Yazar Röportajları - Murat Menteş

Yazar Röportajları - Murat Menteş


Kendine has üslubu ve mizah anlayışıyla dikkat çeken Murat Menteş’in kendine has bir okur kitlesi olduğu da yadsınamaz. Son olarak oldukça yaşlı bir adam olan Ruhi Mücerret’le tanıştırmıştı bizi yazar, şimdi ise tabiri caizse ölümsüzlüğün peşine düşmüş gibi! Murat Menteş’le okurlarının dört gözle beklediği yeni romanı Antika Titanik hakkında keyifli bir sohbet ettik.

 

Antika Titanik, bildiğimiz anlamda bir polisiye mi?

Ölüm, felsefenin de polisiyenin de temel konularındandır. Antika Titanik bir cinayet romanı. Hatta birden fazla cinayet işleniyor. Dahası, bir kişi birkaç kez öldürülüyor. Benim yapmaya çalıştığım, ölümü egzersiz gibi tekrarlanabilir bir olaya dönüştürmek; onu dehşetinden sıyırıp incelenebilir bir şekle sokmaktı. Hayattan daha değerli, ölümden daha korkunç şeyler var çünkü.

 

Roman oldukça “şiddetli” bir katliam sahnesiyle açılıyor. Bu okuru derhâl romanın içine çekme yöntemi mi? Neden böyle bir giriş tercih ettiniz?

Jean Baudrillard “Artık yalnızca terörün haber değeri var,” diyordu. Savaşın bile seyirlik bir olaya dönüştüğünü belirtiyordu. Anlatılardaki şiddet sahneleri, hikayenin dönüm noktalarını işaretler. Kurgu açısından, bir şiddet olayıyla söze girmeyi seviyorum. Dört romanım da çatışma sahnesiyle açılıyor. Okuru ayartmaktan ziyade, onun işini kolaylaştırmaya özen gösteriyorum.

 

Romanınıza mekan olarak Titanik’i seçmenizin özel bir nedeni var mı?

Yeni bir Titanik yapma fikri daha önce de işlenmiş bir konudur. Titanic 2 adlı dandik bir film vardır. Thomas Brezina, Titanik’in replikasında geçen bir çocuk romanı yazmıştır. Benin gemim aslında Titanik’ten fazla bir şey. Yani Titanik’in imajından, cazibesinden istifade etmeyi öncelemedim. Dahası, kendi Titanik’imi yaptım diyebilirim. Bu nedenle romanın adı “Antika” Titanik. Yani sıradışı, acayip, enteresan bir gemi bu. Nostaljiye yönelmedim. Benim Titanik’im insanoğlunun kibrinden veya batması kaçınılmaz bir taşıttan fazlasını temsil ediyor açıkçası.

 

İş adamı Clive Palmer Titanik’in bir kopyasını yaptırıyor şimdilerde, önceleri 2016 olarak açıklanan seyrüsefer tarihi en son 2018’e ertelenmişti. Kitapta Titanik’i yeniden inşa ettiren Igor Jaguar’da Clive Palmer’dan esintiler mevcut mu?

Igor Jaguar, Clive Palmer’a benzemiyor sanırım. Yani Jaguar bir mafya lideri. Titanik onun suç mahalli. Detaya girip romanda anlatılanları deşifre etmesem iyi olacak. Öte yandan, yeni bir Titanik inşa edilmesini hoş buluyorum.

 

Romanın temel izleklerinden biri de gençlik ile ihtiyarlık arasındaki çatışma. Günümüzde de gençlik adeta bir fetişizm haline geldi. Sağlık ve kozmetik sektörü de bu yönelimi besliyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Oscar Wilde “Gençlik, elde tutulmaya değer tek şeydir,” der. Gılgamış Destanı’nda bile yani binlerce yıl öncesinden gençlik ve ölümsüzlüğe talep yoğun. Eskiden, yani 20. yüzyıldan önce, ihtiyarlık saygınlık getiriyordu. “Şeyh” kelimesi “yaşlı” anlamına gelir mesela. Fotoğrafın, sinemanın, videonun yaygınlaşmasıyla birlikte, yaşlılık büyük bir trajedi, dramatik bir çöküşe dönüştü. Brigitte Bardot, 50 sene önce dünyanın en güzel kadınıydı. İnternette, birçok ünlünün gençlik ve yaşlılık fotoğrafları yan yana konuyor ve “Önce – Sonra” yazılıyor altına. Bu, sanırım en kısa ve en acıklı dram olarak ilgi de görüyor. Yaşlılığın ve gençliğin anlamı, görsel kültür içinde büyük bir değişime uğradı. Görüntüyü kurtaramazsak tümüyle mahvoluyoruz. Makyajımızı tazelemezsek bayatlıyoruz. Bence çağımızın en ilginç konusu, ölümsüzlük. Bu da ölüm gibi felsefi bir konu. Yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte, felsefe de yeniden önem kazanıyor zaten. Fakat bunu fark etmekten biraz uzağız galiba. Yaşam hakkı kutsal. Peki ya ölmeme hakkı? Belki de kutsalla ilişkimizi düşünsel olarak düzenlemeliyiz.

 

Antika Titanik de mizahi bir roman. Mizahı bu kadar ön planda tutmanızın nedeni ne?

Mizahı, yumuşatıcı olarak kullanıyorum. Şiddeti, trajediyi, hayatın zorluklarını yumuşatan, hazmı kolay hale getiren bir katkı maddesi. Ayrıca espri aslında güldürü olmanın ötesinde, “ruhu olan” sözdür. Edebiyatı bir bakıma espri üretme işi olarak görüyorum. Bir de gençleri güldürmeyi önemserim. Onlar güldüğünde, kendimi bu çağın yazarı sayıyorum.

 

Romanda bir önceki romanın ana karakteri Ruhi Mücerret de anılıyor. Yazdıklarınızda diğer romanlarınızdaki karakterler konuk olabiliyor. Romanlarınızın hepsi aynı kurgusal dünyada mı geçiyor?

Galiba evet. Yani bu işi sezgisel diyebileceğim bir yolla yapıyorum. Marvel evreni gibi değil de, Balzac’ın İnsanlık Komedyası romanları gibi biraz…

Elinizdeki kurgusal malzemeye kendinize has bir yaklaşımınız var. Olabildiğince hareketli, karmaşa dolu ve renkli romanlar çıkıyor kaleminizden. Günümüzün yalınlaşmayı tavsiye eden kültürü içinde bu tarzınız daha da göze çarpar hale geliyor. Romanınızın kapağı da öyle; dopdolu ve rengarenk. Bu sizin için özel bir tercih mi?

Dekorasyonda minimalizmi ben de seviyorum. Afiş tasarımında da minimalizm tat verebilir. Haikular iyidir… Fakat roman… Kaotik bir çağda yaşıyoruz. Bu kaos aynı zamanda ironi yüklü. Siz can çekişirken, bankanın call-center’ından arıyorlar. Romanın bu çağı anlatabilmesinin kontrollü kaos yaratmasıyla mümkün olduğu fikrindeyim. Yani yazar okurun güvenini kazanmalı fakat her ikisinin de içinde bulunduğu kargaşayı gözardı etmemeli. Antika Titanik’in kapağını tasarlayan çizer dostum Hakan Karataş’a da bunu söylemiştim. Sağolsun, meramımı anladı.

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Yazmak kendini aşmaya yönelmektir. Bu sayede, kişiliğinizi pekiştirir, geliştirirsiniz. Okumak da öyle. Dilerim yazdıklarım, okurların mesafe kat etmesine, irtifa kazanmasına katkı sağlasın. Bundan doğacak hoşnutluğa paha biçilemez bence.


4 ADET
    x

    İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız