Sepette İndirim
3.084,50 TL4.084,50 TL
--- Üç ---
İyice emin oldum ki ben, yazarken mutlu olduğum için yazıyorum. Sadece yazarken de değil, yazmaya dair her çabamda mutlu oluyorum. Örneğin ne yazacağımı, nasıl yazacağımı düşünmek, metne dair problemlerin çözümüne kafa yormak, karakterleri bir torbaya doldurulmuş oyuncaklar gibi zihnime doldurup onlarla yürümek, yürürken onlarla konuşmak... Eyüp Aygün Tayşir, Üç’te, anlatıda farklı türleri denemekten, yazmaktan haz duyan, meraklı, hevesli bir yazarın temalar ve üsluplar arasında gezinen, tuhaf ve şaşırtıcı edebi serüvenini anlatıyor… Serüvenin başlangıç öykülerinde tekinsizlik teması çatısı altında, bastırılanın geri gelişi, tanıdık olanın ürkütücü bir biçim alması işleniyor. İkinci grupta psikolojik bilim kurgunun sınırlarında dolaşılırken, geleceğin teknolojileri ile insan aklının geldiği noktanın sarsıcılığı gözler önüne seriliyor. En nihayetinde, geçmişe bir yolculuk yapılarak edebiyatın ustalarına saygı duruşunda bulunuluyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Sabitalem Mahallesi ---
Sabitâlem Mahallesi, birbirine paralel konumlanmış, her biri kaydırağa benzeyen altı sokak ve bu sokakların her iki yanına dizilmiş yeşil, kireç, tuğla, sidik sarısı, pembe ve sıklıkla da sıva rengi gecekondulardan müteşekkil bir mahalle olup, nüfusunu Allah’tan gayrı bilen yoktur. Yamaç yönündeki gökdelenin tepe katlarından bakıldığında, sokaklarında bir aşağı bir yukarı koşturup duran küçüklü büyüklü çocuklarıyla mahalle, yazlık yörelerdeki “her şey dahil” otellerin su parklarına benzer.
Çöplüğün ortasında ilahe gibi açan çiçek, mahalleliyi şaşkına çeviriyor. “Anadolu Kaplanı”, çocuklarına hiddetle soruyor: Siz işçi çocuğu musunuz yoksa patron çocuğu musunuz? Fiskobirlik’ten emekli kadınla sosyal medya bağımlısı genç adam arasında absürt şeyler yaşanıyor. Siyahlı beyazlı tekir kedi, küçük bir anafora kapılmış gibi kendi etrafında dönüyor. Taşralı delikanlı, “PLASURE EROTİK ŞHOP”tan ağlayarak kaçıyor. Kahraman Şirketler Topluluğu’nu böcekler istila ediyor...
Eyüp Aygün Tayşir, çok sevilen romanları 4 Hane 1 Teslim ve Tuhaflıklar Fabrikası’ndan sonra ilk kez bir öykü kitabıyla karşımıza çıkıyor. Kendine özgü efsunlu üslubuyla, neşe ve hüznü harmanlayan hikâyeler anlatıyor.
Sabitâlem Mahallesi, 1990’lı yıllardan günümüze dek uzanan, memlekette sabitimizin hiç değişmediğini gösteren öykülerin kitabı.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Tuhaflıklar Fabrikası ---
Ne müfessirim ne de kutsal kitapların sırlarını ifşa etmek haddim. Lakin belki de sürgünümüz budur, kim bilir? Şimdi lütfen beni, numarasını açık etmek için pürdikkat izlediğiniz bir gözbağcıymışım gibi izleyiniz. Sonuçta yine hayret edecek olsanız da...
Büyük Alim, İçdeniz’in kıyısında tuhaflıklarla örülü tarihî üniversite binasında anlatılan bir efsane... Genç bir asistan, Büyük Alim’in esrarengiz yazmasının peşine düşer ve geri dönüşsüz bir arayışın içinde kaybolur.
Eyüp Aygün Tayşir’in ikinci kitabı ustalık döneminin başladığını müjdeliyor. Tuhaflıklar Fabrikası, metinlerin gizemli dünyasının romanı. Kedili karanlık bir orman, büyülü bir alegori... Bir kitap, diğerine açılan kapı olabilir mi?
(Tanıtım Bülteninden)
--- Bu Tez Nasıl Bitecek?-Lisansüstü Öğrencileri İç... ---
“Bu tez nasıl bitecek?” sorusu yüksek lisans ve doktora yapan öğrencilerin birbirlerine ve kendilerine sıklıkla sorduğu bir sorudur. Bazen yakınmayla, bazen yılgınlık ve bıkkınlıkla, bazen de hakikaten tıkanma ve çaresizlikle sorulur. Danışmanla yapılan görüşmeler, tez yazan arkadaşlarla fikir teatileri, lisansüstü öğrencileri için oluşturulmuş özel toplantılar da zaman zaman bu soruya yanıt vermeye yardımcı olmaz.
Bu Tez Nasıl Bitecek? Lisansüstü Öğrencileri İçin Araştırma Kılavuzu, bu sorunun önüne geçmeyi değil, nedenlerini tespit edebilmeyi öneriyor. Hazır yanıtlar sunan bir reçete vermektense, soruları ve yanıtları zenginleştiren bir yol arkadaşlığı vaat ediyor. Lisansüstü öğrencilerinin elinin altında bulunması gereken değerli bir tartışma kılavuzu…
“Bu kitap nihayetinde, kendisi de hâlâ öğrenmek için çabalayıp duran birinin iyi niyetli bir çabasından fazlası değildir. İyi örnekleri okumak ve benzetmeye çalışarak ilerlemek bizi zaman içerisinde ilminde ve sanatında önceki haline nazaran daha ‘usta’ insanlara dönüştürecektir. Ve bu sonu olmayan bir süreçtir.”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yiten Bir Aşkın Şarkısı ---
Aynı gün içinde ikinci kez duyduğu bu şarkı Alper’e iki mutlak inanç yerleştirdi: Bir şarkı belirli bir bağlam içinde dinlenildiğinde evvelce yaratmadığı etkileri yaratıyor hatta o ânı, anıyı adeta mumyalıyordu. Ve bir insanın kalbinden maziyi silip o küçük boşluğa yeni bir şey yazabilmeyi, ancak adına aşk denilen o mucizevi emek gerçekleştirebiliyordu.
Alper ve Sedef üniversitede okuyan, ayrı dünyalara ait iki gençtir. Bu iki ayrı dünyanın kesişiminden renkli bir birliktelik doğar. Alper ve Sedef, birbirlerinin hayatlarını değiştirip dönüştürürlerken aralarındaki derin tutku sayesinde erişmesi güç hazlar yaşamaya başlarlar... Ama bir aşk hikâyesi ne kadar basit olabilir ki, aşk ve aşkın insana yaptırdıkları çözülmesi zor bir denklemken?
Eyüp Aygün Tayşir, Yiten Bir Aşkın Şarkısı’nda duyguları, şarkıları, hayalleri, rüyaları ve yakın tarihin güncelliğini koruyan olaylarını bir roman kurgusu içinde topluyor. Bizleri büyülü bir melodi eşliğinde, İstanbul’da “sonsuz” bir yolculuğa çıkarıyor.
--- 4 Hane 1 Teslim ---
Sabri gitgide korkusunu yenip dedesinin kara ve kırışık suratına yaklaştı, yaklaştı, yaklaştı... Yaklaştıkça görünen arttı. Kurumuş çatlamış toprakları gördü Sabri dedesinin yüzünde. O topraklarda yan yana oturmuş, el çırpıp türkü söyleyen, yüzü kaba fakat yüreği narin adamlar gördü. Dedesinin yüzünde engebeleri aşarak ağır ağır yürüyen hayvanları gördü. Kırmızı akan nehirleri gördü. Yağmur duasına çıkmış köylüleri gördü ve nihayet gözünden bir damla yaş düştü. Teneke Mahallesi’nden Bostancı’da bir apartman dairesine. Nalân, Baki’den illallah etti Baki de Nalân’dan. Bitmeyen bir hır gür. Erkekler ve erkeklikler… Bahçede tuhaf bir kara kedi… Sonra yıllar geçmiş, çocuklar büyümüş, gençler yaşlanmış, yaşlılar bu dünyadan göçüp gitmiş… Meyhanede bir masa. Bir ucunda Sabri diğerinde Gabriel Garcia Marquez… Sabri rakı içiyor, fısıl fısıl konuşuyor Gabo’yla. “İnsan babasını sırf babası olduğu için sevmek zorunda mıdır?” Nalân bağırıyor oğluna, şaşkın ve öfkeli, “Hâlâ utanmadan baba diyorsun o şerefsize!” 4 Hane 1 Teslim babalar ve oğullarının, anneler ve kızlarının, sersefillerin, arafta kalanların, hayallerinden uzağa düşenlerin romanı… Haneler, aileler… Dualar ve beddualar… Eyüp Aygün Tayşir, efsunlu bir dilin maharetli yazarı… Yeni ve geleneği bilen… İlk roman...
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
