Portreler - Adalet Ağaoğlu

Portreler - Adalet Ağaoğlu



Anın romanını yazan kadın… Evet, elbette Türk edebiyatının çınarlarından birinden, Adalet Ağaoğlu’ndan bahsediyoruz. Taze Cumhuriyet’in ilk münevver neslinin evladı olan Ağaoğlu 23 Ekim 1929’da, Nallıhan, Ankara’da dünyaya gelir. İlkokulu da burada okur ancak yaşadıkları yerde bir ortaokul bulunmamaktadır. Fakat kumaş tüccarı babasının dört çocuğu içindeki tek kızı olan Adalet’in okumaması, eğitimini yarıda bırakması düşünülemez bile. Böylece aileye göç yolu gözükür. Babaları ailesini de yanına alıp Ankara’nın merkezine taşınır. Genç Adalet’in hayatının önemli bir bölümüne damgasını vuracaktır bu yeni başkent. Ankara Kız Lisesi’nin ardından Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya bölümüne girip Fransız Dili ve Edebiyatı okur.

 

Edebiyata ve sanata olan ilgisi daha lise sıralarında, şiirle başlamıştır. İlk kez 1946 yılında Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yazarak başlar yazarlığa, sonra 1948-50 yılları arasında da Kaynak dergisinde yayımlar ilk şiirlerini. 1950’deki mezuniyetinin ardından Ankara Radyosu’nda dramaturg olarak çalışmaya başlar ve bu kurumdaki macerası Radyo Tiyatrosu Müdürlüğü’ne kadar uzanır. Buradaki ilk yılında ilk radyo oyunu olan Aşk Şarkısı’nı kaleme alır. Bu sıralarda Paris’e de gidip gelir ve tiyatro bilgisini artırmak için çalışmalarda bulunur. Üstelik artık bir hayat arkadaşı da vardır. 1954 yılında mühendis Halim Ağaoğlu ile birleştirir hayatını ve bugün onu tanıdığımız ismine kavuşur: Adalet Ağaoğlu.

 

Aynı yıllarda Sevim Uzgören’le beraber yazdıkları Bir Piyes Yazalım Ankara’da sahnelenir. Radyodaki görevi sürerken tiyatro oyuncusu ve yönetmen olan arkadaşları Kartal Tibet, Üner İlsever, Çetin Köroğlu ve Nur Sabuncu ile Meydan Sahnesi’ni kurarlar. Devam eden yıllarda ise çevresindeki ilişki dinamiklerinden yola çıkarak Evcilik Oyunu adlı oyununu kaleme alır yazar. Böylelikle oyun yazarlığı kariyerinin altın yılları da başlamış olur. Yaşlı bir çiftin bir tombala oyunu etrafında şekillenen küçük zeka oyunlarını ele alan Tombala önce 1967 yılında Türk Dili dergisinde yayımlanır, ardından 1969 yılında sahnelenir. Orta sınıfın alışkanlıklarını ve değer yargılarını irdeleyen Çatıdaki Çatlak, iç hesaplaşmalara dayanan Kahramanın Ölümü, dış dünya-ev ikilemini simgesel ve soyut bir düzlemde ele alan Çıkış ve ev kadınlarının yaşamını birçok farklı açıdan yorumlayan Kozalar hep bu yıllarda kaleme alınır.

 

Takvimler 1970’li yılları göstermeye başladığında Adalet Ağaoğlu da bir yol ayrımına gelmiştir artık. Yıllarını verdiği TRT özerkliğini yitirmiş, bir değişim ve dönüşüm sürecine girmiştir. Adalet Ağaoğlu bu süreçte ayrılığı seçer. 19 yılını verdiği bu kurumu ardında bırakır ve o günden sonra yaşamını sadece yazarak sürdürmeyi seçer. Bu dönem Ağaoğlu için roman ve öykü günlerinin de başlangıcı olur aynı zamanda. Münevver Türk genci olarak yetiştirilen kendi çağdaşlarının yaşadığı değişimi konu   alan ilk romanı Ölmeye Yatmak 1973’te yayımlanır. Ölmeye Yatmak’ı 1974 yılında yazarın ilk öykü kitabı Yüksek Gerilim izler Ölmeye Yatmak’ı takip eden Bir Düğün Gecesi(1979) ve Hayır(1987) romanları ile Dar Zamanlar Üçlemesi de tamamlanmış olur.

 

Tabii Dar Zamanlar Üçlemesi’ni sürdürürken başka romanlara, başka diyarlara da dalıp çıkmaktan geri durmaz Ağaoğlu. Ekonomik koşulların Avrupa ülkelerinde işçi olmaya sürüklediği Türk insanının yaşadığı kültür ve varlık şokunu konu alan Fikrimin İnce Gülü’nün baş karakteri Bayram memleket insanının kapitalizmle yoğrulmasıyla meydana çıkan “yeni insan” tipinin en güzel örneklerindendir. Romanın Sarı Mercedes adlı sinema uyarlamasında Bayram rolünde İlyas Salman yer alırken filmin yönetmen koltuğunda ise Tunç Okan oturur. 1981 yılında yazar bu romanı sebebiyle “askeri kuvvetleri küçük düşürmek” suçlamasıyla yüz yüze gelir, ancak iki yılın sonunda dava beraatle sonuçlanır.

 

Ağaoğlu devam eden yıllarda siyasi temalı romanlar yazmayı sürdürür. 1984 yılında yayımlanan Üç Beş Kişi romanında varlıklı bir aile ekseninde ülkenin geçirdiği değişime odaklanmaktadır yazar. Bunu yazarın anıları ile kurgu adeta iç içe geçtiği Göç Temizliği ve erotizmin sınırında kurgulanan Ruh Üşümesi takip eder. 1991 yılında ise Çok Uzak Fazla Yakın adlı oyunuyla oyun yazarlığına geri döner Ağaoğlu. Yedi ayrı bölümden oluşan Romantik Bir Viyana Yazı ise yalnızca dili ve üslubu ile değil, anlatım teknikleriyle de dikkate değer bir eser olarak edebiyat tarihimizdeki yerini almıştır.

 

1996 yılında bir kaza ile bölünür Ağaoğlu’nun hayatı. Büyükdere sahilinde yürüyüş yaparken hız sınırını aşan bir otomobil Ağaoğlu’na önce çarpar ardından yazarı denize doğru savurur. Yine de ölüm onu almaya gelmez. Bu kazada ağır biçimde yaralanan Ağaoğlu sonraki iki yılını hastanede geçirmek zorunda kalır. Bu olay üzerine Can Yücel “Sen Türkiye’nin en güzel kazasısın,” der Ağaoğlu’na. Zaten ancak bu kadar güzel anlatılabilir!

 

Yaşlılığın yavaşlatabileceği insanlardan değildir Ağaoğlu. 2014 yılında Dert Dinleme Uzmanı ile geri döner. 2018’de ise denemelerden oluşan Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar raftaki yerini alır. Eli kalem tuttukça yazacak, üretecek ve yaşayacaktır o. İyi ki!


25 ADET
    x

    İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız