--- Sevgili Bay Germain ---
Size içimden geldiği gibi yazmadan önce şu ara etrafımda kopan gürültünün biraz olsun yatışmasını bekledim. Bana çok büyük bir paye verdiler, oysa ne böyle bir şeyin peşinde koştum ne de talep ettim. Fakat haberi aldığımda annemden sonra aklıma ilk gelen kişi siz oldunuz. Siz olmasaydınız, o bir zamanların yoksul çocuğuna sevgi dolu elinizi uzatmasaydınız, verdiğiniz eğitim ve emsal olmasaydı bütün bunların hiçbiri gerçekleşmezdi.Albert Camus'nün, ilkokul öğretmeni Louis Germain'e duyduğu minnetin samimi yansıması olan bu yazışmalar yalnızca kişisel bir teşekkür değil, aynı zamanda onun kökenlerine, eğitime ve insan olmanın özüne dair içten bir tanıklık. "Sevgili Bay Germain," büyük bir yazarın, kendisini var eden ilk kıvılcıma dönüp baktığı nadir anlardan biri olarak hem edebî hem de kişisel bir belge niteliğinde.#fransızedebiyatı #dostluk #öğrenci #öğretmen #eğitim #bağlılık
(Tanıtım Bülteninden)
--- Giyotin Üzerine Düşünceler ---
Kısas, hukukun değil, doğanın ve içgüdünün alanına aittir. Hukuk ise tanımı gereği doğayla aynı kurallara tabi olamaz. İnsanın doğasında cinayet varsa, yasa bu doğayı taklit etmek ya da yeniden üretmek için değil, onu düzeltmek için vardır.Giyotin Üzerine Düşünceler, ölüm cezasına karşı kaleme alınmış en çarpıcı metinlerden biridir. Camus burada idamın caydırıcılık iddiasını, adaletin yanılmazlığı mitini ve "suça karşı suç"u meşrulaştıran intikam mantığını kökten sorgular. Ona göre idam cezası toplumu korumaz, şiddeti yasallaştırır ve hiçbir ideoloji, hiçbir devlet, insan hayatı üzerinde mutlak tasarruf hakkına sahip olamaz.Bu kısa metin ölüm cezasına karşı bir itirazdan öte, adalet adına öldürmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan etik bir hesaplaşma.#fransızedebiyatı #toplum #yasa #ölümcezası #etik #adalet #insanlık
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yaratma Tehlikesi ---
Sanat salt estetik bir mesele değil, aynı zamanda bir direniştir.
Camus’nün 1957’de gerçekleştirdiği Nobel konuşması ile Uppsala Üniversitesi’nde verdiği konferansı bir araya getiren bu kitap, eserlerini 20. yüzyılın büyük tarihî değişimleri sırasında inşa eden sanatçıların karşı karşıya geldiği güçlükleri ve onların toplumdaki yerini tartışıyor. Yaratma Tehlikesi, “sanat için sanat” ve gerçekçi sanat yaklaşımlarını irdeleyen, her çağın sanatçısına yönelik yankı uyandırıcı bir direniş çağrısı.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Tersi ve Yüzü ---
"Brice Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer... Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana bırakılırsa, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilemez. Ama Parain'in söylemek istediğini anlıyorum.Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakilerden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor, haksız da değil... Bu sayfaların yazıldığı zamandan beri, yaşlandım, çok şeyler görüp geçirdim. Sınırlarımı, sonra hemen hemen bütün zayıflıklarımı tanıyarak kendi hakkımda bilgi edindim... Herkes gibi ben de düşlerim bazı bazı. Ama iki sakin melek onun eşiğinden hiçbir zaman geçirmediler beni; biri dostum yüzünü gösterir, öbürü düşmanın suratını. Evet, bütün bunları biliyorum, aşkın neye patladığını da öğrendim ya da aşağı yukarı. Ama yaşamın kendisi hakkında, "Tersi ve Yüzü"nde acemice söylenenden daha fazlasını bilmiyorum."
--- Yanlışlık-Bütün Oyunları 3 ---
MARTHA: […] Bıktım usandım artık bu ruhu taşımaktan anne, günü gelse de kavuşsam o güneşin altında bütün soruların küle döndüğü topraklara. Buraya ait değilim ben.
ANNE: Keşke kavuşabilsen bir an evvel ama daha o kadar çok ki işimiz […] ama bil ki sen ait olduğun yere gidiyor olacaksın o vakit, ben yanı başında, kim bilir nereye?
Yıllar sonra evine dönen bir adamın, kendi kaderini çizmeye çalışırken başkalarının felaketi olması ufak bir yanlışlıkla açıklanabilir mi?
Camus'nün 1943 yılında kaleme aldığı Yanlışlık, yanlış zamanda, yanlış yerde bir araya gelen insanların, ölümcül bir yanlış anlaşılmanın neticesinde uğradıkları felaketin, insanın kaderiyle mücadelesinin ve kaçınılmaz yenilgisinin öyküsüdür. Aile mirası tenha bir oteli işletmekte olan anne ile kız, heyecanlarını tüketen, onları nefessiz bırakan, yalnızlığa mahkûm eden yaşamlarından kurtulmanın çaresini, başkalarının felaketi olmakta bulmuşken, artık arınmak istedikleri bu günahı son defa işlemeye hazırlandıkları sırada çıkagelen, henüz bilmeseler de evin yıllardır görmedikleri olacaktır. Bir "yabancı" olarak annesi ve kız kardeşinin hayatlarına giren oğul, attığı her adımda sakladığı gerçekler ve paylaştığı hakikatlerle kaderlerine yön çizecektir.
Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda.
(Tanıtım Bülteninden)
Sayfa Sayısı:
96
Baskı Yılı:
2015
Dili:
Türkçe
Yayınevi:
Can Yayınları
--- Yaz ---
Kışın ortasında, en sonunda içimde yenilmez bir yaz bulunduğunu öğreniyordum. Denize, güneşe her daim derin bir sevgi besleyen, Akdeniz’de kendine bir sığınak, düşüncelerine bir yanıt arayan Albert Camus bu kitapta, doğduğu ülke Cezayir’in sıcak ve aydınlık doğasından Antik Yunan’ın ölçülü ve ışıklı düşüncesine uzanırken, Avrupa’nın kapıldığı yıkıcı tutkuyu da soruşturuyor. 1954’te, Cezayir Savaşı’nın ilk günlerinde Yaz adı altında bir araya getirilen, Düğün ve Bir Alman Dosta Mektuplar, Tersi ve Yüzü, Sürgün ve Krallık’la bir bütün içinde ele alınması gereken bu sekiz deneme, hayata ve bilhassa yaza duyulan lirik bir aşk mektubu.
(Tanıtım Bülteninden)
--- Yabancı ---
1942’de yayımlanan Yabancı, romancı, tiyatro yazarı ve düşünür olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Fransa’da değil tüm dünyada kuşağının sözcüsü ve yol göstericisi olarak kabul edilen Albert Camus’nün, ilk ve en çok ses getiren yapıtıdır. Romanda, işlediği bir suçtan çok, gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanan bir “yabancı” aracılığıyla, XX. yüzyıl insanının içine düştüğü yabancılaşma anlatılır. Bir türlü ele geçirilemeyen “anlam”ın sürekli aranışını, bilincin toplumdan ve dış dünyadan kopuşunu, topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman, büyüleyici gücünü arka plandaki derin ve suskun acıdan alır. Camus, genç kahramanı Meursault’nun dış dünyayla arasına koyduğu mesafeyi, kendine ve topluma yabancılaşmasını, annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını büyük bir ustalıkla dile getirir.
Neden idefix?
Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.
Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!
Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.
