Beyza Aksoy 14 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Epsilon Yayınevi Beyza Aksoy 14 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
14.916,50 TL
15.916,50 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Siyah Kuğu 3 - Göğü Kafes --- Sana aptalca şeyler yaptıran, dönüp baktığında yanaklarını kızartan ve uykularını kaçıran şeyin ne olduğunu düşündün mü hiç? Kabul etmesen de, aşktı. İsmini ne koyarsan koy: Takıntı, obsesyon, matrikste bir hata… Bağlandın. Şafak söktüğünde yalnızdın. 7’yle 4’ü topladın, 11 etti. Sence Maleficent kanatlarını çok saf olduğu için mi kaybetmişti? Çocukluğundan beri kör sağır peşinden koşturduğu aşkı başta olmak üzere her şeyi hiç yaşanmamış sayan Nil, gözlerini kendisi gibi tedavi süreci içinde olan hastalarla birlikte Enstitü’de açtığında, hayatının son yılları kayıptı. Elinde neşteri, ruhunda kesik hisleri. Çok istedi, kanayan dizlerini sürüyerek çizdiği sınırların silgisi olabilmeyi. İnsanlar bir yaranın en acı verdiği anın açılırken olduğunu söylerler. Değil, iyileşirkendir. Son yılların bir fenomeni hâline gelen Siyah Kuğu , 10. yılını üçüncü kitabı Göğü Kafes ’le kutluyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Siyah Kuğu 2-Ruh Kadehi --- “Acı sevgiden beslenir” Karanlıkta bulutlar parçalanıyor, kaldırımlarda yağmur kokusu.Burası Soyhan.Buradan, ıslanmadan çıkamazsın.“Kırılmış kanatlar, incinmiş kalpler, kaybolmuş ruhlar... Söylesene Siyah Kuğu, sen buradasın diye mi yağmur yağıyor, yoksa bulutlar da mı bize ağlıyor?” --- Siyam 2 - Kanbeyaz --- Sözleri silah etmiş kadın, elindeki silahın tetiğinebaskı uygulayan parmağını titretmez; gözü karadır. Sözleri silah etmiş bir adam ise eli tetiğe değdiği ân tereddütedeceğini bildiğinden gözü kapalı ateş eder;zorunda bırakılmıştır. Tüm hayatını geride bırakıp gerçeğin peşine düşen ve tehlikenin koynuna atılan Karaca, varlıklarını hissettiği ama ismini koyamadığı sırların üzerine kapıları kapatıp korkularının onu dört duvar arasına hapsettiği yeni hayatında; geleceğinin, geçmişini eşelediğinden habersiz şimdi. Usulca estiği için üşütmediğini düşündüğü o kış rüzgârı, öfkenin alevlerini harlıyor. Yalanlar söyleniyor, sırlar tutuluyor, gerçekler saklanıyor. Gece çöküyor. Karanlığın, sevdiği kadının elini kolunu bağladığını gören Kunt Vidar Karyeli, ipleri eline alıyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Onun Şeytanları --- İnsanları insanlar öldürür, silahlar değil. Bu devirde sözler işliyor cinayetleri, katiller değil. Beni başrolleri yakınlaştırmak için yazılan ikinci karakter, hikâyesini dinlemek istemediğin figüran olarak hatırlarsın. Ama herkesin bir hikâyesi vardır. Ve ben o sarışınım. Sen ise benden nefret ediyorsun. “Üşürken içimi sevgi ısıtmadı benim, hep çay ya da kahve içtim. Büyüdüm, büyüdüm... Büyürken sıcak şeylerle ısınamadığım kışlar geçirdim. Odamın kapısı bir gece yarısı çocuk masallarına hiç açılmadı. Bu yüzdendir belki de, yatağımın altındaki canavarlar her gece kafamda cirit atardı. Anneme söyledim, babama da... Susmayı böyle öğrendim: Saat 8'de, yemek masasında.” (Tanıtım Bülteninden) --- Siyam 4 - Mare --- Hayata dair bildiğin ne varsa yalan... Kaç yaşında olursan ol yeniden başladığın günler gelecek. Kapıyı tıklatıp hazır olup olmadığını sormayacaklar ya da bir çanta hazırlayıp çıkacak vaktin olmayacak bulunduğun yerden; seni aniden yakalayan bir savaşın ortasında silahsız ve savunmasız kalacaksın. Kaç tanesinden sağ kurtulabilirsen, o kadar sağlam basacaksın ayaklarını yere Seni omuzlarından tutup sarsacaklar koca koca adamlar ağla, bağır, tepki ver diye. Şiddeti gittikçe katlanacak her seferinde. Katlanamadığın noktaya geldiğinde gözlerini kırparken bir kez daha düşün çünkü karanlığın ardından göz kapaklarını kaldırdığında başka bir savaş alanında olacaksın. Sen kadınsın. Vazgeçtiğin, yenildiğin, yorulduğun zaman savaşın başlar. Terini silip gölgesinde dinlendiğin meşe ağacından uzaklaş, dönemezsin; odunu yaşken yakmak zordur ve en zehirli duman hayatta kalanlardan çıkar. Savaşırlar çünkü kalmak için. Hayatta. (Tanıtım Bülteninden) --- Denizimsi - Martıya Aşık Balık --- O çikolatadan nefret eden ama deli gibi çikolatalı süt içen ironik bir kişilik. Gözlerinin mavisi ruhuna yansımış bir balık… Onun özel kelimeleri, çileden çıkaran bir içsesi, nefret ettiği büyük mavi gözleri var. Onun silahı kelimeler; öyle ki, tek bir kelimenin binlerce tekmeye eşdeğer olduğunu biliyor. Kendini nefes alan bir ölü olarak tanımlıyor, kaderinin acı çekmek olduğuna inanıyor… En mutlu anlarında bile.Ve şimdi ise bir martının kanatları altında korkusuzca yaşıyor. "Ben en çok martıya âşık olan balık için üzülüyorum… Yanına gitse mutlu olur ama ölür. Suda kalsa yaşar ama uzaktan izler sadece. Dokunamaz. Öpemez. Hissedemez. Sarılamaz. Gözyaşını silemez. Acısına ortak olamaz." --- Vernem Nidahen - Açık Yaralar ve Dikiş İzler 2 --- İnsanın en büyük savaşı kendi iç dünyasıyladır ve hayat, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman aralığında, gerçekle hayal arasında biriktirdiğin anılardan ibarettir. Anıların seni geçmişe bağlar da bazen bunlar ruhunu sıkar, bedenin dar gelir. Ölümün soğuk kollarına atlayacakken bir seçimle tekrar her şey değişir.İşte Liva, tam da bu ince çizgide gidip gelirken derin okyanuslarında yok olduğu Pars'la karşılaşır ve kendisini çok bilinmeyenli bir denklemin ortasında buluverir.Çıkış yolunu buldum derken sır perdelerinin arkasında kaybolur.Acaba Liva, bu beklenmedik olaylar karşısında gardını alıp çarpışacak mıdır yoksa mücadele gücünü tamamen kaybedip her şeyden vaz mı geçecektir?Ya yaraları, can kırıkları... Onları tek bir yara bandı kapatabilecek midir?Bir dikiş, iki dikiş, vazgeçiş.En büyük yaran ilk vazgeçişindir.En çok ilk vazgeçişlerin izi kalır.Çünkü izi kalan yara, hiç iyileşmemiştir aslında. (Tanıtım Bülteninden) --- Siyam Kış Güneşi --- (Tanıtım Bülteninden) --- Açık Yaralar ve Dikiş İzleri --- “Hiç kimse özgür değildir. Herkes kendi zihninin esiridir.” Daha karanlık, belki biraz da mavi; ama asla yeteri kadar aydınlık değil. Siyah Kuğu serisiyle karanlıkta kalmış kapılardan birini aralayan Beyza Aksoy, Açık Yaralar ve Dikiş İzleri ile çok daha fazlasının anahtarlarını elinde tutuyor. Önce hayaller ölür. Ve unutmayın, karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde bir daha asla eskisi gibi olamazsınız. “Pencereleri kapatsan da dışarıdaki kötülüğün içeriye sızacak bir yol bulduğunu biliyorum ama yine de ışıkları söndürüp onlarla körebe oynayabilirsin,” diye mırıldandım. “Direksiyon başında sinirlendiğinde hızı artırabilirsin, dışarıda koşmaya başlayabilirsin ama öfkeni sindirmeyi öğrenmezsen kafanın içindeki o bir metrekarelik alanda felç geçirirsin.” Çantamı çıkardım ve kucağıma aldım. “Bir de...” Paketten bir tane çıkardım. “Yaralarını kapatmak yerine açıkta bırakırsan insanların ellerine kolayca mikrop kapmanı sağlayacak yegâne silahı vermiş olursun. Zehirli iğneyi. İğne asla zehre batırılmamıştır, onu tutan insanlar zehirlidirler.” Çantamın fermuarını kapattım. “Sonra dikiş izi kalır. O iz geçmiyor.” (Tanıtım Bülteninden) --- Serçeler Ağladığında --- Asil Vasilyev kanı, çocukluğundan beri yasaklar ve kısıtlamalarla büyüyen Talya’nın damarlarında kaynamaya başladığında gerçeklerle arasında yalnızca bir tabut, ıssız bir kalp ve mühürlenmiş dudakları vardı. Sessizliğin seni yaşatacağını düşünüyorsan yanılıyorsun. Boğazından zehir zıkkım olup inerken soluk borunu tıkayan her ne varsa tükürmeliydin. Belki de şeytanın derinliğiyle seni pençeleri arasına alıp canını sıkan ama asla öldürmeyen zehir gözleri vardır. İstediğini sandığı şeyi söyler durur, körkütük koşar peşinden her şeyin kalbini attıran. Belki de şeytanın, göreni tekrar döndürüp baktıran bir güzelliği vardır ve tek isteği o çok sevdiği adamın göğsüne elini daldırabilmekken tek amacı aslında avuçlarının arasına aldığı taştan kalbi sıkabilmektir suyu çıkana dek çünkü derdi intikam almaktır. Ama bu tam da şeytanın söyleyeceği bir şey ne de olsa, Tanrının cennetinden çoktan kovulduktan sonra.(Tanıtım Bülteninden) --- Siyam 3 - Küllerinden --- Külden doğan, ateşe aittir. Sırların ihtişamlı kafesi, içine aldığı masumu tehlikelerden korur sananlar; en büyük zararı bilinmezliğin verdiğinin farkına vardığında artık gerçekleri konuşmak için çok geçtir. Ne zaman aydınlatmayı bıraktı ay geceyi de; bu karanlığının kucaklamasına izin verdin zayıf ve yorgun bedenini? Dönme dolap durduğunda. Göğüs kafesinin, güvende tutabilecekmişçesine içine sakladığı o zavallı kalbini nerede bir yabancının acımasız ellerine teslim ettin? Hüzzam makamında. Ve o kulağında çınlayan aynı eski ninni uykuya yatırmadığında seni artık geceleri, dört duvar arasında tek başına; bir adam boyu toprak yutmuş gerçekler kanlı canlı ne zaman karşına dikildi? Masallara inanmayı bıraktığında.(Tanıtım Bülteninden) --- Siyah Kuğu 2 - Ruh Kadehi --- “Acı sevgiden beslenir” Karanlıkta bulutlar parçalanıyor, kaldırımlarda yağmur kokusu.Burası Soyhan.Buradan, ıslanmadan çıkamazsın.“Kırılmış kanatlar, incinmiş kalpler, kaybolmuş ruhlar... Söylesene Siyah Kuğu, sen buradasın diye mi yağmur yağıyor, yoksa bulutlar da mı bize ağlıyor?” --- Siyah Kuğu 1 --- "Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz? Teninizi yakan güneşe gülümseyin.Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde, bir daha asla eskisi gibi olamazsınız." Ve kan sızıyor, bir kuğunun dinmeyen uğultusundan. Mumu üfleyip siyahıma karanlığını süren tanıdık dudakları gözlüyorum şimdi; boğazından dökülen her bir söz ayrı bir melodi. BİR İLAHİ. YA DA AĞIT. AYIRT EDEMİYORUM ARTIK. Gökyüzü aydınlık diye mi üzülüyorsunuz? Teninizi yakan güneşe gülümseyin. Çünkü karanlığın içindekileri bir kez gördüğünüzde, bir daha asla eskisi gibi olamazsınız. --- Siyah Kuğu 3 - Göğü Kafes - Kutulu Set --- Sana aptalca şeyler yaptıran, dönüp baktığında yanaklarını kızartan ve uykularını kaçıran şeyin ne olduğunu düşündün mü hiç? Kabul etmesen de, aşktı. İsmini ne koyarsan koy: Takıntı, obsesyon, matrikste bir hata… Bağlandın. Şafak söktüğünde yalnızdın. 7’yle 4’ü topladın, 11 etti. Sence Maleficent kanatlarını çok saf olduğu için mi kaybetmişti? Çocukluğundan beri kör sağır peşinden koşturduğu aşkı başta olmak üzere her şeyi hiç yaşanmamış sayan Nil, gözlerini kendisi gibi tedavi süreci içinde olan hastalarla birlikte Enstitü’de açtığında, hayatının son yılları kayıptı. Elinde neşteri, ruhunda kesik hisleri. Çok istedi, kanayan dizlerini sürüyerek çizdiği sınırların silgisi olabilmeyi. İnsanlar bir yaranın en acı verdiği anın açılırken olduğunu söylerler. Değil, iyileşirkendir. Son yılların bir fenomeni hâline gelen Siyah Kuğu , 10. yılını üçüncü kitabı Göğü Kafes ’le kutluyor. Kutu İçeriği Siyah Kuğu 3 Göğü Kafesi (Şömizli Sert Kapak) Karakter Kartları Ayraç Poster (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.