Halide Edib Adıvar 17 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Can Yayınları Halide Edib Adıvar 17 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
7.095,75 TL
8.095,75 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Raik'in Annesi --- Hiç tanıyamadığım bir genç kadının güzel gözleri için kendime niçin bir vazife terettüp edecek, şu tatil zamanının lezzet-i sükûnetini bozacaktım? Zaten adaya ben kadınlardan kaçmıştım. Ben bu ihtiyar ettiğim zahmetten sonra yine pek az tanıdığım bir çift zevç ve zevceyi birleştirmeye mi kalkışacağım? Hem bakalım kendini adi bir kadınla gazinolarda teşhir eden o kalpsiz Rauf buna layık mı?Romandan çok novella diye adlandırılmaya müsait olan bu metinlerde [...] anlatıcı erkektir ve odaklanılan bir kadının deneyimi, erkek anlatıcının dolayımıyla sunulur. Bu dolayım sayesinde söz konusu kadın kadar kadını kuşatan koşullar da gözler önüne serilir. Ancak burada şeffaf bir aktarımdan çok, karmaşık arzu ilişkileri, gayriiradi sınır ihlalleri, akıldan, normdan, toplumsaldan sapma eğilimi ile diğerkâm ve fedakârca edimler arasındaki gerilimler dolaşımdadır.Fatih AltuğKaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda. (Tanıtım Bülteninden) --- Çingene Kızı - Kızıl Hançerler --- Çakır’ın o denize uzanan salaş meyhanesinde, tam kıyıya bakan yerinde küçük bir tahta masanın önünde oturuyorum. Bir elimde sigara, gözlerim kâh sigaranın dumanlarında, kâh karşıda solgun ve sakin mavi suların ilerisinde birer tarihöncesi hayvan gibi, sırtları ürpermişçesine sipsivri kabarık, yanları ise aşağı doğru kayan adalarda… Bu açık ve soluk havanın renksizliği içinde, adanın yeşillikleri kıyılara ve havaya yeşil-kurşuni gölgeler salıyor. Tepedeki adeta renksiz denecek kadar açık mavi kubbede, modern ressamların garip hayal tecellileri gibi koyu kırmızı, kurşuni veya pamuk gibi bembeyaz bulutlar birbiri üstüne yavaş yavaş gelip geçiyorlar. Bazen güneş ateşten bir dev halinde üstlerine biniyor, bazen de bir kılçık gibi aralarından uzanıp aşağıdakilerin gözüne batıyor. Halide Edib’in 1899 yılında Hanımlara Mahsus Gazete’de “Halide” imzasıyla tefrikasına başladığı ancak yarım bıraktığı ilk romanı Çingene Kızı’yla 1964’te, ölümünün hemen öncesinde Hayat’ta tefrika ettiği son romanı Kızıl Hançerler yıllar sonra yeniden okurla buluşuyor. Seval Şahin ve İmren Gece Özbey tarafından yayına hazırlanan eserler, aynı zamanda Halide Edib Adıvar külliyatı içerisinde bir başlangıç ve sonu temsil etmesiyle de özel bir yerde duruyor. Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda. (Tanıtım Bülteninden) --- İstanbul'da Bir Yabancı --- İstanbul'da Bir Yabancıİnsan İstanbullu olup da İstanbul'a yabancı olur mu? Kalabalıkların arasında ve şehrin hiç bitmeyen gürültüsünde nasıl bu kadar yalnız hisseder? Halide Edib Adıvar'ın kaleme aldığı İstanbul'da Bir Yabancı; Batılılaşmayı, insanın özüne ve yaşadığı şehre yabancılaşmasını İstanbullu olma kavramı üzerinden ele alıyor. Gelin, sizi içsel bir yolculuğa çıkaracak bu eseri birlikte inceleyelim."İstanbul'da Bir Yabancı" adlı kitabı neden okumalısınız?İstanbul'da Bir Yabancı, uzun yıllardır İstanbul'da yaşamını süren ve Kibarzadeler olarak bilinen köklü bir ailenin üyesi Sadullah bey'in hayat hikâyesini anlatıyor. Romanın ilk kısmı Sadullah Bey'in bakış açısıyla aktarılıyor. Halide Edib Adıvar'ın önceki romanlarına konu olan İstanbulluluk ve İstanbul'un kime ait olduğu olgusu bu romanın ana temasında yer alıyor. Eser, Türk insanının Batılılaşma sürecinden ve değişen yaşantısından kesitler sunuyor. Sadullah Bey'in tüm yaşamını ve ailesini merkeze alarak insanların sosyal yaşantısındaki değişimleri, yeni kimlikleri ve dönüşümleri ele alıyor. Geleneksellik ve modernlik çatışması, aile içi ilişkiler, köylü ve şehirli insanların iç içe sürdürdüğü farklı yaşamlarını anlatıyor. Yazar, eserinde İstanbul'un hiçbir ırka ait olmadığını ve eşsiz bir yer olduğunu vurguluyor. Sadullah Bey, doğup büyüdüğü bu şehre zamanla yabancılaşıyor, şehrin aslını anlamaya çalışmakla günlerini geçiriyor. Yazar, Sadullah Bey'in hayatını gözden geçirmek için inzivaya çekildiği yerler olan Boğaziçi sularını, vapurları ve İstanbul topraklarını tasvirlerle aktarıyor. Adıvar'ın dönemin izlerini taşıyan ve akıcı üslupla yazdığı bu kısa romanıyla zaman yolculuğuna çıkabilir, Sadullah Bey'in hayal gücüne ve serüvenlerine ortak olabilirsiniz. Dilerseniz İstanbul'da Bir Yabancı e- kitabına hızlıca erişebilir, dijital yayıncılığın sunduğu imkânlardan yararlanabilirsiniz.Kitap hakkında diğer bilgilerHalide Edib Adıvar'ın son yıllarında kaleme aldığı İstanbul'da Bir Yabancı adlı kısa roman denemesi, 1960 yılında Büyük Gazete isimli mecmuada 12 tefrika şeklinde yayımlanır. Akademisyen Erol Gökşen, Büyük Gazete'yi incelerken İstanbul'da Bir Yabancı'nın tanıtımıyla karşılaşır. Prof. Dr. İnci Enginün'ün doçentlik çalışmasında eserin ismine rastlar ve romanı keşfeder. Roman, ilk kez 2022 yılında Erol Gökşen tarafından kitaplaştırılıp Can Yayınları aracılığıyla basılır. İnci Enginün'ün ön sözüyle katkı sağladığı eser, toplam 64 sayfadan ve dört bölümden oluşur.Bu kitabı sevenler için diğer önerilerimizHalide Edib Adıvar'ın İstanbul'da Bir Yabancı adlı kitabını beğendiyseniz e-kitap olarak satışa sunulan Türkiye'de Şark - Garp ve Amerikan Tesirleri'ni, Sinekli Bakkal'ı ve Ateşten Gömlek'i de inceleyebilirsiniz. Ayrıca yazarın ciltli eserlerinden Dağa Çıkan Kurt, Çaresaz ve Zeyno'nun Oğlu isimli kitaplara da göz atabilirsiniz. --- Yolpalas Cinayeti --- Halide Edib Adıvar'ın 1936 yılında Paris'te kaleme aldığı bir cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti. Bu kısa roman, Adıvar'ın güçlü anlatımını göstermesi bakımından son derece değerli. Kitap, 1900'lerin başında Şişli'de bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbul'una dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbul'unu, kentte yaşayan aydınların Türkiye'ye ve Avrupa'ya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor. “Duygusallıkla yaklaştığımız romanlar vardır; Yolpalas Cinayeti benim için onlardan biri. Halide Edib Adıvar'ın en güçlü eserlerinden mi? Sinekli Bakkal kadar ünlü, Kalb Ağrısı kadar ince ve duyarlı, Handan kadar çarpıcı mı? Bunları bilemem. Ama Yolpalas Cinayeti'nin derin etkisi altında kaldığımı, yıllar yılı ondan izdüşümlerle yaşadığımı mutlaka söylemeliyim.” --- Çaresaz --- Çaresaz, edebiyatımızın unutulmaz yazarı Halide Edib Adıvar'ın, çağdaşlaşma sürecinde İstanbul'da yaşanan günlük hayatı tasvir ettiği kısa romanlarından biri. Hikâyemizin kahramanı, her derde deva, yardımsever bir kız olduğu için mahallelinin Çaresaz diye seslendiği genç öğretmen Mediha. Kahramanımız, komşu köşkte oturan ihtiyar kadına vakfetmiş kendini... Tabii ihtiyar kadının oğlu Münir'in köşke döneceğinden, aralarında tuhaf, gelgitlerle sürecek bir aşkın başlayacağından habersiz... Halide Edib, modern ilişkileri, aşkı, imam nikâhını, resmî nikâhı konu ediniyor. Bu küçük kitabı okurken hem yazarın tadına doyulmaz dilini hem o yılların İstanbul yaşamından sahneleri, kişileri izleyeceksiniz. Çaresaz'ın, Münir'in, konu komşunun sıradan, masum ve dingin yaşamlarını gözleyecek, romanda Halide Edib'in kendi hayatından da izler bulacaksınız. --- Heyula --- “Gözlerine bir müddet baktım; beni görmedi. Sonra bu kadar derin olduğu için mukaddes olan bu acıya diz çöktüm. Bu benim tanıdığım Selma’ya benzemeyen kadının sarkan elini tutmak istedim. Titreyerek çekildim. Bir ölü gibi soğuktu. Hususuyla bu buz gibi elin üzerindeki soğuk nem vücuduma buz cehenneminde titreyen bir ruhun azabını ihsas etti. Zavallı, zavallı Selma!” “Histeriyi kurmacalaştırması, sinir hastalıklarının temsili, döneminin psikolojik ve tıbbi söylemine işaret etmesi, estetik ve anestezik olan arasında girift ilişkileri sunuşu, metinler arası göndermeleri, müziği ve operayı anlatısına katışıyla Halide Edib edebiyatının tarihyazımına dahil edilmesi gereken Heyula, aramızda yeniden dolaşmalıdır.” - Fatih Altuğ Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib’in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları’nda. (Tanıtım Bülteninden) --- Kerim Usta'nın Oğlu --- Kerim Usta'nın Oğlu, Türk edebiyatının ustalarından Halide Edib Adıvar'ın son romanlarından biri. İşgal ve Kurtuluş Savaşı yıllarının sosyal hayatına odaklanan, yazarın hemen hemen bütün eserlerinde ortaya koyduğu Doğu-Batı çelişkisini gözlemleyen bir eser. Romanın anlatıcısı meşhur doktor Kasım Derman, zor bir hayat yaşamış ve bir gün yaşadıklarını yazmaya karar vermiştir. Doktor Kasım, muhallebici Kerim Usta'nın oğludur. Kurtuluş Savaşı başlarken çetecilere katılan Kerim Usta, dükkânını bir arkadaşına teslim eder ve karısıyla çocuğunu başka bir kimlikle İstanbul'a gönderir. Ama Kasım bir daha babasını göremeyecektir. Kerim Usta, onlardan ayrıldıktan bir ay sonra şehit düşmüştür. Babasının vasiyeti üzerine, insanların dertlerine "derman" -babasının ona verdiği soyadıdır bu- olmak için çok çalışır, eğitimini Amerika'da tamamlar ve yurduna dönerek başarılı bir doktor olur. İstanbul yaşamı, savaşın perde arkası, eğitim hayatı, meslek edinme telaşı... Halide Edib, o yıllara ait kısa ama capcanlı bir Türkiye manzarası çizmiş. --- Talim ve Terbiye --- Bir muallimin bir çocuğa edebileceği en büyük iyilik o çocuğun istidat-ı zatisini keşfetmektir.Halide Edib Adıvar, Talim ve Terbiye adlı eserini İstanbul Kız Öğretmen Okulu'nda (Darülmuallimat) öğretmenlik yaptığı sırada kaleme almış, kitap 1912 yılında Tanin Matbaası'nda basılmıştır.Amerikalı pedagog H. Harrell Horne'un İlm-i Talimin Psikolojik Esasları kitabından yararlanarak Talim ve Terbiye adlı bu kitabı hazırlayan Halide Edib, öğrenciler için çok yönlü bir eğitim anlayışının geliştirilmesi gerektiğinden söz etmiş, bu konuda öğretmenlere düşen vazifeleri izah etmiştir. Milli kimliğin inşasında eğitimin rolünü, öğretmenin sorumluluğunu ve çocuğun birey olarak gelişimini merkeze alan kitap, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında daha da anlam kazanacak zihinsel dönüşümün haberci metinlerinden biridir.Halide Edib, eğitimi yalnızca bir bilgi aktarım süreci olarak değil, kişilik terbiyesi ve toplumsal bilinç oluşturma süreci olarak ele alırken Doğu ile Batı arasında kurmaya çalıştığı dengeyi kitap boyunca düşünsel bir olgunlukla tartışmaya açar. Öğretmenler için kaleme alınan, zaman içerisinde herkes için bir başvuru kaynağı olarak ön plana çıkan bu kitap, eğitimin yalnızca sınıflarda değil, hayatın içinde deneyimlerle birlikte şekillendiğini hatırlatan güçlü ve ufuk açıcı bir metin olarak görülebilir. (Tanıtım Bülteninden) --- Sevda Sokağı Komedyası --- Edebiyatımızın öncü kadın yazarlarından Halide Edib Adıvar, üretken kalemiyle yaşadığı çağın bir portresini çizmişti. Halide Edib Adıvar'ın bu kısa romanı, yazarımızın kaleminden çıkan en eğlenceli, en akılda kalıcı tipleri barındırıyor. Annesi ile babasını bir yangında kaybetmiş, sonradan bir Saraylı ailenin beslemesi olmuş Numune; birbirinden güzel kadın ayakkabıları yapmakla meşhur Macit; güzelliğiyle olduğu kadar geçimsizliği ile de dillere destan Leyla... Bu üç kahramanın yolları, mahalle sakinlerinin onlara ithafen verdiği adla Sevda Sokağı'nda buluşuyor. Ama ne buluşma: Macit, Leyla'ya körkütük âşık, Numune Macit'le evlenmeyi kafasına koymuş. Leyla, Doktor Kerem'i seviyor ama bu imkânsız bir aşk. Macit'in Leyla'ya aşkı da imkânsız, çünkü Leyla onunla evlense de yatağına girmemeye yeminli. Peki işin içinden nasıl çıkılacak? Cevabı bu ilginç romanın sayfalarında bulacaksınız. Sevda Sokağı Komedyası, 1900'lerin başında İstanbul'un gündelik yaşamını merak edenler için. --- Vurun Kahpeye - Sadeleştirilmiş Metin --- "Sabah ezanı okunurken Aliye'nin yanında dalmış olanların üçü de uyandılar. Aliye hâlâ dalgın; hâlâ geçen korkunç saatlerin damarlarında tutuşturduğu humma, sarı, hasta yüzünde kızıl dalgalarla dolaşıyordu. Üçü de gözlerini açınca Aliye'nin yanına gittiler, sevgili yüzüne baktılar. Kurumuş dudakları sürekli kımıldanıyor, sürekli siyah kirpiklerinin ipekten birer saçak gibi tamamladığı çürümüş gözkapakları titriyordu." Yetmişi aşkın yıl sonra Vurun Kahpeye toplumların yükselişinde ve sancısında "eğitim"in önemini vurgulamasıyla yine gündemde. Eğitime kavuşamamış kişilerin gitgide vatan hainliğine, nihayet insan düşmanlığına yol alabileceklerini, bu tehlikeyi söylüyor. -Selim İleri- Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib'in bu önemli eseri, gözden geçirilmiş ve sadeleştirilmiş baskısıyla Can Yayınları'nda. (Tanıtım Bülteninden) İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 160 Baskı Yılı: 2014 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 124 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Ateşten Gömlek (Sadeleştirilmiş Metin) --- "Sabah ezanı okunurken Aliye'nin yanında dalmış olanların üçü de uyandılar. Aliye hâlâ dalgın; hâlâ geçen korkunç saatlerin damarlarında tutuşturduğu humma, sarı, hasta yüzünde kızıl dalgalarla dolaşıyordu. Üçü de gözlerini açınca Aliye'nin yanına gittiler, sevgili yüzüne baktılar. Kurumuş dudakları sürekli kımıldanıyor, sürekli siyah kirpiklerinin ipekten birer saçak gibi tamamladığı çürümüş gözkapakları titriyordu." Yetmişi aşkın yıl sonra Vurun Kahpeye toplumların yükselişinde ve sancısında "eğitim"in önemini vurgulamasıyla yine gündemde. Eğitime kavuşamamış kişilerin gitgide vatan hainliğine, nihayet insan düşmanlığına yol alabileceklerini, bu tehlikeyi söylüyor. -Selim İleri- Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib'in bu önemli eseri, gözden geçirilmiş ve sadeleştirilmiş baskısıyla Can Yayınları'nda. (Tanıtım Bülteninden) İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 208 Baskı Yılı: 2016 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 158 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Yeni Turan --- "Evet, aşiret değil, dünyadan namı kalkmış masal insanları olmamak için bunu istiyorum. Neden korkuyorsunuz? Farz ediniz ki ademimerkeziyet bir dereceye kadar dağıtsın, bunu Türk kanının, faaliyetinin, hayatının büyük bir kısmını zaten vererek dağıtmaktan iyi değil mi? Bu olmayacağına emin olunuz; kendi parlamentosu, memleketi ve hükümeti fena bile olsa kendi kendini idare etmeyi -Arap, Kürt, Ermeni vesaire- elbet başka isimler ve milletlerin bir lokması, ikinci derecede tabisi olmaya tercih edecektir."Osmanlı Devleti'nin çöküş sürecinin yoğun biçimde hissedilebildiği kritik dönemde, biraz da "can havliyle" yazılan Yeni Turan, birçok bakımdan düşündürücü ve eklektik bir gelecek projeksiyonu ortaya koyar. Zengin ve güçlü Türkiye hayaline temel olarak benimsediği ideoloji, henüz emekleme çağında olan Türkçülüğün bir varyantıdır.Kaleme aldığı her metinle yeniden tartışılan Halide Edib'in bütün eserleri, gözden geçirilmiş baskılarıyla Can Yayınları'nda.(Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı:160Baskı Yılı:2016Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları --- Ateşten Gömlek --- Ateşten Gömlek Türk edebiyatının önemli yazarlarından Halide Edip Adıvar, Kurtuluş Savaşı yıllarını Ateşten Gömlek ile günümüze taşıyor. Adıvar, Kurtuluş Savaşı mücadelesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında bizzat yer alıyor. Ateşten Gömlek, yazar tarafından tam da bu yıllarda kaleme alınmaya başlıyor. 1922 yılında ilk kez yayımlanan eser, Kurtuluş Savaşı’nı anlatan ilk roman olarak biliniyor. Eserde savaş yıllarında Anadolu’nun durumu tüm gerçekliğiyle yansıtılırken, kahramanların iç dünyasına da değiniliyor. Mücadele Yıllarından Günümüze Eşsiz Bir Eser Ateşten Gömlek, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan ve Kurtuluş Savaşı’yla devam eden mücadele yıllarını yansıtıyor. Kitaptaki olaylar, başkahraman Hariciye memuru Peyami’nin hatıra defterine yazdıkları aracılığıyla okuyucuya aktarılıyor. Peyami’nin akrabası olan Ayşe, İzmir’in işgali sırasında eşini ve çocuğunu kaybetmesinin ardından İstanbul’a, Peyami’nin yanına geliyor. Burada da İngiliz işgalinin başlamasıyla Ayşe, Peyami ve arkadaşı Binbaşı İhsan, Kuvayımilliye’yi desteklemek üzere Anadolu’ya doğru yola koyuluyor. Ateşten Gömlek, kurtuluş mücadelesini tüm hatlarıyla ortaya koyarken, insana ait duyguları da aktarmayı unutmuyor. Peyami ve İhsan savaşın içinde fiilen yer alırken, Ayşe de cephede hemşirelik yapıyor. Tüm bu mücadelenin ortasında, bir de Peyami ve İhsan Ayşe’ye aşık oluyor. Vatan aşkıyla çarpan yüreklerin aynı anda aşka tutulmasıyla yaşanan tüm içsel karmaşa, okuyucuya büyük bir ustalıkla aktarılıyor. Ateşten Gömlek, Adını Yakup Kadri’den Alıyor Kitap, Halide Edip Adıvar’ın Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na yazdığı bir mektupla başlıyor. Ateşten Gömlek ismini esasen Yakup Kadri kendi eseri için düşünüyor. Fakat Halide Edip bu isimden çok etkileniyor ve Anadolu’nun o dönemdeki durumunu tam anlamıyla karşıladığını düşünüyor. Bu sebeple kendi romanına Ateşten Gömlek ismini vermek için Yakup Kadri’ye iznini istediği bir mektup yazıyor. Ardından bu mektubu romanın ilk sayfalarında yayımlıyor. En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun! Kurtuluş mücadelesinin bağrından kopup günümüze kadar ulaşan Ateşten Gömlek, Kuvayımilliye ruhunu bir kez daha yaşatıyor. Mücadelenin kahramanlarından Halide Edip Adıvar’ın kaleminden Kurtuluş Savaşı yıllarını okumak için bu kitabı hemen sepete ekleyin! --- Son Eseri --- “Artık hiçbir ıstıraptan ve azaptan korkmuyorum. ‘Nöbet saatin geçti, artık dinlen,’ diyecek ölüm borusu çalıncaya kadar insanlık vazifemi yapacağıma sana söz veriyorum Kâmuran. Ve bunu söylerken aşkımızın şimdi muhafızı olmaya lâyık olduğumu hissediyorum. Allaha ısmarladık, Kâmuran! Sana ithaf ettiğim ömrüm, bu Son Eserim['in] herhangi şaheserden fazla sana lâyık olduğuna eminim.” Halide Edib Adıvar'ın 1913 yılında Tanin gazetesinde tefrika edilen romanı Son Eseri, yazarın erken dönem yapıtları arasında yer alıyor. Roman, 'Bence yazmak, yaşamakla bir. Tıpkı baharda yapraklanan ağaçlar, tomurcuklanan çiçekler gibi,' diyen ünlü romancı Feridun Hikmet'le genç kadın ressam Kâmuran'ın ümitsiz aşkını anlatıyor. Feridun Hikmet, karısını elinden aldığı Asım Bey'in, Kâmuran'ın ağabeyi olduğunu öğrenince önce içine kapanıyor, ama sonra aşkın coşkusu galip geliyor. Son Eseri, sağlam psikolojik çözümlemelerle dolu, önemli bir roman. --- Kenan Çobanları-Maske ve Ruh --- “Bugün âdemoğlu ruhundan kurtulmanın çaresini bulmuştur... Bugün âdemoğlu hayatı sade ve sade bir yığın ete bağlamanın yolunu bulmuştur. Kulakları olan beni dinlesin... Maskeler elem çekmez, gözyaşı dökmez, sevmez, nefret etmez! Maskeler ruhlara musallat olan gönül azabını bilmez. Maskeler mezardan sonraki meçhul âlemin hülyasıyla, fena rüyasıyla melül değildir. Maskeler fani, ruhlar ebedîdir. Maskelerin bir mabudu vardır. Kudret ve para! Bu mabut onları beşikten mezara kadar ellerinden tutup götürür ve akıbetleri ebedî bir hiçtir.” Ruhun ve bedenin şekillenmesinde savaşların yıkıcı etkisini bizzat yaşamış olan Halide Edib, insanların hem maddi hem manevi iki yönlü oluşlarını savaş ortamında yakından tecrübe etmiştir. Olgunluk yıllarında tercih ettiği gönüllü sürgün döneminde, Amerika ve Hindistan seyahatleriyle doğu ile batıyı da yerinde görmüş ve karşılaştırma yapmıştır. Etkilendiği yazar ve şahsiyetleri bir araya getirerek insanın maskeler arkasında gizlenmiş gerçek yüzünü ortaya çıkarmak ister. Çünkü iyi demek kötü demektir, kötü demekse iyi. Didem Ardalı Büyükarman (Tanıtım Bülteninden) --- Harap Mabetler --- “Bize dargın mısın ey ana toprağı? Seni çiğneyip geçen ayakların, seni yaralayıp, tırnaklayıp telvis eden haydut ellerin, senin kemiklerini kemiren hainlerin seyyiatını bu mert, bu bigünah nesilden sorma! Ey, mavi dalgalar içinde uyuyan ana toprağı! Cibalinin nazlı hututu, mor gölgeleri, afakın rüyamsı, tülümsü sisleri, semanın pembe, inci seherleri, bulutlarının dilber, nazenin renk yığınlarıyla bizi yetim bırakıp hangi yabancı arzulara doğru kayıyorsun?” “Ne diyordu? Ben bunu anlamaya bile lüzum görmüyordum. Kendimi o sesin deruni ahengine bırakmakla yetiniyordum. Zaten benim için, nesirde olsun nazımda olsun her şey bu deruni ahenkten ibaret değil miydi? Harap Mabetler yazarı, bu harap mabetlerin kendi çocukluk mabedimiz olduğunu anlatadursun, ben buna o kadar önem vermiyordum. (...) Bu nesir parçalarıyla Türk diline yalnız tatlı bir serinlik gelmiyor; Türk edebiyatında yeni bir iklim, yeni bir hayal iklimi açılmış oluyordu.” Yakup Kadri Karaosmanoğlu (Tanıtım Bülteninden) --- Seviye Talip --- “Demek ki biz, zavallı insanlar, kalplerimizin elinde birer baziçeden başka bir şey değiliz. İyi geçen bütün bir hayat, uzun manevi perhizler, senelerce yerleşen esaslar bazen bir kadının parlak gözleri için altüst olabiliyor. Yoksa herkes metin de, ben ayrıca böyle zayıf mı doğmuştum? Bununla beraber esaslarıma, zevceme ihanet edecek bir şey yapmamıştım değil mi? O kadar elim arzular, iştiyaklarla manen ve maddeten hasta olacak kadar ezilmiştim de yine Seviye’ye bir şey söylememiştim.” Seviye Talip yapısı, kurgusu ve karakterleriyle Halide Edib’in en başından beri kısa hikâyeler ve makalelerin ötesinde bir roman yazarı olduğunu gösterir. Halide Edib’in korkusuzca yazdığı bu roman, politika ve aşkı bir arada barındıran bir Verdi operası gibidir. Bu romanda İkinci Meşrutiyet, 31 Mart Vakası, kanlı ayaklanmalar bir tarafta, yeni Türk kadını, modernleşme, medeniyet tartışmaları diğer taraftadır. Ortada ise tüm zayıflıkları ve arzularıyla insan vardır. İclal Vanwesenbeeck (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.