--- Yük ---
Üstünü çizdiğimiz, kaçıp uzaklaştığımız, yutup çiğneyemediğimiz her şey ödenecek bir bedel gibi bekliyor bizi tahtında. Korku, damarlarımızda teri kurumamış bir küheylan, şahlanıyor. Ne yapsak bineceğiz ona, nereye gitsek yalayacak o rüzgâr yüzümüzü. Ölüm ağırlığıyla bize hazırlayacak kendini hep. Boynumuzun borcu bilip kendini, sefasını sürecek kalbimizde o yük.
Halil Tekeş, ikinci romanı Yük ile yeni ve üzerine uzunca düşünülmesi gereken bir kahraman armağan ediyor okura. Etiyle kemiğiyle, derdiyle tasasıyla, sözüyle bakışıyla gerçek ve karmaşık. Kusursuz kurgusu, sahici diyalogları, yalın dili ve hissettirdikleriyle Yük tam olarak duygu romanı.
“Babam beni öldürecekti. Bir gün muhakkak. Öldürecek, sonra da bu beyaz oğlan kendi kendine öldü diyecekti. Anam böyle zamanlarda ne düşündüğümü anlıyor, beyaz başımı göğsüne yatırıp en dokunaklı, en ince sesiyle türküler söylüyordu. Bir kusurdum. Arazıydım babamın. İnsan arazını kimselere göstermek istemezdi. Ama ben kefen gibi ortada duruyordum.”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kozadaki Uğultu ---
İyinin ve kötünün, şiddetin, yok sayılmanın, korkunun, öteki olmanın ama yine de inatla tebessüm etmeyi bırakmamanın romanı Kozadaki Uğultu.
Halil Tekeş, yarattığı karakterleri sokaklardan, cami avlularından, bakkal tezgâhlarından, kahvehanelerden, plazalardan seçiyor. Yan komşumuzun, iş arkadaşımızın, her gün yanımızdan geçip gidenlerin hikâyesini anlatıyor bize.
Kozadaki Uğultu annesinden sürekli şiddet gören, sevgisini göstermeyi beceremeyen babasının desteğini bir türlü hissedemeyen, cami imamını ve mahallenin umumi tuvaletçisini en yakın dostları belleyen, komşu kızına uzaktan uzağa âşık olan ve talihinin değişmeyeceğine inandığı bir anda kendisinin bile aklına gelmeyecek bir işe girişip kozasından kurtulmaya çalışan bir adamın, Kalender’in hüzünlü olduğu kadar gülünç öyküsü.
“Umut etmekten ya da güzel olana dair hayal kurmaktan hep çok uzak oldum. Çocukluğum öyle sancılarla geçti ki, nasıl büyüdüğüm sorulsa, kum zemin üzerinde bilinçsiz bir yükselme diye tarif edebilirim. Yani ufak ya da büyük hiç fark etmez, her türlü sarsıntı yerle bir olmam için yeterlidir. Sanırım her şey, annemin, ben henüz yedi yaşındayken daha sonra da şaşmaz bir zemberekli saat gibi düzenli aralıklarla geçireceği sinir krizlerinden ilkini tecrübe ettiğimde başladı. Öfkeyle çarpılmış suratıyla, yüzüme nefes nefese tokatlar indirdiği günden beri çok korktum hayattan. Zira hayat denen şey annem kadar öfkeliyse, içinden sağ çıkmam olanaksız diye düşündüm hep. Bu korku, günler geçtikçe oyunlarıma, ödevlerime, arkadaşlıklarıma, hatta yaşayamadığım aşklarıma bile bulaştı. Doğum lekesi gibiydi bendeki korku, yüzüme bakan herkes ilk bakışta onu fark ediyordu.”
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
