4,5/5 - 2 Kişi Yorum Yap

İlk Baskı Yılı : 2005

Sayfa Sayısı : 192

Dil : Türkçe

Mustafa Kemal Paşa'nın en yakın arkadaşlarından biri ve başyaveri Salih Bozok'un hiçbir yerde yayınlanmamış anıları ve onun gözünden Atatürk'ün özel hayatından bilinmeyen kesitler… Atatürk'e tapan iki kad ... Tamamını gör
7,9 TL
15,0 TL %47
ya da
60 TL üzeri kargo bedava!

Yazar Hakkında

İsmet Bozdağ

İsmet Bozdağ

1916 yılı Mart ayında Bursa'da doğdu. Orta tahsilini Bursa'da yaptı. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Yüksek Okulu"nda tamamladı.İlk şiirlerini şair Celal Sılay ile birlikte, 1934 yılında yayınlanan Üç Mum Yandı adlı kitapta topladı. Asıl kendisinin yakaladığı şiirleri 1943 yılında yayınlanan Gönderilmemiş Mektuplar adlı kitabında toplamıştır. ... Tamamını gör



Kitap Açıklaması


Mustafa Kemal Paşa'nın en yakın arkadaşlarından biri ve başyaveri Salih Bozok'un hiçbir yerde yayınlanmamış anıları ve onun gözünden Atatürk'ün özel hayatından bilinmeyen kesitler… Atatürk'e tapan iki kadın… Fikriye ve Latife hanımların Atatürk'ün hayatındaki yerleri ve seyirleri… Biri, Kurtuluş Savaşı öncesinden beri onunla olan Fikriye Hanım, diğeri İzmir yangını sebebiyle Paşa'yla tanışan ve yeni bir yangına tutulan Latife Hanım…

"Sofra altüst olmuş, yemek herkesin burnundan gelecek. Mustafa Mecdi Bey dayanamamış, bir kağıda: 'Ya şimdi susarsın ya da "boş" kağıdını yazarım.' diye yazmış. Makbule Hanım'ın, kağıdı okumasıyla susması bir olmuş. Kalkmış, yemek yemeden yatağa çekilmiş. Arada, bu patırtılar kopardı ama; Fikriye Hanım'lı Çankaya, yine de iyiydi. Bu ufak tefek patırtıları bir kenara koyarsak, savaş günlerinin bütün mahrumiyetlerine, tehlikelerine, heyecanlarına, fırtınalarına rağmen Çankaya, Fikriye Hanım'ın sayesinde hiç güneşsiz kalmadı. Ama, Türk ordularının İzmir'e varmasıyla birlikte, Fikriye Hanım'lı Çankaya'ya kocaman bulutlar yığılmaya başlamış... Önce kadınsı bir sezgiyle İzmir'den kuşkulanmış; hele Latife Hanım'ın adı gazetelere geçince, Fikriye Hanım'lı Çankaya sofrası tatsız akşamlar yaşamaya başlamış!.. Zaten Fikriye; halkın, "ince hastalık" dediği ciğer tüberkülozu çekiyordu... Bu olayların getirdiği keder ve endişe, hastalığı daha da kamçıladı... Münih'te bir sanatoryuma tedavi için gönderildi... Dönüşünü, Çankaya'ya kabul edilmeyişini, beni arayışını ve Çankaya'dan dönerken, faytonda kalbine bir kurşun sıkışını anlatmaya dilim varmıyor...

Bugün düşünüyorum da, Latife ortaya çıkmasaydı, acaba Fikriye için Mustafa Kemal Paşa ile evlenme ümidi var mıydı? Hayır, böyle bir ihtimal yine de yoktu, sanırım..."
(Tanıtım Bülteninden)


İnce Kapak:

Sayfa Sayısı: 192

Baskı Yılı: 2016


Cep Boy:

Sayfa Sayısı: 230

Baskı Yılı: 2009


Dili: Türkçe
Yayınevi: Truva Yayınları

 

Puanlamalar

%50
%50
%0
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap
Yanılgı ve Hüsran

Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi yüzyılda yaşarsanız yaşayın aşkın bedeli çok ağır oluyor. Ki bahsettiğimiz kişi Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Aşkın tam anlamıyla acaba bir dengesi var mıdır bilinmez. Bir tarafta dört dörtlük her şekilde Paşayı idare edebilen, işleri yürütebilen, pratik, Mustafa'ya aşık Fikriye Hanım, diğer tarafta ise batılı, kültürlü, Paşa'nın ailesi için biçilmiş kaftan gibi görünen Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya aşık Latife Hanım vardır. " O kadar ordu yönettim, savaşlara girdim çıktım, koca bir milleti idare ettim ama bir kadını idare edemedim" der Paşa. Ve ne yazık ki Zübeyde Hanım'ın "Olmaz bu iş, Latife Hanım Mustafamı mutlu edemez, O Paşayı istiyor" notunu Başyaver Bozok Paşa'ya iletseydi o günlerde Mustafa Kemal Atatürk ve Fikriye Hanım için kader farklı bir yön verirdi sanırım. Salih Bozok'un burada Mustafa Kemal Atatürk'ün kaderiyle oynamaktan oldukça pişman olduğuna şahit olacaksınız. Kitap kesinlikle okunmalı..

Bir kahramana eş olabilmek ve bunu hazmedebilmek

Üzüldüm demesem yalan olur. Atatürk'ü kaldırabilecek bir hanım olamamış. O sıradan biri değil ki. Normal insanlar gibi yaşamak isteyenler o tarzda insanlarla beraber olmalılar. Okunmalı. Büyük kurtarıcımız bir hanımla nasıl başedemedigini ve birde onunla nasıl uğraşı vermek zorunda kaldığının en iyi göstergesi. Yanlış insanlar, mutsuz yaşamlar olmuş maalesef.