“Benden hiç kimseye bahsetme. Bu ilk sahifeyi yırtıp at.”
Altamış… Toprağı insanı reddeden uğursuz bir köy. Orada, herkesin unuttuğu bir kız yaşar. Yarım akıllı denir ona, belki de bu yüzden dünyanın yükünü en az o taşır. Ama günlerden bir gün, peri padişahı çıkar yoluna. Sonra bir çocuk doğar: Tek gözlü, bir dev kadar aç, bir çöl kadar susamış, her şeyi hatırlayan, hiçbir şeyi unutmayacak olan; her lokmasında, içinde dünyaya karşı büyüyen öfkeyi besleyip doyuran… Onunla birlikte, Dokuz Kıta On Okyanus’un kaderi geri dönülmez biçimde değişirken iktidar hırsı, taht sevdası ve gizli oyunlar
birer birer sahneye çıkar.
Artuçkule’nin Tepegöz’ü, kadim anlatıcılık geleneğini çağdaş anlatı düzlemine taşıyor. Çağan Irmak sözlü kültürün ritmini, destansı dili ve sert gerçekliği bir araya getirerek, okuru hem tanıdık hem de tekinsiz bir evrene davet ediyor. Bu, yalnızca bir “canavarın” hikâyesi değil, onu yaratan dünyanın da hikâyesi. Ve belki de asıl soru şudur: Hikâye mi insanı doğurur, yoksa insan mı hikâyeyi?
Yazar, kadim destanı güncellemiş. Dede Korkut’tan almış kopuzu, bin yıllık ezgilerle roman söylemiş. Dâhiyane bir fikir, sanatlı bir anlatım, afallatıcı bir hikâye. Tepegöz’ün ihtişamı ve vahşeti nefes kesici.
—Murat Menteş
(Tanıtım Bülteninden)
Altamış… Toprağı insanı reddeden uğursuz bir köy. Orada, herkesin unuttuğu bir kız yaşar. Yarım akıllı denir ona, belki de bu yüzden dünyanın yükünü en az o taşır. Ama günlerden bir gün, peri padişahı çıkar yoluna. Sonra bir çocuk doğar: Tek gözlü, bir dev kadar aç, bir çöl kadar susamış, her şeyi hatırlayan, hiçbir şeyi unutmayacak olan; her lokmasında, içinde dünyaya karşı büyüyen öfkeyi besleyip doyuran… Onunla birlikte, Dokuz Kıta On Okyanus’un kaderi geri dönülmez biçimde değişirken iktidar hırsı, taht sevdası ve gizli oyunlar
birer birer sahneye çıkar.
Artuçkule’nin Tepegöz’ü, kadim anlatıcılık geleneğini çağdaş anlatı düzlemine taşıyor. Çağan Irmak sözlü kültürün ritmini, destansı dili ve sert gerçekliği bir araya getirerek, okuru hem tanıdık hem de tekinsiz bir evrene davet ediyor. Bu, yalnızca bir “canavarın” hikâyesi değil, onu yaratan dünyanın da hikâyesi. Ve belki de asıl soru şudur: Hikâye mi insanı doğurur, yoksa insan mı hikâyeyi?
Yazar, kadim destanı güncellemiş. Dede Korkut’tan almış kopuzu, bin yıllık ezgilerle roman söylemiş. Dâhiyane bir fikir, sanatlı bir anlatım, afallatıcı bir hikâye. Tepegöz’ün ihtişamı ve vahşeti nefes kesici.
—Murat Menteş
(Tanıtım Bülteninden)
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
