanlı’nın modernleşmesi ve Batı ülkeleriyle rekabeti romanın ana temalarından birini oluşturur.
Sayfa Sayısı:152Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Yapı Kredi Yayınları
--- Kırmızı Saçlı Kadın ---
Kırmızı Saçlı Kadın
Türkiye’nin yetiştirdiği en başarılı yazarlardan biri olan Orhan Pamuk, 2016 yılında yayımlananKırmızı Saçlı Kadınromanı ile kaleminin gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Klasik Orhan Pamuk üslubunun hissedildiği roman, sade dili ve zengin teknik anlatımı ile okurlarına incelikli bir keyif sunuyor. Romanın kurgusu, Pamuk’un birçok yapıtında olduğu gibi tarihi motiflerle kaynaşmış bir şekilde ilerleyerek esere farklı bir derinlik katıyor. Zarif ve akıcı anlatımının yanı sıra ilgi çekici öyküsüyle bu roman, size de kahramanlarından biri olduğunuzu hissettirecek!
Kader Çemberinde Dönen Bir Yaşam
Kırmızı Saçlı Kadınromanında, okuru ilk olarak 1980’li yılların İstanbul yaşamı karşılıyor. Romanın başkahramanını ise ailesinin tek çocuğu olarak büyüyen Cem adlı bir genç oluşturuyor. Cem’in babası, geçimini eczacı olarak sağlamasının yanı sıra birtakım siyasi oluşumların içerisinde de yer alıyor. Ve bir gün asla geri dönmemek üzere ortadan kayboluyor. Bunun üzerine Cem ve annesi, bir müddet İstanbul’da geçinmeye çalışıyor. Bu esnada Cem de kitapçıda çalışarak edebiyata ilgi duymaya başlıyor. Ancak ilerleyen yaşamında onu bambaşka sürprizler ve kırılma noktaları bekliyor.
Cem ve annesi, maddi sorunlarından dolayı Adapazarı’na yerleşmek durumunda kalıyor. Romanın odak noktasını oluşturan olaylar ise burada başlıyor. Şehre geldikten sonra para kazanmak amacıyla bir kuyucu ustasının yanında çalışmaya başlayan Cem, iş için gittikleri Öngören kasabasında bir tiyatro ekibi ile karşılaşıyor. Ekip arasında ise en çok kırmızı saçlı bir kadın dikkatini çekiyor. Daha sonra onunla tanışmak için büyük bir fırsat yaratan Cem, çok geçmeden Kırmızı Saçlı Kadın ile yakınlaşıyor. Aralarındaki ilişki bir defalığına mahsus olsa da genç adam, Kırmızı Saçlı Kadın’ı hayatı boyunca zihninde yaşatıyor. Ancak bu yaşanmışlıktan kalan tek hatıra, Kırmızı Saçlı Kadın’ın hayali olarak kalmıyor.
En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!
Türkiye’nin en çok konuşulan yazarlarından Orhan Pamuk,Kırmızı Saçlı Kadınromanında mitoloji ve efsanelerle dolu zengin bir okuma keyfi sunuyor. Eşsiz bir teknik birikimin ürünü olan bu eser, Pamuk’un sadeliği benimsediği yeni dönem yapıtları arasında yer alıyor. Bu kitabı hala kütüphanenize eklemediyseniz hemen şimdi sipariş verin, sepete özel avantajlardan yararlanmaya siz de başlayın!
--- Saf ve Düşünceli Romancı ---
"Bu kitap roman konusunda bildiklerimden ve öğrendiğim en önemli şeylerden yapılmış bir bütündür."
"Roman okurken kafamızda neler olup biter?" başlığı ve "Romanlar ikinci hayatlardır" satırıyla açılan Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk'un 2009 sonbaharında Harvard Üniversitesi'nde, bin kişilik Sanders Tiyatrosu'nda verdiği ve büyük ilgi gören Charles Norton konferanslarını içeriyor.
Doksan yıllık geleneğinde T. S. Eliot'tan Borges ve Paz'a, Calvino ve Eco'dan Toni Morrison'a edebiyatın ve sanatın dünyadaki en saygın yaratıcılarını ağırlayan altı oturumluk konferans dizisinde Pamuk, romancılara sıkça yöneltilen "Bunları gerçekten yaşadınız mı?" sorusundan "Müzeler ve Romanlar"ın benzerliğine, romanla resim sanatı ilişkisinden romanların yavaş yavaş ortaya çıkan ve değişen merkezi fikrine, kırk yıllık roman okurluğu ve otuz beş yıllık roman yazarlığının tüm sanatı ve zanaatını okurlarıyla içtenlikle paylaşıyor.
"Büyüleyici... Her romancı bu kitabı okumak ve sanatını ustasından öğrenmek isteyecektir."
-The Daily Telegraph-
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
124
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Yeni Hayat ---
İlk basımı 1994 yılında gerçekleşen “Yeni Hayat” kitabı bir dönem İletişim Yayınları tarafından basılmıştır. Daha sonra 2013 yılı itibari ile YKY (Yapı Kredi Yayınları) tarafından yayımlanmıştır.
Orhan Pamuk’un kült eserleri arasında görülen “Yeni Hayat”, 40 dilden fazla dile çevrilmiştir. THE GUARDIAN’ın “Yeni Hayat Özel Bir Vaka” diyerek söz ettiği roman "Bir gün bir roman okudum ve hayatım değişti" sözleri ile başlamaktadır.
“Yeni Hayat” kitabı, romanın ana karakterinin hoşladığı kızın elinde gördüğü kitabı merak edip okumasıyla başlıyor ve karakterin bir yolculuğa çıkmasıyla devam ediyor.Olay örgüsü, ana karakterin gözünden anlatılmaktadır. Kitapta söz edilen “hayat değiştiren” eser, Dante’nin Yeni Hayat adlı eseridir.
Orhan Pamuk'un tuhaf, şiirsel ve başdöndürücü bu romanı 1994 yılında yayımlandığında, tıpkı anlattığı sihirli kitap gibi esrarlı havasıyla kült roman olmuş, bir anda yüz binlerce okura ulaşmış, kırkı aşkın dile çevrilmişti."Yeni Hayat insana Walter Benjamin'in, 'Bütün büyük edebiyat eserleri bir biçimi ya sona erdirir ya da bir yenisini başlatır, yani özel vakalardır' sözünü hatırlatıyor. Yeni Hayat özel bir vaka."-The Guardian-"Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti." Orhan Pamuk'un coşkulu, lirik ve sihirli romanı Yeni Hayat bu sözlerle başlıyor. Okuduğu bir kitaptan sarsılarak etkilenen, sayfalardan neredeyse fışkıran ışığa bütün hayatını veren ve kitabın vaat ettiği yeni hayatın peşinden koşan genç bir kahramanın olağanüstü hikâyesi bu. Kitabın etkisiyle âşık oluyor, üniversite öğrenciliğinden uzaklaşıyor, İstanbul'dan ayrılıyor, bitip tükenmeyen otobüs yolculuklarına çıkıyor, taşra şehirlerine doğru savruluyor. Onunla birlikte ve aynı hızla sürüklenen okuyucu, kahramanın okuduğu kitabı değil, başından geçenleri izleyerek bize özgü bir hüznün ve şiddetin ta kalbinde buluyor kendini. Siyah-beyaz televizyonlu kahvelere, video seyredilen otobüslere, trafik kazalarına, siyasi kumpas ve cinayetlere, bayi örgütlerine, paranoyakça kuramlara, saat kadar dakik muhbirlere, kaybolan eski eşyaların şiirine ve taşranın öfkesine uzanan bu harikulade yolculuk, Orhan Pamuk'un çağdaş dünya romanının en özgün yaratıcılarından biri olduğunu bir kere daha kanıtlıyor. Bir yandan Hayat'ın, Eşsiz Anlar'ın, Ölüm'ün, Yazı'nın, Kaza'nın sırlarına, bir yandan da çocukluğun resimli romanlarına, bir belirip bir kaybolan arzu meleğine ve Dante'nin, Rilke'nin şiirlerine açılan benzersiz bir roman. Hayatla okumanın kesiştiği alanda seyreden ve her sayfada katman katman genişleyen sarsıcı bir yol hikâyesi.
Sayfa Sayısı:247Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Yapı Kredi Yayınları
--- Sessiz Ev ---
Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un 1983 yılında yayımlanan ikinci eseri Sessiz Ev, üç kardeşin babaannelerini ziyaret etmek üzere İstanbul’daki Cennethisar kasabasında geçirdikleri bir haftayı konu edinmektedir.
Orhan Pamuk, Sessiz Ev kitabını 32 bölüm halinde kurgulamıştır. Her bölüm farklı karakterlerin gözünden anlatılmaktadır. Romandaki zamanın, 12 Eylül 1980’de yaşanan askerî darbeden kısa bir süre önce geçmesi nedeniyle darbeden önceki siyasî ve toplumsal gerginlikler romanda derinden hissedilmektedir.
Sayfa Sayısı:304Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Yapı Kredi Yayınları
--- Kar Üzerine Yazılar ---
Orhan Pamuk’un Kar adlı romanının çevirileri 2004 yılından başlayarak yayımlandığı her ülkede en çok satan kitap oldu. Aynı yıl New York Times gazetesinin kitap eki bu karmaşık siyasal romanı “Yılın En İyi 10 Kitabı”ndan biri ilan etti. Roman Birleşik Amerika’da “Laiklik, Modernleşme, Batılılaşma, İslam ve Siyasal İslam” konularında üniversitelerde en çok okutulan metinlerden biri oldu. Kar özellikle Avrupa’da pek çok kereler sahneye de uyarlanarak tiyatrolarda oynatıldı ve yayınevlerinin “modern klasik” dizilerinde yeniden yayımlandı.
Pamuk’un geçen yüzyılın son günlerinde yazarken Türk okurundan başka kimsenin ilgilenmeyeceğini düşündüğü romanı 53 dile çevrilerek dünyada “Türkçe yazılmış en çok okunan kitap” niteliği kazandı.
Türk okur ve edebiyat tarihçilerinin romana ilgisi ise yazarının 2006 yılında Nobel Ödülü almasıyla yoğunlaştı. Kısa sürede “dünya okuru” ile “yerli” okurun ilgileri ve yorumları arasında çok ilginç koşutluklar, çelişkiler ve tartışmalar çıktı ortaya. Kar, Orhan Pamuk’un hakkında en çok yazı yazılmış, karşılaştırmalı edebiyat âlimleri tarafından defalarca yeniden yorumlanmış kitabıdır. New York Üniversitesi profesörlerinden Sibel Erol bu yazı ve yorumların en ilginçlerini ve en çarpıcı sayfaları yazarlarıyla görüşerek yeniden ele aldı ve sekiz yıllık bir çabanın sonunda elinizdeki kitabı ortaya çıkardı.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kelimeler ve Resimler - Seçme Hatıralar Yazılar... ---
Orhan Pamuk bu yeni kitabında kişisel hatıralarını ve edebiyat ve sanatının sırlarını açıklamaya ve tartışmaya devam ediyor. Pamuk, askerlik günlerini, ilk kitabını yayımlama zorluklarını bu kitap için kaleme aldığı yazılarla ilk defa anlatıyor.
Masumiyet Müzesi’ne ayrılmış özel bir bölümde Pamuk müze ve romanın ilk fikrini nasıl bulduğunu, nasıl geliştirdiğini, müzeyi nasıl yaptığını hikâye ediyor ve bütün dünyada ilgiyle izlenen
Masumiyet Müzesi
dizisini kahramanlar ve oyuncular üzerinden tartışıyor.
Pamuk hayatının iki büyük tutkusu yazmak ve resmetmek arasında geçen günlerini, düşüncelerini kendi özel üslubuyla anlatırken daha önceden Türkiye ve dünya dergilerine yazdığı yazılarına elinizdeki kitabın bütünlüğü için eklemeler yaptı, bazılarını yeniden kaleme aldı ve arşivinden ilk defa yayımlanan pek çok eski fotoğraf ve resimle metni zenginleştirdi.
Columbia Üniversitesi’ndeki hocalığından Cannes Film Festivali’ndeki jüri üyeliğine, Türkiye’nin ilk kadın hukuk profesörü, teyzesi Türkân Rado’dan babası Gündüz Pamuk’un Genel Müdürü olduğu Aygaz hatıralarına uzanan
Kelimeler ve Resimler
’de Pamuk’un arkadaşlık ettiği Ara Güler, Umberto Eco, Paul Auster ve Anselm Kiefer gibi yazar ve sanatçılar hakkında içtenlikle kaleme alınmış yazıları da var.
“Pamuk’un düzyazılarını da çok beğeniyorum. Romanlarını iyi anlamak için onun poetikasının da kesinlikle bilinmesi gerekiyor.”
UMBERTO ECO
(Tanıtım Bülteninden)
--- Uzak Dağlar ve Hatıralar ---
Orhan Pamuk'un resimli ve özel hatıra defterlerinden seçmeler...
Orhan Pamuk, on dört yıldır her gün küçük not defterlerine notlar alıyor ve resimler yapıyor. Pamuk sayfalarda günlük hayatını, güncel gelişmeleri, duygularını, yazmakta olduğu romanların sorunlarını anlatıyor ve tartışıyor. Bazan roman kahramanlarıyla konuşuyor, bazan bir rüyasını ya da bir yolculuğu anlatıyor, bazan da manzara resmi ya da mutluluk hakkında fikir yürütüyor. Pamuk bir sayfadaki bir resme ya da yazıya üzerinden aylar hatta yıllar geçtikten sonra yeni renkler ve kelimeler de ekliyor. Böylece defter sayfaları yazılarla renklerin ve şekillerin iç içe geçtiği ve yeni mânâların araştırıldığı yoğun, zengin ve benzersiz resimli sayfalara dönüşüyor. Pamuk defterindeki binlerce sayfadan Uzak Dağlar ve Hatıralar adını verdiği bu seçkiyi düzenlerken, özel bir hatırası olan bir rüya üzerinden hayatını bütün açıklığıyla hem kelime hem de resim olarak ortaya koyuyor.
Bu kitap Pamuk'un okurlarınca bilinmeyen-günce tutan ressam yanını, günlük hayatını, şaşırtıcı hayallerini ve deneyimlerini okura ulaştıracak ve dünyaca ünlü yazarı bir insan olarak tanımamıza ışık tutacak.
"Orhan Pamuk'un çılgınlığında deha var."
Umberto Eco
(Tanıtım Bülteninden)
--- Hatıraların Masumiyeti ---
Orhan Pamuk'un bu Cuma kitapçılara verilecek yeni kitabı Hatıraların Masumiyeti, bir film kitabı. Kitap Pamuk'un bu film için yazdığı metinleri, konuşmaları ve filmden seçilmiş kareleri içeriyor.
2012 yılında İngiliz yönetmen Grant Gee ile Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi, İstanbul ve Pamuk'un dünyasını kapsayan bir belgesel için çalışmaya karar verdiler. Sonuçta ortaya 72. Venedik Film Festivali'nde eleştirmenlerin yoğun övgüsüyle karşılanan bir belgesel film Hatıraların Masumiyeti çıktı. ?
Türkiye'de 25 Mart'ta sinemalarda gösterime girecek olan Hatıraların Masumiyeti "The Innocence of Memories", İngiltere ve başka Avrupa ülkelerinde de sinemalarda gösteriliyor… Pamuk bu film için romandaki bir kahramanı geliştirdi.
"Benim adım Ayla, Füsun'un arkadaşıydım. On bir yıl ona komşu yaşadım..."
Orhan Pamuk, İngiliz belgesel film yönetmeni Grant Gee ile birlikte hazırladığı, Hatıraların Masumiyeti "The Innocence of Memories" filminde Masumiyet Müzesi romanındaki Kemal ile Füsun'un aşk hikâyesine Füsun'un arkadaşı Ayla'nın gözünden yeniden bakan bölümler eklemişti.
Pamuk, bu filmden yola çıkarak hazırladığı Hatıraların Masumiyeti kitabına senaryonun yanı sıra, yazar ve arkadaşı Emre Ayvaz'ın film için kendisiyle gerçekleştirdiği söyleşinin "Roman, Müze, Film" adlı özgün bir anlatıya dönüştürdüğü metnini de ekledi. Kitapta ayrıca Orhan Pamuk'un ve Grant Gee'nin (filmden) seçtiği görüntüler de yer alıyor.
Kitabın son bölümünü oluşturan ve filmin İstanbul'daki ilk gösterimi onuruna Pamuk ve Gee'nin yaptığı halka açık söyleşi ise edebiyat ve sinemanın meydana getirilme süreçlerinden hayatlarımızın benzerliğine, edebiyat kadar sinema meraklılarına da sesleniyor.
Pamuk'un 2008 yılında yayınladığı Masumiyet Müzesi romanı 1975 ile 1984 yılları arasında İstanbul'da, varlıklı iş adamı Kemal ve onun uzak akrabası, yoksul Füsun'un arasındaki unutulmaz ve talihsiz aşkı anlatıyor. Masumiyet Müzesi ise bu unutulmaz aşka ve İstanbul'daki gündelik hayatın izlerine tanıklık ettiğimiz, kelimelerin eşyalara dönüştüğü bir mekan.
Orhan Pamuk: "Bir şehirde benim yaptığım gibi 62 yıl sürekli yaşarsanız, şehrin, anıtların, binaların, manzaraların, duvarların, ağaçların, gecesi gündüzü, kedisi köpeği, sokaktaki insanı, kaldırımı, meydanı, her şeyi sizin hatıralarınıza gönderme yapan bir işarete dönüşür."
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
124
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Veba Geceleri ---
Orhan Pamuk’un üzerinde 5 yıldır çalıştığıVeba Geceleri, 1901 yılında 3. Veba Pandemisi döneminde Osmanlı’nın 29. Vilayeti Minger adasında geçiyor. Hem sürükleyici bir siyaset ve aşk romanı hem de Pamuk’un salgın, karantina, devlet ve birey konularını bir masal havasıyla tartıştığı bu tarihi roman, konusuyla yaşadığımız günlere de ışık düşürüyor.
1901 baharında Osmanlı İmparatorluğu’nun 29. vilayeti Minger Adası’nda veba salgını baş gösterince Sultan Abdülhamit önce Sağlık Başmüfettişi kimyager Bonkowski Paşa’yı, onun arkasından da genç ve başarılı Doktor Nuri’yi salgını durdurması için adaya gönderir. Padişah kısa bir süre önce genç doktoru, sarayda hapis hayatı yaşattığı ağabeyi önceki padişah V. Murat’ın kızı Pakize Sultan ile evlendirmiştir ve Pakize Sultan da bu yolculukta kocasına eşlik etmektedir. Adada ise genç ve milliyetçi Osmanlı subayı Kolağası Kâmil, onun âşık olduğu adalı Zeynep ve her şeye yetişmeye çalışan Vali Sami Paşa ile güzel sevgilisi Marika vardır. Karantina yasaklarına itaat edilmesi için çaba harcayan bu insanların vebayla, adadaki geleneklerle ve sonunda birbirleriyle ve ölüm tehditleriyle savaşının ve yaşadıkları aşkların hikâyesidirVeba Geceleri.
“Pamuk yaşayan en büyük yazar.” -LE POINT, FRANSA
“Pamuk, en iyi kitaplarını Nobel’den sonra yazan eşsiz bir yazar.”-THE INDEPENDENT, İNGİLTERE
“O ne bir ideolog, ne bir siyasetçi, ne de bir gazeteci. Orhan Pamuk büyük bir romancı.” -THE NEW YORK TIMES, ABD
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kara Kitap 25 Yaşında ---
Son kırk yılın Türk edebiyatı Kara Kitap'tan önce ve Kara Kitap'tan sonra diye ikiye ayrılabilir. Yayımlanır yayımlanmaz, değişikliği, tuhaflığı ve güzelliği ile okurları şaşırtan ve hemen tartışmaların odağına yerleşen Kara Kitap modern Türk edebiyatının vazgeçilmez bir klasiğidir.
Yayımlanışının 25. yılında esrarı hiç tükenmeyen bu romanın özel bir baskısını hazırladık. Pamuk'un büyük çoğunluğu hiçbir yerde yayımlanmamış el yazması sayfaları, çizimleri, ilk baskıya son anda ekleyip çıkardığı her biri birbirinden ilginç paragraflar, cümleler ile kitabın muamma ve bilmecelerini ortaya çıkaran yazı ve karalamalarıyla.
Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya'yı karlı bir kış günü İstanbul'da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celâl'in köşe yazıları, bu arayışta ona eşlik edecektir. Okuyucu, bir yandan her bacası, her sokağı, her insanı başka bir esrarlı âlemin işaretine dönüşen İstanbul'da Galip'in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları tuhaf hikâyelerle tamamlayan Celâl'in köşe yazılarıyla karşılaşır. Eski cellatların hikâyelerinden Boğaz'ın sularının çekileceği felaket günlerine, kılık değiştiren paşalardan yüzlerimizin üzerindeki anlamın sırlarına, İstanbul'un ücra ve karanlık köşelerinden gülünç ve tuhaf kişilerine, yakın tarihimizden günlük hayatımızın unutulmuş ve şaşırtıcı ayrıntılarına kadar uzanan bu araştırma, Galip'i hem kayıp karısına hem de hayatımızın içine gömüldüğü kayıp esrara doğru çekecektir.
(Tanıtım Bülteninden)
Ciltli:
Sayfa Sayısı:
504
Baskı Yılı:
2015
İnce Kapak:
Sayfa Sayısı:
508
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Masumiyet Müzesi ---
Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kitabı Masumuyet Müzesi, 2008 yılında yayımlanmıştır. Orhan Pamuk, kitabı kızı Rüya’ya ithaf etmiştir. Yazar bu kitabı on yıllık çalışma sonucunda oluşturduğu bilinmektedir.
Kitap New York Times tarafından “2009 Yılının En İyi Kitapları” listesinde yer almaktadır.
Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’ni yayımladıktan sonra 2012 yılında bu romandan esinlenerek romanla aynı adı taşıyan müzeyi hayata geçirmiştir. Müze, İstanbul’da kurulan ilk şehir müzesidir.
Müzede İstanbul’da yaşanan, 1970’li yıllardan 2000’li yıllara kadar uzanan bir aşk hikayesinin anlatıldığı objelerin yanı sıra 1950’li yıllarından itibaren gündelik hayatımızda kullanılan pek çok sayıda obje yer almaktadır.
Masumuyet Müzesi 2014 senesinde Avrupa Müze Forumu tarafından “Avrupa Yılın Müze Ödülü”ne layık görülmüştür. Kitap, aynı zamanda “Hatıraların Masumuyeti” ismiyle beyazperdeye uyarlanarak Venedik Film Festivali’nde izleyicilerle buluşmuştur.
Kitapta 1 kişilik masumiyet müze giriş davetiyesi bulunmaktadır.
“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.”
Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor…
1975’te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, “Masumiyet Müzesi”, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.
Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.
Romanı yazdıktan dört yıl sonra, 2012’de, Pamuk romanıyla aynı adlı müzeyi Çukurcuma’da açtı. Şimdiye dek on binlerce ziyaretçinin gezdiği müze için ünlü sanat tarihçisi Simon Schama, “Financial Times” gazetesine yazdığı yazıda, “Dünyadaki en güçlü, en güzel, en insanî ve en etkileyici çağdaş sanat eseri,” diye yazdı. “Aynı zamanda hem şiir hem karamizah gibi; hem zarif ve şefkatle dolu, hem de kutu kutu, vitrin vitrin, estetik olarak muhteşem.”(Tanıtım Bülteninden)
--- Öteki Renkler ---
Öteki Renkler, Orhan Pamuk'un "Pencereden Bakmak" adlı hikâyesiyle, 1980'lerin sonundan 1990'ların sonuna dek yurtiçi ve yurtdışında çeşitli dergilere yazdığı yazılardan, yaptığı söyleşilerden, günlük parçalarından, yerli ve yabancı birçok yazar üstüne yazdıklarından ve politik makalelerinden oluşan zengin bir seçki. Yazarın romanlarını sevenler için onu daha yakından tanıma, yazara yabancı olanlar içinse Pamuk'un dünyasına iyi bir giriş sayılabilecek Öteki Renkler, yıllar boyunca tekrar tekrar dönülüp okunacak bir kitap.
Pamuk kişisel ve edebi dünyasını okurlarına içtenlikle açıyor...
Öteki Renkler Orhan Pamuk'un çocukluk anılarından mutluluk saatlerine, romanlarını nasıl yazdığından gezi notlarına, sevdiği yazarlar ve kitaplar hakkındaki eleştirilerinden kişisel itiraflarına, şikâyetlerine, siyasi öfkelerine, kültür ve gündelik hayat konusundaki heyecanlarına uzanıyor ve yazarın yalnız romanda değil, düzyazıda da ne kadar usta olduğunu kanıtlıyor. Kaleme aldığı makalelerden, tuttuğu defterlerden, verdiği röportajlardan yapılan bu titiz seçmede, Pamuk kızı Rüya ile olan arkadaşlığını, sigarayı bırakışını, gençlik bunalımlarını, günlük hayatını, sinema zevkini, Boğaz yangınlarını, bildiği İstanbul'u, yalnızlık ve mutlulukla ilgili takıntılarını, toplumun ve kendisinin korkularını ve paranoyalarını anlatıyor. Yazar kitabında ayrıca Dostoyevski'den Tanpınar'a, Kemal Tahir'den Oğuz Atay'a pek çok yazarı ve kitaplarını tartışıyor; roman kuramı, Doğu ve Batı, milliyetçilik ve Avrupa üzerine düşüncelerini açıyor. Nişantaşı'nda geçen ve bir çocuğun gözünden anlatılan "Pencereden Bakmak" adlı uzun hikâye ile birlikte bu kitap, Orhan Pamuk'un Nobel Ödülü'ne uzanan başarılı yolculuğunda renkli dünyasına ışık tutuyor.
"Pamuk yaşayan en büyük yazar."
Le Poınt
"Pamuk dünyanın en iyi yazarlarından biri."
The New Statesman
Sayfa Sayısı:
472
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Kar ---
Kar
Nobel ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk, 2002 yılında yayımladığıKaradlı eserinde siyasi ve toplumsal konuları roman penceresinden ele alıyor. Yazarın “ilk ve son siyasi romanım” olarak tanımladığı eser, Kars şehrini merkeze alarak Türkiye’de cehalet ve yobazlık sorunlarını konu ediniyor. Roman, toplumun en hassas konularından olan kadın meselesini irdelemesi bakımından, aynı zamanda kitlesel bir eleştiri niteliği taşıyor.
Postmodernist Yazarın Klasik Eseri
Türkiye’de teknik romancılığın ve postmodernist roman akımının en güçlü temsilcilerinden olan Orhan Pamuk,Karromanında uyguladığı klasik teknik ile yazarlık kariyerine farklı bir çizgi ekliyor. Romanlarında heyecan ve gerilim unsurlarına çok fazla yer vermeyen yazar, bu eserinde de derin konuları gündelik yaşamın akışı üzerinden okurlarına aktarıyor. 43 bölümden oluşanKar, böylece okurlarının yaşamına da yeni bir sayfa ekliyor.
Kar ile Başlayan Yolculuk
Kar, Almanya’dan Kars’a doğru yola çıkan sürgün bir köşe yazarı ve şairin yaşadıklarını ele alıyor. Kitap, başkahramanı olan Kerim Alakuşoğlu’nun Erzurum’dan Kars’a yaptığı otobüs yolculuğu ile başlıyor. Yolda karın yağışını izleyen başkahraman, çocukluk günlerini hatırlayarak kar ile masumiyeti özdeşleştiriyor. Ve kendisiyle konuştuğu bu sürede, adını sevmediği için kendisine “Ka” denmesini tercih ettiğini de okurlara açıklıyor.
Ka, sıkça gündeme gelen Kars’taki kadın intiharlarını araştırmak için yola çıkıyor. Şehre adım attığı anda ise belediye tarafından binalara asılmış “İnsan Allah’ın bir şaheseridir ve intihar bir küfürdür.” yazılı posterler dikkatini çekiyor. Ka, burada geçirdiği süre boyunca, şehirdeki insanları ve dini faaliyetleri gözlemleme şansına sahip oluyor. Pamuk’un fikirlerinin de çokça hissedildiğiKar, bu yönüyle aslında yazarın Kars’a olan hayali yolculuğu olarak dikkat çekiyor.
En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!
Usta tekniği ve çarpıcı eserleriyle dünya çapında üne kavuşan Pamuk,Karile sanat gücünü bir kez daha ortaya koyuyor. Türk edebiyatının roman türünde en çok konuşulan eserleri arasında yer alanKarkitabını siz hala okumadınız mı? Bu eseri şimdi sipariş verin, sepete özel avantajlardan yararlanmaya hemen başlayın. Türk romanlarının en sevilen örnekleri ve çok daha fazlası için diğer kategorileri ziyaret etmeyi unutmayın!
--- Kafamda Bir Tuhaflık ---
Kafamda Bir Tuhaflık hem bir aşk hikâyesi hem de modern bir destan. Orhan Pamuk'un üzerinde altı yıl çalıştığı roman, bozacı Mevlut ile üç yıl aşk mektupları yazdığı sevgilisinin İstanbul'daki hayatlarını hikâye ediyor. 1969 ile 2012 arasında, kırk yılı aşkın bir süre Mevlut, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini, Anadolu'dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur. Onu başkalarından farklı kılan şeyin, kafasındaki tuhaflığın kaynağını hep merak eder. Ama kış akşamları boza satmaktan ve sevgilisinin aslında kim olduğunu düşünmekten hiç vazgeçmez.
Aşkta insanın niyeti mi daha önemlidir, kısmeti mi? Mutluluk veya mutsuzluğumuz bizim seçimlerimize mi bağlıdır, yoksa bizim dışımızda mı gelişip başımıza gelirler? Kafamda Bir Tuhaflık bu sorulara cevap ararken aile hayatıyla şehir hayatının çatışmasını, kadınların ev içlerindeki öfke ve çaresizliklerini resmediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
480
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
--- Kara Kitap ---
Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un 1990 yılında yayınlanmış kitabı birçok dile çevrilmiş ve yazarın uluslararası boyuttaki ününü arttırmıştır.
Bir İngiliz edebiyat eleştirmeninin kitap hakkında son derece ilginç bir yorumu olmuştur. Eleştirmen, böyle sıkıcı bir kitabın ancak Fransızlar tarafından sevilebileceğini ve İsveçlilerin de yazara o meşhur Nobel Ödülü’nü vereceğini dile getirmiştir. İngiliz eleştirmenin bu kehaneti doğrulanmıştır ve kitabı gerçekten de Fransızlar sevmiştir ve daha sonra yazar, Nobel Ödülü kazanmıştır.
Romanın ana karakteri Galip, İstanbul’da yaşayan ve kimliğinden memnun olmayan bir avukattır. Bir gün karısı Rüya’nın küçük bir not bırakarak onu terk ettiğini öğrenir. Galip, eşini bulmak amacıyla sıradışı bir eyleme kalkışır.
Galip; eşi Rüya’nın, bir gazetede köşe yazarlığı yapan kardeşi Celal’e kaçtığını düşünür. Bu sıralarda Celal’in de kayıp olduğunu öğrenir. Galip, kardeşi ve eşinin izini bulmak için Celal gibi yaşamaya başlar, Celal’in kimliğini ele geçirir. Bunu yaparak Celal gibi düşünebileceğini ve dolayısıyla kardeşi ve eşinin nerede olduğunu bulabileceğine inanmaya başlar.
Roman, bireyin kimlik sorununu ele almasının yanında batı ve doğu arasında kalan İstanbul’un ve doğal olarak Türkiye’nin de kimlik sorununa değinmektedir.
Sayfa Sayısı:476Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Yapı Kredi Yayınları
--- Benim Adım Kırmızı ---
Benim Adım Kırmızı
Yeni Türk edebiyatının dünya çapında en çok okunan ve sevilen romanıBenim Adım Kırmızı, Orhan Pamuk’un tema ve olay örgüsü bakımından en pozitif romanı olarak tanımlanıyor. Zengin anlatım gücü ve usta tekniğiyle yerli edebiyatın en başarılı isimleri arasında yer alan Pamuk,Benim Adım Kırmızı’da Türk romanının temel konularından biri olan Doğu-Batı medeniyetlerinin kapsamlı bir karşılaştırmasını yapıyor.
Yayımlanmasını takip eden süreçte Fransa ve İtalya’da “yılın kitabı” seçilenBenim Adım Kırmızı, yazarın en çok dile çevrilen eseri olarak farklı kitleleri ortak beğenide bir araya getiriyor. Okurlarıyla ilk olarak 1998 yılında buluşan eser, yazara Uluslararası IMPAC Dublin Ödülü’nü de kazandırmış olmasıyla edebiyat alanında Türkiye’nin en önemli değerleri arasında yer alıyor.
16. Yüzyılda Bir İstanbul Turuna Çıkmaya Hazır Mısınız?
Benim Adım Kırmızı, 16’ncı yüzyılın sonlarındaki İstanbul yaşamını konu ediniyor. Kitaptaki olaylar, 1591 yılının bir kış gününde başlıyor. Romanın başkahramanı ise evli ve iki çocuk annesi olan, Şeküre adındaki güzel bir kadın olarak okur karşısına çıkıyor. Kocasının savaşa katılması üzerine iki çocuğu ve babası ile birlikte yaşayan Şeküre, artık hayatında kendisine arkadaşlık edecek başka birinin olmasını diliyor. Bu esnada da kocasının kardeşi Hasan ve kendi kuzeni Kara arasında gelgitli bir ruh hali içinde sürükleniyor.
Şeküre’nin babası Zarif Efendi, bir nakkaş olup geçimini saraydan istenen işlerle sağlıyor. Ve bir gün padişah, ona bir kitap vererek bu eserin gizlice işlenmesini istiyor. Döneme göre sakıncalı bir iş olan bu görev, çok geçmeden Zarif Efendi’nin ölümüyle sonuçlanıyor. Babasının bir düşmanlık katline kurban gitmesi üzerine Şeküre, çocuklarıyla beraber kuzeni Kara’nın evine yerleşiyor. Ancak babasını Kara’nın öldürdüğünü zannederek ona düşmanca bir tavır takınıyor. Bir süre sonra, babasının Kara değil de hiç beklemediği biri tarafından öldürüldüğünü öğreniyor.
En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!
Türk edebiyatının dünyadaki en güçlü temsilcilerinden olan Benim Adım Kırmızı romanını yoksa siz hala okumadınız mı?
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
