Yazar Röportajları - Ender Merter

Yazar Röportajları - Ender Merter



İhap Hulusi Görey ismini belki de hiç duymadınız. Oysa İhap Hulusi, Cumhuriyet tarihinden bu yana görsel hafızamızda yer etmiş pek çok afişin, logonun, reklamın yaratıcısı, benzersiz bir yetenek. Grafik tasarım, illüstrasyon ve reklamcılık alanlarında öncü olan İhap Hulusi, Ziraat Bankası’ndan Sümerbank’a, Beykoz Kundura Fabrikası’ndan Mili Piyango’ya, Cumhuriyet tarihinin sayısız kurumuna görsel kimliğini vermişti. Doğumunun 120. yılının kutlandığı bu dönemde, yıllardır bu usta ismin çalışmalarını araştıran ve onu gelecek nesillere aktarmaya çalışan Ender Merter’le İhap Hulusi’nin önemini konuştuk. Reklamcılık alanında deneyimli bir isim olan Merter, 10 yıl önce yayımlanan Cumhuriyeti Afişleyen Adam adlı yapıtı gibi İhap Hulusi hakkında yazılmış pek çok kapsamlı kitaba imza atmış biri. Sözü ona bırakma vakti...

 

İhap Hulusi Görey hakkında bir monografi yazma fikri ne zaman ortaya çıktı? Onun hayatı, ürettiği çalışmalar sizin için neler ifade ediyor?

İhap Hulusi Görey ülkemizin ilk afiş ve grafik tasarımcısı. Yurt içi ve yurt dışında eğitim alan, en az dört dil bilen bir sanatçı. O dönemde böyle bir kişilik oldukça istisnai. İhap Hulusi’nin, benim ele almamdan önceki dönemde ortaya çıkmaması ise bugüne kadar bu ülkenin sanata ve sanatçıya verdiği değeri ortaya koyuyor. Benim kendisiyle ilgili gerçekleştirmiş olduğum birden fazla çalışmam bulunuyor. Müsellesten Üçgene isimli kitap kendisiyle ilgili ilk kitabımdır. Bu kitabı daha sonrasında; Cumhuriyeti Afişleyen Adam, Çizgi Dünyasına Yolculuk, “avuç içi kitabı” ve “bilgisel ajanda kiti” takip eder. Çalışmalarımı kişisel merakım, araştırmacı ruhum ve gözlemlerim ile yürüttüm. Geçmişe merak ve saygı duyan biri olarak, sahip çıkmayı bilmek gerek diye düşünüyorum.

Onun çalışmalarında, Türkiye’nin dönemsel olarak sosyal hayatını ve ekonomik farklılıklarını görmek mümkün. O zamana ait toplum yapısı ve devlet politikaları gibi yapılar net bir biçimde anlatılıyor. Milli Piyango çalışmaları bu durumu yansıtabilecek en güzel örneklerdir. Bu çalışmalara “Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi” de denilebilir. 

 

Görey’in yarattığı afişler, logolar, sloganlar aynı zamanda Cumhuriyet tarihine de ışık tutan bir görsel hafıza işlevi görüyor. Sizce biz bu hafızaya yeterince değer veriyor muyuz? Bu kitap bunun için bir başlangıç noktası olabilir mi?

Tabii ki her şeyin bir başlangıcı var. Cumhuriyetin ilanı ve devrimlerin ardından Atatürk liderliğindeki batılılaşma hareketi İhap Hulusi Görey’le birlikte o dönemin grafik sanatının da gelişmesine neden olmuştur. Bu nedenle çalışmaları Cumhuriyet tarihine ışık tutmakta ve karşılıklı bir etkileşim gerçekleşmiştir. Her logosunda, her sloganında yaşanmışlıkları görmek mümkündür.

Bizde maalesef bu işlere yeterli değer verilmiyor. Bu konuyla ilgili bir örnek vermek isterim. Ben bir reklamcı olarak kendi alanımla ilgili olarak İhap Hulusi Görey’i günümüz gençlerine ve reklamcılarına aktarmak adına, sürdürülebilir bir şekilde bu çalışmaları yapıyorum. Herkes kendi sektörünün bir döneminde usta olmuş ya da önemli başarılara imza atmış birini tanıtmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için çalışsa tarihimizde neler olduğunu, kimlerin yetiştirildiğini görmek daha mümkün olacaktır. Türkiye’nin yakın tarihi, Osmanlı tarihi ya da kültürel varlıklarımızı bilmiyoruz. İnsanlar merak duymuyorlar, irdelemiyorlar. Bu nedenle her projenin başında yabancıları görmek kaçınılmaz ve bu durum oldukça üzüntü verici.

 

Görey’in çalışmaları Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından 80’lere dek uzanıyor. Böylesine geniş bir külliyatı araştırırken nasıl bir yöntem izlediniz?

Baktığımız zaman özellikle görsel hafıza ve basılı işlerden oluşan bir koleksiyon oldu. Bu koleksiyon en başında düzensiz bir halde elime geçti. Oldukça büyük bir karışıklık vardı ve belli kurallar dahilindeki bir arşive çevirmek kolay olmadı. Kronolojik bir sıralama ile arşivlemek, belli saklama yöntem ve kuralları içinde muhafaza etmek zor bir uğraştı. O zamanın şartlarını ve pozisyonumu düşününce bunu elimden gelenin en iyisiyle yaptığımı düşünüyorum. “Elim kalem tutana kadar” diyen ve sonuna kadar çalışmaktan vazgeçmemiş bir sanatçının yüzlerce çalışmasından ortaya çıkan bir koleksiyon oldu. Sırf bunun için bile saygı duymak ve sahip çıkmak gerektiğine inanıyorum.

 

Ülkemizde hem biyografi hem de monografi pek hakkı verilmeyen, okurla buluşması güç türler. “Cumhuriyeti Afişleyen Adam” kitabınız nasıl tepkiler aldı, hak ettiği ilgiyi gördüğünü düşünüyor musunuz? 

Burada toplumumuzla ilgili üzücü bir hatırlatmayı yapmak isterim. Araştırmalara göre Japonya’da bir kişi yılda 6 kitap okuyor. Ülkemizdeki kitap okuma oranlarına baktığımızda ise bir kitap bitirebilmek bir yana yılda okunan sayfa sayısı 10’u geçmiyor. Nüfusun geneline bakıldığında düzenli kitap okuyanların sayısı oldukça düşük durumda. Biyografi ya da monografi gibi özel ilgi alanlarına gelene kadar okuma alışkanlığıyla ilgili olarak işin hakkını veremiyoruz. Son yıllarda kitapçılarda birçok farklı konunun kaleme alındığı çeşitli kitaplar görüyoruz. Kitapçılar bu eserleri moda olduğu için mi yoksa gerçekten okunduğu için mi bu denli raflarına taşıyor bu bile soru işareti.

Cumhuriyeti Afişleyen Adam kitabıma dönecek olursak, bu kitap çıktığı dönemde (1. Baskı:2003, 2. Baskı:2008) oldukça beğeni almıştı. Bu kitapla birlikte birçok sergi, konferans ve sempozyum yapabilmiştim. Böylece gençlere aktarmak ve onun işlerini tekrar gün yüzüne çıkarma fırsatım olmuştu. Kitabın, olabildiğince ilgilisine ve sektördeki meslektaşlarıma ulaştığını düşünüyorum.

 

Görey, Atatürk’ün başlattığı büyük projenin kurumsal kimliğinin oturmasını sağlayan isimlerin başında geliyor. Onun için Türk modernleşmesinin önemli temsilcilerinden biridir diyebilir miyiz? Bu modernleşme süreci sizin için neler ifade ediyor?

Atatürk’ün cumhuriyetin ilanından sonra yapmış olduğu batılılaşma, sanayileşme ve devrimler ile ilgili hayata geçirdiği çalışmaları takdire şayan. Şöyle ki: 1877’de başlayan Rus Harbi ile bu harbi takip eden Balkan Savaşı, 1. Dünya Savaşı, Çanakkale Savaşı, İstiklal Savaşı ile darma duman olmuş bir toplumla bu devrimler gerçekleştirilmiş. Ülkede nüfus sayısı oldukça düşmüş, psikolojik açıdan yıkım yaşamış bir toplum ile yeni bir ülke inşa edilmiş. Sosyo-ekonomik açıdan vahim bir durum içerisinde bu yenilikleri yapmak herkesin başarabileceği şeyler değil. Vermiş olduğu vizyon ile bu halkı harekete geçirmiş, kendisine inandırmış, umutlandırmış ve 100 yıl sonra bile cumhuriyetin ayakta durmasını sağlamıştır. Bu başarılar yadsınamazdır. Öyle ki Avrupa’yı ve Dünya’yı takip edebilmemiz, modernleşmeye ayak uydurabilmemiz adına gerçekleştirilen harf devrimi buna örnek verilebilir. Atatürk bu işin başı olan alfabe ile ilgili çalışmaları ise İhap Hulusi’ye vermiştir. O da bununla ilgili çalışmalarını yapıp meşhur Alfabe kapağını ortaya çıkarmıştır. O kapağın arka kısmında Ankara Kalesi, Atatürk ve manevi kızı Ülkü’ye yer vermiştir. Bunun ufak bir hikayesini de paylaşmak isterim. Görey’in Alfabe kapağında Ülkü’yü çizebilmesi için onu görmesi gerekmektedir ve bunun için Ülkü’yü takip etmektedir. Bu sırada kolluk kuvvetlerine yakalanır ve Atatürk’ün istediği bir çalışma için Ülkü’yü takip etmek durumunda kaldığını anlatınca bir gün nezarette kalmasının ardından serbest bırakılır. Bu da Alfabe çalışması için yaşadığı bir anı olmuştur.

 

Görey’in imza attığı işler söz konusu olunca geniş yelpazeye yayılmış büyük bir zenginlikten bahsediyoruz, sizin aklınızda en çok yer eden birkaç çalışmasını sayabilir misiniz?

“Alfabe” okuyup yazmamızı sağlayan temellerin başında geliyor. Arkasından çok gündeme gelen ve her dönem yerel yöntemlerin ilgisini çeken “Vatandaş” afişi de oldukça önemlidir. Beykoz Kunduraları için yaptığı “Martı gibidir ıslanmaz” ya da Dünya atlası için yaptığı kapak çalışmaları önemlidir. Günümüzde de yaşayan eserlerine rastlamak mümkündür. Kurukahveci Mehmet Efendi logosu ve Kulüp Rakısı etiketi yapmış olduğu vizyoner çalışmalarındandır. Yurt içi ve yurt dışı için yaptığı çalışmalarla birlikte Tekel için yaptığı çalışmalarda dahil olmak üzere bunlar ilk 10’u oluşturabilecek en önemli çalışmalarındandır.

 

Görey reklamcılık alanında da öncü isimlerden biri, onun reklam dünyasında bıraktığı izler neler sizce? 

Biz burada İhap Hulusi Görey’i hem grafik sanatçısı hem de afiş sanatçısı olarak unvanlandırıyoruz ama o, reklamcılık tarihinde çok önemli birisi. Tek başına bir ajans gibi değerlendirdiğim zamanlar oluyor. Günümüzde herhangi bir ajansa bakacak olursak metin yazarı, grafik tasarımcı, müşteri temsilcisi gibi alanlarda çalışan kişileri görebiliriz. İhap Hulusi Görey o dönemde yaptığı çalışmalarda metni kendisi yazarak metin yazarlığı yapmış, görselleri resmederek grafik tasarımcı ya da art direktör olmuş, bu resimlerde yer alacak kişileri Beyoğlu’ndaki Markiz ve Lebon gibi pastanelerden seçerek cast sorumluluğu yapmış ve yaptığı işleri müşteriye anlatarak, gerektiğinde ikna yeteneğini de kullanarak müşteri temsilcisi olmuştur. Her şeyi kendi üretir ve başarısı işine olan hakimiyetinden gelirdi. Ben yaklaşık 15-16 senedir üniversitelerde ders veriyorum. Onun yaptığı görsel ve metinleri inceleyebilmeleri için öğrencilerimi Marmara Üniversitesi’ndeki Cumhuriyet Müzesi’nin içindeki Müsellesten Üçgene özel galerisine götürürüm. Öyle çalışmalar yapmıştır ki o metinleri ya da o görselleri kullanmak için günümüzde o cesareti gösteremeyebiliriz. Bir deha ve fikir adamı olarak reklam sektöründe bıraktığı iz göz ardı edilemez. Özetleyecek olursam; usta gitti ama tadı damakta…

 

Siz de reklamcılık alanında günümüzün önemli figürlerinden birisiniz. Sizin mesleki yolculuğunuz nasıl başladı?

Güzel sanatlar ve işletme eğitimi aldım. Profesyonel olarak çalışma hayatıma okul yıllarında 1979’da Cağaloğlu’nda başladım. TRT’de dublaj, reklam ve yayıncılık derken çeşitli görevlerde yer aldım. Tür Tanıtım’da harika zamanlarımız oldu. 20 yıl ajans başkanlığını yaptım ve çok güzel hatıralara sahip oldum. Sonra Reklamarkası programının yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendim. Sekiz yıldır canlı yayınla yayınlanan Reklamarkası’nda, aynı heyecanı ve isteği ilk günkü gibi yaşıyorum. Sonrasında da İlancılık… Ajans Başkanı olarak 2013’ten beri burada çok güzel bir ekiple birlikteyiz. Yeditepe Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak yer aldım. Derslere ve konferanslara gidiyorum. Aldığım ödüller, yaptığımız reklam kampanyaları, ders verdiğim öğrenciler en güzel başarılar oldu.

 

Görey grafik tasarımcılık mesleğinin ülkemizdeki kurucusu olarak anılıyor. Görselliğin giderek önem kazandığı bir çağda tasarım belki de hiç olmadığı kadar önem kazandı. Günümüzde grafik tasarımcılar sanatsal olanla endüstriyel olan arasında denge bulmakta bazen zorlanabiliyorlar. Siz bu mesleğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Benim dönemimle şu anki dönemi mukayese edecek olursak arada 30-35 senelik bir zaman aralığı var. Biz bir görsel bulmak için en az bir ya da iki günümüzü sahaflarda geçirirdik. Bir renkli görsel için yabancı magazin dergilerini karıştırıp resimler koparırdık, uygun fotoğraflar çekilirdi ve işin tasarımını gerçekleştirirdik. Bugüne baktığımızda artık kaynak bulmak daha kolay. Teknolojinin bu konuda avantajları oldukça fazla. Bir tıkla, bir fare aracılığıyla bir çocuk, çiçek ya da herhangi bir görsele ulaşabiliyorsunuz. Bizim yıllar önce bir görseli bulmamız günlerimizi alırken bu artık birkaç dakikalık iş oldu. Grafik tasarım yaşamın her alanında karşılaşabileceğimiz bir meslek. Günümüzde ve gelecekte gelişerek var olacak. Geleceğe dönük bir alan ve grafik olmadan bugün bir şey sunmak ya da tasarlamak imkansız.

Sanatsal ve endüstriyel dengeye gelince, bu konuda bir şeylerin karıştırıldığını düşünüyorum. Hepsinin ayrı olduğu söylemleri var. Bir sanatçının 100 yıl önce yaptığı işlere bakıldığında ne açıdan olursa olsun o çalışmalar hala ele alınabiliyorsa, merak uyandırabiliyorsa ve beyin fırtınası yapılabiliyorsa bu fırsatlar değerlendirilmelidir. Bu işler yeniden yorumlanmalı, geçmişteki ve günümüzdeki meslektaşlar bir araya getirilmeli. Ben burada çorbada bir tuz misali her türlü sanatsal faaliyetin özgürce yansıtılmasından yanayım.

Görey’in 120. yaşını kutluyoruz artık. Kitabınızın üstünden 10 yıl geçmişken, bu büyük ustanın hayatına dair yeni çalışmalar yapma planınız var mı? Gelecek projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Bizler düşünceyle yaşayan, fikirle yoğrulan insanlarız. Her zaman umutlarımız ve fikirlerimiz olmak zorunda çünkü kendimizi bunlarla besliyoruz. İhap Hulusi Görey’in 120. yaşı için projelerimiz devam ediyor. Türkiye İş Bankası 94. yılını özel bir reklam filmiyle kutladı ve bu reklam filminin her sahnesinde İhap Hulusi’nin eserlerini görebilirsiniz. Bunların yanında 20 sene önce hazırlamış olduğum ve az sayıda basılan özel bir kitap olan Müsellesten Üçgene kitabını küçük revizeler yaparak son kitabım olan Usta İşi’nde yeniden ele aldık. Bu sene Almanya Dresden’de bir sergimizin olma durumu var. Son olarak yakın zamanda Konya Selçuk Üniversitesi’nde “Cumhuriyet’in 95. yılında İhap Hulusi Görey 120 yaşında” konferansını gerçekleştirdik. Her yıl farklı bir çalışmayla onu anmaya ve çalışmalarını başkalarına ulaştırmak adına projeler gerçekleştirmeye devam edeceğiz.


3 ADET
    x

    İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız