--- Sen Değişirsen Her Şey Değişir ---
DÜNYA BİR AYNADIR, SENİN İÇİNDE NE VARSA ONU YANSITIR.
AFFETMEK, BİR İNSANIN KENDİSİNE YAPABİLECEĞİ EN BÜYÜK İYİLİKTİR.
“İnsan kaderini değiştirebilir mi? Bundan seneler önce bana bu soru sorulsaydı kesinlikle hayır derdim. Bana göre kader asla değiştirilemeyen bir şeydi ve herkesin o kadere boyun eğmesi gerekiyordu. O sıralarda kendi içsel yolculuğuma henüz başlamamış ve evrene dair büyük sırları keşfetmemiştim. Her şey uzun yıllar önce girdiğim bir depresyonla başladı. ‘Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?’ sorusu zihnimden çıkmıyordu. Çünkü insanlar değişse de yaşadığım olaylar hep aynıydı. Sanki sürekli aynı yerde takılan bir filmde oynuyor gibiydim. Karşımdaki oyuncular sürekli değişiyor ama senaryo bir türlü değişmiyordu. İşte içsel yolculuğum bunu fark etmemle başladı. O zamanlar bilinçaltımın derinliklerinde saklı olan kök inançlarımın hayatımı nasıl etkilediğini bilseydim, onları nasıl değiştireceğimi ve istediğim gibi hayatı nasıl yaratabileceğimi de bilirdim.”
Başak Sayan ilk otobiyografik kitabında kendi hayatının iplerini nasıl eline aldığını ve içsel yolculuğunda nelerle karşılaştığını bilim ve felsefeyle temellendirerek olanca samimiyetiyle anlatıyor. Bu kitap, insanın elindeki en büyük gücü nasıl kullanması gerektiğini, inancın ve düşüncenin neler yaratabileceğini, bilinçaltında bulunan kök inançların nasıl değiştirileceğini, arzu edilen bir yaşamın nasıl tezahür ettirileceğini detaylarıyla ve 21 günlük bir çalışmayla okura sunarken, aynı zamanda kişinin gerçek özü ile bağlantıya geçmesini de sağlıyor.
Keşke her insan kendi sihirli lambasına
sahip olduğunun ve dilediği her şeyin
gerçekleşeceğinin farkında olsa...
"Siz neyi hayal ediyorsanız beyin için o gerçektir ve bunun için çalışmaya başlar."
"Her şey ama her şey birbirine görünmez bağlarla bağlıydı ve tıpkı dedikleri gibi bir kelebeğin kanat çırpışı dünyanın başka bir noktasındaki fırtınayı tetikleyebiliyordu."
"İnsanı hasta eden yaşadığı, çözümleyemediği çatışma ve bu durumun onda yarattığı ruh hâlidir."
"Bakış açım değiştiğinden beri dert olarak gördüğüm her şeyin geçici bir durum olduğunu ve tıpkı hava durumu gibi bir süre sonra yerini başka bir gerçekliğe bırakacağını biliyordum."
(Tanıtım Bülteninden)
--- Bağlanma Korkusu ---
İNSAN ELİNDEKİNİN DEĞERİNİ KAYBEDİNCE ANLAR.
“İnsan bir ömür birini bekleyebilir mi? Seni tanımadan önce sorulsaydı bana, hayır derdim. Ama hayat insanı hep inanmadıkları ile sınarmış. Seni beklerken sonsuz gelen dakikaları, saatleri, yılları saydım ben tek tek. Kimbilir belki de beni yaşatan beklemekti. Hatta belki aşk dediğin şey budur; hiç gelmeyeceğini düşündüğün birini beklemekten hiç vazgeçmemek.”
Zamana yayılan büyük bir aşk ve bu aşkın geride bıraktığı izlerin romanıBağlanma Korkusu, sahip olduklarımızın değerini çoğu zaman onları yitirdikten sonra anladığımız o geç kalınmış anlara, pişmanlığa ve suskunluğa dair bir roman. Yakınlaşma arzusu ile kaçma ihtiyacı arasında sıkışmış ruhların; sevmenin yükünü taşıyamayanların, kaybettikten sonra anlamaya başlayanların hikâyesi.
Her şeyi şimdi anlıyorum.
Benim kaderim seni sevmekmiş.
Sadece seni sevmek...
“Hayat bir şekilde akıp gidiyordu işte. Zaman durmuyordu.”
“İnsan aşkın içine ne derece düştüğünü sadece bir anda anlar. O da aşka düştüğünü anladığı an içindeki korku dehşetle karışmış, kendisinden kaçıp kurtulmak istemesine yol açmıştı. Kaçtığı kişi kendisiydi. Kendi korkuları, kendi acıları...”
--- Ölü Kuşların Sessizliği ---
BUMERANG GİBİDİR HAYAT, NE YAPARSAN DÖNER DOLAŞIR ONU BULURSUN!"İçine çektiğin nefes gibidir hayat. Önce alırsın, sonra verirsin. Her şey hareket hâlindedir. İleri ve geri. Öne ve arkaya. İçe ve dışa. Yukarı ve aşağı. Sarkaç hiç durmaz. Ritim kendini telafi eder. Her inişi çıkış, her doğuşu yok oluş, her acıyı sevinç izler. Bu yüzden her keder mükâfatlanır. Her fedakârlık ödüllenir. Her borç mutlaka ödenir."İstanbul Dragos'taki yazlık evde ölü bulunan bir adam. İntihar mı, yoksa cinayet mi belli değil.O sırada karısı, İstanbul'un başka bir noktasındaki evinde kendi isimlerini taşıyan kuşların boyunlarının kırılarak öldürüldüğünü fark eder. Bir sorun daha vardır. Hiçbir şey hatırlamamaktadır.Olayı takip edenlerden biri, yükseleceğine kesin gözüyle bakılırken emniyet içindeki bir grubun kumpası yüzünden sürülen ve hakkında dava açılan bir istihbaratçı; diğeri ise kadın olmanın zor olduğu topraklarda Cinayet Büro'da çalışan tek kadın polis. Bu iki kişi gittikçe karışık bir hâl alan soruşturmayı yürütürken birlikte çalışmaya koyulurlar. Soruşturma derinleştikçe geçmişteki sırlar ve bedeli ödenmemiş günahlar bir bir ortaya çıkmaya başlar. Artık herkes kendi geçmişiyle yüzleşmek zorundadır.Başak Sayan Ölü Kuşların Sessizliği ile okuru psikoloji ve felsefenin iç içe geçtiği, soluk soluğa okunacak, heyecan dozu yüksek, sırlarla dolu bir dünyaya davet ediyor.Başına gelenlerin nedenini anlamak için geçmişine bak!
(Tanıtım Bülteninden)
--- Nigahdar ---
GÖRDÜĞÜN, DUYDUĞUN, DENEYİMLEDİĞİN HER ŞEY BİR İLLÜZYON. TEK GERÇEK SENİN İÇİNDE.
TANRI VE BİLİM BİRBİRİNE HİÇ BU KADAR YAKIN OLMAMIŞTI.
“Git bana bir niyagrodha ağacının meyvesini getir.”
“Getirdim efendim.”
“Şimdi onu ortasından ikiye böl.”
“Böldüm.”
“Ne görüyorsun?”
“Çekirdekleri efendim. Minicikler.”
“Şimdi o çekirdeklerden birinin içini aç.”
“Açtım efendim.”
“Ne görüyorsun?”
“Hiç.’’
“Bak evladım, o göremediğin özden bir niyagrodha ağacı meydana gelir. Çekirdeğin içindeki boşluk o öz ile doludur. Onu göremesen bile o her yerdedir. Tıpkı senin bedenin gibi. İçindeki özü göremezsin ama o oradadır. Tanrı da böyledir. Onu göremesen bile her şeyin içindedir. Her şey varoluşunu ona borçludur. İşte en büyük hakikat budur. Ve sen... Sen O’sun işte.”
Columbia Üniversitesi’nde atom fiziği dersleri veren ve ateşli bir ateist olan Şirin Özdemir, tüm hayatının büyük bir yalan olduğunu öğrenmesiyle birlikte olayları çözmek amacıyla New York’tan İstanbul’a gelir ve şehre adım atar atmaz kendisini bir ölüm kalım mücadelesinin içinde bulur.
Bu mücadelede ona; yollarının trajik bir biçimde kesiştiği tanınmış bir yazar ve felsefeci olan karizmatik genç profesör Algan Ataman yardım eder.
İkili hayatta kalmaya ve gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışırken geçmişten günümüze gelen ve tüm dinleri derinden etkileyecek büyük sırrın ne olduğunu bulmak zorundadırlar. Ve elbette büyük bir küresel gücün türlü oyunlarıyla baş etmeleri gerekir.
Başak Sayan
Nigâhdar
ile okuru Hallâc-ı Mansûr’un kayıp risaleleri ekseninde tarihin derinliklerine sürüklüyor; tasavvuf, din, Tanrı kavramlarının atom fiziği ve kuantum evreniyle iç içe geçtiği heyecan dozu yüksek bir dünyaya götürüyor.
Maddenin içi dolu gözüktüğü kadar boştur...
İmâm-ı Rabbânî - İslam âlimi ve tasavvuf önderi.
Atomun büyük kısmı boşluktur.
Ernest Rutherford - Deneysel fizikçi ve nükleer fizik araştırmalarının öncüsü.
Atom modelini bulmuştur. 1908 Nobel Kimya Ödülü sahibi.
“Hakikati bulmak için marifet kapısından geç!”
“Unutma, insan neyi ararsa onu bulur! İnsan neye hazırsa o da onun için hazırdır. Allah’ı arayan onu bulur. O’na dön, son nokta O’dur.”
“Hayatında çelişki barındırmayan, iyilik timsali insanlara karşı hep temkinli olmak gerekirdi. Ya da sadece kötü günlerde yanında görünenlere karşı. Zira bu günler onların kendilerini iyi hissetmeleri için biçilmiş kaftandı. Ne kadar şanslı olduklarını kendilerine hatırlatmalarını sağlamak için. Önemli olan iyi günleri, başarıları ve sevinçleri paylaşabilmekti. İnsanoğlu çelişkilerle dolu bir varlıktı işte böyle.”
(Tanıtım Bülteninden)
--- Kelebeğin Kaderi ---
YOKSA SİZ BAŞINIZA GELEN HER ŞEYİN TESADÜF OLDUĞUNU MU ZANNEDİYORSUNUZ?
TESADÜF, TANRI'NIN KENDİNİ GÖSTERME ŞEKLİDİR.
"Günlerden bir gün küçük kozada minicik bir delik açıldı. O an kozayı seyretmekte olan adam, bedenini o minicik delikten dışarıya çıkarmak için çabalayıp duran ama onca çabaya rağmen bir arpa boyu yol alamayan kelebeğe çok acıyıp yardım etmeye karar verdi. Deliği genişleterek içinden çıkmasını sağladı. Ancak dışarı çıkan kelebeğin kanatları, bedenine oranla küçücük, kupkuru ve buruş buruştu. Şaşıran adam kelebeğin kanatlarının zamanla büyüyüp gelişeceğini umut ederek beklemeye başladı. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Çünkü hayat suyu kelebeğin bedeninden kanatlarına ancak kozadan çıkmak için çabaladıkça akabilirdi. Kelebek ömrünün geri kalanını, uçma hayalleri kurarak, kocaman bedeni ve küçücük kanatları ile sürünerek geçirdi. Hiç uçamadı. Adamın anlayamadığı, kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin aslında onun için gerekli olduğu idi. Çünkü bu, kelebeğin kaderini gerçekleştirebilmesi için, içinden geçmesi gereken, Tanrı’nın bulduğu bir yoldu!"
Modern dünya kahramanlarının sevmek, sevilmek, acı çekmek, ihanete uğramak ve kendini keşfedip kaderini gerçekleştirmek yolunda yaşadıkları yoğun ve sarsıcı bir maceraKelebeğin Kaderi. Tesadüflerin hayatı nasıl yönettiği ve aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığı, her insanın ve her deneyimin yaşam yolunda bir basamak olduğuna dair epik bir anlatı, bir modern zaman masalı...
En derin acılarınıza başka bir gözle bakmaya,tüm yaşadıklarınızın nedenini keşfetmeyeve kozanızdan çıkmaya hazır mısınız?
“İnsan aslında ne zaman ölür biliyor musun? İçindeki yaşam kıvılcımını kaybettiğinde.”
“Hayat bazen insanların karşısına hiç beklemedikleri bir gerçekle çıkar ve onları o güne kadar üzerinde düşünmedikleri durumları düşünmeye zorlardı. Biz istediğimiz kadar plan yapıp duralım, bizden büyük bir sistem var işte hayatta.”
“Kimbilir, belki de kalp acısına en iyi gelen şey bir çift anlayışlı gözle sıcak bir sohbettir.”
“İnsan kalbinde ufacık da olsa eskinin izlerini taşıyorsa yeni birini alamaz içeri.”(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
