Nedim Gürsel 15 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Doğan Kitap Nedim Gürsel 15 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
7.521,25 TL
8.521,25 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Kırk Kısa Şiir-Uzun Bir Ayrılık İçin --- Aşk ve tutku şiirleri… Pencereyi açınca Yıldızlarla dolu oda Boş yatak, askıda giysilerin Edebiyatın her dalında eserler veren Nedim Gürsel’in ilk ve tek şiir kitabı… Tutku iklimlerinde geçen, teni kutsayan kırk kısa şiir… (Tanıtım Bülteninden) --- İlk Kadın --- Anneden ilk ayrılış. Kadın bedeniyle ilk temas. İstanbul'a, başını döndüren bu inanılmaz şehre ilk geliş… Nedim Gürsel, küçük bir Anadolu kentinden İstanbul'da bir okula daimî yatılı gelen henüz on altısında bir öğrencinin altüst olan dünyasına götürüyor okuru. Çocukluğundan, çocukluğunun mekânlarından koparken yüreğine dolan hüzünlere, erişkinlerin dünyasındaki ürkek ilk adımlara, o güne kadar yaşanmışlıklar hızla sislere gömülürken büyük şehrin, bin yıllık Osmanlı payitahtının bütün görkemiyle hayal dünyasını ele geçirip gözlerini kamaştırışına... Anneden bu ilk ayrılışa. Kadın bedeniyle ilk temasa. İstanbul'a, başını döndüren bu inanılmaz şehre...Ve okur, hem yazarın belleğinin derinliklerinde, çocukluğun büyülü dünyasında, hem de kentin çamurlu, dar sokaklarında, tarihin ve coğrafyanın kesiştiği bir âlemde buluyor kendini. (Tanıtım Bülteninden) İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 108 Baskı Yılı: 2016 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 88 Baskı Yılı: 1983 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap --- Uzun Sürmüş Bir Yaz --- Karanlık günler bu kitapta anlatılan... Karanlık cümlelerde hayat bulan günler... Yine de bir umut var satır aralarında... Gizli saklı da olsa bir yerlerden kendini gösteren bir umut... 12 Mart Muhtırası'nın ardından dağılan hayatların öykülerini yazmış Nedim Gürsel. "Uzun Sürmüş Bir Yaz" ilk kitap olmanın tüm sıcaklığını taşıyor. Öykülerde yaşananlar sıcak değil, boğucu aslında. Hatta ürkütücü... Ama Nedim Gürsel’in onları kaleme alışındaki şiirsellik okuyucuyu bu karanlık ve kanlı olaylarla mücadeleye zorluyor. Çarpıcı, vurucu bir anlatım hâkim öykülere. 1972-1975 yılları arasında yazılan iki ana öyküden oluşuyor kitap. Ancak, öykülerden ikincisi 6 farklı öykü olarak da okunma şansına sahip. Kitabın bu yeni basımında, Gürsel’in eklemeleri de var. "İlk kitabım: Uzun Sürmüş Bir Yaz" ve "Kesin sonucu sürekli ertelenen bir dava" başlığı altında yayımlanan bu yazılarda yazar, ilk kitabına ve onun hakkında açılan davaya dair fikirlerini de okuyucularıyla paylaşıyor. Gürsel’e 1976 yılında Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’nü kazandıran "Uzun Sürmüş Bir Yaz"ı okumayanlar için bulunmaz bir fırsat bu. Okumuş olanlar da bu yeni basımla birlikte Nedim Gürsel’in ilk öykülerini hatırlama şansına sahip olacaklar. İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 136 Baskı Yılı: 2003 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 96 Baskı Yılı: 2003 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap --- Öğleden Sonra Aşk --- "Sonra, Nefeli'den ayrıldıktan sonra, başka Yunanlı kadınlar da tanıdım. Nefeli'den olduğu gibi onlardan uzun süre vazgeçemedim. Tutkulu, kışkırtıcı, kıskanç ve sert, yatakta yumuşaktılar. Ruhu olan kadınlardı diyeceğim, sarıldığımızda kaskatı kesilmezlerdi. Eline ayağına çabuktular ama hiçbiriyle öğleden sonra seviştiğimi anımsamıyorum." "Necibe, Paşa'nın koynuna girdiği ilk kadın değildi elbet, ama en deneyimsiziydi. Söylemeye bile gerek yok. O güne dek eli erkek eline değmemişti. Paşa yalıda her gece, pembe odanın geniş yatağında, atlas yorganın altında Necibe'nin körpe, beyaz gövdesine bir yunus gibi dalıp çıkarken her kıvrılışta, her inleyişte, hadi doğrusunu yazayım, Necibe'nin yumuşacık kadınlığına her giriş çıkışta, eşini kendisine biraz daha bağladığını, kul köle ettiğini biliyor muydu acaba? Bildiğini varsayalım. Varsaymak da yetmez. Pembe odaya bir geceliğine konuk olup sevişmelerine tanık olalım." "Aşkın teslim almak olduğunu düşünüyor. Belki de teslim olmaktır, diye geçiriyor içinden son bir çabayla, aşk teslim almak değilse teslim olmaktır." İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 152 Baskı Yılı: 2002 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 112 Baskı Yılı: 2010 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap --- Piramitlerin Gölgesinde-Mısır'a Yolculuk --- Nedim Gürsel firavunlar döneminden günümüze, eski Mısır mitolojisinden Nobel Ödüllü yazar Necip Mahfuz’un Kahire’sine doğrueşsiz bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Dinsel inancın kaynağını araştırıp sorgularken Nil Nehri boyunca eski uygarlıkların izini sürüyor. Karşımda bir taş yığını yoktu yalnızca,binlerce yılın içinden gelip göğe yükselen, görkemli ve ezici bir anıt mezar vardı. Bu akıl almaz yapının gölgesinde oturdum uzun süre. Eskinin olağanüstü günlerini, tarihin derinliklerine gömülmüş olayların Nil Nehri gibi ağır aksak akışını,yenen ve yenilenleri, kayıklarına binmiş ölülerin tanrıların eşliğinde öbür dünyaya geçerken belki de son kez bu manzarayı seyrettiklerini düşündüm. Derken gölgeler uzadı, birden kızıla kesti dünya. Taşlar kararmaya başladı. Akşam alacasında renkler soldu. Ve Gize’de gün akşam oldu. (Tanıtım Bülteninden) --- Memento Mor i -Memento Mori --- “Herkes kendi içinde taşıyor ölümünü, meyvenin çekirdeği kabuğunun altında sakladığı gibi; ne var ki hakkında hiçbir şey bilmiyor. Sevdiklerimizin, yakınlarımızın ölümlerini kendi ölümümüz gibi yaşadığımız da doğru değil. İnsan yalnız ve sadece kendi ölümünü ölüyor.” Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayabilir mi insan? Yoksa sonsuzluğun iç karartıcı tekdüzeliğinden bunalıp ölümü mü gözler? Bitmeyen anlam arayışımız ölümü sürekli ertelemek, belki de yenmek için midir? Kafka’dan Camus’ye, Dostoyevski’den Tolstoy’a, Sadık Hidayet’ten Borges’e, Samuel Beckett’ten Anadolu erenlerine, Yunan mitolojisinden kutsal kitaplara kadar, kimi zaman kendi deneyimlerinden de yola çıkarak ölümün izini sürüyor Nedim Gürsel. (Tanıtım Bülteninden) --- Aşk Kırgınları --- Mutlu aşk yoktur ama mutlak aşk vardır... Nedim Gürsel bir balayı kentini değil mutsuz aşkların mekânı Venedik'i anlatıyor bize... Venedik âşıkların kentidir.Oraya balayına gidilir ve Rialto Köprüsü'nün üzerinde öpüşülür.Ama mutlaka öpüşülür.Yoksa Venedik'e gitmemiş sayılırsınız.Oysa ben, Rialto Köprüsü'nün üzerinde ya da bir gondolda sevgilimle öpüşmek için değil mutsuz ama mutlak aşkların izini sürmek için oradaydım.Venedik tarihten sanat tarihine, mimariden edebiyata, bir yazarın entelektüel dünyasını ve duyarlılığını oluşturabilecek neredeyse tüm çağrışımlara açık bir kenttir. Burada kendi geçmişinizle, anılarla, ardınızda bıraktığınız hayatın karabasanları ve hayaletleriyle de baş başa kalabilirsiniz, edebiyat tarihine mal olmuş destansı aşkların hikâyesiyle de. "Ölü aşkların" demek daha doğru olur belki; yıllarca hayalini kurduğunuz, zihninizde dallanıp budaklanan, nice hazırlıklardan sonra sevgilinizle çıkabildiğiniz Venedik yolculuğunun ertesinde hiçbir şey öngördüğünüz gibi gelişmeyebilir. Kısa sürede cehenneme dönüşür ilişkiniz. Bir an önce kaçıp kurtulmak istersiniz kanallarla örülü bu labirentten.Ama Venedik peşinizi bırakmaz... Nedim Gürsel Aşk Kırgınları'nda bir balayı kentini değil mutsuz aşkların mekânı Venedik'i anlatıyor bize... Thomas Mann, Louis Aragon, Alfred de Musset, Ernest Hemingway ve Marcel Proust... Bu beş büyük yazarın aşklarına beşik ve mezar olan efsanevi kentte bir yolculuğa çıkarıyor okuru... İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 144 Baskı Yılı: 2013 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 99 Baskı Yılı: 2013 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap --- Son Fasıl --- Nedim Gürsel bu kitapta Van Gogh, Leonardo da Vinci, Rubens, Tolstoy, Rilke, Sartre, Semprun, Nâzım Hikmet gibi büyük ustaların yapıtlarını etkilemiş kentleri ve coğrafyaları anlatırken onların son yıllarına da ışık tutuyor. Son nefesini verirken “Yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum, meğer ölmeyi öğreniyormuşum” diyen da Vinci’nin tablolarında, Van Gogh’un aklın sınırlarını zorlayan dünyasında, Tolstoy’un bir istasyonda ölümle buluşmak üzere terk ettiği Yasnaya Polyana’da, Semprun’un eşsiz üslubuyla dile getir- diği Buchenwald Toplama Kampı’nda ve Nâzım Hikmet’in sürgün yaşadığı kentlerde unutulmaz bir yolculuğa çıkarıyor okuru. “Beni etkilemiş yazar ve sanatçıların ‘son fasıl’larının izini bizzat yerinde sürmemin nedeni kendi ‘son faslımı’ yaşıyor olmam sanırım. Azrail zamandan çaldığı akrep ve yelkovanla kapıya dayandığında ‘Hoş geldin ama biraz bekle, vakit var daha!’ diyemem. Bundan sonrası bilinmez değil, bir bilene sormaya da gerek yok. Öncesi ardımda kaldı, sonrası önümde, yokluğa beş kala. Hepsi bu işte.” (Tanıtım Bülteninden) --- Son Yolcu --- Nedim Gürsel bu romanında kendi “ruh ikizi”nin portresini çiziyor. Hayatıyla yapıtının, öznel coğrafyalarının dökümünü yapıyor bir bakıma. Paris’le İstanbul, Saraybosna’yla Diyarbakır, Yunan eşiyle Kürt sevgilisi, yaşam coşkusuyla ölüm korkusu arasında gidip gelen bir yazarın dünyasında dolaştırıyor okuru. Ve beklenmedik gelişmelerin yaşandığı bir yolculuğa çıkarıp azınlıkların yakın tarihiyle de buluşturuyor. Kurmacayla otobiyografik unsurların ustaca harmanlandığı anlatının odak noktasındaki yazar Deniz Çakır’ın belki bir ayağı çukurda ama, ülkesinin aydınlık geleceğine inancı da tam. Ne var ki, otoriter yönetime meydan okuduğu için tutuklanmadan önce “Son Yolcu”yu yazabilecek mi acaba? Unutulmuşların, yüzyıllar boyunca zulme uğrayıp göçe zorlanmışların, yerlerinden yurtlarından koparılmışların acısını dile getirebilecek mi? “Küçük sevgilisi aslında özgürlüğüydü onun, başının belası değil. Hem öyle olsaydı bile tatlı, akıllı, sevdalı bir genç kadındı. Bal akıyordu ağzından. Kara, kapkara bakışlarıyla Diyarbakır’ın ta kendisiydi. Dışı sert, içi yumuşak. İlle de bela aramak gerekiyorsa aynaya bakmalıydı.” “Tarih ne cumhurbaşkanının nutuklarına ne de sapına kadar milliyetçi Osmanlı tarihçilerine bırakılmayacak kadar önemli bir alandır.” (Tanıtım Bülteninden) --- Yıkım Günleri --- Nedim GürselYıkım Günleriadlı bu kitabında özel hayatından yazarlık uğraşına, Covid salgınından Ukrayna Savaşı’na, keşfettiği kentlerden eski aşklara ve yolculuklara uzananbir eksende buluşuyor okurlarıyla; sevinçleriylekederlerini, mutlu anlarıyla karamsarlığını içtenlikle paylaşıyor. Yıkım Günleri’ndebiraz daha umut için… “Yazmak varoluşu, hayatı sorgulamaktır, hazır yanıtlar vermek değil. Bu nedenle salgın günlerine çok şey borçlu olduğumu düşünüyorum. Görünmez bir virüs hayatı, dolayısıyla ölümü de sorgulamama yol açtı.” “Geçmiş günler, bir daha bana dönmeyecek sevgililer horon tepmeye başlıyorlar zihnimde. Onlardan kurtuluş yok. Zaman, bilincime tünemiş bir yırtıcı kuş. Durmadan gagalıyor belleğimi.” “O berduş kılıklı adam bir anlatı kahramanı değil,geleceği haber veren bir kâhin, bir felaket habercisiydi.Bir değil, birçok felaket yaşadık, hâlâ da yaşıyoruz. Ama hayat sürüp gidiyor bir yandan. Bu dünyadan çekip gidenlere selam olsun, doğanlara merhaba!”(Tanıtım Bülteninden) --- Tehlikeli Sevişmeler --- Kadın ve erkeği birbirine bağlayan tenin çağrısı… Hayatıma giren kadınlar acıya dayanıklı ama acımasızdılar. Hem kurban hem cellattılar... "Yalnızlıktan, yaşlanmaktan korkarcasına, bir öncekinden daha sert, çok daha derin sevişirlerdi. Odadan hiç çıkmadıkları bile olurdu. Hep iç içeydiler, zaman dardı. Dar zamanda derin, tutkulu sevişmelerin pençesindeydiler." Erotik aşk… Arzu… Tehlikenin sınırlarında dolaşan haz… Ucuz otel odalarında yaşanan kavuşmalar… Nedim Gürsel Tehlikeli Sevişmeler'de kadın ve erkeği birbirine bağlayan tenin çağrısını anlatıyor bize. Çoğu zaman tutkunun esaretinde yaşanan aşklarda kadın-erkek ilişkisinin daha derin anlamlarına göndermeler yaparken, baskıcı ahlakın dayatmalarına inat cinsel tabuları da birer birer yıkıyor. Tutku kadar ayrılığın acısı da var bu öykülerde… Uzak coğrafyalarda yeşeren aşkların imkânsızlığı da… (Tanıtım Bülteninden) İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 168 Baskı Yılı: 2015 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 125 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap --- Bana İtalya'yı Anlat --- Bu ülkede sanki hep güneşli yaz sabahlarına uyandım… İtalya deyince, hep güzel günler, sevinçler, coşkular geliyor aklıma. Bu ülkede sanki hiç kötü günüm olmadı. Cenova'da kederden, ayrılıktan öleyazan ben değildim. Gece yarısı otobüslerinde kenti, kentleri bir uçtan bir uca kat eden de. Ne arıyordum peki? Kimin, neyin peşindeydim? İtalya'da Carlo Levi ve Cesare Pavese'nin peşine takıldığım da oldu, mutsuz yazarı bir otel odasında hayatına son vermeden önce yalnızken hayal ettiğim Piemonte günleri, geceleri de. Floransa'nın renkleri ve biçimleriyle sarmaş dolaştım, Roma'da eski taşlar ve suyun uyumuyla huşu içinde. Venedik'te yüzümde maske, şehvetli kalabalığın arasında yalnızdım. İtalya deyince Napoli'nin gürültülü sokaklarıyla diz boyu yoksulluğu da geliyor aklıma. Ve Santa Lucia'da yaşadıklarım. Yaşadıklarımız. Aşkın, tutkunun, şehvetin coğrafyası; tarihin, sanatın, estetiğin beşiği bir ülkeye, İtalya'ya götürüyor bizi Nedim Gürsel. Bazen yeni romanını yazmak bazen kendi içinde bir yolculuğa çıkmak için tekrar tekrar gittiği, "Italia mia"sını kendi serüveniyle harmanlayarak anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı:163Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Doğan Kitap --- Eros'un Renkleri: Resim Cinsellik ve Ötesi --- “Sanatın ayıpla ilgisi, bir alıp veremediği yoktur!” Pablo Picasso Sanat tarihi, yalnızca estetik serüvenlerin değil, aynı zamanda arzunun, yasakların, bedensel hazların ve ölüm düşüncesinin de izini sürer. Courbet’nin “Dünyanın Kökeni”nden Picasso’nun “Avignonlu Kızlar”ına, Degas’nın gizli monotiplerinden Matisse’in mavi çıplaklarına, fahişe portrelerinden odalık sahnelerine uzanan yapıtlar aracılığıyla çıkılan yolculuk resim ile cinselliğin ayrılmaz bağını gözler önüne seriyor. Nedim Gürsel, Eros’un Renkleri’nde hem ressamların tuvalleri hem de yazarların sayfaları aracılığıyla okuru Paris’in buluşma evlerinden Nice’in ışıklı kıyılarına, Orsay ve Pompidou’nun galerilerinden ressamların atölyelerine götürüyor. Sanatçıların yaşamöykülerindeki kırılma anları ile edebiyatın onlara eşlik eden satırları iç içe geçiyor. Bu kitap, erotizmin sanatta yalnızca çıplaklıkla değil, aynı zamanda yas, yalnızlık, haz, korku ve özgürlükle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Bir resme yalnızca bakmakla yetinmeyip onu görmek ve içselleştirmek isteyenler için davetkâr bir yolculuk. Bakmakla yetinmeyip görebilmek için biraz daha yaklaşın. Belki de resmin ardında saklı olan, bizzat kendi arzunuzdur. (Tanıtım Bülteninden) --- Derin Anadolu --- Anadolu... Derin Anadolu... Nedim Gürsel'in kaleminden İznik'ten Harran'a, Denizli'den Niğde'ye, Assos'tan Tarsus'ta uzanan bir yolculuğun izdüşümleri... Okul gezilerimizden anımsıyorum. Başında hasır şapka, üzerinde kısa pantolonla yıkıntıların arasında dolaşan, arada bir güneş gözlüklerini çıkarıp her taşı dikkatle inceleyen, birkaç silik harften de oluşsa gördüğü her eski yazı karşısında hazine bulmuş gibi kendinden geçen tarih öğretmenimizin peşinden ayrılmazdım. Öğretmenimize bakılırsa güneşe tapan da bizdik, İsa Mesih ve Allah'a inanan da. Dionysos'un elinden şarap Kibele'nin memelerinden süt içmiştik... Tarih boyunca kopuşları değil tek bir akışı, benzersiz bir sürekliliği yaşamıştı Anadolu. Çok zengin, çok yönlü, ille de köklü bir mirasın üzerinde oturuyorduk. Tümüne sahip çıkmalıydık tarihimizin, geçmiş uygarlıkların mirasını günümüze taşırken her şeyi özümlemeli, bir köşede unutulmuş, yosun tutmuş da olsa en küçük taşı bile ihmal etmemeliydik. Sayfa Sayısı: 164 Baskı Yılı: 2010 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap --- Yeryüzünde Bir Yolcu --- Sürgünlüğü, daha doğrusu ilk başta zorunlu, sonradan gönüllü sürgünlüğü, ait olma duygusunu irdelemesie yardımcı olacaltı. Sığındığı liman Türkçe'ydi. Kendi deyimiyle, yazar yazdığı dile aitti. Edebiyatın açılan yelpazesinde iki kavram beni Nedim Gürsel'in yazılarına yönlendirdi: yalnızlık ve kentler. (...) Öyle romanlar, öyle öyküler vardır ki, kahramanıyla örtüşürsünüz. Fiziksel özellikleri, karakterleri sizin izdüşümünüzdür. Bir de yazdıklarıyla sizi o kente aşık eden yazarlar vardr, kadınlar anlattığı kentle bütünleşir. Nedim Gürsel benim için ikinci bölümdeki yazarlar sıralamasına giriyor. Çünkü onun öyküleri betimlemeye dayanır. Farkında olmadan o kentin bulvarlarında dolaşırsınız. Nehirlerinde tanıdık bir yüzü, sevgiliyi ararsınız boşuna..." Sayfa Sayısı: 70 Baskı Yılı: 2005 Dili: Türkçe Yayınevi: Doğan Kitap

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.