Sepetinizde Ürün Bulunmamaktadır.


  • ANASAYFA
  • Yazar Röportajları - Lavinia Petti
Yazar Röportajları - Lavinia Petti

Yazar Röportajları - Lavinia Petti



Avrupa'nın genç kadın yazarlarından Napolili Lavinia Petti ile dopdolu bir röportaj gerçekleştirdik. İngiliz Dili ve Edebiyatı uzmanı yazar, İslam Araştırmaları'nda devam ettiği eğitimiyle ve Türk Edebiyatı hakkındaki deneyimleriyle göze çarpıyor.



Geçtiğimiz günlerde İstanbul Edebiyat Festivali’nin (İTEF) konuğu oldunuz ve “unutmak” üzerine bir panele katıldınız. Festival deneyimi nasıldı? Türkçe edebiyata ne kadar hakimsiniz?

Yaşadığım deneyimi tek kelimeyle özetlemek gerekirse: Unutulmazdı. Hem fiziksel hem de manevi olarak zor bir dönemden geçiyordum ve İstanbul’da yalnızca birkaç yağmurlu gün geçirsem de burada tanıştığım insanlar yeniden ayağa kalkama yardımcı oldu.

Orhan Pamuk ve Ahmet Hamdi Tanpınar dışında, son dönemde favori yazarlarımdan biri haline gelen Burhan Sönmez’i de okudum. Ziyaretim sırasında Nermin Yıldırım’la tanışma şerefine de eriştim.

 

Sizin metinlerinizin en çok öne çıkan yanlarından biri, hayal gücüne verdiği önem. Fantazya, bilim-kurgu gibi spekülatif kurgu türlerinin giderek daha popüler hale geldiğini görüyoruz. Sizce bu, zamanın ruhunu mu yansıtıyor?

Hayal gücü insanlık için her zaman nefes almak gibi bir hayatiyete sahipti. Hikayeler ve sonra da edebiyat, sırrına erişilemeyen sorulara, huzursuzluk duygusuna ve ölüm korkusuna derman olmuştur çok eskilerden bu yana.

Spekülatif kurgunun geçtiğimiz yirmi yılda ulaştığı başarı hakikaten dikkat çekici. Teknolojinin hüküm sürdüğü bir çağda hayal gücünün değeri de aynı şekilde yükselişe geçti. Tabii bu durumda ticari bir gerçeğin de payı var: Çocuklar ve gençler, hevesleri ve tutkularıyla ideal bir hedef kitlesi oluşturuyorlar. Çocukluğun rüyaları ve yetişkinliğin gerçekleri arasında geçiş döneminde olan bireyler için mükemmel hikayeler bunlar. Gerçi yetişkinler de giderek daha çok bu öyküleri okumayı arzuluyorlar. Belki de onların daha bile çok ihtiyacı var; sayfaları çevirdikleri süre içinde yeniden hayal kurmalı ve güvende hissetmeliler.

Artan bu ilginin bir gereklilik olduğunu düşünüyorum. Ne yazık ki, pek çok ülkede fantazya ve bilimkurgu gibi türlere yönelik ilgi artış gösterse de İtalya’daki yayıncılar için bu türü tanıtmak halen kolay değil. Çok sınırlı bir kitleye hitap ediyor İtalya’da hâlâ. Oysa Calvino ve Buzzati gibi fantastik metinler kaleme almış dev yazarlara sahibiz!

 

Lewis Carroll üzerine yazdığınız bir teziniz var. Sis Hırsızı da Calvino ve Carroll gibi yazarlara göz kırpan, metinlerarası göndermelerle dolu bir kitap. Gerçekliği belli şekillerde eğip büken yazarlara ilginiz olduğundan söz edebilir miyiz?

Evet, kesinlikle! Sis Hırsızı’nda amacım tam da böyle bir şeydi. Ana karakter Antonio geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalıyor ve bir fantazya yazarı olduğundan, yaşadığı deneyimleri eğip bükerek ve bazen tümden icat ederek kendine yepyeni bir dünya kuruyor.

Yazarken, gerçekliği biçimlendirebileceğimiz her türlü olasılıkla deneylere girişmeyi seviyorum. En karanlık köşelerine bakmak ve buralarda gerçekliğin hangi yanının saklanmış olabileceğini keşfetmek istiyorum.

 

Sis Hırsızı İtalya’da çok satanlar arasına girdi ve pek çok başka dile çevrildi. Napoli’den çıkan yazarlar deyince akla hemen Elena Ferrante geliyor. Onun genç İtalyan yazarların uluslararası arenadaki yolunu açtığını düşünüyor musunuz? İtalyan edebiyatıyla bağlarınız nasıl?

Eğer memleketinizden çıkan böylesine güçlü ve çok satan bir kitap varsa, yabancı yayınevleri size daha çok ilgi göstermeye başlıyor, bu kaçınılmaz. Bu, İtalyan yazarlar için büyük şans.

Ferrante’nin etkisi başka alanlarda da kendisini gösterdi. Romanları yayımlandıktan sonra Napoli de değişim geçirdi. Dünyanın pek çok yerinden gelen insanların sayısı arttı. Mesela bu aralar, kentteki kütüphaneye gittiğimde, HBO’nun Ferrante romanlarından yaptığı uyarlamanın çekiminin ortasında buluyorum kendimi. Hayli etkileyici bir set!

Şahsen, Napoli’den çıkmış edebiyatçılara ve büyülü gerçekçiliğe yakın duran metinlere kendimi yakın hissediyorum. İtalyan edebiyatının geneliyse daha çok gerilim romanlarına ve aşırı duygusal metinlere yönelmiş durumda. Bense tam bir güneyliyim. Latin Amerika edebiyatında olduğu gibi, bizim edebiyatımızda da hayaletler gün ışığında yürür. Ben de bir hayalet arayıcısıyım!

 

Napoli’de İslam araştırmaları okudunuz. Bu size nasıl bir perspektif sağladı?

Ufkumu, bakışımı genişlettiğini söyleyebilirim. Herhangi bir Avrupa dili/edebiyatı üzerine çalışsaydım üzerimde bu denli etkisi olacağını sanmıyorum. Bana başka türlü dünyaları deneyimleme fırsatı sundu çalışmalarım. Yaşadığım deneyimler hayal gücüm için en temel unsur. Savaş öncesi Şam’da yaşama fırsatını çalışmalarım sayesinde buldum mesela. Doğu ülkeleriyle özel bir bağım var ve İstanbul’a gelince bunu yeniden hatırladım.

 

Sizin üzerinizde en çok etki bırakan yazarları sorsak...

Sanırım ben tam bir klasik düşkünüyüm. Virginia Woolf, Jack London, Robert Louis Stevenson, Victor Hugo, Fyodor Dostoyevski, Italo Calvino, Gabriel Garcia Marquez... Kitaplığım naftalin kokacak nerdeyse, farkındayım! Ancak çağdaş edebiyattan tek bir yazar seçmem gerekirse, hep aynı ismi zikrederim: Neil Gaiman!



1 ADET
    Sis Hırsızı

    27,50 TL %30 19,25 TL