Bugün yazar olarak tanıdığımız pek çok büyük isim, sadece edebiyat tarihine iz bırakmakla kalmayıp kara tahta karşısında da onlarca neslin eğitimine vesile oldu. Yazarlık mesleğinin yanı sıra öğretmenliği de sürdüren bu isimler, okul sıralarındaki pek çok öğrenciye ilham vererek kendileri gibi edebiyatçı isimler yetiştirdi. 24 Kasım Öğretmenler Günü sebebiyle biz de öğretmenlik yapmış yazarları anmak, onların vesilesiyle tüm öğretmenlerin bu özel gününü kutlamak istedik...
Hem yazar hem de öğretmen dendiğinde ilk akla gelen isim şüphesiz başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk oluyor. Kurtuluş Savaşı’nın ardından 29 Ekim 1923′te Cumhuriyet’i kuran Ulu Önder Atatürk; askeri, ekonomik, sosyal ve kültürel olmak üzere pek çok alanda yenilikler yaptı. Bu yeniliklerden biri de 1 Kasım 1928 tarihinde çıkarılan 1353 sayılı kanunla, Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabulü oldu. Bu tarihten itibaren tüm memlekette yeni harflerin öğrenilmesi ve okur yazar sayısının artırılması konusunda büyük bir seferberlik başlatıldı. 8 Ağustos 1928 tarihinde yeni Türk alfabesinin müjdesini veren Atatürk ve öğretmenler ülke çapında herkese bu alfabeyi tanıtmak ve öğretmek için çalıştı. 24 Kasım 1928 tarihine gelindiğinde ise Millet Mektepleri açıldı. Millet Mektepleri’nin açılışı ile birlikte Ulu Önder Atatürk’e de “Başöğretmen” unvanı verildi. Bu tarih aynı zamanda Öğretmenler Günü olarak kutlanmaya başladı.
Kara tahtanın başına geçip yeni alfabeyi öğretmeye girişen Atatürk, aynı zamanda Türk ulusuna pek çok kitap da hediye etti. Bunlardan belki de en önemlisi Nutuk. Yayınlandığı günden bu yana milyonlarca okura ulaşan bu yapıt, Atatürk’ün iki yıllık çalışmasının bir sonucu ve aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin 2. Olağan Büyük Kongresi’nde 15 Ekim 1927’de mecliste altı gün süren konuşmasının metni. “Nutuk, Büyük Nutuk, Söylev” adıyla tarihimizde yerini alan eserde Atatürk; Osmanlı Devleti’nin son günlerini, Milli Mücadele yıllarını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu anlatır. Büyük kısmı yine Atatürk tarafından kaleme alınan Medeni Bilgiler kitabı, ölümünden bir buçuk yıl önce kaleme aldığı Geometri kitabı ve 1909-1914 yılları arasında kaleme aldığı Zabit ve Kumandan ile Hasbihal ve Diğer Askeri Yazılar ise Atatürk’ün diğer eserlerinden birkaçıdır.
 
Memleket Hikayeleri kitabı ile tanıdığımız usta kalem Refik Halit Karay Hukuk Fakültesi’ni tamamladıktan sonra bir süre öğretmenlik yaptı. Sürgün sebebiyle Beyrut ve Halep’te uzun yıllar görev yapan Karay’ın eserlerinde güçlü gözlemler dikkat çeker. Karay, İstanbul’un Bir Yüzü adlı eserinde Meşrutiyet’le zenginleşen insanları, Kadınlar Tekkesi’nde aşkı ve aşıklığı,Sürgün’de Beyrut’ta bir sürgün hayatı, Bugünün Saraylısı’nda aile ve ahlak kavramlarını anlatır.
 
Türk edebiyatının en kıymetli yazarlarından biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımıza kazandırdığı Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı ile bugün bile edebiyat derslerinde okutulan bir isim. Nobelli yazarımız Orhan Pamuk’un “Kafamızı karıştırdığı için seviyorum” dediği ve edebiyatında büyük etkisi olduğunu söylediği Ahmet Hamdi Tanpınar, bir diğer edebiyatçı Yahya Kemal Bayatlı’nın öğrencisi oldu. Ardından kendisi de uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde dersler verdi. Acı bir aşk hikayesinin klasik musiki kalıplarıyla soyutlandığı Mahur Beste, hayatımızda kaybolan şeylere dair duyulan üzüntüyü anlatan Beş Şehir ve belli bir dünya görüşüne, bir hayat nizamına kavuşamamış Cumhuriyet aydınlarının “huzursuzlukları”nı dile getiren Huzur romanı yazarın diğer başyapıtları arasında sayılabilir.
 
Büyük Doğu’nun mimarı diye de anılan Necip Fazıl Kısakürek, öğretmenlik yapmış bir diğer yazar. Kaldırımlar şiiri Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Kısakürek, sanatını “Uzun lafa ne hacet benim söylemediğimi şiir söyleyecektir” diye açıklar. Pek çok şiirini bir araya getiren Çile’de Fransız edebiyatından ve Tekke edebiyatından izlerin bulunur ve Necip Fazıl’ın madde ve ruh arasında kendi içinde yaşadığı buhranları ortaya koyar.
 
Türkiye edebiyatının en üretken yazarlarından Yaşar Kemal, aynı zamanda bir köy öğretmeniydi. Anadolu coğrafyasını en iyi bilen yazarların başında gelen Kemal, eserlerinde de bu coğrafyanın insanlarının hayat mücadelesine odaklanır. İstanbul’dan Adana’ya sürgün edilen Abidin Dino vesilesiyle okuduğu Don Kişot'tan çok etkilenmesi üzerine yazarlık macerası başlayan Kemal, dört ciltlik eseri İnce Memed’de Abdi Ağa’nın zulmüne direnen Memed’in hikayesini anlatır. Kendi deyişiyle “içinde başkaldırma kurduyla doğmuş” bir insanın hikayesidir anlattığı. Bir aşk destanı Ağrı Dağı Efsanesi ile insan psikolojisinin derinlerine inen yazar, Sarı Sıcak’ta Anadolu halkının yokluğa, açlığa, unutulmuşluğa karşı verdiği insanüstü mücadeleyi paylaşır. Terk edilmiş gizemli bir kasabaya varmaya çalışan posta müdürünün hikayesini anlattığı Tek Kanatlı Bir Kuş romanı da yazarın diğer romanları gibi Türkiye edebiyatında kıymetli bir yere sahip.
 
Hababam Sınıfı eseri ile 7’den 70’e herkesin gönlünde taht kuran edebiyatımızın “koca çınarı” Rıfat Ilgaz, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nde çalıştıktan sonra uzun yıllar İstanbul’da öğretmenlik yaptı. İsmini Karadeniz’in emekçi ve çalışkan kadınlarının simgesi olan sarı yazmadan alan eseri Sarı Yazma’da yazarın kendi yaşamı ekseninde Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’ndan 1950’li yıllara kadarki politik yapısı ve edebiyat dünyası ele alınır. Yazarın emek ve adalet temalı köşe yazılarının derlemesi Krallar ve Kurallar, alacalı bir civcivin hikayesini anlattığı çocuk kitabı Öksüz Civciv da yazarın sevilen eserlerinden birkaçı.
x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız