--- Karanlığın Rengi ---
Ona göre dünyaya ilk gelişim değildi bu, daha önceki gelişlerimde hayatıma karışan insanları görüyordum. Hemen küçük bir test yapmıştı: Rüyamda uçtuğumu görüyor muydum? Görüyor ama kollarımı kanat gibi çırpmıyordum, kuşlarınkine benzer bir uçma değildi bu. Önce koşup hız kazanıyor, sonra sıçrayıp dizlerimi büküyor ve havadayken her iki ayağımı bileklerimden tutarak, bir biçimde boşlukta dizüstü durarak, yerden çok da yükselmeden uçuyordum. Tamam işte, demişti, sen daha önce birkaç kez dünyaya gelmişsin, ama bu son, bir daha gelmeyeceksin. Gülmüştüm tabii. İnanmadığımı anlayınca o da gülmüştü. Uyumadan önce kitap okuma alışkanlığını bıraksam iyi olacak.
Karanlığın Rengi, hayata bambaşka bir perspektiften bakanların, yorulanların, usananların, düşle gerçeği karıştıranların öykülerini gün yüzüne çıkarıyor. Öykünün çok da uzakta olmadığını, her şeyin hemen yanı başımızda olup bittiğini gözler önüne seren Cemil Kavukçu, okuru yine bir anda o tanıdık, yalın ve heyecanlı dünyaya ortak ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Boş Zamanlar ---
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, yeni öykü kitabı Boş Zaman-lar’da sıradan insanların iç dünyalarına nüfuz ediyor.
Burası neden çok tanıdık geldi sana? Çocukluğunun ıssızlığını bulman ve unuttu-ğun kokuları duymandan olsa gerek. Evlerden birinde biber kızartılıyor, sokak ara-larında çocuklar oynuyor, yaşlı kayalar ise acı çekiyordu. Girdiğin bir kahvede ortaya verdiğin selam askıda kaldı. Müşterisi değişmeyen mekânın yabancısısın.
Boş Zamanlar edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu’nun yeni kitabı. Kü-çük ayrıntılardan katı gerçekleri çekip çıkaran, gölgesi koca bir yaşama vuran bir anıyı ince ince işleyen yazar her zamanki gibi iç dünyaların derinlerine nüfuz edi-yor.
Toplumun farklı katmanlarından kişilerin sanrılı gerçekliklerine, sıkıntı ve çilelerine, bağımlılıklarına, yaşadıkları küçük yerlerden kurtulma hayallerine ve sürgün edilmişliklerine ışık tutan yazar bir kez daha görünürdeki gerçeklik ile yaşananlar arasındaki uçurumları gözler önüne seriyor.
--- O Vakit Son Mimoza ---
İçeri girdiğimizde boş gözlerle tavana bakıyordun. Sonra bize döndün, gülümsemeye çalıştın. Sana başka bir gözle bakıyordum artık. Yalnız ben değil, hepimiz öyle bakıyorduk. Bizi kandırmıştın. Ama en acısı, hiçbir şey olmamış, hastaneye yatacağın güne kadar gizli gizli içmemişsin gibi kandırmaya devam ediyordun. Ne yapabilirdik? Bu koşullarda kızamaz, eleştiremez, kalbini kıramazdık. Olan olmuş, her şey bitmişti artık.
O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatırılmış bir dost, zaman kavramını yitirmiş yaşlı bir anne, batmak üzere bulunan, hedefsiz, menzilsiz bir gemiye toplanmış düşsel çocukluk kahramanları… Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Balyozla Balık Avı ---
Her acının, hırsın, beklentinin, arzunun, yıpratıcı düşlerin yorulup soluğunu tüketeceği bir nokta vardır ve ben oraya varmak istiyorum. Bunun için her şeye katlanacağım. Çünkü aradığım huzur orada.
Balyozla Balık Avı; Sedat Simavi, Erdal Öz, Yaşar Nabi Nayır ve Sait Faik gibi ödüllerin sahibi usta yazarın yeni öykülerini bir araya getiriyor. Beklenmedik rastlantıları, tüm bir geçmişe ışığını düşüren tuhaf karşılaşmaları, kâbusları, hatırlamaları, aydınlanmaları, absürdlükleri ve hüsranla sonlanan arayışları anlatan öyküler, hayata hikâyelerin penceresinden bakan Cemil Kavukçu’nun içgörüsü ve yalın üslubuyla parıldıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Gölgeli Muhabbetler ---
Bak ne anlatacağım, diyorum karşımdaymışsın gibi ve sen gülmeye –yok lıkırdamaya– hazır bir yüzle bakıyormuşsun gibi. Belki de kuşkuyla bakacaksın çünkü son günlerde pek keyfin yoktu, beni dinliyormuş gibi yapıyordun ama aklın başka yerdeydi. Senin eski halini, her şeye boş veren, dünya umurunda değilmiş gibi lıkır lıkır gülüşünü, saçma sapan sorularını ve gölgeli muhabbetlerimizi çok özledim. Bu zorlama olacak, biliyorum, yine de denemek istiyorum.
1983’te yayımlanan ilk kitabı Pazar Güneşi’nden beri bize en olmayacak yerlerden, hiç beklemediğimiz zamanlardan, asla ummadığımız kişilerden bulup çıkarıverdiği öyküleri anlatan Cemil Kavukçu, Gölgeli Muhabbetler’de de hikâyesine kaldığı yerden devam ediyor.
Tek başına da ayakta duran ama birbirine sataşmadan da edemeyen, sonuna gelindiğinde okuyanı bir dostla vedalaşmış gibi hüzünlendiren öyküler bunlar.
Cemil Kavukçu, on yıllardır yazdıklarıyla genç yazarlara önemli bir ders veriyor: Öykü çok da uzakta değil.(Tanıtım Bülteninden)
--- Tasmalı Güvercin ---
İkinci kaptanla üçüncü çarkçı hiç keyif almadıkları her hallerinden belli olan bir bıkkınlıkla bağırışsız, küfürsüz, yorumsuz tavla oynuyorlar. Her an bırakıp kamaralarına çekilebilirler. Ben de elime geçirdiğim, iyice yıpranmış, hamur gibi olmuş elli ikilik desteyle kâğıt falı açıyorum.
Biraz sonra kamarama gidip dolabımdaki stoktan (gemide içki içmek yasak olmasına karşın, kaptan ve çarkçıbaşı dahil herkesin dolabı ağzına kadar içki doludur) bir şeyler içip kitap okumayı düşünüyorum.
Tasmalı Güvercin, öykücülüğümüzün son dönemine damgasını vurmuş yazarlardan birinin, Cemil Kavukçu'nun çok önemli bir ustalık yapıtı. Kavukçu, okurunu bambaşka bir dünyaya götürüyor. Sessiz kasabaların birer kartpostal gibi hareketsiz görünümlerinin ardında yaşanan tekinsiz, ama alabildiğine renkli dünyasına...
Bugüne kadar hakkında sayısız yazı yazılan Kavukçu, Fethi Naci'yi haklı çıkarıyor: Elini neye değse öykü oluyor.
İnce Kapak:
Sayfa Sayısı:
96
Baskı Yılı:
2014
e-Kitap:
Sayfa Sayısı:
69
Baskı Yılı:
2009
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz ---
“Biz de yalnızız. Buraya gelen herkes yalnız. Ne kadar içseler de değişen bir şey olmuyor. Ama kimse bu herifin yaptığını yapmıyor. Annesinin ölümünden girdi, gemiden çıktı. Peki, annesinin öldüğü doğru muydu?”
“Değildi Gero.”
“Şimdi öyle diyorsun ama, baştan sen de inanmıştın.”
Cemil Kavukçu’dan bir uzun öykü…Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, nereye giderse gitsin yalnızlığından kurtulamayan insanın yürek burkan portresini çiziyor. Orta yaşın üstünde, yalnız yaşayan biri, günlerden pazarsa, tüm işlerinden elini çekmiş ve aklını kurcalayan şeyin de ne olduğunu bilmiyorsa ne yapar? Feridun ve Gero, bu öykünün belki de göründüğünden daha yalnız kahramanları, Gero’nun garsonluk yaptığı meyhanede bir pazar sabahı buluşuyorlar… Ve sonra içeriye o giriyor…
Okurlarımızın çok severek okuyacağıYüzünüz Kuşlar Yüzünüz’de Cemil Kavukçu soruyor: Doğru adres var mıdır?
(Tanıtım Bülteninden)
--- Başkasının Rüyaları ---
Cemil Kavukçu'nun iki yıllık bir aradan sonra çıkardığı yeni öykü kitabı Başkasının Rüyaları, öyküler arasındaki tuhaf ilişkiyle dikkat çekiyor. Kavukçu, bu kitabında nasıl ve neden yazdığının peşine düştüğünü hissettiriyor, yazarlığının perde arkasını aralıyor. Şimdiye kadar olmadığı kurmaca ile gerçek, düş ile gerçek dünya arasındaki hem keskin hem belirsiz sınırda gezinirken, yazarla anlatıcı, anlatıcıyla öykü kahramanı, öykü kahramanıyla yazar birbirine karışıyor, birbirinin içinde eriyor; kimin kim olduğunu unuttuğumuz bir dünyaya sokuluyoruz. Tüm öykülerin içinde gezinen aynı anlatıcı ve kahramanlar sayesinde öyküler aynı hayatın farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları gibi bir süreklilik kazanıyor. Rüya ile gerçek arasındaki ince çizgide ustaca dolaşan Cemil Kavukçu, belli ki zarını rüyadan yana atıyor ve kendini olduğu kadar okurun da uzun bir rüyanın değişik gecelere, değişik zamanlara bölünmüş labirentlerinde gezdiriyor. Belki de bütün hayatımızın, çocukluğun o istenmeden içine sürüklendiğimiz ikindi uykularından başlayarak bir rüyadan başka bir şey olmadığını söylemek istiyor.
--- Temmuz Suçlu ---
Cemil Kavukçu, kendi okurunu yaratmasını başarmış yazarlardan. Bunun nedeni biraz da kendi dilini ve üslubunu yaratabilmiş, kendisini başka öykücülerden ayıran çerçeveyi başarıyla çizebilmiş olmasında yatıyor. Uzun yıllardır yazmanın kazandırdığı ustalığı Cemil Kavukçu'nun her kitabında görebilmek olası. "Temmuz Suçlu", yazarın daha önceki öykü kitaplarından derlenen bir çalışma. Cemil Kavukçu'nun Can Yayınları'nda çıkan üç öykü kitabını okumuş olanlar, bu kitaplardaki ustalığı, başarılı anlatımı, lezzeti "Temmuz Suçlu"da da bulacaklar. Cemil Kavukçu, yazma heyecanını hiç yitirmeyen yazarlardan. Küçük gözlemlerden yola çıkarak oluşturduğu ve temeline insanı oturttuğu öykülerinde, insanın çevresiyle olan ilişkisini, içsel yaşamını, yalnızlığını, umarsızlığını, umutlarını ve umutsuzluklarını anlatıyor; toplumun ve çevrenin içinde kaybolan küçük insanların evrensel öykülerini. Eleştirmen Fethi Naci'nin "tam bir anlatı ustası" dediği Cemil Kavukçu, yalın dili, abartısız ve son derece akıcı anlatımıyla bir kez daha bir okuma şöleni sunuyor bizlere.İnce Kapak:Sayfa Sayısı:199Baskı Yılı:1998e-Kitap:Sayfa Sayısı:153Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
