Arthur Schopenhauer 11 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Say Yayınları Arthur Schopenhauer 11 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
3.114,00 TL
4.114,00 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Mutlu Olma Sanatı --- Bir kötümserden mutluluk dersleriHayatın özünde acı ve ıstırabın olduğunu savunan Arthur Schopenhauer, nasıl oldu da “mutlu olma sanatı” üzerine bir rehber kaleme aldı? Schopenhauer’e göre gerçek mutluluk, içi boş bir neşe hali değil; bu “mümkün olan dünyaların en kötüsünde” en az acıyla ve en az hayal kırıklığıyla ayakta kalabilme becerisidir.Schopenhauer Mutlu Olma Sanatı’nda, size içi boş umutlar vaat etmiyor. Aksine, hayatın sert gerçeklerine karşı felsefeden bir zırh kuşanmanızı, beklentilerin kölesi olmaktan kurtulup kendi iç dünyanızın zenginliğine sığınmanızı sağlıyor. Bu kitap, sahte iyimserliklerin ötesine geçip kaosun ortasında dingin ve ölçülü bir yaşam kurmak isteyenler için zamansız bir başvuru kaynağı...“Mutluluk, acının yokluğudur.”Schopenhauer (Tanıtım Bülteninden) --- Akıl Zayıflığı --- Cemiyet hayatımızın hangi şubesine el atsak, hangi veçhesine nazar etsek akla çağrıda bulunan, ‘aklı başa getirmeyi’ buyuran bir çürüme, bozulma ve dağılma manzarası ile karşılaşıyoruz. Oysa milletçe ekseriyetimizin şiarını belirleyen şey “bize akıl değil para lazım” yaygın deyişinde ifadesine kavuşmuş vaziyette. Asıl yoksulu olduğumuz şeyin yokluğunun idrakine bir türlü varamıyor, o yoksulluğu mütemadiyen başka bir şeyin varlığı ile beyhude yere dindirmek istiyoruz. Ve doğrusu bu zamana kadar onu görmeyip nazarımızı berikine çevirdiğimiz her defasında lazım dediğimizi her nasılsa fazlasıyla önümüzde bulduk. Bulduğumuzu ötesini berisini sorup sual etmeden aldıkça diğeri her defasında daha da geriledi. Böylece kendimizi bu gitgide daha da derinleşen, derinleştikçe idrakine varılması daha da güçleşen akıl fukaralığının içinde bulduk. Ve şimdi yokluğunu hissetmez olduğumuz şeyin yoksulluğunun yoksunluğa dönüşmesinin kaçınılmazlığı karşısında bizi ya tam bir cinnet hali ya da erişilmesi iyice güçleşmiş olan bu yoksulluğun idraki üçüncü yolu olmayan bir çıkmaz olarak bekliyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Bilim ve Bilgelik --- Zerrelerden kürelere hiçbir zaman bilmediğimiz kadar çok şey biliyoruz. Ne var ki hakkında kırık dökük bilgi sahibi olunan bunca şey ancak cehaleti dağıtmaya yetiyor, hamakat baki kalıyor. Basiretsizlik neredeyse insanın bütün işlerine damgasını vuruyor ve yaşlı dünya bu basiretsizliğin eserleriyle her gün biraz daha yaralanıyor. --- Ölümün Anlamı --- "Ölüm yaşama iradesinin ve daha da özelde onun için temel ve elzem olan bencilliğin tabiatın akışı içinde aldığı büyük tazirdir ve varoluşumuz için bir ceza olarak düşünülebilir. Ölüm maddi-hissi hazla doğumun birleşip oluşturdukları düğümün acıyla sancıyla çözülmesidir; o şiddetli yıkımdır ve hakiki tabiatımızın temel hatasını dışarıdan haykırır: Büyük uyanıştır ölüm." Ölüm hayatın neresinde? Hayat ölümün neresinde? Ölümü hayatın tam göbeğinden sürüp çıkarmanın ve başımızdan ustaca savuşturmanın en sofistike yollarını keşfetmek bize ve yaşadığımız dünyaya neye maloldu? Yaşadığımız hayatı kendi ellerimizle cehenneme çevirdiğimizi artık en ayak direyiciler bile itiraf ederlerken, bu cehennemde ölümü hayatın içinde tuttuğu yerden ve o yere bağlı olarak haiz olduğu ağırlıktan etmenin faturasını görmekte hâlâ ayak direyecek miyiz? O halde ölümü yaptığımız hesaplarda sürekli göz önünde bulundurmanın verimli yolu hangisidir? Kendi ölümümüzü büyük ve önemli bir hadiseye nasıl çevirebiliriz? Bir son olarak değil, hayatın kurucu oluşturucu bir parçası olarak ölüme dair canlı bir kavrayışa nasıl sahip olabiliriz?.. Ölümü tekrar hayatın içine çekmenin bir yolunu mutlaka bulmalıyız. İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 128 Baskı Yılı: 2016 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 110 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Say Yayınları --- Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine --- Günümüzde her yerde insan, müthiş bir özenle, bedeninin ve bedensel ihtiyaçlarının peşinde koşmaktadır. Saygı şöyle dursun, en küçük bir nezaket ya da himaye görmeyecek tek şey, düşünen kafa mıdır? Hiçbir makam, mevki, soy sop farkı yoktur ki, kafalarını sadece bellerinin hizmetinde kullananlarla, "Hayır! Kafa bunun için kullanılamayacak kadar değerlidir, o sadece kendi bilgisinin hizmetinde kullanılmalıdır!" diyecek cesarete sahip olanları birbirinden ayıran derin uçurum kadar büyük olsun. Böyle az bulunan insanlar, bu dünyanın olağanüstü ve çok çeşitli manzaralarını keyifle izleyip düşünerek, aklın bunları ister sanat ister edebiyat olarak yeniden üretmeye çalışması gerektiğine inanırlar. Onlar dünyanın gerçek soyluları, hakiki asilzadeleridir. Diğerleri köleler ve ırgatlardır. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 104 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Say Yayınları --- Aklın Yolu - Toplu Eserleri 18 --- “Gayet zeki bir hayvan ile hayli sınırlı yeterlilikteki bir adam arasındaki uçurum muhtemelen bir mankafa ile bir dâhi arasındakinden daha büyük değildir. Bu yüzden, (...) onlar arasındaki bir başka bakımdan, eğilim ve duygularının benzerliğinden kaynaklanan ve yine her ikisini birbirine mezceden benzerlik zaman zaman şaşırtıcı şekilde bariz hale gelir ve hayreti mucip olur. Bu mülahaza bütün hayvanlarda iradenin asli ve esasi şey olduğunu açığa kavuşturur; buna mukabil zihin tali ve ilave bir şeydir, aslında iradenin hizmetinde safi bir araçtır.”Kitaplığın daha önceki kitapları Akıl Zayıflığı ve Akıl Sağlığı gibi, şimdi Aklın Yolu başlığıyla yayımlanan bu metin de aklın mahiyeti üzerinde duruyor, isteme karşısındaki vaziyetini, ona nazaran zayıf ve onun karşısında kırılgan yanlarını ele alıyor. (Tanıtım Bülteninden) --- Metafizik İhtiyacı --- Eğer bu karanlık dünyaya yolculuğunda ruha yabancılığının katlanılmazlığını ve kırılganlığını hafifletmek üzere refakatçi olarak nefis varsa bu yolculuğun maksadına uygun olarak yapılabilmesi için insanın bilen tarafı ile isteyen tarafının hiç olmazsa bir muvazene içerisinde olması gerektiği açıktır. Bu muvazenenin insanın inkişaf imkânları içerisinde bir adım daha ileri götürülerek her şeye sarkan ve kolayca alışan nefsin tokluk temrinleriyle ruhun asaletinden bir şeyler öğrenmesi, diğer bir deyişle iradenin ‘bütün önceliği ve üstünlüğüne rağmen zihnin oyuncağı haline’ gelmesi mümkündür. ‘Ne var ki irade son tahlilde üstünlüğünü bir kez hissettirdiğinde onun bu vasfı tekrar görünür hale gelir. İrade bunu şu şekilde yapar: Bunların daha önce tasvir edilen duygulardan herhangi birini onda uyandıracaklarını bu aynı zihinden bildiği veya bir başka deyişle tecrübe ettiği için zihnin belli tasavvurlara sahip olmasını men eder, belli fikir silsilelerinin doğuşunu kesinkes engeller. Bunun üzerine irade zihni dizginler ve dikkatini başka şeylere çevirmeye zorlar. Bu ekseriya güç olmakla beraber iradenin azmetmesi halinde muhakkak muvaffak olunur...’ Yaşadığımız dünya gerçeğine uyanamayacağımız kadar yalanların batağı içerisine her geçen gün biraz daha gömülüyor. Eğer yukarıda olan ile aşağıda olan, içeride olanla dışarıda olan arasında bir tenazur varsa istemenin timsali olarak aradığımız: dış dünyada aklın yoluna neler çıkarıyor? Hangi bahanelerle onun ‘belli tasavvurlara sahip olmasını’ men ediyor? Hangi safsatalarla ‘belli fikir silsilelerinin doğuşunu kesinkes engelliyor’? Hangi dikkat dağıtıcılarla aklı emellerine göre ‘dizginleyip dikkatini başka şeylere çevirmeye’ zorluyor? (Tanıtım Bülteninden) --- Bilmek ve İstemek --- "Karanlıktan şikâyet eder, bir bütün olarak varoluşun anlamını, fakat özellikle de bizimle bütün arasındaki münasebeti anlamadan ömrümüzü tükettiğimizden yakınırız. Şu halde sadece hayatımız kısa değildir, fakat bilgimiz de bütünüyle onunla sınırlıdır; çünkü ne doğumumuzdan önceki zamana ne de ölümümüzden sonraki zamana bakabiliriz. O nedenle bilincimiz, deyim yerindeyse, geceleyin bir an için çakıp sönen bir şimşekten başka bir şey değildir. Dolayısıyla sanki bir ifrit, şaşkınlığımızdan [ve onun verdiği sıkıntı ve tedirginlikten] şeytanca bir zevk almak için bilgimizin kalanının tamamını bizden muzırca bir niyetle esirgemiş gibidir. Bizim hayatımız ölümden alınmış bir borç olarak görülebilir; uyku da bu durumda bu borç için her gün ödenen faiz olacaktır. Ölüm açıkça kendisinin bireyin sonu olduğunu ilan eder, fakat onda yeni bir varlığın tohumu yaşamaya devam eder." Eğer bilmemiz gerektiği gibi bilseydik, istememiz çocukların istemesinden farksız olur muydu? Ve böyle sınırsız sorumsuz istemeyle dünya bugün olduğu gibi yangın yerine döner miydi? İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 144 Baskı Yılı: 2014 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 114 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Say Yayınları --- Okumak Yazmak ve Yaşamak Üzerine --- Akıllı insan her şeyden evvel ıstıraptan ve tacizden azâde olmak için çabalayacak, sessizliği ve boş vakti, dolayısıyla mümkün olan en az sayıda beklenmedik ve tehlikeli karşılaşma ile birlikte sakin, mütevazı bir hayatı arayacaktır; ve böylelikle sözüm ona hemcinsleriyle çok az bir ortak tecrübeyi paylaştıktan sonra, münzeviyane bir hayatı tercih edecektir, hatta eğer büyük bir ruha sahipse büsbütün yalnızlığı seçecektir. Hayatta nasılsa edebiyatta da öyle: Her nereye dönseniz derhal kendinizi düzelmez, yola gelmez bir insan güruhuyla karşı karşıya buluyorsunuz, her tarafı her bir köşeyi doldurmuşlar, tıpkı yaz sinekleri gibi sürü halinde her yere doluşup her şeyi kirletiyorlar. Bir yığın berbat kitap, gıdasını buğday başaklarından alan ve sonunda onu boğup kurutan edebiyatın istilacı yabani otları da öyle. İnsanların zamanını, parasını, dikkatini -ki bunların meşru hak sahibi iyi kitaplar ve onların soylu hedefleridir- gasp etmektedirler. Dolayısıyla okumak söz konusu olduğunda nerede duracağını bilmek çok önemli bir şeydir. Geri durulacak yeri kestirmedeki maharetin esası, zaman zaman neredeyse salgın halinde yaygın olarak okunan herhangi bir kitabı, sırf bu yüzden okumaktan ısrarla uzak durmaktır denebilir, sözgelimi sebepsiz gürültü şamata koparan, hatta yayın hayatına çıktıklarının ilk ve son yılında birkaç baskıya ulaşabilen, sonra da unutulup giden siyasi veya dini risaleler, romanlar, şiirler ve benzeri böyledir. Schopenhauer (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 144 Baskı Yılı: 2016 Dili: Türkçe Yayınevi: Say Yayınları --- Ahlak ve Karakter - Ahlak Felsefesi 1 --- Stoa mektebi “nasıl yaşamalıyız?” sorusunun cevabını Grek sofia mirasını komşu bilgelik geleneklerinden artakalanlar ile harmanlayarak “dünyevi şeylerin cereyanına uygun bir vukufla yaşamalıyız” diye hülasa etti. Zira insan ne zaman serinkanlılığını şu veya bu şekilde kaybetse, bir talihsizlikle yere serilse veya öfkesine yenik düşse yahut umutsuzluğa kapılsa bu suretle umduğundan farklı şeylerle karşılaştığını göstermiş olur. Bu da onun beklentilerinin yanlış olduğunu, hayat ve dünya ile yeteri kadar ünsiyetinin bulunmadığını gösterir. O nasıl ki canlı tabiat gerek çatışan niyet ve maksatlarla gerekse kötülük yahut garazkârlıkla aynı şeyi yapıyorsa, cansız tabiatın da her adımda tesadüf ile kişinin iradesini hedefinden saptırdığının gafilidir. Dolayısıyla o hayatın bu bariz vasfının umumi bir malumatına erişmek için ya aklını kullanmamış veya umumi manada bildiğini münferit olanda tanıyamadığına ya da bu yüzden onun karşısında şaşırıp serinkanlılığını kaybettiğine göre muhakeme gücü ile en azından yaşadığı hayatın talep ettiği düzeyde kendisini teçhiz edememiş demektir.Fakat Greklerin ethosu “nasıl yaşamalıyız?” sorusunun çok daha derinlerden ele alınması lüzumuna işaret eder. Öyle ki hal ve tavrından hareketle bir kimse için ethik tabirini kullandığımızda, bu ister onun barınma tarzı ister bir itiyat üzere oluşuyla tabir edilsin “ethosuna has” manasıyla en derin özüyle yakalanmış ve onunla irtibatlandırılmış oluyordu. O irtibatın açtığı aralıktan soruyorduk: “Bir insanın karakteri ile kaderi, yani onun şu hayatta tutup yürüdüğü yol arasında tam bir farklılık var mıdır? Yoksa ilke olarak alındığı takdirde herkesin kaderi karakteri ile uyum içerisinde midir? Yoksa son olarak, bir oyunun yazarına benzetilebilecek, tasavvur edilmesi mümkün olmayan gizli bir zorunluluk aslında bu ikisini her zaman birbirine uygun şekilde bir araya getirir mi?” (Tanıtım Bülteninden) --- Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar --- İnsanın yalnızca başkalarının gözünde ne olduğunun aksine, kendi içinde ve kendi için değerinin doğru değerlendirilmesi mutluluğumuza çok şey katacaktır. Ünlü Alman filozof ve yazar Arthur Schopenhauer’in idealizm, ahlak, dünya, mutluluk ve daha birçok konu üzerine görüşleri, yaşadığı 19. yüzyıldan bu yana tartışma konusu olagelmiştir. Tüm bu tartışmalara rağmen, fikirleri Nietzsche gibi pek çok düşünürü derinden etkilemeyi başarmıştır. Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Schopenhauer’in bu görüşlerini ve felsefesini yakından tanımak isteyen okurlar için hem keyifli hem de öğretici bir rehber niteliğinde. (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.