4,5/5 - 36 Kişi Yorum Yap, Kazan!
27,65 TL
39,5 TL %30
- Teslimat Seçenekleri -
Hızlı Teslimat : 19 Ağustos
Standart Teslimat : 20 Ağustos - 22 Ağustos
Standart Teslimat’ta 60 TL üzeri kargo bedava!

Kitap Açıklaması


Arundhati Roy, İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker Ödülü'nü 1997 yılında Küçük Şeylerin Tanrısı adlı romanıyla aldı. Lirik bir dille, şiirsi bir anlatımla, bir söz-büyücü gibi kullandığı sözcüklerle, yasak bir aşkın çökerttiği bir ailenin soluk kesen dramını anlattı. Varlıklı bir Hindu ailesinin güzel kızı Ammu, ailesinin yanında çalışan bir işçiye aşık olur. Önüne geçilmez, kural tanımaz, tutkulu bir aşkla bağlanırlar birbirlerine. Oysa genç adam Dokunulmazlar sınıfındadır, toplumun en alt kademesinden. Sonu olmadığını bildikleri bu aşkta Küçük Şeylerle 'le yetinirler, geleceği düşünemezler. Genç kadının ayrıldığı kocasından olan biri kız, biri erkek ikiz çocukları bu aşkın doğal tanıklarıdır. Olaylar, birbirinden ayrılmayan bu çift yumurta ikizlerinin çevresinde döner, kızın gözüyle anlatılır. Arundhati Roy, geriye dönüşlerle örüyor kurgusunu ve beklenmedik, dehşet verici sona ulaştırıyor. 1960'lı yılların sonunda, Hindistan'ın güneyinde geçen bu öyküde, arka planda İngiltere'den bağımsızlığını yeni kazanmış, siyasal çalkantılar içindeki bir Hindistan'ı, Kast Sisteminin ürkütücü koşullarını ve toplumsal tabuları buluyoruz. Hindistan'da yayınlandığında, Hristiyan bir Hindu kadınıyla alt kasttan bir erkek arasındaki aşk ve aşk sahneleri Hint gelenek ve göreneklerine aykırı düştüğü için büyük tartışmalara yol açan Küçük Şeylerin Tanrısı bir solukta okunan unutulmaz bir roman.


İnce Kapak:

Sayfa Sayısı: 362

Baskı Yılı: 2016


e-Kitap:

Sayfa Sayısı: 287

Baskı Yılı: 1998


Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları

 

Puanlamalar

%75
%22,2
%2,8
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap, Kazan!

21.07.2019

Etkileyici

İnsanı derinden etkileyen çok başarılı bir kitap. Kitabın kurgusu, yazarın olayları insanın içine işleyerek aktarımı daha önce okuduğum tüm kitaplardan farklıydı. Kitap başından sonuna kadar merak uyandırmaya devam ediyor. Sürükleyici bir roman arayanlara tavsiye edilir.

14.11.2014

süper

bu kitabı okumadan ölsem gözüm arkada kalırdı gerçekten. en önemlisi de sonunu okumadan.

14.12.2006

Hindistan Türkiye paraleli

Arundhati Roy'un 1996 Booker Edebiyat ödülünü alan romanı, Küçük Şeylerin Tanrısı, özellikle de Türkiye gibi, ne kadar çalkalasanız da homojenize olamayan bir kokteyle benzeyen kültürel yapılara sahip bir ülkenin okurları için çok daha ilgi çekici bir okuma yapma imkanı sunuyor.<br>  

Ülkemizde Roy ile aynı rahatsızlığı paylaşan ama ham gerçekleri bir yazar olarak işleyip, Roy'un evrenselliğine ulaşmayı geçmiş ve bugünün değerlerini yan yana bulabileceğiniz ülkelerin, melezleşmiş aydınlarını iç hesaplaşmalara sürükleyebilecek ve varoluşsal rahatsızlıklara neden olabilecek bir içtenlik ve anlatım duruluğunu yakalamayı tam anlamıyla başarmış ender romanlardan biri olarak değerlendirilmeyi hak etmektedir. Bu romanı okuduğunuzda neden Nobel alamadığını hemen anlıyorsunuz. Emperyalizm sonrası, "Büyük Şeylerin Tanrılarının" bırakıp ya da bırakmayıp gittikleri topraklarda    yaşanan sosyal ve kültürel travmanın, Roy gibi ırki olduğu kadar, dünyayı algılama biçimi olarak da melezleşmiş, bir yazar tarafından detaylara ve insancık hikayelerine indirgenerek ayrışması ancak yazarın geldiği köklere bir miktar bakarak anlaşılması kolay bir hal alabilmektedir. Roy, Bengalli bir babanın ve Süryani bir annenin çocuğu olarak, Anglo-Saxon eğitim kurumlarında Güney Hindistan'da yetişmiş bir yazar. Tam anlamıyla her yerin "öteki"si. Belki de, hiçbir yeri benimseyememesi  onu, İstanbul'da gerçekleşen "Irak'taki Savaşa Hayır" platformunda görmemize ve "acı çeken/çektirilen" ortak paydasının, onu evrenselde öteki olmaktan bir olmaya götürmesine neden oluyor. Arundhati Roy, aynı ötekiliği varoluşsal olarak hisseden, bazı Türk yazarlarının aksine, ötekiliğini gazete demeçleri vererek "Büyük Şeylerin Tanrılarına" anlatmak yerine, "Küçük Şeylerin Tanrısını" yazarak kendini anlatıyor. Benim gibi Hint Kültürü'ne dair genel kültür ötesinde bilgi sahibi olmayan ve anadili İngilizce olmayan bir okuyucuya dahi, sabırla örüp işlediği hikayesini: dinler, ideolojiler ve sömürgecilerin baskın kültürü ile parçalara bölünmüş ülkesinin hikayesini, Ammu, Estha, Rahel, Baby Kochamma  ve Velutha'larla kişileştiriyor, insanileştiriyor. Bunu yaparken kullandığı ironiler kara mizaha yaklaşıyor. Hindistan'ın üst kastlarından birine mensup bir ailenin kızı olan Ammu'nun kast sisteminin en altında yeralan "Dokunulmazlar"a mensup olan Velutha ile yaşadığı yasak aşk ekseninde, Oxford mezunu ve bir İngilizle evli  Marksist fabrikatör kardeş Chacko, tamamiyle Hindu bir kafa yapısına sahip olmakla birlikte bir rahibe duyduğu aşk nedeni ile Hristiyanlığa geçen Kochamma, Hindu Süryani İngiliz hayranı bir aile portresi ekseninde, Ammu'nun çocukları olan ikizler Rahel ve Estha'nın önce aile içinde sonra da toplumsal olarak ötekileşmelerinin hikayesinin ana temayı oluşturduğu romanda, yazar'ın kendi anadili olan Malayalam'la düşünüp, İngilizce ile oynayarak türettiği kültür kodlarını da eklediğimizde hem diliyle hem de hikayesiyle tam anlamıyla groteskleşmiş bir ülke ve insan tiplemeleri ortaya çıkıyor. Yazar kendi gerçekliğini okuyucunun kafasına öyle bir işliyor ki; Marquez romanlarındaki olağanüstülüğünün olağanlığı duygusu ile, kitabın sonunda ikizlerin arasında yaşananları kendi kültürünün tabularıyla yargılamasına fırsat vermiyor.<br>

Özellikle de, henüz  yazar olamamış yazanların okumasını mutlaka tavsiye ediyorum.

;
x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız