--- Gizli Hava Müzesi ---
Güneşli bir mayıs günü Café P.’de espresso içerek Eğer Bir Kış Gecesi Bir Yolcu’yu okuyan Massimo Benetti, kitabı bitirdiğinde neredeyse kederli bir şekilde iç çekti, ardından, sanki elinden birşey gelmezmiş gibi gülümsedi: Italo Calvino’yu öldürmesi gerekecekti.Gizli Hava Müzesi 1995’te ilk yayımlandığında Cortázar, Calvino, Barthelme, Asimov, Burgess ve Borges tarafından yazılmış altı öyküden oluşan bir derleme gibi sunuldu; yazarının adı kitabın hiçbir yerinde geçmiyordu. Barthes haklı mıydı: “Yazar” ölmüş müydü, yoksa metin gidip yazarını bulacak mıydı? Okurlar, Gizli Hava Müzesi’nin gerçek yazarını kısa sürede saptadı, kitabın yedi yıl sonraki baskısı da yazarının adı altında yapıldı.Gizli Hava Müzesi, nasıl gizlendiğine bakarak yazarı görünür kılmanın yollarını araştırıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Sözcüklerin Anlamı ---
Dünya delirirken, bir yanda hayat bir yanda da "akış" zıvanadan çıkmışken iki kişi bir aşkı yaşatabilir mi?Tüm dünyayı etkileyen üç günlük genel elektrik kesintisinden kısa bir süre sonra, sıcak bir yaz günü yolları kesişen Demir ve Duru, günlük yaşamlarının sakin düzeni içinde birbirlerini severler ve İstanbul'un ufak bir mahallesinde kendi halinde bir ilişki başlar. Oysa dünyada ve ülkede olayların ardı arkası kesilmemekte, sosyal medya "akış"ları ve yapay zeka, insanların yaşamlarına giderek daha da çok müdahale etmektedir. İki sevgili, kendilerine ait bir dil geliştirerek aşklarını korumaya çalışır ama bunun da bir bedeli olacaktır.Sözcüklerin Anlamı, okurun dikkatini dağıtarak amacına ulaşan benzersiz bir roman.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Sincaplı Gece ---
Fotoğraf karelerindeki adam önce yazmayı bitiriyor, ardından kağıdı kaldırıyor, yazı okunuyor son karede:FOTOĞRAFLAR BİZİ ÖLDÜRÜYOR.Gözleri içimi oyuyor. İskemleye çöküyorum. “Aferin Emine,” diyorum. Nasıl birşey yaptım ben.Emine bir mucit; son icadıysa beyin dalgalarını renkli haleler halinde görünür kılan, zihnin ışığını kaydeden bir fotoğraf makinesi: Mindy. Dünyayı kasıp kavuran Mindy ile çekilen fotoğraflarda tuhaf bir şey ortaya çıkıyor: Bazı insanlarda hiç hale yok; üstelik fotoğraf çekildiği sırada orada da değiller. Onlara “halesizler” deniyor – kayıp insanlar, hayaletler, belki de başka bir dünyanın sakinleri.Bir yandan uluslararası şirketlerin hırsı, devletlerin baskısı ve istihbarat oyunları, diğer yandan İstanbul’un arka sokakları, ormana bırakılan sincaplar, kaybolmuş hayatlar. Emine bu karmaşanın içinde ilerlemeye, aşık olduğu adamı ve onun insanlarını kurtarmaya çalışıyor.Cem Akaş Sincaplı Gece’de teknoloji, siyaset ve metafiziğin kesiştiği benzersiz bir kurgu yaratıyor. Roman, okuru ilk sayfasından itibaren çarpıcı sorularla yüzleştiriyor: Hangi gerçeğe bakıyoruz, hangi gerçeği yaratıyoruz, neye inanıyoruz, bize kim inanıyor?
(Tanıtım Bülteninden)
--- Gitmeyecekler İçin Urbino ---
Marx’ın doktora tezinde mealen dediği gibi, bazı şeyleri bilmek istemeyişimizin iyi nedenleri olabilir, insan doğası kendini korumaya güdümlüdür, yine de bu, istemediğimiz bazı şeyleri müthiş bir kesinlikle bildiğimiz ve bu bilgi karşısında tümüyle güçsüz kaldığımız gerçeğini değiştirmez…
Ortaçağ Avrupa’sının kültür başkentlerinden, bugünün kültür turizmi merkezlerinden Urbino, bir gecede kan gölüne dönüyor – nereden çıktığı belli olmayan iki genç kadın, nedeni ancak kitabın yapbozu tamamlandığında anlaşılan bir katliama imza atıyor.
Gitmeyecekler İçin Urbino, bu katliamı bizzat düzenleyicilerinin ağzından aktarıyor, katliamdan sağ çıkanların tanıklıklarına başvuruyor, son olarak da en az yarısı uydurma bir şehir rehberiyle daireyi tamamlıyor.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Y ---
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)
Y kromozomunun yeryüzünden silinmiş olduğu, artık yalnızca kadınların yaşadığı bir dünya. Geçmişin siyasetinden, ekonomisinden, toplum yapısından, kültürel birikiminden, ilişki biçimlerinden nefret edilen bir dünya bu, çünkü hepsi erkek yapımı. Artık yeni kurallar var, çünkü eski insanlar yok.
Constantine, böyle bir dünyaya doğan bir erkek çocuk. Nasıl olduğu bilinmiyor. Onu kapılarının önünde bulup evlat edinen iki kadın, oğullarını tam bir kız gibi yetiştiriyor ve cinsiyetini herkesten –özellikle de devletten– gizlemeyi başarıyorsa da, bu yolun sonunun kısa sürede gelmesinden korkuyorlar.
Y, kadınlar ve erkekler üzerine, arada sıkışmalar ve geçişler üzerine, toplum üzerine, ama en çok da koca dünyada yapayalnız kalmak üzerine bir mücadele romanı.
Editör:Sırma Köksal
--- 19 ---
Küçük ruhluydu.
Ruhu iyi bir ruhtu belki, oldukça temiz kullanılmıştı, kendi sınırları içinde sağlam, işe yarar bir ruhtu, ama yetmiyordu; kalkıştığı işi başarabilmek, bu ruhun harcı değildi.
M, ruhundan intikam almanın yollarını aramaya başladı.
M, vahiy bekleyen peygamber tedirginliğiyle, “Gerçek’ten daha edebi, Edebiyat’tan daha gerçek” romanını yazmak için ilham bekliyor. Kendi içine, sokaklara, geceye, taşraya, kaya kiliselerine yöneliyor ama bir türlü yazamıyor. Sonra önünde bir aşk ve bir kapı açılıyor o kapıdan geçmeyi seçince geliyor yıkım; M öyle bir dağılıyor ve dağıtıyor ki, onun nasıl bir insan olduğunu ve ilahi adaletin ona nasıl bir son hazırladığını merak etmeye başlıyor okur.
Kuran’ın sure yapısı üzerine kurulu olan 19, bu asal sayının katlarına dayanıyor.
19x11=114 bölüm
19x50=950 cümle
19x1353=25707 sözcük
19x8456=160664 karakter
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
