Sepette İndirim
11.155,25 TL12.155,25 TL
--- Mesleğim Yazarlık ---
Roman yazmak yüreğinizdeki karanlığın dibine dek inmektir. Yalnız yapılan bir iş olduğunu söylemek sıradan bir ifade olur ama roman yazmak –özellikle de uzun bir roman yazmak- gerçekten de yalnız yapılan bir iştir. Bazen derin bir kuyunun dibinde tek başıma oturuyormuşum gibi bir hisse kapılırım. Ne kimse yardım edebilir bana, ne de biri çıkıp *Bugün iyi iş çıkardın* diyerek sırtımı sıvazlar. Neticede ortaya koyduğum eser birileri tarafından (elbette iyi olmuşsa) övülebilir ama kimse roman yazma işinin kendisini değerlendirmez. Bu, yazarın tek başına sessizce sırtlanacağı bir yüktür. Yaşayan en büyük edebiyatçılardan biri olan Haruki Murakami’den bir meslek olarak *yazarlık*... Tüm yazma heveslilerine ilham verecek tespitlerle dolu, *yazma dersleri* olarak da okunabilecek bir metin.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Bir Kediyi Terk Etmek - Babam Hakkında ---
Haruki Murakami babasını hatırlıyor…
Sıradan bir anı, sahile beraber bırakılan bir kedi, Murakami’nin babasına dair anılarının kapısını aralıyor. Hayatı ve hayalleri savaşla bölünen babanın öyküsünü kurgulamak, ailenin ve ülkenin de geçmişine bakmak anlamına geliyor. Murakami, yetişkin hayatında uzak olduğu babasıyla vedalaşırken, onun hem kişisel tarihindeki yerini gösteriyor hem de hayatları savaşla bitmiş veya dağılmış bir nesle saygı duruşunda bulunuyor…
Bir Kediyi Terk Etmek, Murakami’nin bugüne kadarki en kişisel anlatısı….
(Tanıtım Bülteninden)
--- Pinball 1973 ---
İyi oyunlar!
Bir pinball makinesinden hiçbir şey kazanamayız. Sayıya dönüştürülmüş gurur dışında. Öte yandan kaybedeceklerimiz gerçekten de çok fazladır.
Siz pinball makinesinin başında tükenmeye devam ederken bir başkası Proust okuyor olabilir. Bir diğeri açık hava sinemasında kız arkadaşıylaİz Peşindefilmini izlerken arabasında onunla oynaşıyor olabilir. İşte bu adamlar belki de dönemlerinindikkat çeken yazarları ya da mutlu kocaları olacak kişilerdir.
Pinball makinesi sizi bir yere götürmez. Olsa olsa en fazlareplayışığı yanar.Replay, replay, replay…Kim bilir, belki de pinball makinesinin asıl amacı sonsuzluğu göstermektir.
Haruki Murakami’nin yazdığı ikinci roman olanPinball 1973yazarın kült romanlarında karşımıza çıkan temaların tohumlarını atan hikâyelere götürüyor bizi. Kız arkadaşı genç yaşta ölenkahramanımız, gençliğinde saatler, günler boyunca oynadığıpinball makinesinin peşine düşüyor. Murakami’nin sonrakiromanlarında yeniden karşımıza çıkacak olan Fare, anlamsızlıkla savaşıyor, aşkın sınırlarını keşfediyor.
Murakami ise daha otuzlu yaşlarının başında yazdığı bu romanla uzun yıllar boyunca bizi büyüleyecek edebiyatının temellerini sağlamlaştırmaya başlıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans Eder ---
“Buzdolabı içinde kapalı kalıp öleceğim” dedi Miyake. “Hani vardır ya, çocuklar atılacak bir buzdolabının içine girip oynarken kapı kapanıverir ve içeride soluksuz kalıp ölürler.”
Japonya’nın ekonomisi büyüyordu. İnsanların çok parası vardı. Sonra deprem oldu. Komura’nın karısı gece gündüz haberleri izliyordu. Aynı görüntüler tekrarlanıp duruyordu: enkaz halinde binalar, çatlak sokaklar, bozulmuş raylar, çökmüş otobanlar, her yerde çıkan yangınlar. Tam bir cehennem. Artık şehir eskisinden çok daha kırılgandı. Hayat da öyle. Yarın her şey olabilirdi.
Tanrı’nın Bütün Çocukları Dans Eder çaresiz dertler, ayrılıklar ve önyargılara dair muhteşemöykülerle dolu bir kitap.(Tanıtım Bülteninden)
--- Birinci Tekil Şahıs ---
Belki de bir anlamda gerçek aşktı bu. Ya da gerçek yalnızlık…
Hepimiz öyle ya da böyle maske takarak yaşıyoruz. Bu vahşi dünyada maske takmadan yaşanamaz çünkü. Kötü ruhların maskesinin altında meleklerin gerçek yüzü, meleklerin maskesinin altında kötü ruhların gerçek yüzü vardır. Sadece biri olması mümkün değildir.
Birinci Tekil Şahıs’ta sıra dışı kahramanların sıra dışı öykülerini anlatıyor bize Haruki Murakami. Ölüm ve aşk üzerine şiirler yazan bir genç kız, kadınlara evet kadınlara âşık olan ve onların isimlerini çalan bir maymun, çok çirkin ama tuhaf bir çekim gücüne sahip bir kadın, uydurduğu bir yazıyla bir caz sanatçısının yeniden “doğmasını” hatta albüm yayınlamasını sağlayan bir genç adam…
Murakami’nin yazmak ve koşmak dışındaki üçüncü büyük aşkı beyzbol da var bu öykü seçkisinde.
Ve yazarın sizi gülümsetecek, şaşırtacak, beyzbol üzerine yazdığı muzip şiirler de…
(Tanıtım Bülteninden)
--- Rüzgarın Şarkısını Dinle ---
Kesinlikle güzel biri değildi. Ancak “güzel biri değildi” demekle ona haksızlık etmiş olurum. “O, kendine yakışır güzelliğe sahip biri değildi” demek daha doğru bir ifade olur.Tek bir fotoğrafı var bende. Fotoğrafın arkasında tarih ve not da var; 1963 Ağustos. Başkan Kennedy’nin başından vurulduğu yıl. Yazlık bir yerlerde gibi, sahildeki dalgakırana oturmuş, biraz keyifsiz bir şekilde gülümsüyor.
Saçı Jean Seberg modelinde kısacık kesilmiş, kırmızı çizgili kumaştan, uzun kollu bir elbise giymiş. Hem biraz tuhaf, hem de güzel görünüyor. İnsanın yüreğine dokunan bir güzellik bu. Kız arkadaşımın neden öldüğünü kimse bilmiyor. Kendisinin bilip bilmediğinden de şüpheliyim nedense.
Haruki Murakami’nin yirmili yaşlarının sonunda yazdığı, çevrilmesine yıllar sonra izin verdiği ilk romanıRüzgârın Şarkısını DinleMurakami okurlarını şaşırtacak ipuçlarıyla dolu…
(Tanıtım Bülteninden)
--- Karanlıktan Sonra ---
Gece yarısından sonra zamanın kendine özgü bir akışı vardır. Ona karşı koyamazsın…
Sık sık aynı rüyayı görüyorum: Yedi yaşındayım ve yine öksüzüm. Yapayalnızım ve güvenebileceğim tek bir yetişkin yok çevremde. Gece olmak üzere. Hep aynı rüya. Rüyamda, hep yedi yaşına dönüyorum.
Bütün bir geceyi dışarıda geçirmek zorunda olan bir genç kız… Onun iki aydır uyanmak istemeyen kız kardeşi… Aşk otellerinden birinde korkunç şekilde dövülen bir eskort kadın… Karanlık yanını büyük bir ustalıkla gizleyen bir erkek… Ve güzel bir kızı başka bir gerçekliğe kaçıran Yüzü Olmayan Adam… Karanlıktan Sonra gece insanlarının romanı… Bütün Murakami romanları kadar gizemli ve ürpertici…
(Tanıtım Bülteninden)
Kitap Kapağı 4 Farklı Renk Seçeneğiyle Üretilmiştir, Stokta Bulunan Renk Seçeneğiyle Gönderim Yapılacaktır.
--- Koşmasaydım Yazamazdım ---
“İnsan sizin gibi sağlıklı bir yaşam sürünce zamanla roman yazamaz hale gelmez mi?”
Arada sırada insanlar bu soruyu sorar bana.
Roman yazmak, sağlıksız bir eylem; yazar olan kişi de sağlıklı olmak dediğimiz çemberden uzak bir yerde, mümkün olduğunca sağlıklı denemeyecek bir yaşam sürmek zorundaymış gibi. (…) Biz roman yazmaya çalıştığımızda, yani cümleleri kullanarak bir öyküyü ortaya çıkartmaya çalıştığımızda, insanlığın temelinde bulunan zehir gibi bir şeyi istemesek de çekip çıkarır, görünür kılarız.
(…) Ama gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insan mümkün olduğunca sağlıklı olmak zorundadır.
(…) İşte bu yüzden, böyle biri sanatçı olamaz, dense bile ben koşmaya devam ediyorum
(Tanıtım Bülteninden)
--- Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında ---
Haruki Murakami’nin, Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında adlı eserinin konusu Hajime ve Shimamato adlı iki insanın, kaderin ellerinde yaşadıkları etkileyici bir aşk hikâyesi şeklinde karşımıza çıkıyor.
Murakami, Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında’da kurguladığı aşk hikayesini sağlam bir tarihsel temele dayandırarak eserin edebi ruhunu ortaya koyuyor. Eserin baş karakterlerinden Hajime, 1951 yılı doğumludur ve Japonya o yıllarda İkinci Dünya Savaşı’nın dumanı hâlâ tütmektedir. Japonya, büyük bir yıkıntıdan kendini kurtarıp müthiş hızlı bir gelişme dönemine girmiştir; fakat işçi ve hammadde kıtlığından muzdariptir. Devlet, halkı çocuk sahibi olmaları için teşvik etmektedir. Birçok ailenin en az iki ya da üç çocuğu vardır; fakat Hajime gibi tek çocuklu orta-sınıf aileleri çok nadirdir. Hajime, ailesinin tek çocuğu olarak çocukluk yıllarını kitaplara ve müziğe adayarak geçirir. Bu durum ve insanların ona karşı önyargısı Hajime’yi etkilemiştir ve onun yalnızlık dolu ve takıntılı bir dünya görüşü edinmesine neden olmuştur.
Murakami’nin 1992 yılında yayımlanan bu kitabı, 2007 yılında Doğan Kitap tarafından Türkiye’de okurlarla buluştu ve büyük ilgi görmeye devam ediyor.
Sayfa Sayısı:187Baskı Yılı:2015e-Kitap:Sayfa Sayısı:151Baskı Yılı:2007Dili:TürkçeYayınevi:Doğan Kitap
--- Kadınsız Erkekler ---
“Bir kadını yitirmek, tüm kadınları yitirmek demek…”
Doğan Kitap tarafından 2016 yılında yayımlanan Haruki Murakami’nin Kadınsız Erkekler adlı eseri, özlem, ihanet, ölüm, terk ediliş, vaz geçiş nedeniyle yalnız kalan birkaç erkeğin öyküsünün anlatıldığı bir hikaye derlemesidir.
“Bir gün sen de kadınsız erkeklerden olacaksın. O gün en ufak bir uyarı, küçücük bir ipucu vermeden; önsezi olarak hissettirmeden ya da içine doğmadan; kapını çalmadan, hiç beklemediğin bir anda seni bulacak. Bir köşeyi döndüğünde, aslında çoktan oraya varmış olduğunu anlayacaksın. Geriye dönmek mümkün olmayacak. O köşeyi bir kez dönünce, orası artık senin için mümkün olan tek dünya olacak. O dünyada sen kadınsız erkeklerden biri olarak anılacaksın."
Haruki Murakami – Kadınsız Erkekler adlı eserinden bir alıntı.
Sayfa Sayısı:224Baskı Yılı:2016e-Kitap:Sayfa Sayısı:165Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Doğan Kitap
--- Sputnik Sevgilim ---
Sen benim bir parçamsın...
Ben âşık oldum. Şüphe yok. Buz soğuktur, gül kırmızı. Ve bu aşk beni sürükleyip bir yerlere götürmeye çalışıyor; öyle güçlü bir akıntı ki ondan kendimi korumam neredeyse olanaksız. Ama artık dönüş yok.
Kendimi bu akıntıya bırakmak dışında bir şey yapamam. Yanıp kül olsam da, yok olup gitsem de.
Japonya’dan bir Yunan adasına uzanan, üç kişiyi birbirine kenetleyen büyüleyici bir aşkın hikâyesi. Haruki Murakami’den düşlerinize sızacak bir roman...
--- Sadece Müzik ---
Edebiyatın büyük ustası müziğin bilge maestro’suyla buluşuyor…
Dünyanın yaşayan en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Haruki Murakami’nin okurları, onun her romanının, her kitabının kendine has bir “çalma listesi”ne sahip olduğunu bilirler.
Bu kitapta Murakami, çağımızın en büyük orkestra şeflerinden Seiji Ozawa ile “sadece müzik” konuşuyor. 1960’lı yıllardan başlayarak uluslararası alanda kazandığı başarılarla adından söz ettiren, başta Viyana ve Berlin Filarmoni Orkestraları olmak üzere dünyanın tüm önemli topluluklarını yöneten, Boston Senfoni Orkestrası ve Viyana Devlet Operası’nın müzik yöneticiliğini yapan Ozawa ile Murakami’nin konuşmaları müziğin çok da bilmediğimiz yönlerini keşfetmemize olanak sağlıyor. Bir orkestra şefinin müziğe yaklaşımını, yıllar içinde bazı yapıtlara nasıl farklı bir gözle bakabildiğini, genç müzisyenlerle çalışmanın Ozawa gibi bir ustaya bile neler kazandırdığını bu sürükleyici sohbete kulak verdikçe öğreniyor, onların aracılığıyla bu kitapta müziğin adeta “kalbine” iniyoruz.
Kitapta yer alan müzikleri dinlemek için kare kodu okutarak hazırladığımız çalma listesine ulaşabilirsiniz.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Doğum Günü Kızı ---
“Ne var ki, tek bir dilek hakkın var, iyice düşünesin” dedi yaşlı adam bir parmağını havaya kaldırıp. “Tek bir dilek. Sonra kararını değiştirip vazgeçemezsin.”
Bir doğum günü hikâyesi… Kısacık bir metinle yüreğimizde bir şeylerin yerini değiştiren bir büyü yapıyor Haruki Murakami.
(Tanıtım Bülteninden)
Genel Yayın Yönetmeni:Handan Akdemir
--- Fırın Saldırısı ---
Haruki Murakami’den açlık ve suçun doğası üzerine tuhaf, gizemli ve yer yer komik bir suç öyküsü…
Karnımız açtı. Hayır, açlık demek yetmezdi buna. Sanki uzay boşluğunu yutmuştuk.
Nereden çıkmıştı bu açlık hissi? Elbette yiyeceğimizin olmamasından. Neden yiyeceğimiz yoktu? Çünkü yiyecek karşılığında verecek değerli bir şeyimiz yoktu. Neden değerli bir şeyimiz yoktu? Sanırım hayal gücümüzün eksikliğinden kaynaklanıyordu değerli bir şeyimizin olmaması. Hayır, değil, belki de karnımızın aç olmasının nedeni, doğrudan hayal gücü eksikliğimizdi.
Tanrı, Marx ve John Lennon, hepsi ölmüştü. Karnımız açtı ve bu yüzden suç işleyecektik. “Ben artık sapıtmak üzereyim” dedi arkadaşım. Durumumuzu azıcık sözcükle ancak bu kadar güzel anlatabilirdi.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Renksiz Tsukuru Tazaki'nin Hac Yılları ---
Kaderimde tek başına kalmak vardır belki de
Haruki Murakami'den kaderinin gizemini çözmek, içindeki iflah olmaz yaranın kaynağına inmek için büyük bir yolculuğa çıkan bir kahramanın romanı. Kendini "renksiz" bilen Tsukuru Tazaki'nin hikâyesi.
İşte o an, Tsukuru nihayet her şeyi kabullenmeyi başarabildi. İnsanların yürekleri arasındaki bağ yalnızca uyum üzerinden oluşmuyordu. Aksine, bir yaradan diğerine daha derin bağlar oluşuyordu. Acı acıyla, kırılganlık kırılganlıkla yürekleri birbirine bağlıyordu. Elemli çığlıklar olmadan suskunluk, kan toprağa akmadan affediş, insanın içini lime lime eden kayıplardan geçmeden kabulleniş mümkün değildi. İşte bu, gerçek uyumun kökünde var olan şeydi.
(Tanıtım Bülteninden)
İnce Kapak:
Sayfa Sayısı:
320
Baskı Yılı:
2016
e-Kitap:
Sayfa Sayısı:
251
Baskı Yılı:
2014
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Doğan Kitap
--- İmkansızın Şarkısı ---
Bir yolculuk sırasında Beatles'ın "Norwegian Wood" adlı parçasını duyan kahramanımız 37 yaşındadır ve bu parça onu Tokyo'da geçirdiği üniversite yıllarına götürecektir. En yakın arkadaşının intihar edişi, geçen zamanın ardından onun kız arkadaşıyla yakınlaşması, araya giren zorunlu ayrılık ve yeni bir kız arkadaş. "İmkânsızın Şarkısı" yalın, çarpıcı ve sıcak bir aşk hikâyesini anlatıyor. Yazarı HARUKİ Murakami Japon edebiyatının aykırı, ama en çok okunan yazarı. Japon geleneklerinin dışında geliştirdiği üslubuyla adından çok söz ettiren Murakami'yi dünyaya tanıtan roman "İmkânsızın Şarkısı".1968-1970 yılları arasında geçen olaylar, o günün toplumsal gerçeklerini de satırlara taşıyor. Ama romanın odağında bu toplumsal olaylar değil üçlü bir aşk var. Gençliğin rüzgârıyla hareketlenen "İmkânsızın Şarkısı"nı ölümle erken karşılaşan gençlerin hayatı yönlendiriyor. Hiçbir şeyin önem taşımadığı, amaçsızlığın ağır bastığı, özgür seksin kol gezdiği bir öğrenci hayatı... Ama diğer yanda da yoğun duygular var... İmkânsız aşklar, imkânsız şarkılar söyleten. Hemen hemen her Japon gencinin okuduğu roman anayurdu dışında da çok kişi tarafından sahipleniliyor.İnce Kapak:Sayfa Sayısı:352Baskı Yılı:2015e-Kitap:Sayfa Sayısı:296Baskı Yılı:2004Dili:TürkçeYayınevi:Doğan Kitap
--- Ortadan Kaybolan Fil ---
“Sana yardım etmeme izin verirsen bir şeyler değişebilir” diye fısıldadı cüce.“Nasıl bir yardım bu?” diye merakla sordum hemen.“Dans etmek. O kız dansı seviyor. Bu yüzden o kızın önünde iyi bir şekilde dans edersen o kız senin olur… Bir yolu var. Eğer o kızı gerçekten istiyorsan. İstiyor musun?”“Evet, istiyorum” dedim.“Zor bir şey değil. Ben senin içine gireceğim. Senin bedenini ödünç alarak dans edeceğim.”“Ama bu dediğin gerçekten yapılabilir mi?”“Yapılabilir. Bunu yaparsam o kız kesinlikle senin olur. Sana garanti ederim. Sadece o kız değil. İstediğin her kız senin olabilir. Ama bir şartım var. Öyle zor bir şart değil ama yine de bir şart…”“Nasıl bir şart bu?”“Önce bedenine gireceğim, sonra dans salonuna gidip o kızı dansa kaldıracağım. Sonra senin için o kızı elde edeceğim. Bu sırada sen tek kelime bile etmeyeceksin… Hiç ses çıkarmayacaksın. Şartım bu.”Haruki Murakami’nin 1980-1991 yılları arasında yazdığı, 17 öyküden oluşan Ortadan Kaybolan Fil, kitap olarak önce İngilizce yayımlandı. Kitap haline gelmeden önce öykülerin bazıları The New Yorker, Playboy gibi dergilerde yer aldı. Ortadan Kaybolan Fil Haruki Murakami edebiyatının kaynaklarına dair çok önemli ipuçları veren,yazarın 1Q84, Zemberekkuşu’nun Güncesi gibi kült eserlerinin çıkış noktası olan öykülerin yanı sıra Şüphe adıyla filme uyarlanan “Ambar Yakmak”ın yer aldığı, Murakami hayranlarının uzun zamandır beklediği bir kitap.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yaban Koyununun İzinde ---
Japonya hakkında tüm bildiklerinizi unutun… Haruki Murakami’nin yarattığı, insanların tek bir kimono görmeden, meslekleri için ter döktükleri, aşırı içtikleri ve dağılmış evliliklerin girdabında sürüklendikleri dünyaya girin.Bu değişik, unutulmaz öykünün yirmili yaşlardaki kahramanı, çok ünlü bir detektifin küçük erkek kardeşi ya da en azından Japon kuzeni olabilir pekâlâ. Kadınlarla ilişkileri ve kadın kulağına duyduğu aşırı ilgi yüzünden başının derde girmesi yetmiyor, bir de sırtında krem rengi bir yıldızı olan esrarengiz koyunun peşine düşmek zorunda kalıyor. Tokyo’nun kent kargaşasından bir sağ kanat politikacısının geniş malikânesine, oradan da uzak Hokkaido Adası’nın buz gibi ıssızlığına sürükleyen bu kitap, Japonya’nın önde gelen romancısından unutulmaz, büyüleyici, heyecan dolu ve gizemli bir öykü.
“Rüyaların, sanrıların ve inanılmaz bir hayal gücünün, eldeki somut ipuçlarından çok daha önce geldiği, postmodern bir detektif öyküsü.”
-Publisher Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
--- 1Q84 - 2. Kitap ---
Haruki Murakami başyapıtı 1Q84 bu kez de üç ayrı kitap olarak okurlarla buluşuyor…
"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir…"
Sarsıcı bir yolculuğa hazır mısınız?
Öyleyse kemerlerinizi bağlayın. Erkekleri, titizlikle geliştirdiği bir yöntemle öteki dünyaya gönderen genç bir kadınla tanışacaksınız. Ve amansız bir takiple onun peşine düşen fanatik bir cemaatin müritleriyle…
Romantik misiniz?
Evet, bu kitapta aşk da var… İki dünya bir araya gelmeden mümkün olmayan bir aşk.
Yaşadığınız dünya gerçek mi, hiç düşündünüz mü?
Düşündüyseniz, paralel bir evrene geçmek sizi heyecanlandıracaktır o zaman. Hayatı algılayışınızı değiştirecek bir kitabın kapağını açmak üzeresiniz şu an.
Yaşayan en büyük yazarlardan biri olarak kabul edilen Haruki Murakami başyapıtı, tüm dünyada milyonlarca satan kitabı 1Q84'le bir imkânsızı başarıyor. Nefesinizi kesecek bir macera romanını, gerçek nedir, insan neye inanmalı, aşk dünyayı kurtarabilir mi soruları ekseninde bir yürek atlasına dönüştürüyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
430
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Doğan Kitap
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
