28,0 TL
Standart Teslimat : 22 Ağustos - 25 Ağustos
150 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

Amerika Kitap Açıklaması

 


Baudrillard Amerika'da kültürünün Amerika ile hesaplaşmasına alışılmadık bir boyut getiriyor Amerika'yı ne modern Avrupa'yı tanımlayan kavram ve değerlerin tükenmişliğine ya da tıkanmışlığına bir alternatif olarak gören, ne de Avrupamerkezci bir kültür ve uygarlık anlayışıyla eleştirmeye yönelen bir kitap bu. Üçüncü bir yaklaşımın, Amerika'yı Amerika olarak anlamanın ve bunu da yerinde, Amerika'nın kendisinde yapmanın zorunluluğunu savunuyor. Öte yandan Baudrillard'a göre Amerika'yı yerinde anlamanın yolu müzelerini, kütüplanelerini gezmek, geleneksel anlamda kültürel ürünler olarak adlandırdığımız şeyleri aramak değildir. Tersine, doğanın insandan önce geçirdiği bütün evrimleri sergileyen ilkel bir coğrafya, kent kavramlarımıza sığmayan bir kentleşme, farklı bir birey, ahlâk ve sağlık anlayışı, bir "başka kültür" sunan Amerika'yı görmek gerekir. Bunu yapmaksa Batı'nın çöllerini boydan boya kateden otoyollarda gözden kaybolma noktasına varacak kadar hız yaparak Avrupa'da hiçbir zaman rastlanamayacak bir mekân ve yataylık deneyimi yaşamayı; Las Vegas'ı çölden fışkıran yapay bir ışık demeti olarak görebilmeyi; ne bir merkezi ne de dış sınırları olan ve böylece kent kavramını yeniden tanımlayan Los Angeles'ı gece karanlığında uzaktan seyretmeyi; New York maratonunda nefesleri tükenene kadar koşarak ya da Ortaçağ işkence aletlerine benzer aletlerle vücut geliştirerek acı çekerler. Ancak her şeyden önemlisi, başarının sırrı olan bu acı, yapayalnız çekilen, hiçbir dayanışma içermeyen bir acıdır. Amerika'nın kendine özgü yapaylığı, tanıtım kültürü, gündelik yaşamın içine girerek bambaşka bir anlam kazanan ahlâk ve politika pratikleri en iyi Reagan'ın kimliğinde anlaşılabilir; sinema oyuncusu, vali, başkan ve gülümseyen bir yalancı. Bu tür saptamalardan yola çıkarak ince bir mizahla yüklü bambaşka bir Amerika resmi çiziyor Baudrillard. Ancak özgün betimlemelerden ibaret bir gezi kitabı değil bu. Güçlü bir sosyopolitik çözümleme ve eleştiri üretiyor. Daha da önemlisi modern Batı'yı tanımlayan temel değer ve ilkelerin Amerika'da aldığı biçimlere bakarak Avrupa'nın aynı ilke ve değerleri gerçekleştirmedeki başarısını, hatta samimiyetini sorguluyor.Bugün tüm dünyayı etkisi altına alan Amerikan yaşam ve düşünme biçimine farklı gözlerle bakan bu yapıt, Baudrillard'ın hiper gerçeklik deneyiminin ilk ürünü...



Sayfa Sayısı: 160

Baskı Yılı: 2012


Dili: Türkçe
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

Yorumlar

Bu ürüne yorum yapmak için giriş yapmalısınız

25.11.2020

ilk okuma

baudrillard'ı okumaya bununla başlayacağım.

09.10.2009

Hiper-gerçekçi Amerika

"Amerika dev bir hologram; şu anlamda ki, öğelerin her biri bütün ile ilgili tam bilgi içeriyor." (Jean Baudrillard-Amerika)

Amerika’ya değişik açılardan bakan düşünürleri araştırdığımızda karşımıza Baudrillard çıkıyor. Amerika’yı alışıldık değerlendirme kalıplarıyla ve yaygın sosyoloji terminolojisiyle değil, sıra dışı Avrupalı bir turistin gözleriyle gezdikten sonra tamamen kendine özgü bir yaklaşımla ele almış ve yazmış. Zaman zaman Avrupa Kültürüyle Amerika’nın inceden bir hesaplaşmasına (veya karşılaştırmalı olarak incelenmesine) dönüşen eser, edebi tatlar alınarak okunabilecek, hatta kimi bölümlerinde şiirselliğe yaklaşan zevkli bir çalışma.

Baudrillard’ın Hiper-gerçeklik deneyimi ışığında gözlemlediği Amerika’ya bakmak oldukça ilginç olacaktır. Fast Food’uyla, Kolasıyla, kültürel ve görsel alanı ele geçiren Hollywood sinemasıyla, dünyanın dört bir yanındaki siyasal süreçlere doğrudan ya da dolaylı bir şekilde müdahil olan “imparator”  tutumuyla hepimizin hayatına bir şekilde sızan Amerika’yı bizzat içinden anlamaya çalışmalıyız.

Baudrillard, Amerika’yı anlamak için müzelerine, Üniversitelerine, kültür kurumlarına ya da hükümet binalarına gitmemiş; otoyollarında, motellerinde, jeolojik yapısında yapmış gözlemlerini. New York sokaklarında tek başına yemek diyen, kendi kendine gülen, sağlıklı kalma takıntısıyla ortaçağ işkence aletlerine benzeyen aletlerle spor yapan insanlarını gözlemlemiş.

Yıldızsal Amerika dediği şeyi incelemiş Baudrillard. “Ben yıldızsal Amerika’yı araştırdım, hiçbir zaman sosyal ve kültürel Amerika’yı değil; otoyollarında saçma ve salt özgürlüğü sergileyen Amerika’yı araştırdım; töreleriyle, zihniyetleriyle derin Amerika’yı değil, çöldeki hızıyla, motelleriyle, madensel yüzeyleriyle Amerika’yı araştırdım. Bunun için senaryonun hızını, televizyonun kaygısız refleksini, boş bir mekânda çekilmiş günlerin ve gecelerin filmini, göstergelerin, imgelerin, yüzeylerin ve yollardaki belirli, alışılmış davranışların şaşılacak derecede duygusuzca art arda gelişlerini, Avrupalı kulübelerine kadar gerçekte bizim olan nükleer ve çekirdeği çıkartılmış dünyaya en yakın şeyi araştırdım.”

New York sokaklarında dolaşırken Baudrillard’ın gördükleri bir çeşit kıyamet provası gibidir. “Her şey taklit olarak yeniden ortaya çıkıyor. Görünümler fotoğraf, kadınlar seks senaryosu, düşünceler yazı, terör moda ve medya, olaylar televizyon olarak. Her şey sanki bu tuhaf amaç için varmış gibi görünüyor. İnsan kendi kendine acaba dünyanın kendisinin de başka bir dünyada yapılabilen reklâmı dolayısıyla mı var olduğunu sorabilir.”

Irkların, kültürlerin, cinsiyetlerin tuhaf bir sentezi olan Amerika ışıltılı ve olağanüstü hızlıdır. Baştan çıkarıcı gücünü de önemli ölçüde buradan almaktadır. Amerika kültürünün böylesine uçucu, geleneklerin sınırlayıcılığıyla karşılaştırıldığında “özgürleştirici” ve ele geçirici doğası Amerikalıların düşünce yeteneğinin zayıf olmasıyla da açıklanabilir. Amerika’nın tarihsel bir mirasa sahip olmaması, bir nevi köksüzlüğü bizimki gibi geleneklerin ve tarihin ağır yüküyle hantallaşan bir toplumsal kültürel iklimde yaşayan geleneksel toplumlara karşı çözücü, dağıtıcı bir güç kazandırıyor Amerika’ya. Baudrillard bunu şöyle özetliyor: “Amerika, modernliğin özgün versiyonudur; bizler dublajı yapılmış, altyazısı yazılmış versiyonuz. Amerika köken sorununu boş veriyor, kökenler ya da efsanelere özgü otantik olmayla uğraşmıyor; ne geçmişi ne de kurucu bir geleceği var. Zamanla ilgili bir ilk birikimi olmadığı için sürekli bir güncellik içinde yaşıyor.”

Şehmus Ay

07.03.2007

Süper bir Amerika Analizi!

Kitabı yıllar önce almıştım. Amerika'yı bu kadar güzel analiz edebilen başka bir kitap daha okumadım! Avrupa'daki gökyüzü ile Amerika'daki gökyüzünün farklılığını anlattığı kısım yıllar sonra dahi halâ aklımdadır. Aynı duyguyu kitabı okumadan önce, Amerika'da ben de hissetmiştim. Ve bunu sık sık düşünürdüm! Mutlaka okuyun! Bazı kitaplar vardır, okur ve bir kenera atarsınız. Bazıları da ilk elli kitabım arasında hep elimin altında dursun dersiniz. "Amerika", benim hep elimin altında dursun dediğim kitaplardan! Baudrillard'ın entellektüel derinliğine ve zekasına şapka çıkartıyorum. Bugün uzun bir hastalığın ardından vefat ettiğini okudum. Bu denli büyük beyinler nereye gider bilemiyorum. Fakat şimdi her neredeyse, ruhu şad olsun!

x

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.