Tess Gerritsen ile Röportaj

Tess Gerritsen ile Röportaj

Ayrıntılı adli tıp süreçleriyle klasik polisiye/gerilimi harmanlayarak tüm dünyada büyük ses getiren Tess Gerritsen'in ülkemizde de geniş bir okur kitlesi var. Televizyona uyarlanan Rizzoli ve Isles serisiyle ününü pekiştiren yazarın yeni kitabı Bir Sırrım Var Doğan Kitap etiketiyle raflardaki yerini almıştı. Gerritsen, karakterleriyle kurduğu bağları, en sevdiği kitapları ve yazmadığı zamanlarda ona nelerin heyecan verdiğini bizlerle paylaştı.

Rizzoli ve Isles
serisinin son kitabı Bir Sırrım Var biz okurlarınızı yine çok mutlu etti. Rizzoli ve Isles’a doyamıyoruz. 12 kitap ve bolca TV dizisinden sonra sizin bu seri hakkındaki düşünceleriniz ve planlarınız neler?

Rizzoli ve Isles serisinin yeni bir kitapla devam edip etmeyeceğinden emin değilim. On iki kitabın ardından, karakterlerim (Jane, Maura, Jane’in annesi, Frost) hakkında çok fazla şey keşfettim ve hepsine birer mutlu son bahşettim. Yani, artık onlar hakkında söylenecek ne kaldı, bilemiyorum… Ancak aklıma yeni bir Rizzoli ve Isles hikayesi gelirse, kesinlikle yazarım.

Yeni romanım (Amerika’da ekim ayında yayımlanacak) Rizzoli ve Isles serisine ait ya da bu seriyle bağlantılı bir kitap değil. Tehlikeli bir hayaletin mesken tuttuğu bir evi kiralayan genç bir kadının hikayesini konu eden bir gerilim romanı.

Maura’nın kısımlarını, mesela otopsi sahnelerini yazarken zorlanıyor musunuz?

Maura’nın bulunduğu sahneler aslında en kolay yazdığım sahneler çünkü Maura bana çok benziyor. İkimiz de doktoruz, ikimiz de mantıklı yanıtlar peşindeyiz ve ikimiz de bilime inanıyoruz. Maura da ben de oldukça ketum ve yalnız insanlarız, dolayısıyla onu çok iyi anlıyorum.

Sizin favori karakteriniz Maura mı Jane mi? Okurlar sizce kendilerini birine daha yakın hissediyorlar mı?

Benim favori karakterim Jane çünkü ne düşünüyorsa onu söylüyor, cesur, son derece sadık ve kuralları çiğnemekten korkmuyor. Jane Rizzoli gibi bir arkadaşım olsun isterdim!

Sizin düzenli olarak başka polisiye/gerilim romanlarını okuyup tavsiye ettiğinizi biliyoruz. Bu sene en sevdiğiniz polisiye roman hangisi?

Bu yıl yayımlanan ve Harriet Tyce’ın yazdığı Blood Orange adında muhteşem bir polisiye var. Ayrıca Penceredeki Kadın’ı da –yazar hakkındaki tartışmalara rağmen- severek okudum.

Yazı masanızın üzerinde hangi kitaplar duruyor? Dönüp dolaşıp sayfalarını çevirdiğiniz başucu kitaplarınız var mıdır?

Hemen hemen hiçbir zaman aynı kitabı ikinci kez okumam. Şu sıralar masamdakiler sadece keyif almak için okuduklarım: Kevin Begos’un yazdığı ve şarabın tarihçesini anlatan kurgu dışı eser Tasting the Past ve efsanevi Troya Savaşı kahramanını konu alan Madeline Miller’ın romanı Akhilleus’un  Şarkısı.

Yazarken müzik dinler misiniz? Son kitabınızı yazarken neler dinlediğinizi bizimle paylaşmanızı rica etsek...

Yazarken müzik dinlemiyorum. Karakterlerimin sesini duyabilmem için sessizliğe ihtiyacım var.

Keşke yeniden 20 yaşında olsam ve şu romanı ilk kez okumanın heyecanını bir kez daha tatsam dediğiniz beş eserin ismini sorsak...

Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi – J.R.R Tolkien : Orta Dünya’nın güzelliklerini yeniden keşfetmeyi ne kadar da isterdim!

Rebecca – Daphne DuMaurier, çünkü gençken gotik roman okumayı severdim.

Legend of the Seventh Virgin – Victoria Holt, çünkü –yine– gotik roman okumayı severdim!

Baskerville’lerin Köpeği – Arthur Conan Doyle, çünkü Sherlock Holmes’ü kim sevmez ki? Çocukken bayılırdım.

Dune Mesihi – Frank Herbert: Bu romanın içinde kaybolmuştum ve bu gizemli bahçeyi yeniden keşfetmeyi ne çok isterdim.

Yazmak hayatınızın neresinde duruyor? Her gün yazar mısınız?

Neredeyse her gün yazıyorum çünkü anlatacak hikayem hiç bitmiyor. Fakat yaşlandıkça, seyahat etmek ve bahçemle ilgilenmek gibi, yapmaktan en çok keyif aldığım şeylere gittikçe daha fazla vakit ayırır oldum. Bundan sonra gençleşmeyeceğim, zamanımın azaldığını ve bu durumun baskısını üzerimde hissediyorum.

Yazmak dışında zamanınızı nelere ayırmaktan hoşlanırsınız?

Bahçemde toprakla uğraşmaktan veya daha önce hiç gitmediğim bir ülkeyi keşfetmekten ya da akşam yemeğimi daha önce hiç tatmadığım yemekleri olan yeni bir mutfakla buluşturmaktan daha çok sevdiğim hiçbir şey yok. Seyahat, yemek ve bahçe, hepsi en sevdiğim uğraşlarım.

Şu an üzerinde çalıştığınız kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

Yeni romanım The Shape of Night Boston’dan kaçan ve Maine’de daha önce bir kaptana ait olan 150 yıllık bir ev kiralayan bunalımlı genç bir kadın hakkında. Kadın kısa süre sonra kaptanın hayaletinin hâlâ bu evde olduğundan şüphelenmeye başlıyor. Ondan önce bu evde yaşamış tüm kadınlar, burada ölmüş ve genç kadın hayaletin bu işte parmağı olmadığını, yani aslında bir sonraki kurbanın kendisi olup olmayacağını merak ediyor.

Türk okurlarınız size bayılıyor. Daha önce Türkiye’ye gelmiştiniz, okurlarınızla yeniden buluşmayı düşünüyor musunuz? Onlara neler söylemek istersiniz?

Türk okurlarımla yeniden buluşmayı iple çekiyorum. Türkiye en sevdiğim ülkelerden biri ve hem bir turist hem de bir yazar olarak ülkenize yedi kez geldim. Türkiye’deki okurlarıma mesajım: Kitaplarımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim! Yakında sizlerle buluşmayı ümit ediyorum!

13 ADET
    x

    İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız