Sepette İndirim
6.440,00 TL7.440,00 TL
--- Karanlığın Rengi ---
Ona göre dünyaya ilk gelişim değildi bu, daha önceki gelişlerimde hayatıma karışan insanları görüyordum. Hemen küçük bir test yapmıştı: Rüyamda uçtuğumu görüyor muydum? Görüyor ama kollarımı kanat gibi çırpmıyordum, kuşlarınkine benzer bir uçma değildi bu. Önce koşup hız kazanıyor, sonra sıçrayıp dizlerimi büküyor ve havadayken her iki ayağımı bileklerimden tutarak, bir biçimde boşlukta dizüstü durarak, yerden çok da yükselmeden uçuyordum. Tamam işte, demişti, sen daha önce birkaç kez dünyaya gelmişsin, ama bu son, bir daha gelmeyeceksin. Gülmüştüm tabii. İnanmadığımı anlayınca o da gülmüştü. Uyumadan önce kitap okuma alışkanlığını bıraksam iyi olacak.
Karanlığın Rengi, hayata bambaşka bir perspektiften bakanların, yorulanların, usananların, düşle gerçeği karıştıranların öykülerini gün yüzüne çıkarıyor. Öykünün çok da uzakta olmadığını, her şeyin hemen yanı başımızda olup bittiğini gözler önüne seren Cemil Kavukçu, okuru yine bir anda o tanıdık, yalın ve heyecanlı dünyaya ortak ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Boş Zamanlar ---
Edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu, yeni öykü kitabı Boş Zaman-lar’da sıradan insanların iç dünyalarına nüfuz ediyor.
Burası neden çok tanıdık geldi sana? Çocukluğunun ıssızlığını bulman ve unuttu-ğun kokuları duymandan olsa gerek. Evlerden birinde biber kızartılıyor, sokak ara-larında çocuklar oynuyor, yaşlı kayalar ise acı çekiyordu. Girdiğin bir kahvede ortaya verdiğin selam askıda kaldı. Müşterisi değişmeyen mekânın yabancısısın.
Boş Zamanlar edebiyatımızın usta öykücüsü Cemil Kavukçu’nun yeni kitabı. Kü-çük ayrıntılardan katı gerçekleri çekip çıkaran, gölgesi koca bir yaşama vuran bir anıyı ince ince işleyen yazar her zamanki gibi iç dünyaların derinlerine nüfuz edi-yor.
Toplumun farklı katmanlarından kişilerin sanrılı gerçekliklerine, sıkıntı ve çilelerine, bağımlılıklarına, yaşadıkları küçük yerlerden kurtulma hayallerine ve sürgün edilmişliklerine ışık tutan yazar bir kez daha görünürdeki gerçeklik ile yaşananlar arasındaki uçurumları gözler önüne seriyor.
--- O Vakit Son Mimoza ---
İçeri girdiğimizde boş gözlerle tavana bakıyordun. Sonra bize döndün, gülümsemeye çalıştın. Sana başka bir gözle bakıyordum artık. Yalnız ben değil, hepimiz öyle bakıyorduk. Bizi kandırmıştın. Ama en acısı, hiçbir şey olmamış, hastaneye yatacağın güne kadar gizli gizli içmemişsin gibi kandırmaya devam ediyordun. Ne yapabilirdik? Bu koşullarda kızamaz, eleştiremez, kalbini kıramazdık. Olan olmuş, her şey bitmişti artık.
O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatırılmış bir dost, zaman kavramını yitirmiş yaşlı bir anne, batmak üzere bulunan, hedefsiz, menzilsiz bir gemiye toplanmış düşsel çocukluk kahramanları… Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Balyozla Balık Avı ---
Her acının, hırsın, beklentinin, arzunun, yıpratıcı düşlerin yorulup soluğunu tüketeceği bir nokta vardır ve ben oraya varmak istiyorum. Bunun için her şeye katlanacağım. Çünkü aradığım huzur orada.
Balyozla Balık Avı; Sedat Simavi, Erdal Öz, Yaşar Nabi Nayır ve Sait Faik gibi ödüllerin sahibi usta yazarın yeni öykülerini bir araya getiriyor. Beklenmedik rastlantıları, tüm bir geçmişe ışığını düşüren tuhaf karşılaşmaları, kâbusları, hatırlamaları, aydınlanmaları, absürdlükleri ve hüsranla sonlanan arayışları anlatan öyküler, hayata hikâyelerin penceresinden bakan Cemil Kavukçu’nun içgörüsü ve yalın üslubuyla parıldıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Gölgeli Muhabbetler ---
Bak ne anlatacağım, diyorum karşımdaymışsın gibi ve sen gülmeye –yok lıkırdamaya– hazır bir yüzle bakıyormuşsun gibi. Belki de kuşkuyla bakacaksın çünkü son günlerde pek keyfin yoktu, beni dinliyormuş gibi yapıyordun ama aklın başka yerdeydi. Senin eski halini, her şeye boş veren, dünya umurunda değilmiş gibi lıkır lıkır gülüşünü, saçma sapan sorularını ve gölgeli muhabbetlerimizi çok özledim. Bu zorlama olacak, biliyorum, yine de denemek istiyorum.
1983’te yayımlanan ilk kitabı Pazar Güneşi’nden beri bize en olmayacak yerlerden, hiç beklemediğimiz zamanlardan, asla ummadığımız kişilerden bulup çıkarıverdiği öyküleri anlatan Cemil Kavukçu, Gölgeli Muhabbetler’de de hikâyesine kaldığı yerden devam ediyor.
Tek başına da ayakta duran ama birbirine sataşmadan da edemeyen, sonuna gelindiğinde okuyanı bir dostla vedalaşmış gibi hüzünlendiren öyküler bunlar.
Cemil Kavukçu, on yıllardır yazdıklarıyla genç yazarlara önemli bir ders veriyor: Öykü çok da uzakta değil.(Tanıtım Bülteninden)
--- Tasmalı Güvercin ---
İkinci kaptanla üçüncü çarkçı hiç keyif almadıkları her hallerinden belli olan bir bıkkınlıkla bağırışsız, küfürsüz, yorumsuz tavla oynuyorlar. Her an bırakıp kamaralarına çekilebilirler. Ben de elime geçirdiğim, iyice yıpranmış, hamur gibi olmuş elli ikilik desteyle kâğıt falı açıyorum.
Biraz sonra kamarama gidip dolabımdaki stoktan (gemide içki içmek yasak olmasına karşın, kaptan ve çarkçıbaşı dahil herkesin dolabı ağzına kadar içki doludur) bir şeyler içip kitap okumayı düşünüyorum.
Tasmalı Güvercin, öykücülüğümüzün son dönemine damgasını vurmuş yazarlardan birinin, Cemil Kavukçu'nun çok önemli bir ustalık yapıtı. Kavukçu, okurunu bambaşka bir dünyaya götürüyor. Sessiz kasabaların birer kartpostal gibi hareketsiz görünümlerinin ardında yaşanan tekinsiz, ama alabildiğine renkli dünyasına...
Bugüne kadar hakkında sayısız yazı yazılan Kavukçu, Fethi Naci'yi haklı çıkarıyor: Elini neye değse öykü oluyor.
İnce Kapak:
Sayfa Sayısı:
96
Baskı Yılı:
2014
e-Kitap:
Sayfa Sayısı:
69
Baskı Yılı:
2009
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz ---
“Biz de yalnızız. Buraya gelen herkes yalnız. Ne kadar içseler de değişen bir şey olmuyor. Ama kimse bu herifin yaptığını yapmıyor. Annesinin ölümünden girdi, gemiden çıktı. Peki, annesinin öldüğü doğru muydu?”
“Değildi Gero.”
“Şimdi öyle diyorsun ama, baştan sen de inanmıştın.”
Cemil Kavukçu’dan bir uzun öykü…Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, nereye giderse gitsin yalnızlığından kurtulamayan insanın yürek burkan portresini çiziyor. Orta yaşın üstünde, yalnız yaşayan biri, günlerden pazarsa, tüm işlerinden elini çekmiş ve aklını kurcalayan şeyin de ne olduğunu bilmiyorsa ne yapar? Feridun ve Gero, bu öykünün belki de göründüğünden daha yalnız kahramanları, Gero’nun garsonluk yaptığı meyhanede bir pazar sabahı buluşuyorlar… Ve sonra içeriye o giriyor…
Okurlarımızın çok severek okuyacağıYüzünüz Kuşlar Yüzünüz’de Cemil Kavukçu soruyor: Doğru adres var mıdır?
(Tanıtım Bülteninden)
--- Başkasının Rüyaları ---
Cemil Kavukçu'nun iki yıllık bir aradan sonra çıkardığı yeni öykü kitabı Başkasının Rüyaları, öyküler arasındaki tuhaf ilişkiyle dikkat çekiyor. Kavukçu, bu kitabında nasıl ve neden yazdığının peşine düştüğünü hissettiriyor, yazarlığının perde arkasını aralıyor. Şimdiye kadar olmadığı kurmaca ile gerçek, düş ile gerçek dünya arasındaki hem keskin hem belirsiz sınırda gezinirken, yazarla anlatıcı, anlatıcıyla öykü kahramanı, öykü kahramanıyla yazar birbirine karışıyor, birbirinin içinde eriyor; kimin kim olduğunu unuttuğumuz bir dünyaya sokuluyoruz. Tüm öykülerin içinde gezinen aynı anlatıcı ve kahramanlar sayesinde öyküler aynı hayatın farklı zamanlarda çekilmiş fotoğrafları gibi bir süreklilik kazanıyor. Rüya ile gerçek arasındaki ince çizgide ustaca dolaşan Cemil Kavukçu, belli ki zarını rüyadan yana atıyor ve kendini olduğu kadar okurun da uzun bir rüyanın değişik gecelere, değişik zamanlara bölünmüş labirentlerinde gezdiriyor. Belki de bütün hayatımızın, çocukluğun o istenmeden içine sürüklendiğimiz ikindi uykularından başlayarak bir rüyadan başka bir şey olmadığını söylemek istiyor.
--- Temmuz Suçlu ---
Cemil Kavukçu, kendi okurunu yaratmasını başarmış yazarlardan. Bunun nedeni biraz da kendi dilini ve üslubunu yaratabilmiş, kendisini başka öykücülerden ayıran çerçeveyi başarıyla çizebilmiş olmasında yatıyor. Uzun yıllardır yazmanın kazandırdığı ustalığı Cemil Kavukçu'nun her kitabında görebilmek olası. "Temmuz Suçlu", yazarın daha önceki öykü kitaplarından derlenen bir çalışma. Cemil Kavukçu'nun Can Yayınları'nda çıkan üç öykü kitabını okumuş olanlar, bu kitaplardaki ustalığı, başarılı anlatımı, lezzeti "Temmuz Suçlu"da da bulacaklar. Cemil Kavukçu, yazma heyecanını hiç yitirmeyen yazarlardan. Küçük gözlemlerden yola çıkarak oluşturduğu ve temeline insanı oturttuğu öykülerinde, insanın çevresiyle olan ilişkisini, içsel yaşamını, yalnızlığını, umarsızlığını, umutlarını ve umutsuzluklarını anlatıyor; toplumun ve çevrenin içinde kaybolan küçük insanların evrensel öykülerini. Eleştirmen Fethi Naci'nin "tam bir anlatı ustası" dediği Cemil Kavukçu, yalın dili, abartısız ve son derece akıcı anlatımıyla bir kez daha bir okuma şöleni sunuyor bizlere.İnce Kapak:Sayfa Sayısı:199Baskı Yılı:1998e-Kitap:Sayfa Sayısı:153Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Yalnız Uyuyanlar İçin ---
Apartman girişinde, sol yanda, duvar boyunca sıralanan posta kutularından 39 numaralısı bana ait. Ondan yeterince yararlandığım söylenemez. Öbür kutular gibi (özellikle 12, 17 ve 28) zarflar ve katlanmış dergiler taşmıyor içinden. Posta kutuları bir uygarlık ölçütü olabilir mi, diye düşündüğüm oluyor zaman zaman. Ama elektrik, telefon ve su faturalarının bana ulaşmasındaki işlevi düşünüp avunuyorum. Bazen de tek tük el duyuruları buluyorum: 'Kuaför Necmi', 'Sekiz Ayda İngilizce Öğretiyoruz,' ya da 'Can Pizza-Evlere Servisimiz Vardır'. Mektup gelmez, çünkü yıllardır kimseye yazmıyorum. Kredili alışveriş yaptığım firmalar dışında bayram ve yılbaşı kartı gönderen de olmaz. Ne bir dergiye aboneyim, ne de gazeteye. Bu nedenle çantamda taşıdığım küçük anahtarı çok az kullanıyorum.
--- Gemiler de Ağlarmış ---
'Bendeki asıl değişimin Cemil Kavukçu ile birlikte olduğunu söylemem gerekir. Cemil Kavukçu'yu önceden de biliyordum bilmesine, ama Uzak Noktalara Doğru bambaşka etkilerle gelmişti. İşte, demiştim, geçen kuşakların usta öykücüleriyle aynı düzeyde alınabilecek bir öykücü; bizim kuşağımızdan, hiçbir desteğe gereksinim duymadan kısa sürede adını okura duyurabilecek. O günden beri bütün yazdıklarını okuyorum. Ondaki sıradan dünyaların çarpıcılığı, öykü dilinde yakaladığı apayrı, ayrıksı dilin biricikliği, hiç anlatılmamış insanları el değmemiş ayrıntılarla kurmaca kişilere dönüştürme becerisi, ergenlik döneminin yazılmamış öyküleri, Cemil Kavukçu'yu edebiyatımızın gündemine ciddi bir biçimde getirdi.' Semih Gümüş
--- Patika ---
Birden her şeyi sana yazabileceğimi düşündüm. Evet, sana! Çekmeceleri hızla açıp kapadım, inanmayacaksın ama kâğıt arıyorum. Yok. Eskiden masamın üzerinde not almak, bir şeyler karalamak için bir yüzü kullanılmış kâğıtlar ve çeşit kalemler olurdu. Ama hiçbiri yok. Karşımdaymışsın gibi, konuşuyormuşuz gibi sana yazacağım. Uzun bir mektup olacak. Uçurum mektubu; başı sonu belirsiz. Koyu duman rengi bir boşluk, dibini göremiyorum. İçimi sana dökeceğim.1987 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü kazanan Patika Cemil Kavukçu’nun ikinci kitabı. Kimi kısa kimi neredeyse bir novella uzunluğundaki bu öykülerinde Kavukçu sıradan insanların günlük yaşamı kadar iç dünyalarına da odaklanıyor; tekdüze akıp giden olaylar karşısında yaşadıkları sıkıntıları, çözümsüzlükleri, özlemleri ve katı gerçekler karşısındaki tepkileri gözler önüne seriyor. Usta öykücü yazarlık kariyerinin daha başlarında gözlem gücü ve yaratıcılığını, insan psikolojisini kavrayışındaki derinliği ortaya koyuyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Üstü Kalsın ---
Çünkü her sorunun yanıtı doğada. Bulutların yarattığı bunca karmaşanın anlamı şu; sen de her an, anbean değişiyorsun, bunu görüyor ve hissediyorsun. Yakıcı düşüncelerin gücü yok artık üstünde. Kurtulacaksın. Onsuz yazabilmek, okuyabilmek, duyabilmek, görebilmek, onun dışında kalabilmek ayrı bir büyü, ayrı bir yürek. Öykücülüğümüzün usta kalemi Cemil Kavukçu, yeni öykülerini Üstü Kalsın'da bir araya getiriyor. İnsanın insanla, doğayla ilişkisi, kendi iç dünyasıyla ilişkisidir aynı zamanda. Kavukçu, kahramanlarını öyle yerlerinden yakalayıp anlatıyor ki, sonunda okur kendisini, adına öykü dediğimiz aynanın karşısında çırılçıplak buluveriyor. Üstü Kalsın, aklınızdan çıkmayacak öykülerden oluşuyor.(Tanıtım Bülteninden)Sayfa Sayısı:112Baskı Yılı:2014Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları
--- Dört Duvar Beş Pencere ---
Geçen kuşaklardan sonra öykü edebiyatımızda derin bir iz bırakmaya aday hangi öykücü geldi, diye sorulursa ben kendi payıma ilkin Cemil Kavukçu’yu söylüyorum. Okuru etkileyen ve
düşündüren öyküler yazıyor o.
Semih Gümüş
Başlayınca temposuna katıldığınız bir anlatımı var Kavukçu’nun. Üslubu, konuşma üslubuyla yazı üslubu arasında kurulan bir sentezden doğuyor gibi.
Doğan Hızlan
Konuşmalarda, kişileri, kendi düzeylerine göre, kendilerine özgü “dil”leriyle konuşturmakta çok usta; hiç abartı yok; hem hikâyeye inandırıcılık veriyor, hem de okura ayrı bir dil tadı.
Fethi Naci
Yazarın her kitabıyla bir “aşama” yapması zorunluluğuna inananlardan değilim ama Cemil Kavukçu’nun buradan nereye gideceğini yine de merakla bekliyorum.
Füsun Akatlı
Dört Duvar Beş Pencere, yer yer fantastik öğeler içeren, kimi zaman gerçekdışına kayan, çoğunlukla da sonu açık öykülerden oluşuyor. Cemil Kavukçu’nun daha önceki öykülerinden farklı bir çizgide yer alan bu öyküler, yazarın edebiyat serüveninde önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Uzak Noktalara Doğru ---
Edebiyat dünyasına son yıllarda katılan ve yazdığı öykülerle büyük ilgi toplayan Cemil Kavukçu' yu, Can Yayınları' nda ilk kez Uzak Noktalara Doğruadlı bu öykü kitabıyla tanıtmıştık. Daha sonra Yalnız Uyuyanlar İçin adlı ikinci öykü kitabını çıkardık.Cemil Kavukçu, değişik kurgulu, buruk bir tat bırakan öykülerinde, okuru, nasıl bir serüvene doğru sürükleneğini bilemediği bir yolculuğa çıkarıyor. Öykünün, bittiği yerde başladığı izlenimi ediniyor okur ve yazarın bıraktığı yerden alıp sürdürmek istiyor öyküyü. Kesin bir sonuca bağlanmayan dertler, düşler, umutlar dile getiriliyor bu öykülerde. Ders vermeye kalkışmıyor yazar, yol göstermek istemiyor; anlatımı paylaşması, öyküyü sürdürmesi için kışkırtıyor sanki okuru. Kendilerine doğru yolculuklar tasarlayan insanların öyküsü anlatılıyor kitap boyunca; kimi öykülerde hiç başlamıyor bu yolculuk, kimileriyse yarı yolda yitip gidiyorlar.
--- Maviye Boyanmış Sular ---
Cemil Kavukçu’nun deniz temalı öyküleri bir arada… Öyküseverlerin, Cemil Kavukçu hayranlarının, deniz öykülerine meraklı olanların kaçırmaması gereken çok özel bir seçki…
Bir deniz günlüğü tutmadım. Gemide çalıştığım yıllarda da bir ikisi dışında denizle ilgili öykü yazmadım. Anlatıldıklarında ilginç gelebilecek bazı olayları öyküleştirmeyi hiç düşünmedim. O ortamdan uzaklaştıktan sonra bende bıraktığı izlerin bazıları öykü kapılarımı çaldı. Bu hep böyle olur; belki de bir özlemdir. Yazın kış koşullarındaki öyküler, soğuk kış günlerinde ise bunaltıcı sıcaklar çağırır beni.
Değişik zamanlarda yazdığım deniz öykülerimin bir arada olmasını çok istiyordum. Onları toparlamak için kitaplarımı taradığımda şaşırdım; çok dağınıktılar ve sayıları sandığımdan azdı. On beş yılın ürünü sadece on üç öyküydü.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Örümcek Kapanı ---
Her şey öykü olur mu? Yazar, tanık olduğu, yaşadığı, işittiği her ilginç olaydan bir öykü çıkarır mı? Öykü fikri nereden gelir, nasıl gelişir ve okuru büyüleyen bir metne nasıl dönüşür? Örümcek Kapanı, bu konuların çevresinde dolaşan bir deneme kitabı.Cemil Kavukçu, uzunca bir süredir yalnızca öykü değil, öykü sanatı üzerine yazılar da yazıyor. Örümcek Kapanı’nı özel bir kitap yapan, Kavukçu’nun kendi yazma yöntemlerini, öyküye ilişkin düşüncelerini tüm açıklığı ve yaşamından örneklerle anlatmış olması. Denemeleri okurken, 60’larla 70’lerin İnegöl’üne, anısı unutulmayan ilkgençlik yıllarına, sanatla tanışılan ve o zorlu örümcek kapanına girilen asi çağa uzanacak, bir yazarın kendi yaşamının içinden sanatını nasıl bir mücadeleyle söküp çıkardığını göreceksiniz. Kitapta Cemil Kavukçu’nun sevdiği öykücülerle ilgili düşünceleri, önemli bulduğu öykülerin çevresinde giriştiği çözümlemeleri de var. Edebiyat okurları için çok değerli bir elkitabı daha.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Dönüş ---
Cemil Kavukçu, Sait Faik Hikaye Armağanı sahibi usta bir öykücü. Bu kez, ilk romanıyla yepyeni bir 'merhaba7 diyor okurlarına. Öykülerinden tanıdığımız ustaca anlatımı, kıvrak diliyle daha ilk sayfadan romanın içine çekiyor, sürükleyip götürüyor. 1980 öncesinin çalkantılı döneminin yıktığı, dört bir yana savurduğu genç insanlardan biridir Vedat. İnandığı her şeyi ve herkesi, hatta kendi benliğini ve kimliğini bile yitirmiş, çökmüş yaşamıyla baş başa kalmıştır.
--- Mimoza'da Elli Gram ---
Mimoza'da Elli Gram, edebiyatımızın yetiştirdiği en önemli öykücülerden birinin, Cemil Kavukçu'nun yeni öykü kitabı. İlk kitabından bu yana eleştirmenlerin övgüyle söz ettikleri öyküleri ile Kavukçu öykücülüğümüze yepyeni bir hava kazandırmış, okurları yeni insan tipleriyle tanıştırmıştır. Kavukçu'nun öykü kişileri yaşamın tam anlamıyla "kıyısında" yer alırlar; kimsesiz parklarda, meyhanelerde bir başlarına ya da benzerleriyle bir arada bulunur, çıkışı, sıkıntılı yaşamlarından kurtuluşu, asla bulamayacaklarını bilseler de, yine kendi yaşam biçimlerinde ararlar. Bu nedenle bu öyküler hem yalın biçimleriyle hem de yazarının ince, usta işi gözlemleriyle bu kişilerin birer anıtına dönüşmüştür. Mimoza'da Elli Gram, usta öykücünün okurlarına sunduğu bir gösteri, bir okuma şöleni kitabı.
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
