İsmail Güzelsoy 4 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

İthaki Yayınları İsmail Güzelsoy 4 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
1.484,54 TL
1.979,38 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Gölge --- İstanbul’da bir maymun katliamından kaçmayı başaran Leylifer ile halat üzerinde büyümüş bir ip cambazının destansı anlatısı… İsmail Güzelsoy; tarihte yaşanmış, unutulmaya yüz tutmuş olay ve olguları kurgusal bir payanda hâline getirerek destansı bir anlatı evreni oluşturuyor Gölge’de. Direklerarası’nın şenlikli dünyası, 1900’lerin başında, İstanbul caddelerinde gezinen ilk motorlu taşıt olan Zat-ül Hereke, kaybolup gitmiş mahya geleneği, Apukurya karnavalı, meddah anlatıları, cambazlık, kehanet ustaları, ölümsüzlük arayışındaki Vakıf isimli gizli bir örgüt ve emsalsiz bir aşk öyküsü romanın derin katmanlarında âdeta bir bellek panayırı gibi önümüze seriliyor. Koşulsuz sevginin, şefkatin, beklentisiz dostluğun öyküsü olan Gölge, belleklerinize derin bir anı kadar işleyecek. “Işık ile zar bahçesi arasında bir rüyaya girdin, daha önce hiç görmediğim bir saz çaldın, sonra da dedin ki: ‘Herkesin gizli bir şarkısı vardır, ömrünce içinde taşır, bazen öyle derine gömer ki zamanla kendi de unutur onu. Ta ki aynı şarkıyla sarhoş olan biriyle rastlaşana kadar. Biz aynı şarkıyla kederlenmiş, ağlamışız bir zaman.’ Sana o yüzden inandım. Biliyorum, başka bir zamanda söylenmiş –söylenecek ya da söylenmekte olan– şarkıyla, birbirini tanımadan birlikte dans eden insanlarız. Yüzünü göremiyorum, gözlerim gözlerine değmeden konuşuyorum, bunu hiç sevmiyorum ama buraya kadar ulaştığına göre iyi biri olmalısın. Neden seninle hikâyemi paylaşmam gerektiğini bilmiyorum ama istediğini yapacak, hatırlayabildiğim her şeyi anlatacağım şimdi. (…) Anlamak için acele etme. Bazı şeyleri anlamadan da severiz ya. İnsanları mesela… Aşk başka ne ki?” (Tanıtım Bülteninden) --- Hatırla --- “Her unutuş bir saklayıştır.” Yaklaşık 800 yıl önce akıl durduracak bir teknolojiye öncülük eden otomaton ustalarının öyküsüyle başlayan yolculuk, 6-7 Eylül Pogromu’na uzanıyor Hatırla’da. Dinamik olay örgüsünün gerisinde, sormaya cesaret edemediğimiz sayısız soruyla yüzleşeceğimiz bir roman bu. Yüzlerce yıllık sırlarla çevrili karakterlerin nefes kesen hikâyeleri, bir yönüyle de insanın dünya üzerindeki sancılı yolculuğunu fısıldıyor bize. Hatırla, hep yaşayan eşsiz bir anlatı şöleni olarak kalacak belleklerinizde. Sokaklarda bir kadın gönlünce dans edebilsin diye… “Şimdi bir rüya kadar uçucu, bir hayal kadar uzak, hatırlayış kadar tehlikeliyiz.” (Tanıtım Bülteninden) --- Saf - Suya Anlat --- “Biz burada değiliz, yola vuran gölgeleriz,” dedi. Bu veda sözüyle yola çıktı genç Şaman Subala. On bir buçuk hayat yaşadı. On bir buçuk hayata kaç hikâye sığar, kaç hayat yaşayınca bilgeliğe varır bir yolcu? Kaç aşk bizi kendimizle tanıştırır? Kaç kez yıkılınca tek başımıza ayağa kalkmayı öğreniriz? İsmail Güzelsoy, nüvesini onlarca yıl önce oluşturduğu bu “yeniden” eseri Saf – Suya Anlat’ta, bilgeliğin son aşamasının; sahip çıkılmış masumiyetin ta kendisi olduğunu fısıldayan bir anlatı şöleni sunuyor okura. Yüzlerce yıl öncesinden günümüze uzanan yolları ve hikâyeleri izlerken bir yerden sonra yolun ve hikâyenin tek bir şey olduğunu gösteriyor. Saflığın doğasını, bilgeliğin sınırlarını ve tabii ki aşkın sonunun olmadığını da… Yalnızlıkla lanetlenmiş bir karakter, tüm “unutulganlıklarımıza” karşı “hatırlatmak” göreviyle, yüzyıllar önceden kalmış bir defter yapraklarının arasından sesleniyor. Unutulganlık? Öyle bir kelime yok, ama olsun, yine de güzel. “Anladım ki mürekkep sudur ve ben meramımı suya anlatıyormuşum hep.” (Tanıtım Bülteninden) --- Değmez --- “Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.” —Shakespeare İsmail Güzelsoy; aşka, hayata ve ölüme içkin bir hikâye kuruyor Değmez’de. Hararetli bir coğrafya üzerinde, edip Faruk Ferzan’ın masalsı yolculuğuna davet ediyor okuru. Bu coğrafyanın erdemli yanları kadar yıkıcı eğilimlerini de anlamaya ve anlatmaya adanmış Fennî Sihirler’deki bu adanmışlık hâlini, âdeta cisimleştiriyor romanında. Sık sık yön değiştiren bir akarsuda sihre, ilme, tarihe dokunarak yazma eyleminin büyülü özünü ve Türkçenin diri, tutkulu varlığını ortaya koyuyor. “‘Tanrı, insanın ölümsüzlüğe varmış hâlinden başka bir şey değil,’ diye cevaplıyordu beni Selman Dermanî. ‘Ölüm ile kesilen bir hayatın hiçbir anlamı yoktur. Değmez... Bütün bu çabalara, sağalmaya, hasta olmaya, iyileşmeye, çalışmaya, mülk edinmeye, çocuk yapmaya, âşık olmaya değmez. Lisan öğrenmeye, şiir okumaya, saz dinlemeye, mutlu olmaya değmez. Ancak ölümsüzlük varsa bu dünya hayatının bir anlamı olabilir. (...) Kendimi yeniden, sıfırdan üretmeyi istiyorum. Bunu yapacağım. Hakkım! Kadere teslim olacaksak mağaralara dönelim, haydi!” (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.