Albert Camus 23 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Can Yayınları Albert Camus 23 Kitap Seti + Türk Klasiği Hediye

Sepette İndirim
11.892,25 TL
12.892,25 TL
  • Ürün Açıklaması
  • Ürünün Özellikleri
  • Kampanyalar
  • İptal İade Koşulları
  • Taksit Bilgileri
  • Soru ve Cevap (0)

--- Sevgili Bay Germain --- Size içimden geldiği gibi yazmadan önce şu ara etrafımda kopan gürültünün biraz olsun yatışmasını bekledim. Bana çok büyük bir paye verdiler, oysa ne böyle bir şeyin peşinde koştum ne de talep ettim. Fakat haberi aldığımda annemden sonra aklıma ilk gelen kişi siz oldunuz. Siz olmasaydınız, o bir zamanların yoksul çocuğuna sevgi dolu elinizi uzatmasaydınız, verdiğiniz eğitim ve emsal olmasaydı bütün bunların hiçbiri gerçekleşmezdi.Albert Camus'nün, ilkokul öğretmeni Louis Germain'e duyduğu minnetin samimi yansıması olan bu yazışmalar yalnızca kişisel bir teşekkür değil, aynı zamanda onun kökenlerine, eğitime ve insan olmanın özüne dair içten bir tanıklık. "Sevgili Bay Germain," büyük bir yazarın, kendisini var eden ilk kıvılcıma dönüp baktığı nadir anlardan biri olarak hem edebî hem de kişisel bir belge niteliğinde.#fransızedebiyatı #dostluk #öğrenci #öğretmen #eğitim #bağlılık (Tanıtım Bülteninden) --- Giyotin Üzerine Düşünceler --- Kısas, hukukun değil, doğanın ve içgüdünün alanına aittir. Hukuk ise tanımı gereği doğayla aynı kurallara tabi olamaz. İnsanın doğasında cinayet varsa, yasa bu doğayı taklit etmek ya da yeniden üretmek için değil, onu düzeltmek için vardır.Giyotin Üzerine Düşünceler, ölüm cezasına karşı kaleme alınmış en çarpıcı metinlerden biridir. Camus burada idamın caydırıcılık iddiasını, adaletin yanılmazlığı mitini ve "suça karşı suç"u meşrulaştıran intikam mantığını kökten sorgular. Ona göre idam cezası toplumu korumaz, şiddeti yasallaştırır ve hiçbir ideoloji, hiçbir devlet, insan hayatı üzerinde mutlak tasarruf hakkına sahip olamaz.Bu kısa metin ölüm cezasına karşı bir itirazdan öte, adalet adına öldürmenin mümkün olup olmadığını sorgulayan etik bir hesaplaşma.#fransızedebiyatı #toplum #yasa #ölümcezası #etik #adalet #insanlık (Tanıtım Bülteninden) --- Yaratma Tehlikesi --- Sanat salt estetik bir mesele değil, aynı zamanda bir direniştir. Camus’nün 1957’de gerçekleştirdiği Nobel konuşması ile Uppsala Üniversitesi’nde verdiği konferansı bir araya getiren bu kitap, eserlerini 20. yüzyılın büyük tarihî değişimleri sırasında inşa eden sanatçıların karşı karşıya geldiği güçlükleri ve onların toplumdaki yerini tartışıyor. Yaratma Tehlikesi, “sanat için sanat” ve gerçekçi sanat yaklaşımlarını irdeleyen, her çağın sanatçısına yönelik yankı uyandırıcı bir direniş çağrısı. (Tanıtım Bülteninden) --- Tersi ve Yüzü --- "Brice Parain, sık sık, yazdıklarımın en iyisini bu küçük kitabın içerdiğini ileri sürer... Hayır, aldanıyor, çünkü deha bir yana bırakılırsa, insan yirmi iki yaşında yazı yazmasını pek bilemez. Ama Parain'in söylemek istediğini anlıyorum.Bu acemice sayfalarda, sonradan yazdıklarımdakilerden daha çok gerçek aşk bulunduğunu söylemek istiyor, haksız da değil... Bu sayfaların yazıldığı zamandan beri, yaşlandım, çok şeyler görüp geçirdim. Sınırlarımı, sonra hemen hemen bütün zayıflıklarımı tanıyarak kendi hakkımda bilgi edindim... Herkes gibi ben de düşlerim bazı bazı. Ama iki sakin melek onun eşiğinden hiçbir zaman geçirmediler beni; biri dostum yüzünü gösterir, öbürü düşmanın suratını. Evet, bütün bunları biliyorum, aşkın neye patladığını da öğrendim ya da aşağı yukarı. Ama yaşamın kendisi hakkında, "Tersi ve Yüzü"nde acemice söylenenden daha fazlasını bilmiyorum." --- Yanlışlık-Bütün Oyunları 3 --- MARTHA: […] Bıktım usandım artık bu ruhu taşımaktan anne, günü gelse de kavuşsam o güneşin altında bütün soruların küle döndüğü topraklara. Buraya ait değilim ben. ANNE: Keşke kavuşabilsen bir an evvel ama daha o kadar çok ki işimiz […] ama bil ki sen ait olduğun yere gidiyor olacaksın o vakit, ben yanı başında, kim bilir nereye? Yıllar sonra evine dönen bir adamın, kendi kaderini çizmeye çalışırken başkalarının felaketi olması ufak bir yanlışlıkla açıklanabilir mi? Camus'nün 1943 yılında kaleme aldığı Yanlışlık, yanlış zamanda, yanlış yerde bir araya gelen insanların, ölümcül bir yanlış anlaşılmanın neticesinde uğradıkları felaketin, insanın kaderiyle mücadelesinin ve kaçınılmaz yenilgisinin öyküsüdür. Aile mirası tenha bir oteli işletmekte olan anne ile kız, heyecanlarını tüketen, onları nefessiz bırakan, yalnızlığa mahkûm eden yaşamlarından kurtulmanın çaresini, başkalarının felaketi olmakta bulmuşken, artık arınmak istedikleri bu günahı son defa işlemeye hazırlandıkları sırada çıkagelen, henüz bilmeseler de evin yıllardır görmedikleri olacaktır. Bir "yabancı" olarak annesi ve kız kardeşinin hayatlarına giren oğul, attığı her adımda sakladığı gerçekler ve paylaştığı hakikatlerle kaderlerine yön çizecektir. Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 96 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Yaz --- Kışın ortasında, en sonunda içimde yenilmez bir yaz bulunduğunu öğreniyordum. Denize, güneşe her daim derin bir sevgi besleyen, Akdeniz’de kendine bir sığınak, düşüncelerine bir yanıt arayan Albert Camus bu kitapta, doğduğu ülke Cezayir’in sıcak ve aydınlık doğasından Antik Yunan’ın ölçülü ve ışıklı düşüncesine uzanırken, Avrupa’nın kapıldığı yıkıcı tutkuyu da soruşturuyor. 1954’te, Cezayir Savaşı’nın ilk günlerinde Yaz adı altında bir araya getirilen, Düğün ve Bir Alman Dosta Mektuplar, Tersi ve Yüzü, Sürgün ve Krallık’la bir bütün içinde ele alınması gereken bu sekiz deneme, hayata ve bilhassa yaza duyulan lirik bir aşk mektubu. (Tanıtım Bülteninden) --- Yabancı --- 1942’de yayımlanan Yabancı, romancı, tiyatro yazarı ve düşünür olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Fransa’da değil tüm dünyada kuşağının sözcüsü ve yol göstericisi olarak kabul edilen Albert Camus’nün, ilk ve en çok ses getiren yapıtıdır. Romanda, işlediği bir suçtan çok, gerçek duygularını dile getirdiği ve toplumun istediği kalıba girmeyi reddettiği için dışlanan bir “yabancı” aracılığıyla, XX. yüzyıl insanının içine düştüğü yabancılaşma anlatılır. Bir türlü ele geçirilemeyen “anlam”ın sürekli aranışını, bilincin toplumdan ve dış dünyadan kopuşunu, topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışmayı anlatan roman, büyüleyici gücünü arka plandaki derin ve suskun acıdan alır. Camus, genç kahramanı Meursault’nun dış dünyayla arasına koyduğu mesafeyi, kendine ve topluma yabancılaşmasını, annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını büyük bir ustalıkla dile getirir. --- Yolculuk Günlükleri --- Yolculuk Günlükleri, Albert Camus'ün (1913-1960) İkinci Dünya Savaşından hemen sorna, 1946 yılı mayıs ayında Amerika Birleşik Devletlerine, 1949 yılı haziran-ağustos ayları arasında Güney Amerika ülkelerine yaptığı gezilerde tuttuğu notları kapsıyor. Birincisinde otuz üç yaşında henüz yeterince tanınmamış; ikincisinde ise otuz altı yaşında ve ünlenmeye başlamış bir yazar. Öznel ve nesnel koşullar nedeniyle, iki günlüğün havası birbirine benzemiyor.... İnce Kapak: Sayfa Sayısı: 122 Baskı Yılı: 2016 e-Kitap: Sayfa Sayısı: 82 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Düşüş --- Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca "Sisifos Söyleni" ve "Başkaldıran İnsan"la da alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır. "Yabancı" (1942), "Veba" (1947) ve "Düşüş"se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler bu üç başyapıt arasında daha çok "Düşüş"ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, şu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. "Düşüş"ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camus'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek --- Düğün ve Bir Alman Dosta Mektuplar --- Can Yayınları bu kitapta Albert Camus'nun iki yapıtını bir arada sunuyor. Bunlardan birincisi, "Düğün", tıpkı "Tersi ve Yüzü" gibi bir gençlik yapıtı, ama gene "Tersi ve Yüzü" gibi sanatçının "benliğini ve dilini yaşamı boyunca besleyen bir kaynak" aynı zamanda. Gerçekten de "Düğün"deki denemeler "Tersi ve Yüzü"yle aynı dönemde yazılmış olmaları ve aynı kaynak çevreyi, Cezayir'i, yansıtmaları yanında, aynı yalın, duru ve somut anlatımla, aynı keskin bakışı, aynı anlama tutkusunu, aynı yaşam ve yeryüzü aşkını ortaya koymakta. "Bir Alman Dosta Mektuplar" ise İkinci Dünya Savaşı döneminin ürünü. Bir yandan temelsiz bir üstünlük deneyiminden yola çıkarak dünyayı egemenliği altına almaya kalkan bir ulusla bağımsızlığını onurla savunan bir başka ulusun tutumunu karşı karşıya getirirken, bir yandan da gerçek yurttaşlığın, gerçek toplumsal ahlakın niteliklerini sergiliyor. "Başkaldıran İnsan"ı muştulayan küçük boyutlu bir büyük yapıt.Sayfa Sayısı:139Baskı Yılı:2015Dili:TürkçeYayınevi:Can Yayınları --- Bir Rahibeye Ağıt - Bütün Oyunları 6 --- İki çocuklu, varlıklı bir çift olan Temple ve Gowan’ın hayatı bir anda derinden sarsılır. Çocuklarından biri, Temple’ın dadı olarak işe aldığı eski bir fahişe ve uyuşturucu bağımlısı bir kadın tarafından beşiğinde boğulur. Mahkemenin sonucu bellidir: Siyah dadı idama mahkûm edilir fakat hukuk sisteminin ikiyüzlülüğünü, tarafsızlıktan uzak oluşunu  irdeleyen avukatı, bu olayın ardındakileri eşelemeye, hakikati gün ışığına çıkarmaya kararlıdır. Albert Camus’nün, William Faulkner’ın aynı adlı romanından sahneye uyarladığı Bir Rahibeye Ağıt, yasaların mutlak bir adalet sağlayıp sağlamadığını, gerçeğin dışarıdan göründüğü gibi olup olmadığını soruşturan çarpıcı bir metin. "Fransız yazarları arasında en çok Camus`ye hayranlığım var. Benim her zaman yapmaya çabaladığımı yapabilen tek adam o. Arıyor, araştırıyor, kendi ruhunu inceliyor, insanlık sorunlarını gerektiği gibi, etkili bir şekilde anlatıyor."William Faulkner (Tanıtım Bülteninden) --- Adiller - Bütün Oyunları 5 --- DORA: Sakın, sakın böyle söyleme. Sonu yalnız ölüme çıkıyorsa doğru yolda nasıl yürüyor oluruz? Doğru yolun sonu hayata çıkar, güneşe çıkar. İliklerine kadar üşümezsin soğuktan... Albert Camus emsalsiz acıların, fedakârlıkların, vazgeçişlerin ardından, hedefe ulaşmaya bir adım kala, insanın insanla yüzleşmesine şahit olmaya davet ediyor okurları. Camus 1949 yılında kaleme aldığı ve tarihî bir hadise üzerine inşa ettiği Adiller'de, yirminci yüzyıl başında, Moskova'da, devrimci bir örgütün Grandük Sergey'e suikast girişimini konu alır. Benzer amaçlar, idealler ve acılarla bir araya gelmiş, sıfatı ne olursa olsun bir "insan"ın yaşamına son vermenin eşiğinde bulunan örgüt üyeleri, "insan"la yüzleşmek zorunda kalacakları o "son anda" en büyük sınavlarını vereceklerdir. Ülküsü uğruna işkencelere maruz kalmış, hayallerini, duygularını yitirmiş, gelecek nesillerin özgürlüğü için yaşamını sürdüren Stepan, ölüm ve yıkımdan sonsuza dek kurtulmak, sevgiyi ve aşkı geri kazanmak uğruna bu savaşa katılmaya razı olan Yanek ve Dora, vazifesiyle insani arzuları arasına sıkışmış olan Annenkov, masum çocukların ölümüne sebep olabileceği ortaya çıkan bu suikastı ve sonuçlarını sorgulamaya başladıkları noktada, varoluş amaçlarını, eylemlerinin haklılığını, insana ve yaşama karşı ne kadar adil olduklarını da sorgulamaya başlamış olurlar. Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 128 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Caligula - Bütün Oyunları 2 --- CALIGULA: […] Kim cüret edebilir seni yargılamaya şu yargıçsız, şu kimsenin masum olmadığı dünyada! Tarihin şahit olduğu en acımasız tiranlardan biri olan, adı zorbalık, gaddarlık ve delilikle bir anılan İmparator Caligula, Camus'nün sahnesinde, imkânsız olana, gökteki aya sahip olma arzusunun peşinde, halkının felaketine, mutlak zaferine doğru yürüyor. Albert Camus 1944 yılında son şeklini verdiği Caligula'da, sevdiği kadının ölümünün ardından mutluluğu, özgürlüğü, gücü ve ahlaki değerleri sorgulamaya başlayan genç yaştaki Roma imparatorunun, "göğü denize çalmak, çirkini güzele katmak, kederi neşe kılmak", yok olanı var etmek adına, sınırsız güçle imtihanını sahneye taşıyor. İmparator Caligula, her şeyin yegâne sahibi olmasına rağmen, insanların öldüğü ve mutlu olmadıkları bu dünyada mevcut olanlarla yetinmeyecek, imkânsız olanı elde etmek uğruna, imparatorluğunu bir korku ve zulüm zindanına dönüştürecektir. Tüm ahlaki değerleri ve yasaları inkâr eden Caligula, delilikle yaftalanmak pahasına, son nefesine kadar aklın ve vicdansızlığın yolundan vazgeçmeyecek, bu uğurda hem kendini hem sevenlerini hem de bütün Roma halkını yıkıma götürecektir. Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 136 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Sisifos Söyleni --- Sisifos Söyleni Hayat, uzun ve dolambaçlı yollara sahip, kimi zaman keyifli ama çoğu zaman da yorucu bir yolculuk. Ve bu yolculuğa katılmak ya da katılmamak en başında kimsenin kendi tercihine bırakılmıyor. Peki, kendi kararınız olmadan çıktığınız bu zor yolculuğun sonu nereye varıyor? Yaşam boyunca karşılaşılan tüm güçlükler, hıçkıra hıçkıra ağlamalar, ağız dolusu kahkahalar, elde edilenler ve kaybedilenler… Kısacası tüm çabalar, hayat sona erdiğinde hiç var olmamışçasına yok olup gidiyor. Öyleyse adına hayat denilen bu yolculukta ilerlemeyi sürdürmek, özünde sadece manasız bir çabadan ibaret olabilir mi? Sisifos’un Hikayesini Daha Önce Duymuş Muydunuz? Yunan mitolojisinde adı geçen Sisifos, hilekarlığı ve kurnazlığı ile bilinen bir kral olarak anlatılıyor. Öyle ki, bu yönüyle artık sınırları zorlayan Sisifos, Tanrılar’ı fazlasıyla sinirlendiriyor ve nihayetinde, kendisi henüz bilmese de sonsuza dek sürecek bir cezaya çarptırılıyor. Bir dağın eteğinde koca bir kaya ile baş başa bırakılan Sisifos’un cezası, bu kayayı dağın zirvesine kadar sürüklemek oluyor. Kral uzun uğraşlar sonucunda hedefine ulaşmaya yaklaşsa da kaya her seferinde yeniden aşağıya düşüyor. Bu olay üzerine Sisifos, bu kısır döngünün sonsuza kadar süreceğini anlıyor. Fakat yine de Tanrılar’a meydan okuyarak defalarca kayayı dağın zirvesine doğru ilerletmeye devam ediyor. Tıpkı Hayat Gibi… Albert Camus, Yunan mitolojisindeki bu anlatıdan esinlenerek kaleme aldığı Sisifos Söyleni’nde, bu mitolojik olayı hayatla ilişkilendiriyor. Hayat da aynı Sisifos’un hikayesinde olduğu gibi sürekli bitmek tükenmek bilmeyen bir çaba ile devam ediyor. Üstelik bu çabanın sonunda varılacak bir nokta olmadığının da herkes farkında… Yaşam bu kadar boş bir yolculuksa, intihar mantıklı bir çıkış yolu mudur? Okuyucuyu bu soru çevresinde dolaştıran kitap, bakış açısını değiştirerek yaşama dair yeni bir hedef noktası belirliyor. Milyar yıllık dünyada gelmiş geçmiş onca insanın, bu “absürt” denilebilecek çabayı sürdürerek hayatta kalmasının elbette ki bir sebebi olmalı… Bu da hiç şüphesiz ki başkaldırı! Hayata başkaldırmak, intihar etmek değil; tüm bu absürtlüğe inat yaşamayı sürdürebilmektir. Ve mutluluk da ancak ve ancak başkaldırı yoluyla mümkün olacaktır! En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun! Sisifos Söyleni, hayata karşı bakış açınızı değiştirirken yaşam boyu süren çabanızdan da çok daha fazla haz almanızı sağlayacak. Tüm güçlüklere meydan okuma gücünü içinizde hissetmenizi sağlayacak bu kitaba, sepete özel fırsatlarla sahip olmak için hemen sipariş verin! --- Sürgün ve Krallık --- Jean-Paul Sartre, Albert Camus'nün ölümünden sonra şunları yazmıştı: "Uzun süre düşünmeden seçimini yapmayan, bir kez seçince de buna bağlı kalan ender insanlardandı... Camus'nün insancılığında, ansızın bastıran ölüme karşı insanca bir davranış varsa; mutluluk yolunda giriştiği o gururlu, katıksız araştırma, insana bu denli aykırı gelen ölüme dayanıyor, ölümle besleniyorsa; Camus'nün yapıtını da, bu yapıttan ayrı düşünülemeyecek yaşamını da, varlığın her anını ölümün elinden kapan bir insanın katıksız, başarılı denemesi olarak görebiliriz. Kırk dört yaşında, 1957 Nobel Ödülünü alan Albert Camus (1913-1960) "Sürgün ve Krallık"ta yer alan altı öyküde, acıma, güçsüzlük, iyilik, kötülük gibi temel insani durumları, insanın davranışlarını güdülendiren "kurban" ve "cellat" ikilemini ele alıyor. --- Mutlu Ölüm --- "Mutlu Ölüm", 1930'ların sonuna doğru yazılan, ama ancak 1971 yılında yayımlanan bir roman. Albert Camus (1913-1960) için daha sevimli görünen "Yabancı", daha önce yazdığı "Mutlu Ölüm"ün yayımlanmasını erteletmiş olabilir. Çünkü roman sanatı, 40'lı, 50'li yıllarda daha çok romanın yapısal özelliklerine ağırlık veriyordu. Bir sanat yapıtının yaratıldığı dönemde kusur sayılabilecek kimi özellikleri, daha sonra erdeme dönüşebiliyor. Albert Camus'nün ölümünden on bir yıl sonra günışığına çıkan bu romanını günümüzde öne çıkaran en önemli özellik, onun "romansı" oluşudur. "Mutlu Ölüm", yaratıcısı Albert Camus'ye otuz yıl sonra başkaldırmış ve özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu roman, hem çağdaş bir yapıt, hem yazar-yapıt-okur ilişkisinin göz kamaştırıcı bir tanığıdır. --- Sıkıyönetim - Bütün Oyunları 4 --- DIEGO: Susmak haksızlık karşısında, kaybetmek demektir zeytin ekmeği ve yaşama hakkını! Ekmeğinize sahip çıkmak için dahi yenmeye mecbursunuz bugün korkunuzu! Uyan ey İspanya, uyan artık! Cádiz şehri kaderini tayin ediyor. Korku ve zulümle vücut bulmuş veba şehrin kapılarına dayanmışken, Cádiz halkı bir seçim yapmak zorunda: Korkuya, baskıya karşı isyan etmek ya da kadere, iktidara boyun eğmek. Albert Camus'nün 1948 yılında, Veba romanından bir yıl sonra kaleme aldığı Sıkıyönetim, imgesel kurgusu, şiirsel dili, gerçeküstü evreniyle Camus edebiyatında ayrı bir yere sahiptir. Veba, Camus'nün sahnesinde, Cádiz şehrine egemen olmak isteyen bir zorba, insanların korkularından istifade etmeye çalışan bir fırsatçı olarak karşımıza çıkar. Eski mutlu günlerini geride bırakan Cádiz halkı, İkinci Dünya Savaşı'nın zulmünü, çaresizliğini ve çürümüşlüğünü tecrübe edecektir. Korkularıyla yüzleşmeyi, ahlaki değerlerini ve inançlarını sorgulamayı tercih eden Cádiz'li Diego, kimi zaman insani zaaflarına, öfkesine ve umutsuzluğuna teslim olsa da, insana duyduğu aşk uğruna mutlak başkaldırıdan vazgeçmeyecek, vebaya ve ölüme karşı bir halk isyanı başlatacaktır. Vebanın kurduğu sıkıyönetim düzeni, Cádiz halkının korkularıyla beslenerek giderek kuvvet kazanırken, vebayı şehirden uzaklaştıracak rüzgâr, esmek için insanların yüreğinde korkunun dinmesini beklemektedir. Albert Camus'nün bütün oyunları Can Yayınları'nda. (Tanıtım Bülteninden) Sayfa Sayısı: 160 Baskı Yılı: 2015 Dili: Türkçe Yayınevi: Can Yayınları --- Ecinniler - Fyodor Dostoyevski'nin Aynı Adlı Es... --- Küçük bir Rus kasabasında alevlenen ideolojiler, çatışan nesiller, köktenleşen ya da vazgeçilen inançlar etrafında şekillenen hikâyede Camus varoluşçu bakış açısıyla, siyasi aşırılıkları ve ideolojik bağlılıkları irdeliyor. Karakterlerin derin ahlaki ikilemleri ve eylemlerinin sonuçlarıyla boğuşması, bireysel sorumluluklar ile toplumsal değişimin çalkantılı güçleri arasındaki çetrefil etkileşim iç içe geçiyor.Camus, Ecinniler’de, Dostoyevski’nin eserindeki psikolojik derinliği aynı ustalıkla korurken, kendi varoluşçu düşünceleriyle besleyerek büyüleyici bir tiyatro eseri yaratıyor. İnsanlık durumu, ideolojik çatışmalar, belirsizlik, nihilizm, devrimcilik ve idealizm gibi çağdaşlığını her dem koruyan temalar etrafında şekillenen bu trajikomedi, tarihle hesaplaşan bir adamın kalp kırıklığını ele alıyor.“Dostoyevski’nin Ecinniler’i beni birçok yönden besledi ve varoluşuma katkı sağladı.”Albert Camus (Tanıtım Bülteninden) --- İnsanlık Krizi ve Diğer Konferanslar 1937 - 1958 --- İnsanlık krizi, en azından yarı yarıya, dünya üzerinde biriktirmeye devam ettiğimiz aptal ilkeler ve kötü eylemler karşısında bireylerin kapıldıkları tembellik ve yorgunluk hallerinden oluşur. Bu kitap, Albert Camus’nün çeşitli konferanslarda yaptığı siyaset, edebiyat, savaş ve insanlığın genel çöküşü gibi çok çeşitli konuları kapsayan otuz dört konuşma metnini bir araya getiriyor. Camus her konferansta bir “insanlık krizi” teşhisi koyuyor ve yarım yüzyıl boyunca seslerinden mahrum bırakılanlara seslerini ve haysiyetlerini geri kazandırmak için yola çıkıyor. Columbia Üniversitesi’nde “insanlık krizi” üzerine yaptığı konuşma, Nobel Edebiyat Ödülü töreni konuşmasında değindiği felaket dönemlerinde sanatçının rolü… Bugün hepsi güncelliğini korumaya devam ediyor. “Albert Camus için her insanın bir görevi vardır ve bu görev, dünyanın sefilliğine karşı koyarak yoğunluğunu mümkün olduğunca azaltmaktır.” Gallimard (Tanıtım Bülteninden) --- Veba --- Veba Fransız yazar ve filozof Albert Camus’nün en güçlü eseri olarak gösterilen Veba, yazarın alışıldık koyu mürekkebinin ardında alışılmamış bir iyimserlik taşıyor. Camus’nün en baskın özelliği olan karamsar bakış açısı, kendisini Veba’da da hissettirmesine rağmen bu defa insanlığa dair büyük umutlara dönüşüyor. Okurlarıyla ilk kez 1947 yılında buluşan roman, Fransızların o dönemde yaptığı Cezayir çıkartmasına bir tepki niteliği taşıyor. Kendisi de Cezayir doğumlu olan Camus, Veba romanıyla hem milliyet olarak bağlı olduğu Fransa’yı hem de doğup büyüdüğü toprakların halkını eleştiriyor. Bu Şehirde Neler Oluyor? Veba romanında olaylar, Cezayir’in Oran kentinde geçiyor. Romanda halihazırda Fransız işgali altında olan şehir, salgının da baş göstermesiyle büyük bir çıkmaza giriyor. Önceleri yalnızca fare ölüleriyle karşılaşmaya başlayan Oranlılar, çok geçmeden insanlarda da benzer vakaların olduğunu fark ederek büyük bir paniğe kapılıyor. Başta sadece söylenti olarak yayılan fakat giderek dehşet bir boyuta ulaşan bu salgın, gereken tıbbi ekipmanların da yetersiz olması üzerine kısa süre içerisinde büyük bir kırıma dönüşüyor. Salgınla Yaşamayı Kabullenmek, Salgından Daha Korkunç Romanın ana kahramanlarından Doktor Rieux, yaşadığı apartmandaki kapıcının da salgından ölmesi üzerine bu hastalık hakkında birtakım araştırmalar yapmaya başlıyor. Ancak Rieux, şehir halkının söylediğinin aksine bu hastalığın veba olmadığını savunuyor. Yine de gidişata göre tüm şehrin, gerekli önlemler alınmazsa iki ay içerisinde tümüyle dev bir mezarlığa dönüşeceğini anlıyor. Bunun üzerine doktor, bazı meslektaşlarıyla beraber büyük bir gayretle hastalığı alt etmeye girişiyor. Bu konuda en büyük umudu ise hastalığa karşı serum denemeleri yapan Castel adındaki ekip arkadaşı oluyor. Fakat karantinanın yanı sıra insanların da yol açtığı kargaşalar, doktorların işini oldukça zorlaştırıyor. Peki, Rieux ve ekibi büyük kayıplar vermeden bu salgının üstesinden gelebilecek mi dersiniz? En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun! Albert Camus, Veba romanında kalem ustalığını her zamanki gücüyle ortaya koyarken, yeni bakış açısıyla ise okurlarını fazlasıyla şaşırtıyor. Ölümsüz yazarın bu eşsiz eserini kütüphanenize hala eklemediyseniz, daha fazla geç kalmadan hemen sipariş verin. Siz de sepete özel fırsatlar ve hızlı teslimat avantajlarından yararlanmanın tadını çıkarın! --- İlk Adam --- Albert Camus’nün 1960 yılının Ocak ayında korkunç bir araba kazasında yaşamını yitirmesi, tüm dünyayı derinden sarsmış, zamansız ölümünün yankıları aylarca, hatta yıllarca sürmüştü. O korkunç kaza sırasında yazarın çantasında bulunan bir bitmemiş romanın,İlk Adam’ın, yazarın ölümünden otuz dört yıl sonra 1994’te okura ulaştırılması, tüm dünyada dönemin en büyük edebiyat olayı sayıldı; kitap, benzerine az rastlanır bir ilgi gördü. İlk Adambitmemiş bir roman, yazarının tasarladığı son biçimden de oldukça uzak belki; ama ne olursa olsun, XX. yüzyıl edebiyatına damgasını vurmuş bir büyük yazarın elinden çıktığını her satırında belli ediyor; üstelik, bu büyük yazarın kimi yapıtlarında şöyle bir sezinlediğimiz çocukluk ve gençlik dönemini, aile ve okul çevresini benzersiz bir içtenlik, duyarlık ve dürüstlükle yansıtmakta. Büyük yapıtların oluşumu konusunda bulunmaz bir belge niteliği taşıması da cabası. (Tanıtım Bülteninden) --- Başkaldıran İnsan --- "Başkaldıran İnsan", başkaldırının kendisidir, ama ılımlı ve insanın boyutlarında. "Başkaldıran İnsan", adalete ve özellikle doğruluğa vurgundur, mutlak olan'ın iğvasından, mitoslardan, gurur, horlanma ve kanın romantik başdönmelerinden uzak durur. Ama insan, ne ise, o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır. Bu yadsıma onu intihara mı, yoksa bir başkasını öldürmeye mi götürür? "Hayır!" demeyi bilen insandır "Başkaldıran İnsan", ama kime, neye, nerede, nasıl? Başkaldıran insanı kuşatan 'hayır'ın içeriği nedir? Bunun yanıtı "Başkaldıran İnsan"da... --- Günlükler: 1935 - 1959 --- Büyük düşüncelerin ardından sürekli insana, insani olana dönen bir yazardır Camus. “Bir yazarın öğrenmesi gereken ilk şey, hissettiği şeyi hissettirmek istediği şeye aktarabilme sanatıdır,” der. Okurlarına bir şeye karşı çıkmak için önce inanmak gerektiğini öğretir. Bu inancın en sağlam temellerinden biri de duyguları ve samimiyetidir. Bu samimiyet başta farklı üslupların ortaya çıktığı bir mozaik teşkil edenGünlükler’de görülür. Burada kendisiyle olduğu kadar dünyayla da yüzleşir Camus. Okuma notları, roman planları, seyahat günlükleri, aforizmalar, çarpıcı formüller; bu fragmanlar bir sanatçının portresini anlamak için elzem olmakla birlikte hayatının ve eserinin anlamını bulmaya çalışan bir insanın en önemli tanığıdırlar.Camus’nün 1935-1959 arasında tuttuğuGünlükler, Avrupa’da hiç tanınmadığı yıllardan yaratıcılığının zirvesinde bir trafik kazasıyla ölene kadarki tüm kayıtlarını bir araya getiriyor.“Camus okurlara kendini açıyor, sevgilerini, pişmanlıklarını, anılarını, sorunlarını, şikâyetlerini, sanat ve yazı hakkındaki fikirlerini anlatıyor.”Kirkus Reviews (Tanıtım Bülteninden)

Neden idefix?

Kolay İade
Kolay İade

Siparişinizi teslim aldığınız tarihten itibaren 14 gün içinde iade edebilir, iade sürecinin tamamlanmasının ardındansa ödemenizi hızla geri alabilirsiniz.

Müşteri Odaklı Deneyim
Müşteri Odaklı Deneyim

Kullanıcı dostu ara yüzümüz tüm ihtiyaçlarınıza eksiksiz yanıt verebilmek için tasarlandı. Deneyiminizi uçtan uca kusursuz kılmak adına çağrı merkezimiz ve canlı destek hattımızla ihtiyaç duyduğunuz her anda yanınızdayız!

Hızlı ve Sorunsuz Teslimat
Hızlı ve Sorunsuz Teslimat

Siparişlerinizin bir an önce ulaşması için sabırsızlandığınızın farkındayız. Sunduğumuz farklı teslimat seçenekleri arasından size en uygununu belirlemeniz, siparişinizi olabildiğince çabuk veya dilediğiniz zaman aralığında sorunsuz bir biçimde teslim etmemiz için yeterli.