Sepette İndirim
6.850,75 TL7.850,75 TL
--- Yılan ve Zambak ---
Ruhumun içerisinde beliriverdin, biliyordum geleceğini. Bekliyordum da Seni. Tıpkı kışın donmuş ve ıssız, acı çekerek bekleyen yeryüzü gibi Seni bekliyordum. Sen baharsın, ağır ağır geliyor ve ruhumun içine doğru ilerliyorsun. Senin geçişinle düşüncelerim açılıp çiçeğe duruyor ve güzel kokular saçıyor. Senin ayaklarının altında umudun rengi filizlenip gülümsüyor.
Gerçekleşmesi imkânsız bir kavuşma, arzudan sarhoş, hezeyan içinde genç bir âşık, sevilen kadına duyulan hayranlık ve çekilen ıstırap… Tüm bunlar Yılan ve Zambak’ta antik dünyanın erotik imgeleriyle parıldayan düzyazı-şiire dönüşürken, yaşam ve ölüm, varoluş ve aşk üzerine kaygılarla içe içe geçiyor.
Modern Yunan edebiyatının en mühim isimlerinden biri olan Kazancakis’in yirmi yaşındayken günlük biçiminde yazdığı, 1906’da Karma Nirvami mahlasıyla yayımladığı Yılan ve Zambak, büyük bir yazarın ayak seslerini duyuran sembolizm yüklü bir ilk metin.
--- El Greco'ya Mektuplar-Mini Kitap ---
Hafızamdan hatırlamasını istiyorum, hayatımı havadan toparlıyorum, generalin karşısındaki asker gibi dimdik duruyor ve El Greco’ya mektuplar yazıyorum; çünkü aynı Girit toprağından yoğrulduk, yaşayan ya da yaşamış olan tüm mücadeleciler içinde beni en iyi o anlayabilir. Kendisi de taşların üzerinde aynı kırmızı izi bırakmadı mı?
Zorba, Yeniden Çarmıha Gerilen İsa, Kardeş Kavgası, Kaptan Mihali, Günaha Son Çağrı gibi yapıtlarıyla 20. yüzyılın yalnızca yazınsal açıdan değil, düşünsel yönden de en etkileyici yazarlarından biri sayılan Nikos Kazancakis’in büyük anlatısı El Greco’ya Mektuplar, yazarın “ruhsal otobiyografi”sidir. Kazancakis, kendisi gibi Giritli olan ünlü Rönesans ressamı El Greco’ya yazılmış mektuplar biçiminde kaleme aldığı kitabında, yaşamı boyunca izini sürdüğü düşünsel, ruhsal ve ahlaksal yolculuğu anlatır. Gerçekle kurmacanın iç içe geçtiği bu kitap, insan varoluşunun anlamını ve anlamsızlığını sorgular.
(Tanıtım Bülteninden)
--- İspanya - Yaşasın Ölüm ---
İspanya, ulusların Don Quijote’sidir. Dünyayı kurtarmaya çalışır, güvenliğe ve refaha sırtını döner, ele geçmez binlerce hayali kovalar. Bu mantık ötesi donkişotça seferlerde kendini tüketir. Şehirleri harap olur. Tarlaları çoraklaşır. Araplardan kalma kanalları tıkanır, bahçeleri kurur. Kendi efsanesini yaratır İspanya. Mutluluk ve refahı, ılımlılık ve barışı ne yapsın?
1920’lerin sonunda Eleftheros Logos gazetesinin dış haber muhabiri olarak gittiği İspanya’da Nikos Kazancakis yıkılmış bir imparatorluğun kalıntılarında yaşayan küçük insanları, gezgin şövalyelerin at sürdüğü günlerden beri değişmemiş uçsuz bucaksız bir taşrayı, İspanya’dan yolu geçen tüm kültürlerin bıraktığı rengârenk mirası bulmuştu. O günlerde İspanya, “karanlık ve korkunç” bir yüzyıla izini bırakacak varoluş krizinin tam ortasındaydı. İçsavaş felaketinden önce, bulutların toplanmasını olacakları bilmeden izleyen Kazancakis, savaş sırasında tekrar İspanya’ya dönmüş ve ülkeyi saran vahşete, Madrid’in düşüşüne bizzat tanıklık etmişti.
İspanya, Yaşasın Ölüm, Kazancakis’in deyimiyle bir yüzü mahzun ve hayalperest Don Quijote, bir yüzü pragmatist ve şen Sancho Panza olan bu esrarengiz ülkenin özünü tüm tezatlarıyla, şiddetiyle, güzelliğiyle ve onuruyla anlatan bir yapıt.
“İspanya’nın Yunan edebiyatçılar tarafından geç de olsa keşfedilmesini sağlayan kitap.”
- Emmanuel Hatzantonis
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kardeş Katilleri ---
Ah zavallı insan! Dağları yerinden oynatabilirsin, mucizeler yaratabilirsin ama bunun yerine gidip gübrenin, tembelliğin ve inançsızlığın içine batıyorsun! İçinde Tanrı var, Tanrı taşıyorsun da bilmiyorsun ki. Bunu ancak ölürken öğreniyorsun ama artık çok geç oluyor.
1940’lar. İkinci Dünya Savaşı yeni sona ermiştir. Yunan İçsavaşı’nın sarsıntıları Balkanlar’da, Epir bölgesindeki ıssız köylerden biri olan Kastelo’ya ulaşmaktadır. Köylülerin birçoğu dağa çıkıp komünistlere katılmıştır; Papaz Yanaros’un oğlu Kapetan Drakos da onlardan biridir. Kutsal Çile Haftası gelmek üzeredir, etrafını saran kan ve gözyaşının ortasında kalan Papaz Yanaros, kutupları birbiriyle uzlaştırmaya uğraşmaya çalışacaktır.
Kardeş Katilleri, ülkesinde yıllar süren kanlı olaylara şahitlik eden Kazancakis’in 1949’da yazmaya başladığı ve ancak ölümünden sonra yayımlanabilmiş romanı. Girit’in düşünür ozanının kalemini kana bandırıp yazdığı bir tarih anlatısı.
“Siyasi ihtilaftan kurtulmak için, özgürlüğü için mücadele eden bir adamın hikâyesi.”
Efimerida ton Syntakton
(Tanıtım Bülteninden)
--- Zorba ---
Nikos Kazancakis, çağdaş Yunan edebiyatının ancak buzlucam ardından seçilebilen, tedirgin ve büyük kişiliklerinden biri olarak çok tartışıldı, yanlış bilindi, az sevildi.
Sinemaya da uyarlananZorbaKazancakis'in kendisiyle giriştiği bir tür sessiz hesaplaşma sayılabilir. Geçmişin, kayıp giden zamanın, insanın temel yanılgılarının bir kez daha gözden geçirilmesidir bu roman.Zorbaaracılığıyla Kazancakis, hayatının, yenilgiler ve soru işaretleriyle dolu bir bilançosunu çıkarır. Korkmamayı, yaşamı sevmeyi, ayakta durabilmeyi Aleksi Zorba’dan öğrenmiştir. Gerçekten deZorba, bir yaşam kılavuzudur. Özgür insanların simgesidir.
Kazancakis’in mezar taşında yazanlar, doğrudan Aleksi Zorba’nın ağzından dökülmüş yazgı sözcüklerini andırıyor: “Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm.”(Tanıtım Bülteninden)
--- Yeniden Çarmıha Gerilen İsa ---
Yeniden Çarmıha Gerilen İsa, çağdaş Yunan ve dünya edebiyatının en seçkin kalemlerinden Nikos Kazancakis'in ünlü romanlarından biridir.Yunanistan'ın Likovrisi köyünde Paskalya Yortusu'nda geçen olaylar, köyün ileri gelenlerinin İsa'nın Çarmıha Gerilişi'ni yeniden canlandırmak istemeleriyle başlar. Köyden bir İsa, bir Yahuda, bir Mecdelli Meryem, bir Yakup bir de Petrus seçilir.Bu seçimlerden sonra köy, bir daha o eski köy, köylüler de eski köylüler olamazlar.Gerçekleştirilmek istenen bu tiyatro oyunu bir gösteri olmaktan çıkıp hayatın ta kendisi olur.Kazancakis bu romanında; Yunanlıların sonu iç savaşa kadar giden kendi iç çatışmalarını, komünizmi dinî inançlarının karşısında görüp çıkarlarına ters düşenleri Bolşeviklikle suçlamasıyla başlayan felaketleri acı bir ironiyle okuruna sunar.(Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı:536Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- El Greco'ya Mektuplar ---
'Bir parça Girit toprağını avucumun içinde yavaşça ve hırsla yoğuruyorum; bütün serseri dolaşmalarımda, bu toprağı her zaman yanımda bulundurur, büyük mücadelelerim sırasında kuvvetle kavrayıp sevdiğim bir dost eli gibi sıkardım. (...) Şimdi Girit toprağını elimde tutuyor ,anlatılması olanaksız bir tatlılık, yumuşaklık ve şükranla sevilen bir kadının göğsünü avucumun içinde sıkıp veda ediyormuş gibi kavrıyorum. Ben sonsuza dek bir parça toprağım artık.'Ege güneşini obur bir bebek gibi emen ada toprağında dünyayla kucaklaşan, çivit mavisi sularda kulaç atan ve her koşulda aşkla yaşayan, gürül gürül bir yaşam akıyor bu uzun mektupta. Herkesin kendi görev yığınının tepesine (Galgotha) omzundaki haçla tırmandığını söyleyen Nikos Kazancakis, çıktığı dört basamağa kutsal bir ad verir: İsa, Buddha ,Lenin, Odisseus... Yazara göre, dirilişin gerçekleşmesi için eninde sonunda çarmıha gerileceksin; bundan kaçmanın da, yan çizmenin de ne yararı var, ne de anlamı. Ve sen, insan olarak, bir basamaktan ötekine tırmanma çabasında direncinin ve gücünün ne kadarını kullanabiliyorsun? İnsanın tırmanırken bıraktığı ayak izlerinin ardına düşen Kazancakis'le -ister istemez- kendi ayak izlerine bakacaksın.Sayfa Sayısı:539Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Günaha Son Çağrı ---
Günaha Son Çağrı'yı yazdığım gündüz ve geceler boyunca, İsa ile birlikte Golgota Tepesi'ne çıkarken duyduğum dehşeti, hayatını ve ölürken çektiği acıları yaşarken duyduğum yoğunluğu, anlayışı ve sevgiyi başka hiçbir zaman duymadım. İçimi kemiren bu duyguları ve insanlığın büyük umudunu yazarken gözlerim dolu dolu oldu heyecandan. İsa'nın kanının bu denli tatlı ve acı olarak yüreğime damla damla aktığı olmamıştır hiç. (...) İsa'nın hayatının her ânı, bir çatışmadır, bir zaferdir. Basit insan zevklerinin yenilmez, büyüleyici niteliğine üstün gelmiştir; ayartılışlara karşı direnmiştir; bedenini sürekli olarak ruhsallaştırmış, sonunda göğe yükselmiştir. Golgota Tepesi'ne varmış ve Çarmıh'a çıkmıştır. (...) Bu kitap bir hayal hikâyesi değildir; mücadele eden herkesin itirafıdır. Yayımlamakla ödevimi yerine getirdim; hayatta çok acı çekmiş, büyük umutları olan birinin ödevini. Sevgiyle bu kitabı okuyacak her özgür insan, eskisinden daha çok, eskisinden çok daha iyi bir şekilde İsa'yı sevecektir.
--- Zorba-Ciltli ---
Nikos Kazancakis’in en çok sevilen ve okunan başyapıtı Zorba, Girit’e gelen bir İngiliz’in ve hayatına giren bir kasırganın, Aleksi Zorba’nın hikâyesi. Savaşıyla, tutkusuyla ve hazlarıyla hayatın her meyvesini tatmış olan Zorba’nın yalın bilgeliği ve zaptedilemez yaşama sevinci bulaşıcıdır. Birbirlerine tamamen zıt olsalar da, yaşama sığmayan bu karakter, genç adama hayata ve yaşamaya dair çok şey öğretecek, onu Akdeniz’e özgü bir aydınlanma yoluna çıkaracaktır.
Hayatın sunduğu tüm deneyimlerin peşinden tutkuyla giden, ümitsizlikleri kollarını açıp dans ederek def eden Zorba’nın öyküsü, edebiyatın simgeleşmiş ve ölümsüzleşmiş karakterlerinden birinin portresi.
Varoluşumuzu güzellikleriyle ve acılarıyla dolu dolu yaşamaya çağıran, devirlere meydan okuyan bir yaşam rehberi.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
