Sepette İndirim
2.876,81 TL3.835,75 TL
--- Şarkı Okuma Kitabı ---
Bu kitapta yapmaya çalıştığım şey bazı şarkıları alıp çözümlemek ya da açıklamak değil. Şarkı kendisi için vardır, açıklaması da olmamalıdır... Buradaki şarkıların her biri hayatım boyunca tekrar tekrar okuduğum ve "okuduğum" şarkılar. Israrla çalıp söyledim onları. Hepsi de kendimi kurmamda ve yeniden kurmamda bir yere sahip. Hepsi bana hayatımla, hayatımızla ilgili sorular sordu. Ben de onlara cevap vermek için epey zaman harcadım. İşte bu sorularla, bunlar etrafındaki düşünceler var bu kitapta...
Benim için "şarkı sözü" müziğin bir aksesuarı olmadı hiçbir zaman. Söz ve müzik daima bir bütündü. Sözünü anlamadan müziği de yeterince takdir edemeyeceğimi bildim hep. Küçük yaşlarımdan beri müzikte kahramanlarım Bob Dylan ve Leonard Cohen'di: İkisi de şarkı yazarı ve şair. Onları örnek alarak başladım şarkı söylemeye. Şarkı sözü şiirdi: Özel bir şiir türü ama gene de şiir. O yüzden şiir gibi okunmayı, şiir gibi yaşanmayı hakediyordu.
Bu şarkıları nasıl seçtiğim ise apayrı bir konu. Bazılarını seçmeme şansım yoktu zaten. Suzanne, Famous Blue Raincoat, Manifiesto; bunlar eskiden beri yakamı bırakmayan şarkılar. Seçtiğim tüm şarkılar ortak temalar içermeseler de, aynı civarlarda dolaşıyor: Aşk ve ölüm, sevgi ve şiddet, dayanışma ve ihanet, teslimiyet ve umut...
Sayfa Sayısı:
152
Baskı Yılı:
2016
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
--- Edebiyat Psikanaliz ve Başka Meseleler ---
Edebiyatla psikanaliz arasındaki ilişkiyi anlamlı bir biçimde kurabilmemiz için, bu ilişkiye tersinden bakmamız gerekir. Psikanaliz bir edebiyat metninin ne değerini ne anlamını ne de etkisini değiştirebilir. Ancak edebiyat metninin eleştirel okunması, bizim psikanalizi kavramamız, anlamlandırmamız ve psikanalitik terapi ilişkisinin dışında, tüm yaşamımızda kalıcı bir biçimde geçerli kılmamız için vazgeçilmez önemdedir. Freud’un söylediği rivayet edilen şöyle bir özlü söz var: “Nereye gitsem oraya benden önce gitmiş bir şair bulurum.” Rivayetten ibaret tabii; Freud külliyatını karıştırdığınızda böyle bir söze rastlamıyorsunuz. Ancak bu anlama çekilebilecek başka bir sözü söylediğinden emin gibiyiz: “Şairler ve filozoflar bilinçdışını benden önce keşfetmişlerdi. Benim keşfettiğim, bilinçdışını araştırmanın bilimsel yöntemiydi.”Şairler ve filozoflar bilinçdışını keşfettiklerinde orada neler gördüler? Gördüklerini nasıl anlamlandırdılar? Ve son olarak: Psikanaliz onların gördüklerinden neler öğrendi, neler öğrenecek? — Bülent Somay
(Tanıtım Bülteninden)
--- Bir Şeyler Eksik ---
Bu kitap psikanaliz hakkında bir kitap değil; psikanalitik teoriden alıntılar ve tartışmalarla ilerlemiyor. Tersine, psikanalizin gündelik hayatta nasıl işe yarayabileceğine dair ipuçları sunmaya çalışıyor. Bu yüzden de en çok kullandığı noktalama işaretlerinden biri soru işareti. Çünkü, özellikle pop-psikoloji ve pop-psikiyatri alanlarında sanıldığı gibi, psikanalizin bir cevap verme/çözüm sunma tekniği değil, bir soru sorma yöntemi olduğunu söylemeye çalışıyor. ...
Sayfa Sayısı:
128
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
--- Tarihin Bilinçdışı ---
"Bir çağın hakim fikirleri, o çağın hakim sınıfının fikirleridir", amenna. Peki ama o çağın ezilen sınıflarının fikirleri, duyguları nereye gitmiştir bu denklemde? Tabii ki bastırılmış, o çağın bilinçdışına itilmiştir. O yüzden de bu "bastırılmış olanın geri dönüşünü" anlamlandırabilmek için, psikanalizin yöntemine, bilinçdışına bilinçli davranışları etkileyen, yönlendiren ve zaman zaman da belirleyen potansiyelini kavrama tekniklerine ihtiyacımız var. Devrim daima "bastırılmış olanın geri dönüşü" olarak anlamlandırılabilir. Tam da bu yüzden daima tekinsiz bir çekirdeğe sahiptir ve akıl yoluyla tam olarak kavranması mümkün değildir. Devrim hiçbir zaman simgesel düzenin yerini kibarca başka bir simgesel düzene bırakması olarak görülemez; tersine arada geçilmesi gereken bir "Gerçek" aşaması vardır ki, bu aşama tekinsiz bir dehşetle, tekinsiz bir keyifle iç içedir. Eğer çağımız kapitalizmin yeni ve bu kez kolay kolay evcilleştirilemeyecek bir krizine gebeyse, bu "Gerçek" aşamasından geçmemiz de kaçınılmaz görünüyor.
Sayfa Sayısı:
152
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
--- Fantazi Bilimkurgu ve Başka Meseleler ---
Bilimkurgu terimi icat edileli beri her on yılda bir, yaşadığımız dünyanın bilimkurguya yaklaştığı, onu yakaladığı, hatta bazen de geçtiği söylenir. Bugünlerde de öyle bir dönem yaşıyoruz: Yapay zekâ denilen şey, 1950'lerin ve 60'ların bilimkurgusunu çoktan yakaladı, yer yer de geçti. Henüz güneş sisteminden evrene açılamadık gerçi, ama bilimkurgunun "İnsan nedir?" sorusu artık çok daha acil bir gündem maddesi hayatlarımızda. Savaşın giderek daha tehditkâr bir olasılık olduğu son yıllarda, kıyamet-sonrası dünyayı hayal edebilmek hayati önem kazanıyor. Sorun belki de kapitalizmin çökerken insanlığı ve insanlığın bugüne kadar başardığı her şeyi de yanında götürmesine karşı ne yapabileceğimiz. Demek ki her şeyden önce "insan"ı ve onu insan yapan her şeyi yeniden anlamamız, anlamlandırmamız gerekiyor. Bunun için de en güvenilir kaynaklardan biri, bugünü anlamak için fantastik olanın içinden yürüyüp geçen bilimkurgu ve fantazi edebiyatlarıdır.Bülent Somay
(Tanıtım Bülteninden)
--- Çok Bilmiş Özne ---
Çok Bilmiş Özne, Bülent Somay'ın 1999-2008 yılları arasında kaleme aldığı dokuz yazıdan oluşuyor. Bu yazıların üç ana teması var: Aydınlanma anlayışı ile kendisini bunun karşısında konumlandıran postmodernist anlayışın oluşturduğu kapalı ikili yapının radikal eleştirisi. Sol'un kendisini yeniden tarif etmesi gerekliliği ve son olarak da Sol'un dikkatini tekrar işçi sınıfına çevirmesinin önemi.
Sayfa Sayısı:
208
Baskı Yılı:
2008
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
--- Tufan Göründü - Neoliberalizmin İflası Üzerine ... ---
Bu kitapta esas olarak üstünde durduğum noktalar şunlar: 1. Neoliberalizm çağında bilginin üretilmesi, iletilmesi ve dağıtılmasında yaşanan ve entelektüel mülkiyet, medya ve üniversite çevresinde yoğunlaşan derin kriz; 2. Buna bağlı olarak “Hakikat” dediğimiz, başlangıcından bugüne felsefenin esas konusunu teşkil eden ve birbirimizle anlaşabilmemiz için zorunlu olan kavramsal zemini oluşturan şeyin kaybolma eğilimine girmesi; ve 3. “Popülizm” diye adlandırdığımız, bir bakıma binyıllardır çeşitli adlar altında varolan, ama daha somut bir açıdan bakıldığında da son yarım yüzyıldır hızla yükselen yeni politik/kültürel oluşum(lar). Bunlar aslında yapmamız gereken tartışmaya bir önsöz bile sayılmaz; daha ziyade bir döküm, bazı soruların, bazı metodoloji arayışlarının yüksek sesle söylenmesi. Bundan sonrasını ise bu konuların tümünde söyleyebileceklerimiz, yapacaklarımız belirleyecek; çünkü mücadelenin sonucunda ne olacağı, mücadele boyunca yapılanların ta kendisidir, ne eksik ne fazla.
Mutlaka kaçınmamız gereken tek şey ise susup (ya da birkaç yüzyıldır ezberlediğimiz klişeleri tekrarlamakla yetinip) olacakları seyretmek ve tarihin müthiş bir iyi niyet ve merhametle bizi masum seyirciler, elinden bir şey gelmeyen gözlemciler ya da “yenik kahramanlar” olarak yargılamasını çaresizce beklemek.
— Bülent Somay
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
