4,5/5 - 37 Kişi Yorum Yap
25,5 TL
38,0 TL %33
- Teslimat Seçenekleri -
Standart Teslimat : 16 Haziran - 21 Haziran
Standart Teslimat’ta 50 TL üzeri kargo bedava!

Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde - Kayıp Zamanın İzinde (ikinci kitap) Kitap Açıklaması

1919’da Goncourt Ödülü alan Çiçek Açmış GençKızların Gölgesinde, Proust’un kendi yaşamından, geçmiş zamanı belleğin gücüyle yeniden yaratışının öyküsünden bir kesit...

Kayıp Zamanın İzinde hem komik romandır hem trajik roman, hem serüven romanıdır hem şiirsel roman, hem düşlerin romanıdır hem de imgeler romanı...

“Sevdiğimiz zaman, aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır, onda kendisini durduran, başlangıç noktasına geri dönmeye zorlayan bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey, kendi sevgimizin çarpıp geri dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin, büyülemesinin sebebiyse, kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir.”

 

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

Eleştiri / inceleme

TÜMÜNÜ GÖSTER

1001 Kitap'tan 1'i

Marcel Proust’un bu abidevi romanının, değerini esas olarak 20. yüzyıl edebiyatı üzerindeki kapsamlı etkisinden aldığı sık sık dile getirilir; çünkü yazarlar ya ona öykünmeye ya onun kötü taklitlerini yapmaya ya da bazı özelliklerini kötülemeye çalışmışlardır. Bununla beraber, romanın, edebi öncelleriyle bir diyalog biçimide ilerlemesi bakımından okurların beğenisini toplamış olması da bir o kadar önemlidir. .

SABİTFİKİR’DE OKU
27.7.2016
Puanlamalar
%75,7
%18,9
%0
%2,7
%2,7
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap

03.10.2020

mutlaka okunmalı

çok güzel bir kitap kesinlikle okunmalı

09.05.2011

proustvari

PROUSTVARİ GERÇEKLİK


Yaşanmışlığı tekrar yakalamak istemişti Marcel Proust, başka bir dilde hafızanın tuzağına düşmeden, onun dönüştürücü gücünü kullanıp yeni bir geçmiş yakaladı, başka bir gerçekliğin içine dalarak, geçmiş zamanın izini sürdü yıllarca.
Daha 17 yaşında bir arkadaşına söyle yazacaktır proust, “– söyleyecek o kadar çok şeyim var ki, dalga dalga hızla geliyor”
Kendi deyimiyle “ katedral inşa eder gibi” eserini yaratmalıydı, hiçbir ayrıntıyı, hiçbir detayı, kişiyi en ufak bir duygu kırıntısını atlamamalıydı. Ama daha önceleri yazgısı belirlemişti. daha 9 yaşındayken Paris yakınlarında bir orman gezisi dönüşü ilk astım krizine tutularak hayatı boyunca onu tutsak edecek bir hastalığın pençesine düşer, artık küçük marcel çocukluğunu yaşayamayacak ,kendi yaşıtlarının yaptıklarını bir pencerenin, küçük bir odanın ardından seyredecektir. Dışarıya çıktığı nadir günler onun için ızdırap dolu bir uykuyu da peşinden getirecekti. Artık proust başka bir dünyaya aittir, başka bir bakışa sahiptir her şeyi camların ardından bakacaktır; bu yüzdendir ki insanlara ilişkin bütün algısı bir anda değişir… Artık teleskobun uçundaki adamdır, bütün gözlem gücünü insanlara çevirir onların davranışlarını gözlemler saatler boyu; detayların içinde kaybolur en önemsiz ayrıntıyı bile atlamaz.
İşte proust’u da edebiyat dünyasında ayrıcalıklı yere koyanda tamda bu özelliğidir; önemsizleri önemli etme dehasıdır.
Başkalarının göremedikleri şeyi görür; onun için nesnelerin dış görünüşleri önemli değildir; nasıl anlattığıdır. hiçbir büyük yazarda görülmeyecek bir anlatım ustasıdır, 7 cilt olan geçmiş zamanın izinden eseri aslında 1800’lü yılların sonundaki parisin sosyete hayatını, o hayattaki zevk düşkünlüğünü anlatır; ince ince alaya alır, aslında mensup olduğu çevreyi ilişkileri anlatır, sevdiği kadınları, kıskançlıklarını sayfalar boyunca anlatır ama bu herkes için çok da önemli olmayan bir mevzuyu nasıl anlattığı önemlidir yüzlerce yazar yapmıştır bunu daha önce ama proust bir başka anlatmıştır.
Eserinin son cildi yakalanan zaman şu cümleyle biter “ eserimi tamamlayacak vakit bulabilirsem, her şeyden önce insanları, birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa, kapladıkları kısıtlı yere karşılık, zaman içinde çok büyük, ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle, çünkü insanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları, sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler.”

............( küçük bir biyografi denemesi taslağımdan)

16.09.2008

üstün bir yapıt/kusursuz çeviri!

Yine de hak ettiği ilgiyi göremiyor. Değeri üzerine tartışmanın pek bir gereği yok aslında; öyle ya da böyle anlatım ustalığıyla edebiyatta çıtayı yükselttiği bir gerçek. Bu büyük eseri okumakla ne kazandım diyen birine pek rastlanmaz; şöyle ki, içindeki sayısız ifade şeklinden faydalanmamak nereneyse olanaksızdır. Tabii Lichtenberg´in şu deyişini untumamak kaydıyla "Kitap aynadır; ona bakan bir maymunsa yansıyan da haliyle havari olamaz!". O zaman okumak isteyenlere gerçekçi bir tavsiye verelim; gecikmiş olmasına karşın yıpratılmadan çevirilmiş bu şahane eserin yedi cildini aynı anda alıp; kafanızın dingin olduğu bir haftalık bir zaman dilimi ayırın. Her şeyin hızla tüketildiği, her şeyde kolay yoldan çıkar aranan günümüzde verilecek bu zamanı hak eden pek az yapıttan biri. Pek az şeyden! Yine de karar günümüz miskin  ve çıkarcı okuyucusunun...

x

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.