11,36 TL
Satın aldığım e-kitaplarımı nasıl okurum?

Ürün Açıklaması

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1918-1920 yılları arasında Âti, İleri ve İkdam gazetelerinde yayınlanan 10 hikayesini topladığı ve adını içindeki ilk hikaye olan Kadınlar Vaizi’nden alan derlemesi, kitap olarak ilk kez 1920 yılında yayınlandı. Günümüz değerleri çerçevesinden bakıldığında, ırkçı ve cinsiyetçi ifadelerin yoğunluğu okuru rahatsız edecektir. Gürpınar’ın hemen hemen tüm eserlerinde bağnazlık ve cahillikle alay ettiği dikkate alınırsa, dönemin toplumsal gerçeklerini ve yaygın kabul gören fikirlerini eğlenceli bir dille ele alan yazarın kimi zaman bu düşüncelerle alay etmek kimi zaman toplumsal önyargıların katılığını sergilemek için bu ifadelere yer verdiğini olasılık dahilinde tutmak gerekir.
Kadınlar Vaizi
Bu vaizci için ölen, dirilen, ayılan, bayılan kadının sayısı yok. Ama Efendi'nin bu çığırtkan renklerine mi, boyuna mı, bosuna mı, çapına mı, nesine bilinmez. Çünkü tabiat bilmeceleri içinde kadın ruhundan daha karışık bir şey yoktur.
Yankesiciler
Ah ah, biz ne budalayiz. Ne vakit aramizda bir kaşkariko var, ne için yidelum Avrupaliya ki bize bir akil oyretsin. Nah oyretti. Kiçimiza boyle koskoca bir delik açti.
Aferin Hayrullah
Sevişme, sevdalanma hep bahane. Ne renkte olursa, olsun, maksat soy üremesidir. İnsanlar, tabiatın bu üstünlüğünü aşk sanmak kuruntusuyla yaşarlar...
Menekşe Kalfa’nın Müdafaası
Bunun adına yeni felsefede hayat mücadelesi derler. Yaşamak için zayıf gördüğünün elindeki ekmeği kapmak hırsızlık değil, ustalıktır. Bunu düzeltmeye uğraşanların .aklına şaşarım. Hatta bu Dünya Harbi niçin oluyor? Azıcık düşünseniz altından hep bu mesele çıkar.
Kocası İçin Deli Divane
Bir insan samimilikle, candan sevdiği bir kimseyi sevgisinin şiddetini sebep göstererek bu derece rahatsız etmez. Edemez. Buna gönlü razı olmaz. Sevdiklerini her dakika rahatsız edecek, ıstırap verecek şekilde sevenlerin duygularında sevgiden çok bencillik vardır.
Ada Vapurunda
Vapurun, iri bir lastik torba gibi ağzı açılır. Birbiri üzerine halk içeri dökülür, dökülür, dökülür. Siz de insanlığınızdan çıkar, paket, balya gibi bir şey olursunuz. O siyah akıntının içine karıştıktan sonra artık ayaklarınızın sahibi değilsiniz. Yürümezsiniz. Sizi yürütürler. Her tarafınızdan bir muşta, bir yumruk, bir itme, bir kakmayla götürülürsünüz. İnsanoğlu denilen insan kardeşlerinizin ne kadar kaba ve hoyrat olduğunu bu geçitte anlarsınız. Anlatılmaz bir baskıyla itile kakıla nihayet kıyma makinesinden dökülür gibi hemen pelte halinde bir köşeye tıkılırsınız. Orada da bir işkence dolabı içindesiniz. Oturmak nerede, eğilmek bile elinizde değildir. Gene o siyah akıntı sizi sürükleyip köprü dubaları üstüne atıncaya kadar o acıklı halde kalırsınız.
Fırkacı
Yaratılıştan kör, topal, zeki, ahmak gelenler var. Afif Necati de partici doğmuştu. .... Bakan olmayı gözüne kestirmişti. ... İncelemeleri sonunda bu basamağa atlamak için tutunacak iki tutamak keşfetti: particilik ve gazetecilik. ... . Partinin çığırtkanları, tutanları, pohpohçuları, yardakçıları, koruyucuları, yalancı şahitleri, hık deyicileri, millete yağlı, tuzlu dolma yutturucuları kimlerdir? Parti gazeteleri...
Gazeteye arşın boyu makaleler yazardı... Bir kaşık yoğurda bir kova su katarak basın ayranı yapardı.

 

Puanlamalar

%0
%0
%0
%0
%0
Sen de bu ürün hakkındaki fikirlerini paylaş!
x

İnternet sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz ve internet sitemize yapacağınız ziyaretleri kişiselleştirebilmek için çerezlerden faydalanıyoruz. Dilediğiniz halde çerez ayarlarınızı değiştirebilirsiniz. Detaylı bilgi için tıklayınız