4,5/5 - 2 Kişi Yorum Yap
20,3 TL
29,0 TL %30
Standart Teslimat : 18 Eylül - 22 Eylül
50 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

Rugan Ayakkabılı Teğmen Kitap Açıklaması


Gece olduğunda ay yoksa, yatakhanenin pencerelerinden görünen gökyüzünde pır pır yanıp sönen yıldızlar ne kadar çoktu... Hayalleri tutuşturan bol yıldızlı gökyüzünün allında, anne kucağından uzakta uyuyan çocuklar, yıllar sonra diplomalarını aklıklarında yıldızlar her birin omuzlarına konacak, teğmen olup hayatın akışına katılacaklardı. Omuzlarındaki yıldız sayısı çoğaldıkça parıltıları artacak, göz kamaştıracaklar ama yollan da birbirinden ayrılacaktı. Bazısı ülkülerle çarpan kalbinin sesini dinledi, özgürleşmek ve özgürleştirmek istediği hayattan bir yıldız gibi kaydı; insani değerlerini ve özlemlerini miras bırakarak. Ve Türkiye, kendi çocuklarının yasını tutmadı.
Rugan Ayakkabılı Teğmen, öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül Darbesi'nin titreşimlerini kanında iliğinde yaşayan, erozyona uğramış bir toplum içinde kendi olmaya ve kalmaya çalışan teğmenlerin odağında yaşadığımız bir toplu kıyıma bakıyor, belleğimizi tazeliyor



Sayfa Sayısı: 455

Baskı Yılı: 2010


Dili: Türkçe
Yayınevi: Everest Yayınları

 

Puanlamalar
%100
%0
%0
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
Yorum Yap

06.02.2014

ROMAN ÜZERİNE

&ÿ#8220ÿ;Rugan Ayakkabılı Teğmen&ÿ#8221ÿ; de önce, bu özel nitelikli eğitim gerçeğiyle bir kere daha yüzleşmek durumunda kalıyoruz. Bu nasıl böyle olmuşÿ; nasıl içinde bulunduğu toplumun birçok alandaki standartlarının üzerinde kalmayı başarmışÿ; bu çelişki özel olarak mı korunmuşÿ; bu özel nitelikli eğitimin sağladığı ayrıcaklıklar, eğitimden geçenlerin toplumun diğer kesimleriyle ilişkisini nasıl etkilemiş? v.b. bir çok soruya cevap aramaya davet ediliyoruz.
Genel Askeri İdeolojinin en gelişmiş hali ile zaman içinde özenle işlenip işlevselleştirilmiş &ÿ#8220ÿ;Atatürkçülük İdeolojisi&ÿ#8221ÿ; nin en katı bir şekilde uygulanıp yeniden üretildiği bir eğitim sistemi. Bu eğitim sisteminde yetişen Haluk İnanıcı&ÿ#8217ÿ;nın, böyle bir roman yazabilmiş olmasına şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Askerlikten ayrıldıktan sonra aldığı hukuk eğitimi ile düşünsel ve eylemsel yaşamı bunu mümkün kıldığına göre, bu eğitimden geçenler hakkındaki bazı karamsarlıklar için &ÿ#8220ÿ;önyargı&ÿ#8221ÿ; demek gerekecek bundan böyle.
Romanın, &ÿ#8220ÿ;Bir subay nasıl yetişiyor?&ÿ#8221ÿ; sorusuna verdiği cevapları izlediğimizde özellikle genç yoksul çocukların askeri eğitime hangi nedenlerle ilgi duyduklarınıÿ; içine girmeleriyle birlikte başlayan farklılaşma çabalarınıÿ; kendilerini saran ortama duydukları saygı ve bağlılığıÿ; bunu oluşturan devlet, vatan, millet, bayrak, bağlılık, itaat, kahramanlık, ihanet, ölüm, geçmiş, gelecek, onur, gurur, namus, görev, adanmışlık v.b. kavramları nasıl içselleştirdiklerini ve bütün bunlarla kendilerini nasıl &ÿ#8220ÿ;özel biri&ÿ#8221ÿ; hissettiklerini anlayabiliyoruz. Askerler, bu özellikleri nedeniyle, asker olmayanları sürekli kollamak ve her alanda onlara yol götermek, özellikle kifayetsiz buldukları siyasetçilere hangi yönde ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini sık sık hatırlatmak, yanlış yönlere sapmalar olduğunda, kendilerini hemen müdahale etmekle yükümlü saymışlardır.
Bu bakımdan, 27 Mayıs gerekli ama yetersiz sayılmıştır. Albay Talat Aydemir ve Binbaşı Fethi Gürcan bu sorumluluk duygusuyla 22 Şubat 1962 ve 20-21 Mayıs 1963 girişimlerinde bulunmuşlardır. 12 Mart ve 12 Eylül dönemleri de, &ÿ#8220ÿ;asker olmayanların&ÿ#8221ÿ; yetersizlikleri nedeniyle yaşanmıştır.
Askerlerin bu özel misyonuna uygun müdahaleleri, asker olmayan bazı kesimlerde de kabul görmüş hatta bazen özel olarak teşvik edilmiştir. Askerin, &ÿ#8220ÿ;Atatük&ÿ#8221ÿ; ideolojisiyle pekiştirilerek tabulaştırılan, toplumu koruma, kollama ve geliştirme misyonu Türkiye Cumhuriyetine musallat olacak bölücü, yıkıcı ve irticai her türlü zararlı faaliyetlerin önlenmesinin teminatı sayılmıştır. Haluk İnanıcı, çok yakından tanıdığı bu tabunun nasıl yaşatıldığını, askerin &ÿ#8220ÿ;zararlı&ÿ#8221ÿ; ve &ÿ#8220ÿ;düşman&ÿ#8221ÿ; olarak tanımladığı düşüncelerle, örgütlenmelerle, eylem ve taleplerle mücadele tarzının yarattığı sonuçları çok çarpıcı olaylar eşliğinde, genç ve idealist &ÿ#8220ÿ;teğmenler&ÿ#8221ÿ;in düşünce ve duygu akışları üzerinden romanlaştırmış. Roman, Türkiye Toplumu&ÿ#8217ÿ;nun neredeyse tüm sorunlu alanlarında, son derece isabetli bağlamlarla dolaşıyor. Askeri görüş ve uygulamanın, yakın tarihteki (özellikle Dersim olaylarındaki) izlerini, Kürt Sorununu nasıl şekllendirdiğini, etnik ve mezhepsel farklılıkları nasıl düşmanlıklara dönüştürdüğünü, Alevilerin hiç dinmeyen huzursuzluğundaki rolünü göstermeyi başarıyor.
En etkileyici olanı ise askerin kendi içine nasıl baktığı ve kendini sağlam(!) tutmak için ne tür önlemler aldığı. Kendi yetiştirdiği ve üstün meziyetlerle donattığı subaylarını, akıl dışı görüş ve değerlendirmelerle nasıl kendine düşman hale getirdiğinin anlatıldığı olaylar.
Aynı tarihlerde yayınlanan Hasan Cemal&ÿ#8217ÿ;in &ÿ#8220ÿ;Türkiye&ÿ#8217ÿ;nin Asker Sorunu-Ey Asker Siyasete Karışma&ÿ#8221ÿ; kitabının kapsam ve içeriği düşünüldüğünde, Haluk İnanıcı&ÿ#8217ÿ;nın bu soruna roman kurgusu içinde verdiği dört yıllık emeğin değeri daha da artıyor.
Ali Galip Yıldız

x

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.