Sepette İndirim
1.411,88 TL1.882,50 TL
--- Diken Ucu ---
Kimsesiz kalmışım gibi. O çok sevdiğim yalnızlığım, tek başınalığım her neyse işte içimi ürpertiyor. Karnımdan göğüs boşluğuma, oradan genzime bir şey sızıyor. İçimin buzu eriyor diyeceğim, değil,erimeden yayılıyor, yayıldıkça taşlaşıyor. Taşın eriyik haliymiş anlaşılan, giderek kuntlaşıyor. Yalnızlıkla baş edilir, nedir işte, zaman geçer insan değişir, ama bu başka, zamanın geçeceğinden emin değilim. Yok, yalnızlık değil bu. Evden çıkarken aklımın ucunu kemiren şey kendine yer yapıp yerleşiyor. Bu kuntluk onun işi. Koyu gölgesi düşüyor her şeye -denize bile-, zamanı durduran da o; bu ıssızlık onun gölgesi.
2011 Haldun Taner Öykü Ödülü’ne değer görülen Diken Ucu’nda, mayası tutacak gibiyken kesilenler, bitiştikleri yerden kopanlar, gecenin sonunda iki yana düşen kollar, huzurlu tablolarda huzursuz ayrıntılar çıkıyor karşımıza. Sessizlikteki sesi, sadelikteki zenginliği duyuran öyküleriyle Behçet Çelik, içimizdeki bir yerlere çok önceden batmış, zamanla sızısı geçer zannettiğimiz diken uçlarına dokunuyor.
Diken Ucu, başlamamış şenliklerin ertesi.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Herkes Kadar ---
Olmayacak şey, Ağbim aradı akşamüstü. "Akşam size geleceğiz," dedi, evde miyiz, değil miyiz, sormadan. Niye geleceğini kestirdiğim için sesimi çıkartmadım. Sesi donuktu; hal hatır sorma faslını kısa tutmuş, sesindeki sert ton canımı sıkmıştı. Masamda biriken işleri temizleyecektim o gün, elimi süremedim, çakıldım kaldım öylece. Nicedir, sağda solda, "Kimse ne üzer ne sevindirir beni," diyor, insan sözünün hep yalan olduğundan dem vuruyordum. Birden, anladım ki her şeye rağmen birisi kalıyormuş, sözleri derinlerden ses getiren. Behçet Çelik, Herkes Kadar'da dünyalarımızın bazen birbirine ne kadar benzediğini, bazen de bu benzerlikler arasında sıkışıp kalan farklılıkların dünyamızı nasıl da bambaşka bir şeye dönüştürdüğünü anlatırken, bir yandan da arkadaşlıkta, aşkta ya da ailede, iki kişi arasında oluşan görünmez bağların hayatlarımıza dokunduğu yerlerde bıraktığı izlere ışık tutuyor. Sadece bir eyvallah diyerek çıkıp gidenlerin, geçmişi bugün gibi içinde taşıyanların, gençliklerini öğrenci evlerinin heyecanına yatıranların, neden çağırıldıklarına bir türlü anlam veremeyenlerin, bir başkasının gözlerinde kendini görmeye çabalarken hüsrana uğrayanların hikâyeleri ve yine hayatlarımızın akışındaki –durgun ya da gerilimli– ritmi derinden hissettiren bir dil…
Çağdaş edebiyatımızın önde gelen yazarlarından Behçet Çelik'ten hayatımızın zamanla kıyıldığı anları hatırlatan öyküler...
(Tanıtım Bülteninden)
--- Patikaların İyi Yanı ---
Bu kez bir şeye benziyor susuşu, hem de çok benziyor. Halasının eskiden sabah akşam dinlediği, yaşlı adamların soluk almadan uzun upuzun cümlelerle yasak bir aşkı, yaralı bir sevdayı, ölüp gidenlerle acıyla kalanları anlattıkları, derin bir soluk alıp yeni bir cümleye başlamadan önce tek bir kelimeyi atılamadığı için ağdalanıp göğüs boşluğuna yayılanbir çığlığı titreterek yineleyip durdukları şarkılara benziyor.
Öykücülüğümüzün usta isimlerinden Behçet Çelik, geçirimsiz kale duvarlarına çevirdiğimiz sıkı dokulu hayatlarımıza apansız düşen ışıkların yarattığı siluetleri; seyrelme, dağılıp ortalığa saçılma ya da her şeyin şeklini yitirip bir büyük eriyikte birleşmesi telaşlarımızı; yolagirdim yoldan çıktım derdi duymaksızın aşındırdığımız patikaları; şehrin tozunun güneşe ait zannedildiği saatleri; bir düşünceden ya da bir olasılıktan düşerken dönen başlarımızı,Türkçenin en ince, en özenli haliyle anlatıyor.
Patikaların İyi Yanı, zamana atılmış edebî bir çıpa, hem sabit hem değil, öncesiyle sonrasını da sezdiğimiz, uzayıp kısalan bir şimdiden öyküler.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Gün Ortasında Arzu ---
Kaldırımın altında cinayetlerden, katliamlardan, sahipsiz cesetlerden, tuzaklardan, havaya uçan, uçuran, uçurulan hayatlardan oluşmuş,katılaştıkça katılaşmış, yanık kokan bir alaşım akıyor. Dünya kanıyor, çürüyor kaldırımın altında; kimse farkında değil. Kaldırımın üstünde oyunlar oynuyoruz; evlilik oyunları, para kazanma, kaybetme oyunları, tatile çıkma, dinlenme, yorulma, sevişme, hatta dünyayı değiştirme oyunları. En fenası, “biz oyunun farkındayız” oyunu.
Behçet Çelik’in 2008 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’na değer görülen kitabı Gün Ortasında Arzu, hem anlatılanların özgünlüğü, hem de anlatış biçimi ve dilin dönüşümüne sağladığı katkıyla çağdaş öykücülüğümüzün dikkat çeken kitaplarından biri.
Dünyanın kıyıcılığına karşı kapatılan fallar; babaevine dönüşler, dönemeyişler; hayatın çoğu zaman eli belinde sorduğu hesaplar; dibinde sessizce bekleneneşikler; kukumav misali askıda kalışlar; ilk kez anahtarla açılmak zorunda kalınan kapılar; doğru ritmi bir türlü tutturamayan kalp atışları; ikili ilişkilerin rengârenk halleri; arkadaş mavraları...
Behçet Çelik, hayatla aramızdaki bağı elinde tutuyor. Bu bağın bazen gevşek, bazen gergin bazen de kördüğüm olabileceğini gösteriyor. Gün Ortasında Arzu, en umulmadık anda çektiğimiz bir iç belki, belki de bir nefes.
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
