Bu Kitabı Okumalısın - Sonbahar


Karl Ove Knausgaard ismi çok satanlar listelerinden inmese de, o bildiğimiz “yıldız yazar”lardan, spot ışıklarının altında olmak için doğmuş popüler figürlerden değil. Norveçli yazar istese de istemese de, Kavgam adlı otobiyografik serisiyle 2000’lerin en önemli edebiyat fenomenlerinden birine dönüştü. Eleştirmenlerin bir kısmı onun gündelik hayatın sıkıcı ve fuzuli denebilecek ayrıntılarını tasvir edişini yenilikçi ve taze bulurken, bir kısmı da ifşacılıkla, ucuz edebiyat yapmakla eleştirdi yazarı.

Ne olursa olsun, orta yaşın, evlilik rutinlerinin, ev içi hallerin bir adamın ruh halini nasıl etkilediğini uzun uzadıya araştıran metinleri tüm dünyadan milyonlarca okura “dokundu”. Onlara başka birinin zihnine girme, iç dökümüne tanık olma, onun düşünce silsilesini takip etme hissi verdi. Bu his bazı okurlara öylesine tanıdık ve hakiki gelmiş olacak ki, binlerce sayfaya denk gelen 6 kitaplık bu külliyatı bir çırpıda okudular, otobüste, parkta ellerinden bırakamadılar.

Knausgaard’ın sakin bir akıntı gibi ilerleyen üslubu, dört mevsimin adını taşıyan yeni serisinde de kendini hissettiriyor. Yazar yine kendi yaşamından ve gündelik hayattan besleniyor, ancak denemeyi andıran kesik kesik metinler bu kez daha şiirsel; yalınlıkları ve tasarruflu halleri yer yer haiku’ları andırıyor.

Uzun zamandır Türkçeye çevrilmesini beklediğimiz serinin ilk kitabı Sonbahar’da Knausgaard, doğmamış kızını yaşama hazırlamak için ona mektuplar yazıyor. Kitabın tamamı, her gün etrafımızda gördüğümüz, bizim için sıradanlaşmış nesneleri, durumları, tecrübeleri, bu hayata taze, meraklı gözlerle bakacak birine anlatıyor. Çevremizde bulunan, yıllar içinde hissizleştiğimiz, sıradanlaşmış nesneleri yeni bir gözle görmek için, basit şeylerin içindeki gizemi, edebiyatı görmek için eşsiz bir kitap bu.

Elmalardan, yaban arılarından, yalnızlıktan, yırtıcı kuşlardan, yalnızlıktan, yıldırımlardan bahsediyor Knausgaard. Tüm bunları anlatmasının nedenini şöyle özetliyor: “Yıllarca yaşamış biri için kapı bellidir. Ev belli, bahçe belli, gökyüzü ve deniz bellidir. Geceleyin gökyüzünde asılı duran ve çatıların üzerinde parlayan ay bile bellidir. Dünya varlığını dile getirir, fakat kulak asmayız, artık onunla bir olmadığımız, onu kendi parçamız gibi görmediğimizden sanki kayıp gider ellerimizden. (...) Dünyamızı şimdi olduğu gibi göstermek istiyorum sana...”

 
 
1 ADET
    x

    İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız